arama

Yeraltı Edebiyatı

  • paylaş
  • paylaş
  • Furkan Sarıca

Yeraltı Edebiyatı, asilerin, kaybedenlerin, uçlarda yaşayanların, sevilmeyenlerin dili, sesi, gözyaşıdır.

Yeraltı Edebiyatı, toplumda ne kadar sevilmeyen ve bizlere yasaklanan şey varsa hepsidir. Yeraltı Edebiyatı 19. yüzyılın ortaları ile 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. “Dili zincirlerinden kurtarmak” adı ile kendini biz okurlara sunan edebi türdür. Sert, muhalif, sorgulayıcı, düş ve gerçekliğin arasında ip cambazlığı yapabilen yeraltı edebiyatı; alkolizm, cinsellik, gibi utanç duyulan şeyleri bize anlatır. Yeraltı Edebiyatı için tarihin tozlu raflarına gidersek: 18. yüzyıldaki Gotik Edebiyata ve ayrıca Marquis de Sade’e (1740-1814) denk geliriz. Peki neden Gotik Edebiyat, Yeraltı Edebiyatı ile ilişkilendirilir? Kısaca anlatırsak, tek bir sebebi vardır. İki edebi tür, korku ve şiddet temalarından fazlasıyla beslenir ve bunları sever. Marquis de Sade (1740-1814) ise kitaplarında ve kendi özel yazılarında ele aldığı cinsel içerikli konular ile bu türün esinlenilen kaynağıdır. Sade, ayrıca yazdıkları ile ‘başkalarına acı çektirmekten hoşlanma’ olarak dilimize geçen Sadizm’in de fikir babasıdır. Sade, erotizm ve şiddeti çok güzel harmanlayarak yazmıştır fakat, o dönemde yazdıkları aşırılık olarak kabul edilince ve hapse atıldı.

Daha sonraki yüzyılda ise, Thomas Penson De Quincey (1785-1859) Confessions of an English Opium-Eater adlı kitabı ile birçok ünlü yazarı etkilemiştir. Beat kuşağı olarak adlandırılan bu dönemde; Oscar Wilde, Virginia Woolf, Marcel Proust gibi yazarlar, kendisinden etkilenmiştir. Bu zamanlarda ise Türk Edebiyatında, yeraltı edebiyatına dair çok az iz görürüz. 1900’lü yılların başında Neyzen Teyfik’ten başka bir isim göze çarpmaz.

Yeraltı Edebiyatının Temel Özellikleri

1. Gerçekçilik

Kurgusal olarak, yeraltı edebiyatı sahicidir, yani sizin görmek istemediğiniz şeyleri size gösterir. Cinsellik, uyuşturucu, cinayet, küfür, fakirlik, transseksüellik vesaire olayları fazlaca gözümüze sokar. Aslında bu türde bir anarşi vardır. Yeraltı Edebiyatı kendini insanların hayır dediği şeylere kapatmaz, aksine onlara kapısını daha çok açar ve kabullenir. Yeraltı Edebiyatı, sahici olarak hayatın kendisini ele alır ve size romanların sunmadığı cinselliğin ve şiddetin her halini gözünüze sokar. Yeraltı Edebiyatı, somut hayal gücünün en uç noktalarını kullanır fakat bunları akla ve mantığa uygun şekilde işler. Kitabı okurken çok saçma gözükebilen fakat günlük hayatta olabilecek olan her ayrıntıyı bize aktarır. Yeraltı Edebiyatı, Fantastik ve Bilim-Kurgu edebiyatı gibi aşırıya kaçmaz ama o aşırılığın uç noktalarına fazla yaklaşmadan bizi sürükler oralara. Şiddeti, fantastik şeylerle bütünleştirmez veya bizi başka bir diyara ışınlamaz; hayatta sürekli karşılaştığımız ama gözümüzü kapattığımız, şiddet ögelerini gözümüze soktuğu için, bazen acı verici ve rahatsız edici olabilir fakat bunlar, Yeraltı edebiyatının tuzu biberidir.

Yeraltı edebiyatının rahatsız edici tarafı, insanı aslında var olan gerçekle yüzleştirmesi, yani kendisiyle. Ona her şeyin insan yüzünden meydana geldiğini ve yine insan yüzünden yok olacağını kızgınca anlatır. Varoluşçuluk akımının da türün böyle olmasına etkisi vardır. Özellikle Fyodor Mihayloviç Dostoyevski bu konuda öne çıkmaktadır.

2. Dil Kullanımı

Yeraltı Edebiyatı bizim gündelik dilimizi kullanır ve bunlara ek olarak sokak jargonunu fazlasıyla dahil eder. Bu yeraltı edebiyatının vazgeçilmez özelliklerinden biridir. Yeraltı Edebiyatı yazıldığı dönemin; politik şartlarına, hayat koşullarına, yazıldığı topluma ve coğrafyaya, popülaritede olan şeyleri sokağa taşır ve aynı bir sokak serserisi gibi, yazar bunları bize aktarır. Yeraltı edebiyatında yazar, dili estetik kaygılardan yoksun kullanır ki bu da bir rahatlık sağlar yazara, böylece hem yazan kişi daha efektif olur hem de biz okurlar daha çok bağlanırız bu tür kitaplara, çünkü bizdendir, insanoğlu kendine tutulan aynaya bakmayı sever çünkü.

3. Sıra Dışı Ana ve Yan Karakterler

Buraya kadar okuduğunuz üzere yeraltı edebiyatında normal bir şey yok. Buna uygun olarak karakterlerimizde böyledir. “Normların dışında” karakterlere sahiptir, genel olarak kendine has tavırları olan, uyum sağlayamayan, mutsuz, sefil kişiler ele alınır fakat bu kişilerin böyle olmasının sebebi: kendi hayatlarında başka insanların hayatlarını yaşamaları veya kendine ait olmayan hayallere sahip olmalarıdır. Karakterler; ebeveynleri, sevgilileri, hayatın dayattıkları gibi şeyleri yaşayarak, bir hamur karışımı olur ve bu karışım bize, farklı eklemeler ve pişirme yöntemleri ile aktarılır. Karakterleri böyle yapan kısacası hayattır. Karakterlerin bazısı, kendini hayatın akışına kapatıp, kendisini birinin uyandırmasını bekleyen bir Edward Norton olup, bazısı ise herkesin olmak istediği fakat karanlık sırlara ve yakışıklılığa sahip Kinyas’tır. Fakat bu konuda yapılan birçok yanlış vardır, yeraltı edebiyatındaki karakterlere benzeyen normal edebi romanların karakterleri, Beat Kuşağı ve Kara Edebiyat karakterleri de, yeraltı edebiyatı karakteri muamelesi görür. Aslında böyle bir durum yoktur, her karakteri benzerlik gösteren yeraltı edebiyatı değildir.

yeraltı edebiyatı

4. Dünyada Yeraltı Edebiyatında İz Bırakan Yazarlar

Yeraltı Edebiyatı, birçok edebiyat kuralını yok sayar ve bunun etkisi de birçok kişinin bu türü benimseyip, bu türde eser vermesinde öncü bir etken olmuştur. Charles Bukowski’yi (1920-1994) bize tanıtan edebiyattır. Öncelikle Bukowski’nin; Post Office (Postahane), Most Beautiful Woman In The Town (Kasabanın En Güzel Kadını) kitaplarını ve özellikle “Factotum” yazarının kendisini de bize tanıtır. Bunun yanında, son dönemlerde öne çıkan yabancı yazarlardan Chuck Palahniuk vardır. Kendisini ilk olarak Fight Club (Dövüş Kulübü) eseri ile tanınmış ve 1998 yılında ise bu kitap beyaz perdeye uyarlanmıştır.

  • Henry Miller
  • Irvıne Welsh
  • Marquis de Sade
  • Patricia Highsmith
  • Jack Kerouac
  • Leonard Cohen
  • Tristan Hawkins
yeraltı edebiyatı

5. Türkiye’de Yeraltı Edebiyatı

yeraltı edebiyatı

Dünya çapında, özellikle Avrupa’da 19. yüzyıl ve 20. yüzyılda, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise fazlaca örneği bulunan bir tür olan Yeraltı Edebiyatı, üzülerek belirtiyorum ki ülkemizde nefes alabildiği alanı kısıtlı olan bir türdür. Özellikle Türk Edebiyatı; olay, zaman, mekan ve kavramlar konusunda güzel tasvirlere ve zengin içeriğe sahip olsa da gerek toplum yapısı, kitap okuma oranlarımız gibi etkenler dahil edildiğinde pek fazla revaçta değildir. Fakat son zamanlarda, özellikle genç nesilde, Yeraltı Edebiyatına bir atılım var ve bu yadsınamaz bir durumdur. Burada 90’lar dönemi Türk sinemasının kasvetli ve bunalım filmlerinin çok etkisi vardır. Özellikle; Nuri Bilge Ceylan, Ömer Kavur, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem gibi isimler bunalımın, depresifliğin, taşra hayatının örneklerini bize tıpkı bir Yeraltı Edebiyatı etkisiyle anlatıyolar. Sinemanın da etkisiyle yeni dönem yazarlarımız ortaya çıkmaya başlamıştır, özellikle suç ve dramın birlikte işlendiği “Ağır Roman” Metin Kaçan’ın harika eseridir fakat içler acısıdır ki kendisi 2013 yılında intihar etmiştir.

Bu türün ülkemizde en fazla okunan ve revaçta ismi ise Hakan Günday‘dır. 24 yaşında Kinyas ve Kayra‘yı yazmıştır. Kendisi dünyanın en üst mertebe edebiyat ödülü olan “Medicis En İyi Yabancı Roman Ödülü” başarımına sahiptir. Kinyas ve Kayra, ülkemizde en çok okunan ve revaçta olan Yeraltı Edebiyatı Romanıdır.

Türk Yeraltı Edebiyatı Yazarları

  • Oğuz Atay
  • Küçük İskender
  • Metin Kaçan
  • Cumhur Orancı
  • Hakan Günday
  • Emrah Serbes
  • Yusuf Atılgan

Tavsiye Edilen Kitaplar

  • Hakan Günday – Kinyas ve Kayra
  • Cumhur Orancı- Acı Düşler Bulvarı
  • Hakan Günday – Az
  • Chuck Palahniuk – Tıkanma
  • Patricia Highsmith – El Sürçmesi
  • Henry Miller – Yengeç Dönencesi
  • Marquies De Sade – Yatak Odasında Felsefe
  • Charles Bukowski – Ekmek Arası
  • Irvine Welsh – Trainsspotting

KAYNAKÇA

  • www.wikipedia.org/yeralti-edebiyati
  • https://oggito.com/icerikler/yeralti-edebiyatinin-temel-ozellikleri-ve-edebiyatimizda-yeralti-altay-oktem/5109
  • https://gencgazete.org
  • http://getwallpapers.com
  • https://oldlaikdays.com