arama

Yemek Yemenin Psikopatolojisi

yeme bozukluğu
  • paylaş
  • paylaş
  • Nida Nur Yağız
  • Beğen
    Loading...

Yemek yemek, günlük sıradan bir aktivite olmasının yanında, kimi insanlarda daha farklı işleyen bir aktiviteye dönüşebilmektedir. Farklılık, az yemek ya da çok yemek değil; bu az ya da çok yemek yemenin fiziksel olarak bir karşılığı olması ve kişinin bu karşılıktan memnun ya da rahatsız olması durumudur. Kişinin memnuniyetinin yanı sıra memnun olsa da fiziksel olarak onun sağlığını etkileyen bazı semptomlar görülebilir. Bu çok kilolu olmak ya da çok zayıf olmak gibi. İki ayrı uçtan söz ediyor oluruz bu süreçten sonra.

Psikopatoloji dediğimiz şey kabaca baktığımızda “normal”, “seyrinde” ilerleyen bir şeyin normalden sapması durumudur. Mesela sevmek normal bir şeyken sevginin bağımlılığa dönüşmesi anormaldir, hatta bu bir psikopatolojidir. Bu formül aslında bakış açısı olarak birçok rahatsızlıkta işleyecektir. Yeme bozuklukları dediğimiz şey de tam olarak bununla ilgilidir. Yemek yemek normal bir davranıştır ama devamlı yemek ve bunun obeziteye yol açması sonucu artık bir psikopatoloji arıyor oluruz. Tam tersi olarak kilo almamak için yememek, kusmak da bir psikopatoloji belirtisidir. Hâl böyle olunca insanın aklına şöyle bir soru gelebilir: Neden az ya da çok yiyoruz? Bunun ruh durumumuzla bir ilgisi var mıdır?

Bu sorulara yanıt aramadan önce tanımlanan bu hastalıkları inceleyelim. Literatürde “Beslenme ve Yeme Bozuklukları” başlığı altında Birincil Beslenme Yeme Bozuklukları için sıralananlar şöyle:

  • Anoreksiya nevroza: Kişinin çok zayıf olmasına rağmen kendini şişman olarak görmesi.
  • Bulimiya nevroza: Kişinin tıkınırcasına yemek yedikten sonra kendilerini kilo almamak için kusturmaları.
  • Tıkınırcasına yeme bozukluğu: Tıkınırcasına yedikten sonra kusarak ve egzersiz yaparak yediklerinden kurtulmaya çalışırlar.
  • Pika: Hastanın yemeye uygun olmayan şeyleri yemesi.
  • Ruminasyon: Geviş getirme anlamına gelir. Kişinin yediği yiyeceği ağzından çıkararak tekrar çiğnemesi.
  • Kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı bozukluğu: Kişinin yeterince yemek yememesi sonucu kilo kaybetmesi.

Az Ya Da Çok Yemek Yememizin Ruh Durumumuzla İlgisi Var Mıdır?

Birtakım psikopatalojik rahatsızlıklar; duygudurum bozuklukları, psikotik bozukluklar (şizofreni vb.), bedensel belirti bozukluğu ve obezite gibi bu az ya da çok yemenin direkt etkisi, semptomu olarak görülür. Örneğin bizim depresyon dediğimiz duygudurum bozukluklarında kişi çok fazla ya da çok az yiyebilir. Bu da ruh durumuyla alakalı bir şeydir. Obezite ise psikopatolojik rahatsızlık olarak literatürde geçmemektedir. Daha çok tıp ile açıklanır fakat bu tamamen tıbbi bir rahatsızlık demek de değildir. Birçok duygudurum obeziteye etkendir. Yani aslında ruh hâlimiz yemek yeme alışkanlığımızı değiştirebilir. Gelin birlikte bir anoreksiya vakasını inceleyip ruh hâlinin ya da kişinin özgeçmişinin anoreksiya geliştirmesinde nasıl bir etken olduğuna bakalım.

Bir Anoreksiya Nevroza Vakası: Marlene Richmond

Marlene, küçük bir kasabada dünyaya gelmiş; babasının alkol problemleri ve annesinin aşırı kilosuyla baş etmeye çalışmasını deneyimleyerek büyümüş. Kendisine de söz vermiş onlar gibi olmayacağına dair. Marlene lise zamanlarında 63 kilodan 7.5 kilo düştükten sonra (boyu 1.70 cm) çok kilolu olduğundan söz edip arkadaşlarına yakınmış. Kliniğe başvurduğunda ise 36 kilo civarlarındaymış ve hâlâ birkaç kilo daha verdiğinde daha çekici olacağına inanıyormuş. Aynı zamanda kusma davranışı da mevcutmuş. Görüldüğü üzere bir anoreksiya vakası ve kişi çok zayıf olmasına rağmen bunu kabul edemiyor, kendini 36 kiloyken bile kilolu olarak tanımlayabiliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta öncelikle Anoreksiya nevrozanın ortaya çıktığı yaş dönemi. Genellikle insanın kendini tanımaya ve kimliğini tamamlamaya çalışması olarak tanımlanan ergenlik dönemi AN’nin ortaya çıktığı dönemdir. Özellikle genç kadınlarda bunun görülme olasılığı daha fazladır. Anoreksiyanın ortaya çıkması aslında kişinin çok fazla yemek yemekten korkması ve bunu dizginleyemeyeceği endişesini içerir (Sönmez, 2017). Örneğin Marlene vakasında olduğu gibi, annesi gibi olmaktan korktuğu için komple yemek alınımını azaltmıştır diyebiliriz.

Özellikle psikososyal açıdan baktığımız zaman kadınların daha zayıf olması yönündeki toplumsal baskı da buna yol açmış olabilir. Her ne kadar ülkemizde kültürel açıdan “Seni iyi gördüm.” cümlesi kilo almanın sonucu söylense de yine birçok ailede bu zayıf olmak güzellemesi mevcuttur. Bu bölgeden bölgeye de farklılık gösterebilir pek tabii.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Vakası: Monica Hudgens

Monica’nın tıkınırcasına yeme bozukluğu bir ilişkisinin bitmesiyle başlamış. Önceden de kilolu olduğundan ama bu ilişkinin bitiminden sonra kilosunun artışına dikkat etmediğinden bahsetmiş. Bu tıkınırcasına yeme durumu bir kriz gibi bir anda gelip o sırada her şeyi yemek isteğini ifade ediyor. Monica’da da bu tip epizodlar yaşanıyormuş ifadesine göre. Yani aslında baş edemeyeceği şeyle yüzleşmek yerine tedaviyi yemek yemede arıyor, diyebiliriz.

Psikanalitik açıklamaya göre ise bedeni kontrol altında tutmak için yapılan bir davranıştır. Bu epizodları geçirerek beden kontrol altında tutulmaya çalışılır. Travmatik deneyimlerin de bu tıkınırcasına yeme bozukluğuna yol açtığını söylenir. Kısacası birçok etken aslında yemek yeme davranışı ile bağlantılıdır (Turan, Poyraz & Özdemir, 2015).

Yemek yemek, az ya da çok veya günde iki kez ya da üç kez, insanların kültürel bağlamda gerçekleştirdiği bir davranış biçimidir. Kişide çok yediği için psikopatoloji aramayız, bunu nöbetler şeklinde yaptığında bir sorgulama içinde oluruz: Bir anda çok yediğinde ya da çok yiyip kendini kusturmaya çalıştığında; beden algısı değiştiğinde, kendini yoracak sağlıksız egzersizler yaptığında gibi. Aynı zamanda geçmişte yaşadığı bir olaydan sonra yeme davranışının farklı olması da bir sorun teşkil eder. Asıl odaklandığı şeyden uzaklaşma isteğinde olduğunu düşünürüz. Tıpkı obsesif kompulsif bozuklukta olduğu gibi, kişi düşüncelerini susturmak (!) için bir tekrarlayan davranış geliştiriyor ama bu bir tedavi yöntemi değil. Bakınız bu davranış yemek yemek de olabilir.

İnsanın kendinde bir bozukluk araması çok defa düşülen bir yanılgıdır, fakat bu yazıda bahsi geçen vakalardan ve tanımlardan yola çıkarak eğer gerçekten kendinizde bir sorun görüyorsanız lütfen destek alın. Sevgiler.

Kaynakça

TURAN, Ş., POYRAZ, C. & ÖZDEMİR, A. (2015). Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(4): 419-435.

SÖNMEZ, A. (2017). Çocuk ve Ergenlerde Yeme Bozuklukları, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 9(3): 301-316.

MORRİSON, J. (2017). DSM-5’i Kolaylaştıran “Klinisyenler İçin Tanı Rehberi”. (M. Şahin Çev.) Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık. 

  • Hakan
    2 ay önce

    Çok başarılı bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

    1
    yorum beğen
    • Nida Nur Yağız
      2 ay önce

      Teşekkür ederim. 🙂

      1
      yorum beğen