Yeni Irak: Libya

Libya, Kaddafi’nin devrilmesinin ardından kaosa sürüklenen bir ülke. 2011 yılından sonra başlayan iç savaş devam ederken zaman içinde iki farklı yönetim ortaya çıktı. Tarihsel süreci detaylıca yazar arkadaşım Kutlay Ünlü daha önce yazdı. Buradaki linkten ulaşabilirsiniz. Biz farklı bir açıdan ele alacağız. Bakalım Libya’nın da sonu tıpkı Irak gibi mi olacak, hep beraber değerlendirelim.

Birleşmiş Milletler, çatışmaların başlamasından bu yana binlerce kişinin yerlerinden olduğunu ve hayatlarını kaybettiğini açıkladı. BM başta olmak üzere uluslararası bazı siyasi otoritelerin yapmış olduğu ateşkes çağrıları maalesef cevap bulmuyor. Sivillerin zarar gördüğü bu çatışma ortamı bize, 2003 yılında ABD ve Birleşik Krallık ( Kraliçe ) önderliğinde oluşturulan koalisyon ordularının Irak’a girdiği günleri hatırlattı.

Libya’daki İki Farklı Yönetim

Arap Baharı olarak tanımlanan halk hareketinin, rejim karşıtı çatışmalara dönüştüğü ve Muammer Kaddafi’yi koltuğundan ettiği 2011 yılından bu yana ülkede siyasi istikrar bir türlü sağlanamadı. 2014 seçimlerinin ardından ise ülke siyasi olarak ikiye bölündü.

Bunlardan birisi ülkenin doğusunda, Mısır sınırına yakın Tobruk’ta bulunan Temsilciler Meclisi’dir, ki Hafter güçlerinin kontrolü altındadır.

Diğeri ise, Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti’dir ki BM başta olmak üzere bazı ülkeler meşru hükumet kabul etmiştir.

Kaynak :Clash Report

Kim Kimi Destekliyor ?

Şu bir gerçek ki ; eğer Ortadoğu’da kan ve gözyaşı varsa orada mutlaka dünyanın kan emici güçleri vardır.

Önce zemin hazırlanır sonra silah yardımı, sonra siyasi yardım yapılır. Ve en sonunda “ Özgürlük “ gelmiş olur. Bunu daha önce Irak’ta gördük. Libya’daki durum da çok farklı değil.

Hafter Destekçileri

Kaynak : Clash Report

Mısır, Hafter’i destekleyen ülkeler arasında başı çekiyor. Nedeni ise çok ciddi ekonomik çıkarlar. Körfez savaşından bu yana Libya’dan aldığı ucuz petrol anlaşmasını devam ettirmek istiyor. Hafter ise bu sözü Mısır’a çoktan vermiş. Ayrıca yeni yapılandırılacak olan Libya, Mısır için kendi şirket ve işçileri için güzel bir fırsat.

BAE, Son yıllarda bölgedeki etkinliğini iyice artırdı. Radikal İslam ile küresel çapta mücadele etmek istedikleri için Hafter’i destekliyorlar. Geleneksel ve sosyal medya mecralarının finansmanının da arkasında bu ülke var.

Rusya, uzunca bir süre her iki tarafla arasındaki mesafeyi korudu. Ancak son zamanlarda desteğinin Hafter tarafına kaydığı görülüyor. Rusya’nın Libya’daki öncelikleri arasında Kaddafi döneminde yapılmış enerji anlaşmalarını devam ettirecek istikrarlı bir yönetim kurulması var. Tabi ki silah satmak, Akdeniz’deki etkinliğini artırmak, Suriye’ye yardım için rahat denizler ortaya çıkarmak gibi bir derdi yok . Hatta hiç olmadı 😏

ABD, Libya’da yaşanan olaylar karşısında net bir tavır takınmış değil. Her iki taraftan da kendisine yarar sağlama çabasında. Her zaman olduğu gibi. Ancak Hafter ile doğrudan temas kuruyor. 20 yıl ABD’de yaşayan ve ABD vatandaşı olan Hafter’in CIA ile geçmişte bağlantısı olduğu yönünde ciddi iddialar var. Silah, sağlık sektörü, mühimmat, petrol kaynakları gibi dertleri tabi ki de yok. Irak’ta da yoktu. Siyasi ve ekonomik alanların hepsinde ABD, Hafter’in arkasında.

Fransa, en temel önceliği Radikal İslam ile mücadele ve dolaylı olarak Avrupa’da yaratabileceği tehditleri kontrol altına almak. Hafter’in karşısında duran bazı radikal İslamcı örgütlere hava operasyonları düzenleyerek, Hafter güçlerinin önlerini açıyor.

Yunanistan, özellikle Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanları ve güvenlik anlaşmalarının yürürlüğe girmesinin ardından kırmızı alarm verdi. Yunan Dışişleri Bakanı bizzat Hafter ile görüşüp tüm alanlarda destek sözü verdi. Amaçları yapılan anlaşmaları bozmak ve Akdeniz’de hakimiyet kurmak.

Ulusal Mutabakat Hükümeti Destekçileri

Türkiye, özellikle Hafter’in operasyonlarının yoğunlaştığı dönemde insansız hava araçlarıyla UMH’ ne destek verdi. Türkiye, Kasım ayında Sarraj hükümeti ile deniz yetki alanları ve güvenlik alanında bir işbirliği anlaşması imzaladı. Türkiye’nin özellikle Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama faaliyetleriyle başlayan yeni mücadele alanında elini güçlendirmesi için Sarraj’ın iktidarda kalması ve yapılan anlaşmanın uygulanması gerekiyor.

İtalya, coğrafi yakınlık ve tarihi bağlarından dolayı Libya’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İtalya’nın mülteci akınını durdurmak için Ulusal Mutabakat Hükumeti ile birlikte çalıştığı ve destek verdiği biliniyor.

Birleşmiş Milletler, Libya’daki derin ayrılıklara son verecek siyasi süreci Ulusal Mutabakat Hükumeti ile aşacağını düşünüyor. Ancak bu kurumun etkinliği her zaman tartışma konusu olmuştur.

Şöyle bir geçmişe gidip baktığımızda Libya’daki bu gelişmelerin yıllar önce Irak’ta yaşanan gelişmelerle aynı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ortadoğu, yıllardır istihbarat servislerinin cirit attığı bir yer konumunda. Her ülke kendi çıkarları doğrultusunda bir denge oluşturmak için çabalıyor. Ancak olan yine bölgedeki masum sivillere oluyor.

Irak yıllardır kendine gelip, tüm halkıyla gerçekleşen birliktelik ortaya koyamadı. Böl-Parçala-Yönet sisteminin en net örneğidir Irak. Libya ise Irak’a yapılan şeylerin daha başında.

Bölgedeki bazı siyasi güçlerin ve Müslümanların etkinliğini daha fazla ortaya koyarak bir istikrar ortamı yakalayamadıkları takdirde, dün Irak, bugün Suriye, yarın Libya bizim için sürpriz değil. Zaten beklenilen bir durum.

Artık öyle bir propaganda yapılıyor ki, o şeyin olması için kuzu kuzu bekliyorsunuz. Libya yıllardır morfin yemiş hasta gibi bekledi. Uyanmasına hala müsaade etmiyorlar.

Üzerinde bu kadar kanlı denge kurulmaya çalışılan bir ülke ayağa kalkabilir mi ?

Bizi Instagram ve Twitter‘dan takip etmeyi unutmayın.


Osman Seyrek
Önce çevreni güzelleştir sonra dünyayı. Düşünen, araştıran, endişelenen ve bunları dile getiren 1992 doğumlu sıradan bir insanım.