arama

Ulus Nedir? Kimler Ulus Olabilir? Atatürk Milliyetçiliği?

  • paylaş
  • paylaş
  • ainsworth

Ulus nedir? Kimler ulus olabilir? Atatürk milliyetçiği neyi temel alıyordu?

Birazdan bu sorulara cevap arayacağız iyi okumalar.

ULUS NEDİR?

Ulus kavramı aslında aynı coğrafyada aynı kaderi paylaşanlar için kullanılır.

Ulusçuluk tamamıyle coğrafi ve kültürel ortaklıkları temel alır. Düşünün bir devlet kuruyorsunuz fakat kurduğunuz devlet çok milletli bir devlet bu noktada iç politikada ne gibi yollar izlenilmeli? Farklılıklara olduğunca meşrulaştırmak mı yoksa ortak bir çatı altında toplamak mı? Bence çoğunuz bir çatı altında toplamayı tercih etti. Ama neden? Çünkü farklılıklar meşrulaştıkça işler balkanlaşır. Örneğin; Türkiye ağırlıklı olarak Türk ve Kürtlerin yaşadığı bir devlet. Birileri çıkıyor televizyonlara diyorki: biz Kürdüz ana dilde eğitim hakkımızdır. Peki hangi ana dil Kürtçe mi? Komşu A köyünde yaşayan Ali dayıyla diğer B köyünde yaşayan Ahmet amca’nın birbirini anlamayacak bir ağız yapısına sahip olan Kürtçeyle mi? Pek zannetmiyorum. Bazı ülkemizde entel takılan gündeme siyasetle gelmeye çalısan bir güruh var. İşte o güruh şunu bir kabullenemedi bu ülkede Kürt sorunu değil güneydoğu sorunu var. Gidin bakın Şanlıurfaya pkk destekcisi kaç kişi var bir de Şırnağa gidin araştırın bu örgüt sempatizanı kaç kişi var. Bu ülkede Urfa yöresi GAP’ın ekmeğini yiyiyor belli bir potansiyelde kalkınıyor. Peki Şırnak yöresi için ne demeli iş yok, potansiyel yok en tehlikeside örgüte çekilmeye açık gençler. O yöreye giderseniz aklı başında olan amcalarla konuşun size şunu diyeceklerdir. Şehire gece terörist gelir halkı zorla gasp eder sabah olur asker gelir neden malını veriyorsun diye köylüyü döver. Bir de şu var devlet o bölgeye silah  gücüyle giriyor eğitimi olmayan asker girerse şehit oluyor eğitimlisi girerse önüne kattığını öldürüyor. Ve devlete kin oluşuyor. Halk şunu istiyor biz pkk dan bıktık asker girecekse tecrübeli girsin şehit olanda bizim evladımız ancak tecrübeli askerde herkesi öldürmesin. Sokağa çıkma yasağı var çıkan ölüyor diyorlar. Koruyucular hakkında ise halkın görüşü şu: devlet geliyor aşiret üyesi eğitimsiz adama silahı veriyor amaç ne asayiş sağlamak ama amacına hizmet etmiyor koruyucular o silahları aşiret çatışmalarında kullanıyorlar.

En dikkat çeken şey ise şu Şırnakta yaşan bir Kürt neden kendine yakın olan ıkby gitmek yerine Türkiyenin batısına göç eder? Cevabı çok basit çünkü istanbuldaki, izmirdeki Türkü kendine daha yakın hissediyor benlik duygusunu korumak adına savunma almıyor.

Açıkçası bir ülkede Kürt Türkle rahatça konuşabiliyorsa mı daha birbirine yakındır? Yoksa aynı ırktan olan ama 4 ağzı olan kürtçenin farklı farklı ağızlarını konuşan insanların birbirini anlamaması mı ulusçuluktur. Takdir size kalmış.

KİMLER ULUS OLABİLİR ?

Ulus olmakta bir çok etken önemlidir. Bunlar için toplumun eğitim düzeyinin önemli olduğu kadar toplumun belli bir tarihten beri  süregelen eğitim geçmişi önemli rol oynar. Yukarıda ulus tanımından kısaca bahsetmiştik. Ulus olmak öyle bir olgusal süreçtirki kısa sürede ulus olmayı beklemek yeni tanışmış insanların bir anda dost olmalarını beklemek kadar saçmadır. Peki kimler uluslaşabilir? Bu soru bir çok düşünür ve yazarın aklını verdiği bir konudur. Bu soruya cevap verebilmek için tek birşey bilmek ya da tek bir alanda uzman olmak yeterli gelmez. Biz yine ülkemiz olan Türkiye örneğinden yürüyeceğiz. Türkler 30 Ağustos 1071 de Anadoluya olan kapıyı açtılar ve o dönemde Anadolu coğrafyasına göç etmiş Türk sayısı 1 milyon civarı iken Anadoluda yerleşik halde bulunan toplumların nüfusu ise kat kat fazlaydı. Türklerin anadolu coğrafyasında ve bir çok coğrafyada hüküm sürmesini sağlayan etkenlerden tabiki vazgeçilmez olan savaşçı özellikleridir arkasından hoşgörülük kendinden olmayana saygı ve hürmet. Türk milleti sunduğu hoşgörü ile uluslaşabilmiş ve Anadoluda daha önce yerleşik olan milletlerle adaptasyon sağlayabilmişlerdir. Ama özellikle Osm. imparatorluğuna baktığımızda farklılıkların meşruluk kazandığı ama sıkı bir devlet yönetim organı sayesinde 600 yıl ayakta kaldığını söyleyebiliriz. Ta ki Fransız ihtilali baş gösterip işin rengi değişene kadar. Şimdi ise günümüzden geçmişe bir yorum bırakalım. Ortak bir yorum. Osm. İmparatorluğu asırlarca bir çok milletin farklılığını meşrulaştırabilmiş bir devletti. Türk olmayan Müslüman olmayan Azınlıklar her zaman bir müslüman Türkten aşağıya değildi. Ancak tarihin akışı bizi bu dönemlere getirdi ve günümüz coğrafyasına baktığımızda balkanlarda özellikle sırplar tarafınca güdülen bir Türk-Müslüman düşmanlığı var aynı şekilde Arap toplumlarına da bu gözle bakabiliriz. Peki buradaki bilinçsel çelişki nerede her millete meşruluk kazandırmakta mı yoksa hoşgörülü olmakta mı?

Benim düşüncem farklılıkları meşrulaştıran bir devlet sistemi kendine karşı her zaman uyuyan hücreler yaratır. Devlet güçsüz ise o hücreler teker teker uyanır. Bu millet Mustafa Kemal önderliğinde birleşerek ulus olmanın bilincini Anadolu coğrafyasından tüm dünya’ya haykırdı. Parola ise”YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” dü. Mustafa Kemal geçmişten ders alarak ulus devleti olmanın temellerini Kemalist ideoloji ile attı. Ve de Mustafa Kemal halkın nabzını çok iyi bilen bir insan olmanın verdiği etkiyle Cumhuriyetten önce Büyük Millet Meclisinde Türkiye halkı ifadesini kullanmışken cumhuriyet ilan edildikten sonra bu ifade Türk Milleti adını aldı. Kemalist ulusçuluk “ Türkiye Cumhuriyetini Kuran Halka Türk Milleti Denir” ifadesiyle 6 ok devrimleri ile birlikte eğitiliyor istihdam ediliyor. İlklere imza atıyor güçleniyor ve güçlendikçe uluslaşıyordu.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ NEYİ TEMEL ALIYORDU?

Biz Türkler sadece kendi tarihimizden değil komşu devlet ve milletlerinde tarihini insanlığa karşı yaşadıkları dramlardan da ders almalıyız  acılarına ortak olduğumuz zaman. Bir toplum nasıl balkanlaşır nasıl düşman edilir birbirine. Bu soruyu balkanlarda arayacağız.

ulus

Herkes bilir Srebrenitsa katliamını iki tarafta aynı ırktan fakat rol oynayan etken  din farklılığı. Balkanlar için uluslaşmış olmak o kadar uzak ki sırf bu yolla Türkçemize Balkanlaştırmak terimi girmiş. Birçok dilin konuşulduğu birçok ırkın içinde bulunduğu bir yerdir balkanlar. Hem batı için hemde rusya içinde önemli bir koz alanıdır balkanlar. Gerek soğuk savaş döneminde gerekse soğuk savaş sonunda hep pastadan dilim olmuştur balkanlar. Senelerce kiminine korku kimine ise güven veren al sancak dalgalandı  o coğrafyada huzurla. Gölgesinde huzur bulanlar oldu korkanlarda. İşte Mustafa Kemal bu coğrafyada açtı gözlerini selanikte 1881 de. O günlerin selaniği istanbulun daha doğrusu imparatorluğun batıya açılan kapısıydı. Bir liman kenti bir çok milleti dili dini ırkı içinde hoşgörüyle barındıran bir şehir. Ben hep selaniğe ayrı bir önem vermişimdir. Selanik Mustafa Kemalin kaderiyle birleşen bir şehir oldu bende. Balkanlar coğrafyasının durumunu çok iyi bilen Mustafa Kemal daha gençlik yıllarında imparatorluğun yıkılacağının haberini ruhunda hissetmişti. Yeni bir devlet kurulmalıydı. Batılı ancak batıyı bir araç olarak gören özüne dönecek olan bir devlet. Düşündü mustafa kemal okudu ve okudu. Sene 1919 yılına gelindiğinde kafasında herşey planlıydı yeni bir devlet kurulmalı bir ulus milleti. Din dil ırk ayrımı yapmayan ortak coğrafyayı bin yıldır paylaşan bir devlet Türkiye Cumhuriyeti. Yaratacağı toplum ise Türk Milletiydi. Yüce Türk atalarını bilmeliydi hissetmeliydi gurur duymalıydı daha çok çalışmalıydı ki medeni devletlerin ötesine geçe bilsin. Atatürk milliyetçiği ne midir? Bu milliyetçilik 11 yaşında karga kovalayan bir çocuğun düşleriydi. Varolsun….