arama

Türkiye’nin Tank Tarihi ve Altay Tankı

Türkiye'nin tank tarihinin dünü, bugünü ve yarınını teknik detaylarda boğulmadan genel hatlarıyla, olay örgüsü içerisinde incelediğimiz bir yazı.
tank
  • paylaş
  • paylaş
  • RSJ

Türkiye aynı Rusya gibi bir kara devletidir. Ordusunun en güçlü birimi kara birimleridir. NATO’nun en güçlü ikinci ordusu olması kalabalık ve güçlü bir kara kuvvetine sahip olması sebebiyledir. Şüphesiz karanın bel kemiği de tanklardır. Türkiye’nin tank tarihinin dünü, bugünü ve yarınını teknik detaylarda boğulmadan genel hatlarıyla, olay örgüsü içerisinde inceleyeceğiz.

Tank Tarihi

Türkiye’nin tank üretimi pratikte 1920’lerin başlarına dayanıyor. Fakat zamanın karmaşık yapısı, savaş yorgunluğu gibi sebeplerle bu çalışmaları fiziksel boyuta dökmesi uzun sürdü. Başka ülkelerden teknoloji transferi fırsatı bulunmadığı için Türkiye’nin ilk tankı döneminin savunma cihangiri Alman tanklarının, Rus tanklarının muadili olmayan, pek iddialı olmayan MKE Kırıkkale tankı oldu. Bu Türkiye’nin ürettiği ilk milli tanktı. Proje döneminde ilgi görmediği için rafa kaldırıldı.

Bu dönemlerde Türkiye tank ihtiyacını dışarıdan karşılamaya başladı. Bu tankların aralarında Sovyet tankları da vardı. Fakat İkinci Dünya Savaşı ardından Dünya, savaşın barut kokusunu ve her an gelme ihtimalini iyice hissederek hızlı bir silahlanma yarışına girdi. Türkiye bu yarışta geri kalmaya başlayınca bir taraf seçmesi gerekiyordu,Amerikan tarafını seçerek hızlı bir şekilde ordu envanterini Amerikan yapımı silahlarla yenilemeye başladı. Bu dönemler bazı kışlaların çatal bıçaklarında “US. Army” yazıları gözüküyordu. Bu dönemler esen Amerikan rüzgarında ordunun çatal bıçaklarına varıncaya kadar Amerikan ordusu tarafından karşılandı.

tank

1990’lı yıllarda Türkiye’de tank geliştirme hareketleri başlayana kadar Türkiye’nin tank omurgasını bu sayede Amerikan yapımı M48’ler karşıladılar. Bunlar 1950-1960 yılları arasında iş görürdü. Fakat 90’lara göre fazla hantal ve yaşlı kalmaya başladı. Bunun yanında Türkiye’ye, Batı’ya yaklaşmasının neticesinde Almanya’dan 400 adet Leopard-1 tankı hibe edildi. ABD’den ise M60’lar veriliyordu. Bunlar müttefiklik adına yapılan, bedava yardımlardı ve hala Türkiye’nin paçasını eski ve hantal tank filosundan kurtarmaya yetmiyordu

Tank

Türkiye böylece 1990’larda bu duruma el atmaya karar verdi. Tank-2000 isimli bir proje başlatıldı. Projede Türkiye amaçlarını açık açık belirtti: Türkiye’ye özgü bir tank olacak, iş birliği yaptığımız ülke ile %100 teknoloji transferi yapacağız, bu tankları proje dışındaki ülkelere satacağız. Projede ihaleye ABD, Almanya, Ukrayna ve Fransa talip oldu. Almanya hariç hepsi bu talepleri kabul ediyordu. Ancak Almanya açıkça ellerindeki uzun yıllar süregelen tank teknolojilerini %100 transfer etmeyi kabul etmediğini açıkladı, ayrıca bu tankları Türkiye’nin başka ülkelere satmasını kabul etmediklerini belirtti. Her şeye rağmen işin sonunda Türkiye, Almanya’yı seçti. Bu dönemde Almanları satış ve teknoloji transferi için ikna etmek adına çalışmalar sürülmeye başlandı. Almanya ile ilişkiler düzeltilmeye çalışıldı. Ancak Türkiye tamamen Almanlara ve bu projeye bel bağlamamak adına bir yandan da ASELSAN ve İsrail ile iş birliği ile tanklarının atış gücünü geliştirmeye başladı. Türk envanterinde bulunan tankların yaklaşık dörtte biri bu dönem modernize edildi.

Ardından beklenen oldu, Almanlar teknoloji transferine yanaşmayınca Tank-2000 projesi iptal oldu. Bu durum Almanya’yı çok etkilemedi, çünkü ağır silahlar ve tanklar konusunda Almanların şanı Dünyaca biliniyor ve halihazırda silahları satılıyordu, ancak Türkiye için Ukrayna, Amerika ve Fransa ile tank işbirliği fırsatları da böylece kaçmış oldu. Bu dönemin sonunda Türkiye’nin siyasi koridorlarında kimlerden tank alsak yankıları yükselmeye başladı. Türkiye Almanlardan ve Hollandalılardan yeni bir Leopard-2 takviyesi aldı. Bu tanklar hala Aselsan tarafından modernize edilerek kullanılıyor.

tank

Tank-2000 projesinin ölmesinden ötürü Türkiye 2007 yılında yeni bir adım atarak tekrar milli tank projesine atıldı. Bu çok konuşulan Altay Tankı projesiydi. Projenin konsepti tamamen Türkiye’ye özgü olacak, tank yapımı konusunda tecrübe sahibi bir ülkeden yardım alarak geliştirilecek bir ana muharebe tankı üretmekti. Yabancı birilerinden yardım almak önemliydi, Türk mühendislerinin elinde Türk tarihinden ötürü görülmemiş böyle bir makineyi yapacak tecrübe veya bilgi birikimi bulunmuyordu. Yeni bir ihale açıldı. İhaleyi kazanan ve tank üretme görevi yüklenen firma beklenmedik bir şekilde Otokar oldu. Otokarın zırhlı araç üretme geçmişi vardı, fakat paletli bir zırhlı araç üretmişliği yoktu. Kendi işinde geçmişte de şimdi de iyi bir firmadır. Örneğin İzmir’de ulaşımda kullanılan Eshot’ları Otokar üretiyor. Bu araçların arıza yaptığı pek görülmemiştir. Yapılan kazalar genelde insan dikkatsizliği olmuştur.

Yük taşıma ve sağlamlık konusunds gelişmiş hizmet verebilseler de tank üretimi denince o iş Otokarlık değil gibi duruyordu. Otokar’a yardımcı olacak ülke ise Güney Koreydi. Güney Kore, ABD’nin yardımıyla iki adet ana muharebe tankı üretmiş ve ordusunda kullanarak tecrübe edinmiş bir ülkeydi. Yıllardır kullanıldığı için Güney Koreli mühendisler tank hatalarını, üretim aşamalarını iyi biliyorlardı. Otokar da Güney Kore’nin K1 ve K2 tanklarını baz alarak Altay tankını tasarlamaya başladı. Ortaya sanal görüntülerin atıldığı 2009 döneminde, ortada bir üretim, elle tutulur tank olmadığı için yabancı basında o dönemler Türklerin bu işin altından kalkamayacağı gibi konular konuşulurken Türkiye 2012 yılında bir prototip üretip 2014 yılında hızla testlere başlayarak dış basının karşısına kanlı canlı bir tank koyarak durumun ciddiyetini gösterdi. Otokar ve Güney Kore gerçekten iyi bir iş çıkartmıştı. İyi günlerin ardından Altay Tankı projesinde birtakım aksaklıklar meydana gelmeye başladı. Fakat bunlar normaldi, çünkü Türkiye böyle bir işe ilk kez el atıyordu. Almanlar sadece motor teknolojisini elde etmek için 6 kere ciddi aksama ve erteleme yaşamıştı. Eninde sonunda ufak ve dayanıklı, başka ülkelerde bulunamayacak bir milli motor üretmeyi başardılar. F35 projesi defalarca ertelendi, çoktan çıkıp tepemizde uçması gereken yerde ortalıkta yoktu. Neticesinde artık İran – Suriye gibi ülkelerin korkulu rüyası; İşin kısası problemler yavaş yavaş aşılacak konulardı. Ertelemeler zaten bekleniyordu. Hele ki Altay tankı bahsedilen kadar güzel bir tank olacaksa bunlar pekala çekilecek dertti.

Durum böyleyken 2016-2017 yılları arasında Ankara ve Berlin arasında askeri – teknik kısıtlamaya gidildi. Üstelik Batı ülkelerinin PKK’ya yaptığı yardımlar, gerek kendi ülkelerinde PKK destekçilerine müdahale etmemeleri, gerek Suriye PKK’sı (SDF-YPJ-YPG)’yi desteklemesinden ötürü Türkiye’de Batı karşıtı bir hava esiyordu. PKK bu dönemler Haseke’de dış ilişkiler binası kurup Alman temsilcilerle görüşüyor, bu da Türk istihbaratının kulağına çalınıyordu. Almanlarla ciddi anlaşmazlıklar yaşandı. Altay tankında kullanılacak toplar Alman toplarıydı, motor Alman motoruydu. Bu durum projeyi zora soktu derken Altayın üretilmesi için yeni bir ihale açıldı. Otokar bu ihaleye başvursa da ihaleyi BMC firması kazandı. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir “BMC, rekabetçi bir fiyatla ihaleyi kazandı.” Açıklaması yaptı.

Kafalarda dönen sorular, Otokar kısa sürede bu kadar başarılı bir şekilde tankın hem dış hem iç tasarımını yapmıştı. Otokar’ın elinde 1980’lerin zırh teknolojisi vardı. Bunlarla beklenmedik bir şekilde bir prototipi hızlıca çıkarmıştı. Yapılan hatalar, tecrübe Otokar’dayken proje neden başka bir firmaya verildi? Bu soru konuşuluyordu. Kimilerine göre BMC yandaş bir firmaydı ve ortada hükümetin bir oyunu vardı. Fakat daha mantıklı olan açıklama BMC’nin tank başı daha az miktarda para talep etmesiydi. Büyük ihtimalle ihale Otokar’da kalsaydı 2018’de seri üretime geçecek Altay Tankı, hala daha ortalığa çıkmamış durumda. Otokar ekonomik sebeplerle reddedildi, fakat daha sonra Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrikası BMC’ye 25 yıllığına kiralandı. Fırtına obüsleri de burada üretiliyordu. BMC’ye tankı artık çıkartsın diye verilen takviye de Otokar’ın sunduğu teklifden daha az makul durumdaydı. Otokar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı olan 250 adet Altay’ın 5 yılda imalatını yapmaya hazırdı. Fakat imalatından hemen önce ihalenin BMC’ye gitmesi bu durumu değiştirdi. Bunun yanında Almanların satmak istemediği parçalar da var. Özellikle Barış Pınarı Harekatı sonrası Türkler ve Almanların arası askeri anlamda iyice açılmış durumdaydı. Almanya tarafından Türkiye’ye ellerindeki Alman tanklarının yedek parçalarının bile verilmeyecegi söylenmişti. Bunlar Altay’ı geciktiren sebepler. Bu işin uzmanlarına göre Altay’ın üretimi 2023 – 2024’leri bulabilir. Üç farklı sürümünün çıkacağı söylentilerinden ötürü bu süre daha da uzayabilir.

Altay kağıt üzerinde iyi bir tank, fakat henüz muharebe alanında gözlemlenmediği için nasıl bir iş çıkaracağı konusunda yorum yapmak pek doğru olmayacaktır. Bu yazıda Türk tank tarihi genel hatlarıyla anlatılmaya çalışılmıştır.


  • Arda
    2 ay önce

    Öncelikle yazı için elinize sağlık; birincisi Türkiye, NATO’nun en güçlü 2. ordusu değildir. En kalabalık 2. ordusudur. Nitelik olarak ABD’nin yanında İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkeler çok daha güçlü ordulardır. En basitinden bu ülkeler olmadan hava kuvvetlerimiz dahi var olamaz.(Rusya’yı hariç tutuyorum.) An itibariyle Yunan Leopard tankları bile bizim tanklarımızdan daha üstün ve ne yazık ki F-16 Viper modernizasyonundan sonra hava üstünlüğünü bile ele geçirecekler. Ordudaki tasfiyeler yüzünden oluşan deneyim eksikliğini de eklemek lazım. Ordumuz güçlü askerimiz gözbebeğimiz ama gerçekçi olmak lazım. İkincisi M60 Sabra modernizasyonu hakkında daha fazla bilgi verseydiniz iyi olabilirdi. Yine de güzel bir yazı.

    1
    yorum beğen