arama

Türk Milliyetçiliği

  • paylaş
  • paylaş
  • Bülent Can AKSU

Yıllarca bir kalıba, bir kılıfa sokulmak istenen ancak yapısı gereği bunu asla kabul etmeyen bir fikirden bahsedeceğim size: Türk Milliyetçiliği.

Kalıplara Sığmaz

Yeri geldi din ile bütünleştirdiler, yeri geldi kafatasçılıkla birleştirdiler. Bir sürü kitaba konu oldu bu fikir ancak kimse doğru düzgün anlatamadı çünkü Türk milliyetçiliğini kitaplardan, yazılardan öğrenemezsiniz. Türk milliyetçiliği üzerine uzun süre kafa yorulması gereken, geceleri düşünmekten beyninize ağrılar girmesi gereken bir fikirdir. Öyle sanıldığı gibi de düşük sınıf insanların tutunacak bir dalı da olamaz Türk milliyetçiliği.

Bizler Atatürk’ün izinden gitmeye çalışan bu uğurda ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan Türk gençleriyiz, hepimiz. Bizler ırkçı değiliz, bizler milliyetçiliğimizi herhangi bir din ile bağdaştırıp diğerlerini yok saymayız. Biz Atatürk’ten feyzalıp her gün yeni adımlar atan milli şuur sahibi insanlarız.

Atatürk’ün Milliyetçiliği

Atatürk, milliyetçiliğini çok elit bir seviyede tutmaya gayret gösterdi, bir eziklik psikolojisi içinde ”En üstün benim, benden daha iyisi yok!” fikri ile sürdürmedi. En güzel örneklerden biri de Atatürk’ün söylediği şu sözlerdir,

”Biz öyle milliyetçileriz ki bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet (saygı) ederiz. Onların milletlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince (bencilce) ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.”

1920 (Atatürk’ün S.D. I, s. 98)

Yanılmamalıyız ve Ayırmamalıyız

Bizler Atatürk’ün fikrini benimseyen Türk gençleri olarak, milliyetçiliğimizi ne en üstün benim algısıyla yanılan ezik bir biçimde, ne de bir din ile bütünleştirilip ayrıştırılmış bir şekilde sürdürmemeliyiz.

Bizlerin yapması gerekenler şunlardır; hangi ideolojiye hangi fikre sahip olursanız olun. Bu topraklara, Ata’mıza bir borcumuz var. Bu borcu ödemek için var gücümüzle, pes etmeden ”bu ülkenin çıkarlarını” gözeterek çalışmalıyız. Aklımıza başka türlüsü gelmemeli. Bizim milliyetçiliğimiz, kendisini doğuştan üstün gören zihniyetle değil, tüm milletleri eşit gören ancak milletini, ülkesini hep parmakla gösterilen bir konuma getirme amacı güden şekilde olmalıdır.

Geçmiş Hatalardan Ders Çıkarın

Biz ülke olarak çok zorlu dönemler yaşadık. O dönemlerin sonuçlarını hala hissediyoruz. Bazılarımızın ebeveynleri gördüklerinden ötürü çocuklarını apolitik ya da suskun ve korkak bir şekilde büyüttü. Onların gördüklerine göre bu ülkede hiçbir fikir, hiçbir ideoloji yakıp dökmeden, sövüp saymadan benimsenemez. Bu algıyı kırmamız gerekiyor. Bizlerin üstümüzde korkuyu atıp yeri geldiğinde kendi hakkımızı aramamız, sesimizi çıkarmamız gerekiyor. Anlatmak istediklerimizi geçmişimizdeki hatalardan ders çıkararak, yakıp yıkmadan, kavgalar etmeden birbirimizle tartışabilmemiz ve geniş kitlelere yayabilmemiz gerekiyor. Bunun için en başta kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.

Ancak belli bir seviyeye gelirseniz insanları arkanıza toplayabilirsiniz. Bir fikrin savunuculuğunu yapıyorsanız diğer insanlara örnek olmak zorundasınız. Türk milliyetçiliğinin de sorunu budur. Hem küçük bir çatı altında birleşememiş olmasından hem de savunuculuğunu çok yanlış insanların yapmasından dolayı bugünün gençleri yukarıda yazdıklarımla aynı fikirde olsa bile bunu açıklamak, göğsünü gere gere milliyetçiyim demek istemiyor.

Tekrardan Atatürk bize burada bir ışık oluyor:

”Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz…”

1926 (Atatürk’ün S.D.V, s. 114)


diyen Atatürk baktığınız zaman kendisini çok geliştirmiş, elit ve entelektüel seviyeye ulaşmış bunun sonucunda ise arkasına milyonları toplamış yüce bir tarihi kişilik olmuştur. 5 Ocak 1925’de tuttuğu not ise aynen dediklerimi doğrular niteliktedir,

”Biz keyfi hareket etmeyiz. Zorba asla değiliz. Yaşamımız, bütün çalışmamız, memleket işlerinde keyfi ve zorba hareket edenlere karşı mücadele ile geçmiştir. Akıl, mantık ve zeka ile hareket etmek belirgin özelliğimizdir…”

1925 (Atatürk’ün S.D.V, s.211)

Bu söylediklerimi iyi analiz etmek, bunlar üstüne düşünmek gerekir en başta da söylediğim gibi bu fikir kitaplardan, yazılardan öğrenilip benimsenecek kadar hafif bir konu değildir. İnsanın oturup üstüne düşünmesi gerekir. Anlattıklarım bu fikrin temelidir. İnsanlara anlatılması gereken kadarı budur. Gerisi zaten kendiniz ile birlikte gelişir.

Tekrardan görüşene dek kendinize iyi bakın. Mutlu ve huzurlu günler dilerim.