Üç Liderin Katıldığı Suriye Zirvesi Sonrası Yapılan Açıklamalar

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in katıldığı video konferans yoluyla düzenlenen Suriye zirvesi sona erdi. Zirve sonunda 14 maddelik ortak bir açıklama yayımlandı.

Zirve başlamadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamada bulundu:

“Suriye temalı toplantılarımızın altıncısında video konferansla da olsa sizlerle bir araya gelmekten çok memnun. İran ve Rus halklarına taziyelerimi sunuyorum, hala tedavi gören kişilere acil şifa diliyorum.

Türkiye olarak salgınla mücadele sürecinde vatandaşlarımıza en iyi hizmeti vermenin yanında, dost ve kardeşlerimize de yardımcı olduk. Yarım milyonu aşkın insanın hayatına mal olan bu musibetten en kısa zamanda kurtulmayı temenni ediyoruz.

Astana formatındaki barış süreci, Suriye’de istikrar için önemli katkılar sağladı. Bugünkü toplantımıza bu ivmeyi devam ettireceğimize inanıyoruz. Etnik kimliğine, kökenine, inancına bakmadan milyonlarca Suriyeliye kucak açtık. Gerektiğinde fiili müdahalede bulunarak insani dramın önüne geçtik. Komşumuz Suriye’nin bir an önce huzur ve istikrara kavuşması için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz.

Bugünkü toplantımızı bu ideal yolunda atılmış bir adım olarak görüyoruz. Yapacağımız istişarelerin Suriyeli kardeşlerimiz ve tüm bölgemiz için hayırlı olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.”

Zirveye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da katıldı.

Türkiye-İran-Rusya Zirvesi Sonrası Yapılan Açıklamalar

  1. “Suriye sahasındaki mevcut durumu ele almış, 16 Eylül 2019’da Ankara’daki son toplantıdan sonra kaydedilen gelişmeleri gözden geçirmiş ve mutabakatları ışığında güçlü eşgüdümü artırma yönündeki kararlılıkları yinelemişlerdir.
  2. BM Şartı’nın amaç ve ilkelerinin yanı sıra Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan kuvveti taahhütlerini vurgulamışlardır. Bu ilkelere evrensel düzeyde saygı gösterilmesi ve kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin b ilkelere halel getirmemesi gerektiğine dikkat çekmişlerdir.
  3. Bu bağlamda, gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş; Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanısıra komşu ülkelerin milli güvenliğine de halel getirecek ayrılıkçı gündemlere karşı durma yönündeki kararlılıklarını ifade etmişlerdir.
  4. Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu ele almış, bu bölgede güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde sağlanabileceğini vurgulamış ve bu doğrultuda çabalarını koordine etmede anlaşmışlardır. Suriye Arap Cumhuriyeti’ne ait olması gereken petrol gelirlerine yasadışı şekilde el konulmasına ve transfer edilmesine yönelik itirazları beyan etmişlerdir.
  5. Uluslararası insancıl hukuk uyarınca sivillerin ve sivil altyapının korunmasını sağlarken, DEAŞ, Nusra Cephesi ve El Kaide veya DEAŞ bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumlar ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan diğer grupların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyid etmişlerdir.
  6. İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesin’deki durumu etraflıca gözden geçirmiş ve İdlip’le ilgili bütün anlaşmaların tüm unsurlarıyla hayata geçirilerek sahadaki sükunetin temininin gerekliliğini vurgulamışlardır.
  7. COVID-19 salgınının beraberinde Suriye’nin sağlık sistemi ile sosyo-ekonomik ve insanı durumu bakımından büyük bir sınama getirdiğini kabul ederek, Suriye’deki insani durum ve salgının etkisine dair duydukları derin endişeyi dile getirmişlerdir. Özellikle COVID-19 küresel salgını karşısında uluslararası hukuka, ulusraarası insancıl hukuka ve BM Şartı’na aykırı tüm tek taraflı yaptırımları reddetmişlerdir. Suriye halkının acılarının hafifletilmesi amacıyla Suriye genelinde hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasına yönelik ciddi gereksinimi vurgulamış ve ayrımcılık, siyasallaşma ve önkoşullar olmaksızın, Suriye’ye yapılan yardımı artırmaları için başta Birleşmiş Milletler ve bağlı insanı kuruluşları olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunmuşlardır.
  8. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilmeyeceğine ve ihtilafın yalnızca Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde, Birleşmiş Milletler’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını teyid etmişlerdir. Bu bağlamda, Astana garantörlerinin belirleyici katkısı ve Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi kararlarının uygulanması sonucunda Cenevre’de oluşturulan Anayasa Komitesi’nin önemli rolünü vurgulamışlardır. Anayasa Komitesi Ağustos 2020 tarihinde üçüncü toplantısını gerçekleştirme hususunda mutabaka varılmasını memnuniyetle karşılamışlar ve Komite’nin sürdürülebilir ve etkili çalışmasını sağlamak için Komite’nin üyelerini ve kolaylaştırıcı olarak BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’i sürekli iletişim yolula desteklemeye hazır olduklarını teyid etmişlerdir.
  9. Astana formatının ilgili Çalışma Grubu çerçevesinde zorla alıkonan/kaçırılan sahışların karşılıklı salıverilmelerine dair faaliyetlerin devamındaki kararlılıklarını yinelemişlerdir. Suriyeli taraflar arasında güven artırılmasında etkinliğini ve gerekliliğini ispat etmiş olan Çalışma Grubu’nun özgün niteliğinin altını çizmişler ve çalışmalarının sürdürülmesi için tedbir almakta anlaşmışlardır.
  10. Mültecilerin ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye’de ikamet ettikleri yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşlerini kolaylaştırma ihtiyacının ve bu kişilerin geri dönme ile destekleme haklarının korunmasının altını çizmişlerdir. Bu bağlamda, yeniden iskan edilmeleri ile normal bir hayata kavuşturulabilmelerinin yanı sıra, külfet paylaşımında daha geniş sorumluluk üstlenme ve su ile enerji kaynağı şebekeleri, okullar, hastaneler ve insanı mayın eylemi dahil, insanı altyapıyı eski haline getirmek suretiyle uluslararası topluma Suriye’ye yaptıkları yardımı artırma çağrısında bulunmuşlardır.
  11. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 497 sayılı kararı başta gelmek üzere, Suriye Golanı’nın işgalini reddeden ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının hükümleri dahil, herkesçe tanınan uluslararası hukuk kararlarına saygı gösterilmesi gerekliliğini teyid etmişler ve bu itibarla, ABD yönetiminin işgal altındaki Suriye Golanı’na dair uluslararası hukukun ağır ihtalını teşkil eden kararını kınamışlardır. İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri saldırılarının istikrarı bozduğunu ve bu ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini, ayrıca bölgedeki gerilimi tırmandırdığını değerlendirmişlerdir.
  12. Suriye meselesine ilaveten, ortak ekonomik işbirliğini güçlendirmek için farklı alanlardaki üçlü eşgüdümü güçlendirme niyetini teyit etmişlerdir.
  13. Bir sonraki Astana formatındaki Suriye konulu Uluslararası Toplantının en kısa sürede gerçekleştirilmesi için temsilcilerini görevlendirme mutabık kılmışlardır.
  14. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Ruhani’nin daveti üzerine, muteakip Üçlü Zirve’yi en kısa sürede İran İslam Cumhuriyeti’nde yapmayı kararlaştırmışlardır.”

Yapılan zirvede yapılan resmi açıklamalar bu kadar. Bir sonraki zirvenin İran‘da yapılması bekleniyor.


Emirhan Doğan
Genel Yayın Yönetmeni