fbpx
GenelHayatİncelemeKişisel Gelişim

Üniversite Kurumuna Türkiye Düzleminde Kısa Bir Bakış

Birçok liseli öğrencinin hayalini süsleyen bir kurum: Üniversite. Türkiye’deki güncel adıyla nitelikli işsiz yetiştiren kurum. Peki gerçekten öyle mi ? Üniversite kurumu ‘nitelikli işsiz’den başka bir şey yetiştirmez mi? Avrupa’nın genç nüfus oranı en yüksek ülkesi işsizlikle boğuşurken yanlış politikaların kurbanı mı oluyor ? Gelin birlikte inceleyelim.

Adına üniversite dediğimiz kurumun tarihine girip uzatmak istemiyorum; bu yüzden güncel olaylar üzerinden gitmekte fayda var diye düşünüyorum. Üniversite kurumu Turkiye’de “okumak için okuyan” birçok gencin imdadına yetişir bir hâl almış durumda. Gençler, lise bitti; şimdi ne yapacağım diye kara kara düşünmemek için “Yahu bir üniversiteye gidelim de ondan sonrasına bakarız” diye kendilerince bir kaçış yolu bulmuş durumdalar. Bu asla tüm öğrencileri kapsamıyor fakat ülkemizdeki üniversitelileri genelleyecek olsak sanırım yanlış bir yaklaşım olmaz.

Hâl böyle olunca haberlerde,bırakın haberlerleri çevremizde diplomalı işsizleri görür olduk. Bu yüzden Türk gençlerinin büyük bir kısmı için üniversite asgari ücrete çalışacak işçi yetiştirme kurumu olmaktan öteye geçemeyen bir yapıda. Suçlu kim sizce? Plansız eğitim politikaları yapan ve bir dediği bir dediğini tutmayan yöneticilerin mi yoksa gerekli azmi göstermeyip asgari ücrete boyun eğen gençlerin mi? Aslına bakarsak ben suçlu aramıyorum fakat objektif düzlemde bakıldığında Türk gençleri gittikçe kapitalleşen Türkiye’de girişimci olabilirler yahut eğitim hakkı gibi müthiş bir hakkı varken bundan sonuna kadar yararlanabilirler.

Türk gençlerinin önünde engeller olduğu kadar güzel fırsatlar da var. Örneğin eğitim her ne kadar maliyetli olsa da devlete ödemen gereken bir ücret yok ki; bu inanılmaz derecede önemli bir hak. Bugün Birleşik Devletler’de okumak parayla hatta Balkanlar’dan (bazı teorilere göre soydaşlardan) bir örnek verelim, Macaristan’da eğer devlete para ödemezseniz eğitim icin 5 ila 10 yıl arasında ülkede çalışmadan yurtdışında çalışmanız yasak. Bu hakkı iyi kullanan öğrencilerimiz, gençlerimiz var. Örneğin onlar Erasmus+ programı gibi bir programa başvurur; İbn-i Sina, Farabi programlarından yararlanırlar. Onların AGH programından haberleri vardır. Kendilerini Türkiye’ye adasa bile Türkiye’ye hapsetmez, kendilerini geliştirmek için yeni yollar bulur; yeni imkanlar yaratır, gerekirse dilekçeler vererek Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan yeni projeler isterler ve bunları devletin imkânlarıyla yaparlar.

Sonuç olarak üniversite okumak güzel bir tecrübe güzel bir hedef fakat üniversite okuduktan sonra geriye dönüp baktığınızda size bir şeyler katmayacaksa boşu boşuna yıllarınızı heba etmekten farkı var mı? Girişimci olmak daha mantıklı bir seçim bile olabilir, para kazanmanın keyfini tadabilirsiniz. Asgari ücrete çalışacak bir nitelikli işçi olmanız devlet bütçesine küçük bir katkı sağlamaktan başka bir şey olmaz ki, girişimci olup güzel paralar kazanabilecekken. Eğer en az 2 yabanci dil öğrenecek ve mesleğinizin en iyisi olmaya aday olacaksanız ve bu yolda gençleri cesaretlendirebilecek onlara ideallerinize koşun diyebilecekseniz işte o zaman üniversite okumak çok anlamlı olabilir.

Bu memleket bizim ve bu hayat sizin. Bizim bu memlekete, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına borcumuz var. “Ben Gençliğe Hitabe’deki gencim” diyebiliyorsaniz üniversite okumak ve bunu özümseyerek kendinizi geliştirerek yapmak inanın bana dünyanın en güzel hisleri sıralamasında ilk beşe aday.

Yazar hakkında

Hukuk devletini hukuk devleti yapmaya çalışacak olan, bu uğurda kendini öncü olmaya hazırlayan, bilincinin farkında, henüz cahil ama ilerisi için umut dolu bir hukukçu. İletişim: onurcansansabosa@gmail.com
Benzer yazılar
BilimGenelHayat

Seri Katil: Kalp Krizi

GenelİnançPolitikaTarih

Türkiye'de Alevi Olmak

DünyaGenelTarih

Tanrı'nın Kırbacı: Attila

GenelPsikoloji

Depresyon (Aslında) Nedir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

7 Yorum

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir