arama

Türkiye ve 2. Dünya Savaşı

  • paylaş
  • paylaş
  • Osman Seyrek Osman Seyrek

2. Dünya savaşı başladıktan sonra Almanya, Avrupa’da iyice yayılmaya başlamış, Fransa’yı ele geçirmişti. Sonraki hedef olarak kendine İngiltere’yi seçmiş ancak ada devleti olan İngiltere’nin ele geçirilmesi mümkün olmamıştı. Bir taraftan da Almanlar, Sovyetlerin sahip olduğu doğal kaynakları ele geçirme düşüncesindeydiler. Almanlar, Sovyetler Birliği ile savaşın başlarında karşılıklı bir antlaşma yapmış olsalar da, balkanlarda, Türk boğazlarında ve Batum – Bakü hattındaki konularda anlaşmazlığa düşmüşlerdi. İngiltere’yi de ele geçiremeyen Almanlar, Sovyetlerin kendisini satıp İngiltere ve Amerika koalisyonuna katılacağını, bundan dolayı da savaşın seyrinin değişeceğinden korkuyorlardı. Bir çıkmaz içine düşen Almanlar, Sovyetlere saldırı kararını aldılar.
Hitler, Alman taarruzunun 4 hedefi olduğu belirten bir konuşma yapmıştı;

  • Son büyük buğday ve bakliyat bölgelerini ele geçirmek,
  • Son kömür rezervlerini ele geçirmek,
  • Rus petrol kaynaklarını ele geçirmek,
  • Avrupa’nın ulaşım damarı olan Volga nehrini ele geçirmek.
dünya savaşı

Casablanca Konferansı

1942 yılının sonlarına doğru Sovyetlerin karşı atağa geçmesi, savaşta yeni kararlar alınması ve bir durum değerlendirmesi yapmak için İngiltere başbakanı Churchill ve Amerika başkanı Roosevelt 14 Ocak ta Casablanca da buluştular. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bu konferansta, Churchill ısrarla Türklerin savaşa sokulması fikrini benimsetmeye çalışmıştır. 2. Dünya savaşı esnasında ve sonrasında bunun gibi birçok önemli konferanslar yapılmıştır.
Casablanca Konferansı’nda Roosevelt’i Türkiye’nin savaşa sokulmasına ikna eden Churchill, bu görüşmenin ardından Türkiye hakkındaki planlarını aktif bir şekilde uygulamaya başlamıştır.

Adana Görüşmeleri ve 2. Dünya Savaşı

Başkan Roosevelt’in de araya girmesi ve Churchill’in ısrarı neticesinde Türkiye ile görüşmelerin yapılmasına karar verilmiştir. 25 Ocak 1943 tarihinde Churchill, İngiltere ve ABD adına İnönü ile görüşme isteğinde bulunur. Görüşme yeri olarak Ankara ve Kıbrıs gibi benzer birkaç yer düşünülür. Gizlilik sağlanacağı düşünülerek, Mersin’in Tarsus ilçesindeki Yenice tren istasyonunda karar kılınır. Tarihe ‘’ Adana Görüşmeleri ‘’ olarak geçen bu buluşmada Churchill’in kafasındaki tek şey, Türkiye’yi savaşa girmeye ikna etmektir. Bu sayede Türkiye savaşa girmese bile, Romen petrol yataklarını bombalamak için ve Ege adalarına saldırıda bulunmak için hava üslerinin açılması ve boğazların kendileri tarafından kullanımı için gerekli zemin oluşturulacaktı. İngilizler Türkiye’ye ilişkin politikalarını bir rapor halinde açıkladılar.

Churchill Sovyetler Birliği’nin yayılma politikasına karşı tek gerçek güvencenin Türkiye’nin Müttefikler yanında savaşa girmesi olduğunu vurgulayacaktır.
Toplantıda Türk heyetinde; Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Şükrü Saraçoğlu, Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu, İçişleri Bakanı Hilmi Uran, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Tuğgeneral Şefik Çakmak ve Feridun Cemal Erkin vardı. İngiliz heyetinde ise, İngiliz Başbakanı Churchill, Dışişleri Daimi Müsteşarı Sir Alexander Cadogan, Genelkurmay Başkanı Sir Alan Brook ve cephe komutanları bulunuyordu. Genel olarak bu konferansta temelde iki hususun tartışılmasına ağırlık verilmiştir. Bu hususlardan ilki; Türkiye’nin savaşın seyri içindeki olası yeri, diğeri de Türk-Rus ilişkilerinin seyridir.

dünya savaşı


İngiltere, Türkiye’yi savaşa sokamasa da en azından hava üslerini kullanmayı planlıyordu. Ancak Türkiye bu planı da Almanya’yı tahrik edeceği düşüncesiyle reddediyordu. Bu ortamda Türkiye’nin nazik pozisyonu ince politikalar ile belirlenmiştir. Savaşan devletler Türkiye’yi kendi saflarında görmek için sıkı bir rekabete girmişlerdir. Türkiye’nin jeopolitik konumu ile kalabalık ordusu, Romen petrol kuyularının önemi, Ege adaları, boğazların stratejik önemi ve cephelere olan stratejik konumu ile Müttefiklerin Türkiye’yi planlarına dâhil etmesindeki en önemli nedenlerdir.
Türkiye’nin amacı ise İngilizleri Rusya tehlikesi karşısında uyarmaktır. İngilizlerin Türkiye’ye olan savaşa girmesi yönündeki taleplerine karşılık savaşa girmek istemeyen Türkiye, Rusya’yı ve ordusundaki yetersizlikleri göstererek yanıt vermiştir. Bu süreçte Türkiye’nin en önemli dayanağı askeri yetersizliğiydi. Türkiye’nin ordusundaki yetersizliği koz olarak kullanmasını önlemek için Churchill de, Adana Görüşmelerindeki toplantıların bir kısmının askeri konularda gerçekleştirilmesini sağlamış ve Türkiye’ye gerekli yardımın yapılması sonrasında savaşa girmesini talep etmiştir.
Churchill Avrupa’daki savaşın yakında biteceğini, şu anda Amerika’nın ve diğer müttefik güçlerin ana hedefinin Almanya olduğunu belirtip, yakında Almanya’nın yenileceğini iddia etmiştir. Sonra Rusya, Amerika ve İngiltere’nin önderliğinde dünyadaki barışı temin edecek, saldırgan devletlere gerekli yaptırımlar uygulayarak yeni savaşların çıkmasına mani olacak bir Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulacağını ifade etmiştir. Churchill’e göre Türkiye ve diğer milletlerin güvenliği bu yeni kurulacak örgüt tarafından sağlanacaktır.
Toplantının sonunda Churchill, Türkiye’nin savunma gücünün arttırılması ile ilgili fikirleri içeren bir bildiri yayınlamak gerektiğini belirtmesi üzerine Türk Dışişleri Bakanı Menemencioğlu bu bildiride Türkiye’nin genel politikayı onayladığı görüşünün vurgulamasını önerir. Ancak bildirinin hazırlanması sonraki toplantılara bırakılır.

Kahire Konferansı

Churchill, Moskova’da yapılan bir konferans hakkında Türkiye’yi bilgilendirmek için İsmet İnönü’yü Kahire’de başka bir konferansa davet etmiştir. Churchill ve Roosevelt’in de katıldığı bu konferansta asıl amaç, Türkiye’nin savaşa sokulması için baskı yapmaktır. Biraz evrimleşen yeni görüşte, Adana görüşmelerinde sözü edilen yardımlar yapılmadan Türkiye’nin 1944’te savaşa girmesi ve sadece topraklarının kullanılması yeni plandı. Ancak İnönü, Türkiye’nin Polonya’da olduğu gibi hem Almanlar hem de Sovyetler tarafından işgale uğrayabileceğini düşünüyordu. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum düşünülürse, böyle bir işgalin meydana gelmesi Türkiye’nin tarihten silineceği anlamına geliyordu. İnönü’nün niyeti elinden geldiğince uzun bir süre Türkiye’yi savaştan uzak tutmaktı.
Türkiye, savaştaki rolünün netleştirilmesi, bahsedilen para ve askeri yardımların yapılması, savaş sonrası toprak bütünlüğünün garanti edilmesi, savaş sonrasında askeri ve ekonomik anlaşmaların devam ettirilmesi şartlarıyla, savaşa girmeyi prensipte kabul etmiştir.
Bahsi geçen askeri ve para yardımları konusunda İngiltere ve Amerika gönülsüz tavırlar sergileyince konferansın sonunda Türkiye’nin tarafsızlığının devam ettirilmesi kararı alındı.
Ancak müttefik devletlerin bölgedeki olası hava operasyonlarını gerçekleştirebilmesi için Adana yakınlarında İncirlik hava üssünün inşa edilmesine karar verildi. Ve böylece evrimleşen yeni görüş bir nebze de olsa hayata geçirilmiş olacaktır; Türkiye savaşa askeri olarak girmesin ancak topraklarını bizim kullanmamıza izin versin.


İncirlik hava üssü inşası ancak 2. Dünya savaşı bittikten sonra başladı. NATO için soğuk savaş boyunca çok önemli roller üstlenen bu üs, bir nevi savaşa girdiğimizin en büyük kanıtıdır.


Bir sonraki yazımda bu üssün bu zamana kadar nasıl kullanıldığını, kaç çeşit atom bombası saklandığını, hangi amaçlara hizmet ettiğini ve daha bilinmeyen birçok konuyu anlatacağım.

Kaynakça


Erkin Feridun Cemal, Dışişlerinde 34 Yıl Anılar – Yorumlar I. Cilt, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1980
Matloff, Maurice (1990). “XVI”. U.S. Army: “Strategic Planning for Coalition Warfare, 1943-1944”. Washington D.C.: Center of Military History, United States Army.
Avşar, Servet, “İkinci Dünya Savaşı ve İsmet İnönü’nün Uyguladığı Dış Politika”, Altıncı Askeri Tarih Semineri Bildirileri, II. Dünya harbi ve Türkiye, (20 – 22 Ekim 1997 – İstanbul), Genelkurmay Basım Evi, Ankara, 1999.
Erkin Feridun C., Türk Sovyet İlişkileri ve Boğazlar Meselesi, TTK Kütüphanesi, Ankara, 1968.


  • Osman Seyrek
    1 ay önce

    Degerli yorumunuz için teşekkürler. Daha dikkkatli yazmaya gayret göstereceğim.

    0
    yorum beğen
  • Arkantos
    1 ay önce

    Anlatılan konu kısa,öz ve başarılı .Fakat cümleler çok yanlış kurulmuş. Umarım bundan sonra yazdığınız cümlelerin yapısını homojen tutarsınız.

    1
    yorum beğen