Yeraltı Filmi

Yeraltı Filmi: Olunan Kişi ile Olmak İstenilen Kişinin Çatışması

Yeraltı filmi, Zeki Demirkubuz tarafından Dostoyevski‘nin Yeraltından Notlar kitabından uyarlandığını biliyoruz. Filmi elbette ki kitaptan bağımsız şekilde izleyebilmekteyiz, dolayısıyla da kitaptan bağımsız bir şekilde ele alabilme şansımız da bulunmakta. Önerim, gerçekten etkili bir uyarlama olan bu 2012 yapımı Yeraltı filmini kitabın ardından izlemenize yöneliktir. Film olgusunun, işitsel ve görsel etkinlikler içermesinden ötürü söz konusu güzel bir uyarlama olan bu film, kitabı sindirmekte yardımcı olabilmektedir. Demirkubuz‘un Dostoyevski, Nietzsche gibi yazarlara olan merakı ve bunları filmlerine yansıtma çabasının başarılı olduğunu bu film gösterebilmektedir.

Kendi fikirlerim eşliğinde, film üzerine bir şeyler yazmak istediğim için tam olarak bir film incelemesi olarak görülmemesini istemekteyim. Bunun yanı sıra da, filme dair sahneler nedeniyle de spoiler içerdiğini de belirtmek isterim.

Yeraltı Filmi: Yalnız Yaşayan, Avare Dolaşan, Dibe Çökmeye İstekli

Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben. Yeraltından Notlar kitabının giriş cümlesi böyledir. (1) Ana karakterimiz Muharrem böyle midir peki? Kameranın odağı onda olduğu için, onun tarafından izliyoruz dolayısıyla bir nevi taraflı bir görüşe sahip oluyoruz. Taraflı görüş eşliğinde izlediğimizde de yalnız başına yaşayan, topluma ve toplumsal olgulara, inançlara yabancı birisi olduğunu görüyoruz. Bu yabancılık hissi neticesinde de empati duygusuyla birlikte kendisine yakın hissetmek, kendisine acımak olası mıdır? Belki evet diyebiliriz bu soruya.

Yeraltı Filmi

Ancak bu olasılık bir yanda dursun, irdeledikçe topluma olan yabancılığının sebebini anlayabilmekteyiz. Zira kitap okuyan, bir şeyler öğrenen, bir farkındalığa da sahip olan bu adamın, küçümseyici bakışlarla çevresine baktığını filmde görebilmekteyiz. Filmin sonlarına doğru olan bir sahnede, bir hayat kadını ile yaptığı ”Ölüm” üzerine sohbet, onun kavrayışının ve farklı düşüncesinin bir dışa vurumu olarak ele alınabilir. Muharrem’in kadına dediği ”Nereden biliyorsun öldükten sonra bir şeyler hissetmediğini?” cümlesi ölüm üzerine düşündüğünü gösteren ama aynı zamanda da, toplumsal olarak kabul edilmiş belli başlı kavramlara inanmadığını belirten bir cümle olarak algılanabilir.

Ölüm üzerine o denli düşünmeyen, kendisinden aşağı seviyede bir insan olduğunu kabul eden hayat kadınına, Muharrem’in ölüm üzerine düşüncelerini açıklaması da onun küçümseyici ve bilmeyen insana karşı kurmaya çalıştığı üstünlüğünün bizlere aktarılmasıdır. Tüm bunlar irdelendiğinde de, topluma yabancılığını esasında kendi elleriyle yaratmış olduğunu da gözlemleyebilmekteyiz. Kendisi topluma yabancıdır ancak bunun sorumlu yanlarından birisi de yine kendisidir.

General ve Yalakalar

Sosyal açıdan yoksun olan Muharrem’in, bir tür amatör yazar grubu diyeceğimiz arkadaşlarının bulunduğunu ve arkadaş grubunda bulunan arkadaşı Cevat ile arasının açıldığını biliyoruz. Yüzsüz biçimde kendisini yemeğe davet ettiren Muharrem, bu yüzsüz oluşunun farkında olmasına rağmen hiç sıkıntı duymaz. Zira kendi içinde bir gücenme, bir alınma ile arkadaşlarının onu hesaba katmamasına içerlenen dolayısıyla da ”Beni niye davet etmiyorsunuz yemeğe?” diyen Muharrem’in bu yaptığının intikam alma biçimi olduğunu söyleyebiliriz. Arkadaşlarının onu sevmediğini bildiği için, intikamını onlarla bulunarak almak, hırsız olduğunu düşündüğü Cevat’ın yüzüne bir şeyler söylemek istiyor.

Yemek masasında kendisi Cevat’ın yüzüne hırsız olduğunu söylemek istemektedir. Bunun sebebi ise arkadaşlarının fikirlerini, anılarını kendi kitaplarında izinsiz kullandığı gerekçesidir. Cevat ise arkadaşları ile konuşup bu problemi çözmüş olsa da, Muharrem bunu kabullenmemiştir.

Yeraltı Filmi

Kendisinden aşağı kategorisinde değerlendirdiği insanlara uyguladığı küçümseyici, baskı kurucu eylemi bile gerçekleştirirken başarısız olan Muharrem, ona denk olabilecek birisine laflarını söylemekten çekiniyor. Ancak düşüncelerini masada sarhoş olduğunda, sarhoşluk sıfatının arkasına sığınarak yapabiliyor. Kendisi doğru bildiğini söylemek istese de, doğruyu temsil ettiğini düşünse de esasında korkaklığı ve bunu gerçekleştirme biçimiyle tiye alınmamasına sebep oluyor. Muharrem topluma, çevresine bir savaş açmış ancak açtığı savaştan kimsenin haberi olmayan, yalnızlığın içinde biri olmaya devam ediyor.

Acizliği, korkusu bir yanda iken bir yanda da, arkadaşlarının onu küçük düşürdüğü düşüncesi çerçevesinde dizginleyemediği öfkesi ile ani kararlar alarak oteli ayağa kaldıran, fakat başarılı olamadığı için mutlu olan Muharrem‘in “Başarısız oluşuna sevinmesi”, ani kararların altında ezilmek ile birlikte aynı zamanda olmak istediği kişi için gösterdiği yeteneksizliğin işareti olarak yorumlanabilir. Olmak istediği kişi ve olduğu kişi çatışmasının gözlemlendiği bir diğer sahne.

Muharrem’in acizliği ise son sahnede daha belirgin olmakta. Kendi varoluşuna anlam katmak için küçümsemeye başvuran Muharrem, hayat kadınını aşağılar. Kadın bu aşağılama karşısında Muharrem’in acizliğini fark ederek ona ufak bir şefkat gösterir. Muharrem bunun etkisiyle, kadının kucağında ağlamaktadır. Acizliğini gözyaşları eşliğinde kabullenir, ardından kadınla cinsel ilişkiye girerek yaşananlardan uzaklaşmak ister.

Yeraltı filmi, aciz insan varoluşunu etkili aktardığını düşündüğüm bir yapım olarak, Dostoyevski meraklılarına bir önerimdir.

Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!

Dipnot

(1) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları basımı olan Yeraltından Notlar kitabından aldığım bu giriş cümlesi, yayınevi farklılıklarından dolayı farklı bir kitapta tıpatıp aynı olamayabilmektedir.


Mert Can Ay
Düşünmekten ve düşlemekten hoşlanan, kendi çapında da felsefeye, edebiyata ve sanata dair merakıyla birlikte düşüncelerini aktaran birisi. [email protected]