Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi” yazımıza hoş geldiniz. Birçok kitapta, dizide ve filmde karşımıza çıkan, defalarca duyduğumuz bir isimdir Şahmeran. Farklı bölgelerde farklı varyantlarıyla günümüze kadar ulaşan bu efsaneye detaylarıyla değinelim.

Yılan Mitosu

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

Yılan, tek tanrılı dinlerde karanlık güçler ve şeytanla birlikte anılırken Antik Yunan mitlerinde şifa ve bereket anlamlarını barındırırdı. Bununla birlikte Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce Anadolu’da da yılan, yer evrenini ve tıpkı Yunan Mitolojisi‘ndeki gibi bereketi temsil ederdi. Fakat Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra Kur’an ayetlerinden etkilenerek yılanı cehennemle ilintilendirmişlerdir. Yani inanışların bir kısmı yılanı uğurlu kabul ederken bir kısmı uğursuz addetmiştir. Tasvirlerinde kadınla bağdaştırılan yılan, Türk halk inancında Yılan Ata ya da Yılan Ana da denilen ama en çok Şahmeran adıyla anılan bir efsaneyle karşımıza çıkar. Türk Dil Kurumu‘na göre Şahmeran, ”başı insan, gövdesi yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi bir yaratıktır” şeklinde tanımlanmıştır. Bunu destekler nitelikte olmakla birlikte daha detaylı bir tanımı Onay şu şekilde verir: ”*Şahmeran, inanışa göre insanların kötülüklerinden kaçıp bir mağaranın zemini altında bağ ve bahçelik bir yerde yaşayan, başı insan başı, gövdesi yılan şeklinde betimlenen yılanların padişahıdır”.

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

Şahmeran Efsanesi, çeşitli coğrafyalarda anlatılmakla birlikte en yaygın olan 2 tip versiyonu vardır. Biri Tarsus yöresinde bahsi geçen diğeri ise Mardin yöresinde konu edinendir. Öncelikle Tarsus yöresindeki Şahmeran Efsanesi varyantını ele alalım.

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

1. Tarsus Yöresinde

Binlerce yıl evvel yerin yedi kat altında ”meran” adı verilen şefkatli ve akıllı yılanlar yaşarmış. Meranların padişahına da Şahmeran denirmiş. Şahmeran genç ve bir o kadar da güzel bir kadınmış. Yerin yedi kat altında yaşayan bu yılanlar ve Şahmeran‘ı insanoğlundan gören ilk Cemşab adında bir delikanlıymış. Cemşab ve arkadaşlarının ormanda bal dolu bir mağara görmesiyle başlıyor her şey. Balı çıkarmak istiyorlar ve bunun için Cemşab’ı mağaranın aşağısına indiriyorlar. Bal çıkarma işlemi bittikten sonra Cemşab’ın arkadaşları paylarına daha fazla bal düşmesini istedikleri için onu aşağıda bırakıp kaçıyorlar. Arkadaşları tarafından ihanete uğrayıp mağarada bir başına kalan Cemşab, orada bir delik ve delikten yayılan bir ışık görüyor. Bıçağıyla bu deliği büyütünce Şahmeran’ın krallığıyla ve yılanlarla karşı karşıya kalıyor.

İlk başta buradan gitmek istese de Şahmeran insanoğluna güvenmediği için buna izin vermiyor. Ama yıllar geçtikten sonra güvenini kazanıyor Şahmeran’ın. Ailesini çok özlediğini söyleyerek yeryüzüne çıkmak istiyor Cemşab. Lâkin bunu yapabilmesi için Şahmeran‘a söz veriyor. Hiç kimseye oradan ve gördüklerinden bahsetmemesi gerekiyor. Sözünde de duruyor uzun yıllar boyunca. Ta ki bir gün ülkenin padişahı hastalanana dek. Ülkenin veziri, Şahmeran‘ın etinin bu hastalığa iyi geleceğini dört bir yana duyuruyor ama asıl niyeti Şahmeran‘ın etini kendisi yiyerek tüm cihanın sırlarına ermek istemesi. Cemşab, padişahın kurtulması için sözünü hiçe sayarak vezire Şahmeran‘ın yerini söylüyor. Kuyudan çıkarılan Şahmeran, Cemşab’a: ”Beni toprak çanakta kaynatıp suyumu vezire içir, etimi de padişaha yedir’‘ diyor. Bunun üzerine vezir ölüyor ve padişah iyileşip Cemşab’ı vezir yapıyor.

Efsaneye göre Şahmeran‘ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler. Tarsus’un, Şahmeran’ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir.

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi

2. Mardin Yöresinde

Zamanın durduğu Mardin şehrinde Tahmasp isimli yakışıklı bir delikanlı yaşarmış. Tahmasp, bir gün binlerce yılanın ve Şahmeran‘nın yaşadığı mağaraya yanlışlıkla girmiş. Karanlık mağarada hiçbir şey göremiyorken bir ışık huzmesi belirmiş ve etrafını yılanlar sarmış. Tüm yılanlar o ışığın geldiği yöne bakıyorken o da kafasını oraya çevirmiş. Lâkin baktığı yöndeki kadını görünce dona kalmış. Çünkü Tahmasp hayatındaki gördüğü en güzel kadına yani Şahmeran‘a aşık olmuş. Belden aşağısı yılan olan bu kadın Tahmasp’a yaklaşmış ve ”Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeran’ım. Benden sana zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle uzun uzun konuşuruz.” demiş. Ardından geldiği yöne geri gitmiş.

Yıllar boyunca Şahmeran‘nın yanında kalmış Tahmasp ve yıllar geçtikçe daha çok sevmişler birbirlerini. Ama bir süre sonra Tahmasp ailesini ve yeryüzünü çok özlemiş. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp’ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış ve ona şöyle demiş: ”Ey Tahmasp, beni iyi dinle. Sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin verirsem sen de bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni istiyorum. Ne sebeple olursa olsun, başka insanlarla sakın beraber suya girme.Tahmasp buna çok sevinmiş ve Şahmeran‘a yeminler ederek oradan ayrılmış. Yıllarca da bu yemine sadık kalmış.

Ölümüne Aşklar

Uzun bir süre sonra bir gün ülkenin kralı hastalanmış. Kralın kötü kalpli veziri bu hastalığın çaresinin Şahmeran olduğunu söylemiş. Kralın hastalığının onun etinden bir parça yemesiyle derman bulacağını kralın kafasına sokmuş. Kral da tüm ülkeye Şahmeran‘nın bulunması emrini vermiş. Tüm ülkede Şahmeran aranmış fakat bulunamamış. En sonunda bilge bir adam, herkesi bir bir hamamlara ve nehirlere sokma fikrini ortaya atmış. Ülkedeki herkes gibi Tahmasp da hamama girmiş ve herkesin ona dikkatlice baktığını görmüş. Çünkü bütün vücudu yılanlarınki gibi pullarla kaplıymış. Şahmeran‘nın yerini söylemesi için Tahmasp‘a günlerce işkence edilmiş ve en sonunda Tahmasp, Şahmeran‘nın yerini söylemek zorunda kalmış. Şahmeran’ı yakalayarak, dünyanın bütün sırlarına sahip olmak isteyen vezir, askerlerle ve Tahmasp‘la birlikte Şahmeran‘ı bulup kralın huzuruna getirtmiş.

Şahmeran ve Tahmasp, kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler. Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp’a dönerek: ”Ey sevdiğim üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama ben de sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur!” demiş. Tahmasp, Şahmeran’nın bu sözleri üzerine daha da utanmış. Şahmeran sözlerine şöyle devam etmiş: ”Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir parça koparıp yerse o, bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı boylayacak.

Şahmeran daha sözlerini tamamlamadan kötü kalpli vezir elinde kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeran’nın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve kuyruğundan bir parça koparmış, Tahmasp da duyduğu acı ve utancın etkisi ile fırlayıp sevdiğiyle oracıkta ölmek için, Şahmeran‘nın kafasından bir parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı yutar yutmaz oracıkta ölmüş. Tahmasp‘a ise hiçbir şey olmamış. Ancak Tahmasp, sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarıya atmış ve dağ, bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. Şahmeran‘nın etinin ona verdiği bilgelikle Lokman Hekim olarak bilinmiş.

Dizilerde ve Kitaplarda Şahmeran

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi
Hayat Devam Ediyor Dizisi

Bu efsanenin ışığında halk arasında Şahmeran tılsımlı ve şifa sembolü haline geldi. Aynı zamanda birçok dizide ve kitapta yer edindi.

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi
Asmalı Konak Dizisi

Özellikle metinlerarasılık tekniğini kullanarak kaleme alınmış Murathan Mungan’nın ”Şahmeran’nın Bacakları” eseri, Şahmeran Efsanesi‘nin sıkça işlendiği bir yapıttır.

 Var oluşunun ayrıksı kimliğine tutsak edilmişti bir kez. O görkemli, o kutsal, o güzel varlığı ne insanların, ne de yılanların dünyasında tam olarak yer bulamamış, arafta kalmış, kendi cehenneminde sessiz ve yalnız bekleyip duruyordu. Tebaasının uyanışı bile kendi ölümüne bağlıydı.

Murathan Mungan-Şahmeran’nın Bacakları

Yılanların Şahı: Şahmeran Efsanesi” yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!

Yararlanılan Kaynaklar

  • *Onay, A. T.(2009), Şah-ı Maran, Açıklamalı Divan Şiiri Sözlüğü, (Haz.Cemal Kurnaz),İstanbul: H Yayınları.
  • Karakurt, D.(2011), Türk Söylence Sözlüğü.
  • Şimşek, G.(2016), İnançların Görselleşmesinin 2000 Sonrası Türk Dizilerinde Kullanımı: Şahmeran Örneği.
  • Çalışır, Uncu,(2018), Sözlü Kültürün Sözlü İletişimle Harmonisi: Şahmeran.
  • Mungan,M.(2008), Şahmeran’nın Bacakları.


Esra Nur Zileli
Satır aralarını dipnotlarla bezeyen biri.