Türkiye'de Antik Kentler

Türkiye’de Antik Kentler

Ülkemiz için "Açık Hava Müzesi" dendiğini sıkça duymuşsunuzdur. Bunun nedeni çağlardır Anadolu üzerinde yaşamış medeniyetlerin bizlere bıraktığı mirastır. Bu içerikte sizlerle beraber ülkemizde bulunan birkaç antik kenti inceleyeceğiz.

Türkiye’de Antik Kentler – Ülkemizin içerisinde bulunduğu Anadolu Yarımadası; bulunduğu konum, bitki örtüsü, su kaynakları, iklim, yer şekilleri gibi etmenler dolayısıyla asırlardır insanlık için önemli bir yerleşim yeridir. 4 mevsimin de yaşanabildiği, verimli topraklara sahip olan bu yarımadaya sahip olmak isteyen medeniyetler pek doğaldır ki tarih boyunca var olmuştur. Bu medeniyetler, tarih sahnesinden silinmelerinin üzerinden pek çok zaman geçmiş olmasına rağmen, izlerini bu topraklara kazımışlardır. Bu yazımızda antik insanların ülkemizde bıraktıkları hikayeleri, yaşadıkları antik kentleri yüzeysel olarak inceleyeceğiz.

Alacahöyük Ören Yeri:

Tarihinin M.Ö 5000’lere kadar uzandığı düşünülen bu antik kent, Çorum ilimizin Alaca ilçesinde bulunmaktadır. Orijinal ismi “İmat Höyük” olan bu höyüğün ismi sonraları kendisine en yakın yerleşim birimi olan Alaca‘nın ismiyle anılır olmuştur. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk‘ün kendi cebinden 500 TL vererek başlattığı kazılar dünya genelinde bu antik kente karşı büyük bir ilgi uyandırmıştı.

Türkiye'de Antik Kentler
Alacahöyük içerisinde bulunan Sfenksli Kapı. Fotoğraf: Hasan Kahraman

Bu antik kentte, tarihi M.Ö 1240’lı yıllara dayanan bir sulama barajı da bulunmaktadır. Derinliği yer yer 5 metreye ulaşan bu baraj, kuraklık zamanında “her şeyin annesi” olarak isimlendirilen Hepat‘a ithafen yapılmıştır. Yeraltı suları ile beslenen bu baraj günümüzde 2 milyon 500 bin metreküp su ile doludur.

Afrodisias Antik Kenti:

Ünlü fotoğrafçı Ara Güler‘in tesadüfen kaybolarak keşfettiği bu antik kent; Yunan mitolojisindeki aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit‘e adanmıştır ve Aydın ilimizin Karacasu ilçesinde bulunmaktadır. Menderes Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz Çayı’nın oluşturmuş olduğu bereketli alüvyon topraklarının üzerine kurulan bu antik kent, bulunduğu yerin 2-3 kilometre kuzeyinde yer alan Babadağ’da bulunan mermer ocakları sayesinde belli bir dönem refah içerisinde yaşamıştır.

Türkiye'de Antik Kentler
Antik kent için inşa edilmiş stadyum. Atletizm müsabakaları ile birlikte gladyatör savaşları için de kullanılmıştır. Fotoğraf: Kültür ve Turizm Bakanlığı

Daha sonraları Menderes Irmağı’nın etrafında başlayan yoğun şehirleşme ile bu antik kent günden güne büyümüş ve şehir devleti statüsü kazanmıştır. M.Ö 1. yüzyılda Roma tarafından şehre tanınan vergi imtiyazları sayesinde bölgenin en zengin ve müreffeh şehirlerinden birisi olmuştur.

Derinkuyu Yeraltı Şehri:

Nevşehir’e 30 kilometre uzaklıkta bulunan bu yeraltı şehri yaklaşık olarak M.Ö 3000’li yıllarda yapılmıştır. Yerin 60 metre aşağısına (Yaklaşık olarak 20 katlı bir bina yüksekliği) kadar inilen bu antik kent; Hitit, Asur, Bizans dönemlerinden izler taşımaktadır. İçerisinde yaklaşık 50.000 kişinin yaşayabileceği düşünülmektedir.

Türkiye'de Antik Kentler
Şehirde bulunan okul odası. Fotoğraf: Martijn Munneke

Derinkuyu Yeraltı Şehri‘nde şapelleri, okulları, ahırları, tuvaletleri, odaları birbirine bağlayan koridorlar genelde çok dar ve alçaktır. Bunun sebebi yaşanacak olası bir baskın sırasında şehre saldıran birliklerin bir anda içeriye girebilmesini engellemektir. Ayrıca yeraltı şehrindeki koridorların giriş ve çıkışlarında değirmen taşına benzeyen silindir taşlar bulunur. Bunlar da yine saldırı sırasında şehre girişleri kapatmak amacı ile kullanılmıştır. Romalı askerlerden saklanan ilk Hristiyanlar tarafından da kullanılan bu kentin dışarı ile olan bağlantısı çok etkili şekillerde saklanmıştır. Bu sayede Hristiyanlar, Romalıların kendileri üzerine kurduğu baskıdan bir nebze kurtulabilmiştir.

Efes Antik Kenti:

İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan bu antik kent, ülkemizin en önemli antik kent kalıntılarındandır. Kuruluşu M.Ö 8600’lere kadar dayanan bu kent, İyonya‘nın 12 şehrinden birisiydi. M.Ö 2. Yüzyılda Roma’nın Asya eyaletinin başkenti olan bu şehir en canlı zamanında 200.000 kişiye ev sahipliği yapıyordu. Onlarca nadide esere ev sahipliği yapan bu kentin gelişmişliğini, Vali Celsius ölünce oğlu tarafından yaptırılan Celsus Kütüphanesi sayesinde görebiliriz. Ayrıca Dünyanın Yedi Harikasından birisi olarak kabul edilen Artemis Tapınağı da bu antik kentte bulunmaktadır. Tapınak Büyük İskender’in doğduğu gece, adını ölümsüzleştirmek isteyen bir Yunan genci tarafından yakılmıştır. İskender; Efes halkına, Asya Seferi sırasında tapınağın tekrardan yapılması için teklif götürse de halk bunu kabul etmemiştir.

Türkiye'de Antik Kentler
Döneminin en ihtişamlı eserlerinden olan Celsus Kütüphanesi. Fotoğraf: Türkiye Kültür Portalı

Şehirde ayrıca çok büyük bir amfi, birçok tapınak, anıtmezar ve kamusal bina bulunmaktadır. Hristiyanlık için önemli bir şehir olan Efes, Aziz Paul’un Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryem’i yerleştirdiği şehirdir. Bunun yanında, Aziz Paul’un dünyanın en büyük açık hava tiyatrosunda (24.000 kişi kapasiteli) Hristiyanlık hakkında vaazlar verdiği ve bu dini Efes’te yaymaya çalıştığı bilinmektedir.

Efes, Hristiyanlar için bir hac noktasıdır. Hz. Meryem’in kaldığı ev her yıl on binlerce Hristiyan tarafından hac niyeti ile ziyaret edilmektedir. Ayrıca bazı tarihçiler Hz. Meryem’in mezarının bu şehirde olduğu görüşünü savunsa da genel kanı mezarın Silifke’de olduğu yönündedir.

Gordion Antik Kenti:

Ankara’nın Polatlı ilçesine yaklaşık 30 km uzaklıkta bulunan bu antik kent, M.Ö 3000’li yıllarda kurulsa da esas etkinliğini Frigler’in başkenti olması ile birlikte kazanmıştı. Sulak araziler, önemli ticaret yollarının kesişim noktası olması, hayvancılığa uygun araziler antik dönem insanlarını bu bölgeye çeken etkenlerin başındadır.

Türkiye'de Antik Kentler
Gordion’un kalıntıları. Fotoğraf: Stipich Béla

M.Ö 800’lü yıllarda büyük bir yangın ile yok olma derecesinde hasar gören şehir, Kral Gordion ve oğlu efsanevi Kral Midas tarafından tekrardan inşa edilmiştir. 7. Yüzyılda Kafkaslar’dan Anadolu’ya yapılan akınlar neticesinde siyasi ve askeri gücünü kaybeden Frigya, bundan sonra da uzun süre Pers istilası altında kalmıştır.

Hadrianapolis Antik Kenti:

Batı Karadeniz’de, Karabük ili sınırları içerisinde yer alan bu antik kent halen büyük oranda toprak altındadır. Şu ana kadar çıkarılan eserler ise Anadolu tarihinde bilinmeyen birçok gerçeği bilinir kılabilecek kadar güçlüdür.

Türkiye'de Antik Kentler
Zemini mozaiklerle kaplı bir kilise. Fotoğraf: kulturportali.gov.tr

Kazı yapılan alanın büyüklüğü ve içerisindeki binalardan bu antik kentin döneminin en önemli yerleşimlerinden olduğu açıkça gözükmektedir. Kent içerisinde sütün, kilise, sur, hamam, tünel ve mahzenler gibi yapılar ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca tarihi vesikalardan elde edilen bilgilere göre şehirde sikke basan bir darphane bulunmaktaymış. Bölge yerlileri, yağan yağmurların sikkeleri toprak altından çıkarıp sit alanı yakınlarında akan çaya taşıdığını ve böylelikle sikkelerin kaybolduğunu söylemektedirler.

Milet Antik Kenti:

“Filozofların Şehri” olarak da isimlendirilen bu antik kent, Aydın ilinin Didim ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kimi tarihçilere göre geometri, astronomi, felsefe gibi çoğu sistem bu şehirde icat olmuştur. Başlarda Adalar Denizi‘nin kıyısına kurulmuş olan bu şehir sonraları Menderes Irmağı‘nın taşıdığı alüvyonlar ile denizi doldurması sebebiyle denizden yaklaşık 10 km uzaklaşmıştır.

Türkiye'de Antik Kentler
Milet’te bulunan Apollon Tapınağı’nın kalıntıları. Fotoğraf: arkeogezgin.com

Büyük filozoflardan Thales, Anaksimandros, Anaksimenes bu şehirde yaşamış ve çoğu otoriteye göre Batı felsefesinin kurucusu sayılmışlardır. M.Ö 6. yüzyılda, İyon Aydınlanması sırasında kurdukları “Milet Okulu”, sistemli düşünmenin ortaya çıktığı ilk yerdir. Bu yönüyle şehir, insanlık tarihi için büyük önem taşır.

Sardis Antik Kenti:

Manisa ilinin Salihli ilçesi sınırlarında bulunan bu antik kent, parayı bulan uygarlık olarak da bilinen Lidya’ya başkentlik yapmış ve Dünya tarihinde ilk defa burada bir paranın basımı gerçekleştirilmiştir. Şehir, M.Ö 1300’lü yıllarda kurulmuş ve yaklaşık 2500 sene ayakta kalarak M.S 1200’de tarihe karışmıştır.

Türkiye'de Antik Kentler
Sardis’te bulunan Hamam-Gymnasium binası ve seremoni alanı. Fotoğraf: Atılım Güneş Baydın

Lidya kültürüne doğrudan bağlı olan bu kent, antik zamanların en büyük havrasına sahipti. Dünyanın en büyük “Tümülüs” alanı da yine bu şehre bağlı olan Bin Tepelerdir.

Tuşpa Antik Kenti:

M.Ö 9. yüzyıldan başlayarak yıkılışına kadar Urartular’ın başkenti olmuş bu şehir, Van Gölü‘nün doğusunda yer almaktadır. Bulundukları coğrafya nedeniyle taş işçiliğinde oldukça ustalaşmış olan Urartular, Van Gölü’nün doğu kıyısına çok görkemli bir kale inşa etmiştir. Bu kalenin özellikle güney cephesi bölgeyi gezen seyyahları çok etkilemiş ve kalenin tasvirinde genellikle bu cephesi kullanılmıştır.

Türkiye'de Antik Kentler
Türkiye’de Antik Kentler – Van Kalesi

Yine, ustalaştıkları taş işçiliği ile şimdi bile kullanılan su kanalları inşa eden Urartular Doğu Anadolu’da yazı geleneğini başlatan uygarlık olarak kabul edilir. Dünya üzerinde şu anda Urartuca dilini bilen son kişinin Van’ın Çavuştepe Köyü’nde bulunan Urartu Kalesi’nin bekçiliğini yapan Mehmet Kuşman olduğu bilinmektedir.

“Toprağın üstündekilere ne kadar sahip çıkıyorsak, altındakilere de o kadar sahip çıkmalıyız.”

Mustafa Kemal Atatürk

Ülkemiz, bu eserler ve daha nicelerini barındırdığı için insanlık tarihine karşı büyük bir sorumluluk altındadır. Bizlere düşen bu eserlerin korunmasını sağlamaktır. Zira ülkemizde; mezar taşları kırılmakta, eski uygarlıkların bıraktığı izler sprey boyalar ile silinmektedir. https://www.kulturportali.gov.tr adresine tıklayarak Türkiye’de bulunan antik kentler hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz.

“Türkiye’de Antik Kentler” başlıklı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!

Kaynakça:
  • https://www.kulturportali.gov.tr
  • https://www.urartular.com.tr/#1
  • http://aphrodisias.classics.ox.ac.uk/tr/tr-index.html

Doğukan Bağçeci
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisiyim. Ağırlıklı olarak Mavi Vatan doktrini ve Orta Doğu üzerine çalışıyorum. Felsefe, edebiyat ve sinema ise bu konular dışında en çok ilgilendiğim alanlar. -Bir Parça Tuhaftık