Vatandaş İçin Medeni Bilgiler

Vatandaş için Medeni Bilgiler, 1931 yılında yayımlanmış bir Mustafa Kemal eseridir. Yazarı Afet İNAN olarak gösterilmiştir. Bu kitaplar benim ismimle çıkmış olmasına rağmen, Atatürk’ün fikirleri ve telkinlerinden mülhem (esinlenmiş) olduğunu ve üslûbun tamamen kendisine ait olduğunu, tarihî hakikatleri belirtmek bakımından bana düşen bir ödev telâkki ediyorum. Ben bu konularda çalıştım, notlar hazırladım ve dersimi onlara göre verdim. Bu kitabımı Atatürk’ün çalışmaları ve fikirleri olarak yayınlarken, onun el yazılarını da birer belge olarak koymak istedim.” Prof. Dr. Âfet İNAN / 14 Haziran 1968

“Ulusun kurduğu devletin ulusa, yurttaşlara karşı görevleri vardır ama devletin varlığı da yurttaşlardan birtakım yükümlülükler, görevler ister. Öyleyse devletin ulusa; yurttaşların da devlete karşı karşılıklı görevleri, hakları vardır. Devlet yaşamını, düşünsel ve ekonomik yaşamı ortaklaşa yaşayan yurttaşların da aralarında birtakım ilişkileri ve birbirlerine karşı görev, yükümlülük hakları vardır. İşte yurttaşlara, gerek devlete gerek aralarındaki ilişkilere göre var olan görevleri ve genellikle devlet örgütünü öğreten bilgiler, Medeni Bilgiler adı altında toplanmıştır.”

Mustafa Kemal ATATÜRK
Mustafa Kemal, çalışırken…

Vatandaş için Medeni Bilgiler; Mustafa Kemal Atatürk tarafından, genç cumhuriyetin fertlerine hitaben yazılmıştır. Devletin ve ulusun ilişkilerini ele alan, bunların hak ve sorumluluklarının alakasını izah eden kitap; Kemalizmin açıklayıcısı niteliğindedir. Kanaatimce, Atatürk; bir yurttaşın en büyük görevi ve aynı zamanda en kutsal hakkının ‘seçim hakkı’ olduğunu kitabın ilk sayfalarında belirterek yurttaşların, devletin temeli olduğuna işaret etmektedir. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın anahtarının eğitimden geçtiğini bir kez daha vurgulamış olan Mustafa Kemal’in bu eseri; cumhuriyetin yılmaz bekçileri olan gençlere, bir süre okullarda okutulmuşsa da, O’nun vefatının ardından kitaba gereken ilgi gösterilmemiştir. Yazıldığı yıla rağmen günümüzde dahi birçok sorunun cevabını bulabileceğimiz bu yapıtın birinci bölümünü, yazımda incelemeye çalışacağım.

Türkiye Cumhuriyetini kuran millete Türk milleti denir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

İçindekiler

  • Birinci Bölüm: Ulus
  • Birinci Kısım: Türk Dili
  • İkinci Kısım: Türk Yurdu
  • Üçüncü Kısım: Ahlak Üzerine Düşünceler
  • Dördündü Kısım: Ulusal Duygu
  • Beşinci Kısım: Din Birliğinin Yeri

Kitabın birinci bölümünde ulus sözcüğünün anlamı, Mustafa Kemal tarafından aranmış ve açıklanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda “Türk ulusundan daha büyük, daha eski, ve daha temiz bir ulus yoktur ve insanlık tarihinde görülmemiştir.” cümlesini kuran Atatürk, ardından Türk ulusunun iki niteliğine değinmektedir: cumhuriyet rejimi ile yönetilmek ve laik olmak. Türk ulusunun kuruluşunda etkin olduğu görülen doğal ve tarihsel olguları ise şu şekilde sıralamaktadır: siyasal varlıkta birlik, dil birliği, yurt birliği, oy ve köken birliği, tarihsel hısımlık ve ahlaki yakınlık. Bu 6 olgunun, Türk ulusu hariç neredeyse hiçbir millette aynı anda bir arada bulunmadığını söylemekte ve bu durumu tarihte Türklerin hemen sürekli olarak savaş durumunda bulunmasına bağlamaktadır.

Bu bilgilere göre savaş, halkların birleşmesinde en güçlü bir etkendir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Birinci kısımda Türk dilinin, ulusun kutsal hazinesi olduğuna değinen Gazi Paşa bu yorumunu şu şekilde desteklemektedir:”…Türk ulusu geçirdiği sonu gelmez güç durumlar içinde; ahlakının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, sonuç olarak bugün kendini ulus yapan her şeyin dili yardımıyla korunduğunun görüyor. Türk dili; Türk ulusunun yüreğidir, düşüncesidir.” Benim düşünceme göre bu cümle, özellikle ‘ulus devletlerin küreselleşmeye direnmesi gereken’ günümüzde önemini korumaktadır.

İkinci kısımda Türk yurdu meselesine değinen Atatürk; bir zamanlar Türklerin ayak basmadığı bir kıta bırakmadığını belirtmekte fakat ulusun, bugünkü yurdundan memnun olduğunu ve güçlü atalarının kutsal kalıntılarını bu memlekette koruyabileceğini savunmaktadır. (s.25) Bu cümle değerlendirilirken dönem koşulları göz önüne alınmalı ve Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Tezi gibi çalışmalar hatırlanmalıdır. Avrupa’da doğmakta olan faşizmin; Cihan Harbi sonrası dize getiremediği memleketimizi Sarı Irk olarak sınıflandırıp bunun üzerinden aşağılama politikası uyguladığı gözden kaçırılmamalıdır.

Ahlak

Üçüncü kısmı ahlak üzerine düşüncelerine ayıran Mustafa Kemal, ahlakın ulus oluşturmaktaki yerinin önemine değinmekte ve yüksek Türk ahlakının hiçbir halkın ahlakına benzemediğini söylemektedir. Ben bu sözlerin söylenmesinde de Çanakkale’de gazi olmuş bir komutanın, o günlerde cephe gerisinde kalan hastanelerinin bombalanmasına karşın düşman sıhhiye birliklerinin itina ile gözetilerek ateş altına alınmayışına şahit olmasının etkisini görmekteyim. Dördüncü kısımda ahlak konusu genişletilerek ahlak ve ulusal duygular birbirine bağlanmaktadır. Ahlakın kutsallığı vurgulanmakta ve bir işin ahlaklı olabilmesi toplumsal ve ulusal sonuçlara bağlanmaktadır. Mustafa Kemal, toplumun yoğun bir düşünsel ve ahlaki etkinlik ekseni olduğunu vurgulamaktadır. Beşinci bölümde ise din birliğinin bir ulus oluşturmadaki etkisi ele alınmaktadır. Atatürk; İslam’dan önce Türklerin ulusal anlamda bağlarının kuvvetli olduğunu sonrasında ise bu bağların gevşediğini savunmaktadır. Bunun en büyük sebebinin ise yıllardır dinin, Arapçadan başka dile çevrilmeden yaşanmasını göstermektedir.

Bir işin ahlaki bir değer olması, ayrı ayrı insanlardan daha yüce bir kaynaktan çıkıyor olmasıdır. O kaynak toplumdur, ulustur. Gerçekten ahlaklılık, özel bireylerden ayrı ve bunların üstünde, ancak toplumsal, ulusal olabilir.

Mustafa Kemal Atatürk

Bu kısımların ardından Mustafa Kemal, birinci bölümün özetini yapmakta ve başka ulusların oluşum biçimlerini, örnekler vererek incelemektedir. İngilizler, Amerikalılar, Fransızlar, İsviçreliler, hatta Antik Yunanlılar’ın milletleşme süreçlerine değinilmektedir. Fikrimce, Atatürk’ün şu saptaması Kemalizm’in ulusçuluğu hakkında aydınlık bir bilgi sunmakta ve ‘Kemalizm ırkçıdır’ safsatalarına en net cevabı vermektedir: “Zengin bir geçmiş mirasına sahip bulunan. birlikte yaşamak konusunda ortak arzu ve kabulde samimi, içten olan ve sahip olunan mirasın korunmasına birlikte devam konusunda iradeleri ortak olan insanların birleşmesinden meydana gelen topluluğa millet adı verilir. Bu tanım incelenecek olunursa bir milleti oluşturan insanların bağlarındaki değer, kuvvet ve vicdan hürriyetiyle insani duyguya gösterilen saygı, kendiliğinden anlaşılır.

Vatandaş için Medeni Bilgiler kitabının ikinci bölümünün ve diğer tüm bölümlerin incelemesini de yapacağım. Okuduğunuz için teşekkürler.

Satın Almak İçin tıklayın.

Diğer yazılarım için tıklayın.


Kaan ÇELİK
Kaan ÇELİK, ODTÜ Makine Mühendisliği öğrencisi aynı zamanda METU MECH ve ODTÜ ADT üyesi. Özellikle tarih ve siyaset hakkında okumayı, araştırma yapmayı hobi edinmiş bir genç.