Yaşa ve Yaşat

Yaşama haklarının ellerinden acımasızca alınarak, yaşamdan koparılan insan/hayvan bütün canlıların Yaşa ve Yaşat düşüncesi altında ölümsüzleştirilmeleri amacıyla.

Yaşam acılar diyarı olarak kendini gün geçtikçe tescillendirmeye devam etmekte. Her geçen gün artan vahşetlere, ölümlere, yangınlara, yıkımlara ve daha bilumum her şeye maruz kaldıkça yaşamın güzelliğinden söz edilebilir mi? Bu perspektif içerisinde değerlendirildiğinde yaşam, giderek bizi umutsuzluğa sevk ediyor. Sürekli maruz kaldığımız bu durumlar bizi hissizleştiriyor. Hissizleşmenin akabinde de alışıyoruz. Yaşanılanlar, bizi yaşanılacak olası başka her şeye karşı alıştırıyor.

Alıştırdıkça da tepki göstermekte zayıflıyoruz, yaşanılanlara acı, üzüntü hissetmekte zayıflıyoruz. Gerçekleşenler karşısında ‘dünya böyle bir yer’ diye, elimizden hiçbir şey gelmemenin kabullenişi ile yaşamın acılığının farkındalığına varıyoruz. Elimizden hiçbir şey gelemiyor iken, susmayalım konuşalım istiyoruz. Fakat konuşmanın bile yetersiz kaldığını hissettiğimizde, karamsarlığa düşmemiz kaçınılmaz değil midir?

Yaşamın acılar diyarı olmasına karşıt olarak yaşamak ise bir o kadar güzel iken, yaşamaya dair umutlar, istekler, duygular, heyecanlar, hayaller o kadar capcanlı hissettiriyor iken tüm bunlardan mahrum edilmenin acısını bir düşünelim. Hedeflerimizi düşünelim, bizi yaşamaya bağlayan yaşam amaçlarımızı, yaşam nedenlerimizi düşünelim. Hayallerimizi isteklerimizi düşünelim. Birkaç yıl sonra nerede olmak istediğimizi düşünelim, hayallerimizi süsleyen olası eşimizi düşünelim. Bu listenin, fazlaca uzayabileceğini düşünelim. Tüm bunları ölüm gerçeği ile paralel şekilde düşündüğümüzde, tedirgin olmak olası. Ölümün belirsizliği tedirgin edici iken, öldürülmenin sebep olduğu mahrum edilmek katbekat daha acı değil midir? Bir psikopatın, rastgele yolda kestirdiği bir canı yaşamaktan mahrum ettiğinde, sözde sevdiği (!) için bir canı yaşamaktan mahrum ettiğinde, kızının gözü önünde annesinin canına kıydığında yarım kalan onca şeyi düşündüğümüzde sızı duymamız, acı duymamız, üzüntü duymamız olası değil midir?

İlle De Yaşam Sloganı Doğrultusunda, Yaşa ve Yaşat Düşüncesini Yok Saymak Niçin Tercih Edilir Ki?

Yaşamda bize eşlik eden, neler olup bittiğinin kavranışına kuvvetlice ulaşamamış hayvan dostlarımızı yaşamdan mahrum eden, cehaletle, yozlaşmışlıkla, büsbütün rezillik ile çepeçevre şekilde yaşamını sürdüren birisini insan kategorisi altında değerlendirememek ve o kişiye nefret, öfke duymak olası değil midir? Dünya hepimize yetmiyormuşcasına can almak, yaşamaktan mahrum bırakmak, kimin -veya hangi canlının- yaşayacağına karar vermek Tanrıyı oynamak, acizliğin, acımasızlığın göstergesi olamaz mı? Düşündüğümüzde, hayvanların sahip çıkılması gerekenler olduğu sonucuna varmamız olası iken niçin onlara düşmanca tutum sergilendiğine akıl sır erdiremeyen insanların ruh sağlığının, fiziksel sağlığının bozulması olası değil midir?

Yaşamda güzelliğin her türüne karşı düşmanca olanlara karşılık, güzelliği yaymak, güzelliği yaşatmak için çaba gösteren kişinin motivasyonunu kaybetmesi olası değil midir? Kötülüğün çoğunluğu, baskıcı gücü güzelliğin -hatta iyiliğin- silinip gitmesine sebep olması yaşamın acılar diyarı oluşunu kanıtlayan etmen olarak varlığını sürdürürken, ille de yaşam sloganı korunabilir mi? Yaşa ve yaşat düşüncesini benimsemekten niçin kaçınılır ki diye düşünmek, sorgulamak en doğal hakkımız değil midir?

Ölüm gerçeğinin farkındalığını kabullenerek, ölüme kucak açan, felaketleri önlemek için canlarını kendi elleriyle feda etmek yüceliğinde bulunabilen, kahramanlık sıfatlarıyla ölümsüzleşenlerin de geride bıraktıkları, yarım kaldıkları onca şey oldukları da bir gerçek değil midir? Bu durumun süreklilik arz etmesi sonucunda, giderek alıştırılmak acı değil midir? Her geçen gün gördüğümüz haberler karşısında alıştığımız için acılar duyamamak, bir acı doğurmaz mı? Kahramanları, kahramanlıklarıyla anmak fırsatı buldukça onları ölümsüzleştiriyoruz. Yaşarken bizi kollayanları, ölümsüzlükle mükafatlandırıyoruz.

Yaşatmakla Yaşayalım

Şüphesiz ki seçtiğim fotoğraflara, isimlere eklenebilecek onlarca, yüzlerce isim var. Her birine yer verememenin üzüntüsü içerisinde belirtmek isterim ki bu yazı yalnızca onlar adına değil, onların temsil ettiği yaşamdan mahrum edilmiş her türlü canlı adına yazılmıştır. Seçtiğim fotoğraflar ve kişiler, anlatmak istediğimi aktarmam konusunda yardımcı olmak için seçtiğim fotoğraflardır. Zira ismini anmamız, ölümsüzleştirmemiz gereken nice kişiler bulunmaktadır. Yaşamaktan mahrum bırakılmış herkese sahip çıkalım ve elimizden geldikçe lütfen yaşatmakla yaşayalım.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın.


Mert Can Ay
Düşünmekten ve düşlemekten hoşlanan, kendi çapında da bir hobi olarak felsefeye, edebiyata dolayısıyla da kitaplara bağlılık gösteren birisi. [email protected]