Türk İnsanının Kutsal Kudret Arayışı

Bizim Başarımız.

Kimi zaman engel olur mantığımıza, siyasi kavgalarımız, partizanlığımız, hırsımız ve bazen nefretimiz. Bize doğru geleni savunduğumuzda yandaş veya muhalif ilan ediliriz bir anda. Bir şeyler anlatmak, tartışmak istediklerimizin gözünü öyle bir bürümüştür ki parti seviciliği, anlattığımızın mantığını tartışmayı bırakır ve kim olduğumuzu çözmeye, bir sıfat, bir kulp bulmaya çalışır tartışma süresince. Bir olursak

Acıdır ki bu yeni bir şey değildir. Yıllardır insanımız, zamanının gerek iktidar partisini, gerek muhalefet partisini verdikleri demeçlere, araştırmadan, onlara sonsuz güvenerek, kendi akıl filtresinden geçirmeden inanmak ister. Bunu kolay olduğu, işine geldiği için yapar.

Ülkemizin geleceğini partilere, parti başkanlarına bırakmaya ve onlara sonsuz güvenmeye dünden razıyız. Sanki kurtuluşumuzun tek yolu savunduğumuz partilermiş gibi inanılmaz bir güven duyarız siyasete.

Halbuki farkında değiliz bizi kurtaracak olan ne iktidar, ne de muhalefet. Bizi yine, biz kurtarabiliriz.

Biz kimsenin kazanabileceğimize ihtimal vermediği savaşları kazandık. Kurulmasına imkan verilmeyen devletleri kurduk. Başarabileceğimize inanmadıkları teknolojilerde öncü olduk. Bunları biz, Türk milleti olarak başardık. Hiçbiri tek bir bireyin başarısı değildi.

Ama biz bunu hep unuttuk.

Biz, işimize geldiği için, kolay olduğu için başımıza hep bir Hakan, hep bir Padişah aradık. Bu uykudan uyanmamızı isteyen Atatürk’e bile aynı muameleyi gösterdik. Tevekküle sığınıp büyük bir rehavetle tüm yükü tek bir kişinin sırtına yüklemeyi seçtik. Bu nedenle bugün bulunduğumuz konumdayız. Çünkü elimizi taşın altında hiç koymadık.
Bundan Atatürk de şikayetçiydi. Öyle dolmuştu ki bir gün Hasan Rıza Soyak’a sitem etti.

Bunalıyorum çocuk…

1930 yılında Atatürk, yurt gezisinde. Akşam oluyor ve konaklayacağı otele geliyor. Yanına umumi katibi Soyak’ı çağırıyor. Yüzü ve ruh halinden sıkkınlığı, yorgunluğu belli oluyor. Ve konuşmaya başlıyor.

Bunalıyorum çocuk, büyük bir ıstırap içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikayet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz, yazık ki memleketin gerçek yüzü bu!

Atatürk, kendisine gelen şikayetlerden bunalmış bir şekilde iç geçirerek yakarışına devam ediyor.

Bunda bizim günahımız yok , uzun yıllar, hatta yüz yıllar dünyanın gidișinden gafil bir takım șuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket, düșe düșe șu acınacak hale düșmüș. Memurlarımız,daha istenen seviyede, kalitede değil; çoğu,görgüsüz, kifayetsiz ve șașkın.

Ata, basiretsiz idarecilere sitemler ederken bir yandan mevcut durumdaki memurlardan da şikayetçi. Devam ediyor.

Değerli halkımız ise, kendisine mukaddes akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyumuş kalmış. Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan her şeyi başta bulunanlardan beklemek alışkanlığı.

Ve geliyor asıl yakarışa, asıl siteme. Soyak’a son sözleri ise tüyleri diken diken edecek türden.

İşte bu zihniyetle; herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden bekliyor, fakat nihayet ben de bir insanım be birader. Kutsal bir kudretim yok ki.

Ancak bir olursak.

”Nihayet ben de bir insanım be birader. Kutsal bir kudretim yok ki.”
Bu cümle aslında halk olarak düştüğümüz hatanın, iliklerimize işlemiş olan bu ezik duygunun ne kadar büyük bir yanlış olduğunu gözler önüne seriyor.

Biz Türk milleti olarak potansiyelimizi, bizi yönetenlerin bize gerçekten ihtiyacı olduğu, çaresiz olduğu zamanlarda gösterdik. Peki şu an niye göstermiyoruz? Niye ve neyi bekliyoruz?

Her yıl, her ay, her gün, her saat, her dakika, her saniye hatta her salise. Kendimizi geliştirmeliyiz, öğrenmeliyiz. Bildiklerimizi Türkiye lehine kullanmalıyız. Bunu yaparken kendimizi de düşünmek zorundayız. Haklarımızdan vazgeçerek sadece dert, çile çekerek bu yolu yürümeyeceğiz. Anlatmak istediğim şey de bu zaten.
Bir olmalıyız.
Savunmadığımız iktidara, sevmediğimiz muhalefete, bu ülkede yaşayıp bizimle aynı düşünmeyen her bir Türk insanına rağmen

Çünkü biz, ancak bir olursak büyüyeceğiz, gelişeceğiz.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın!


Bülent Can AKSU
Milliyetçi temelde fikirler. Bir Parça Tuhaftık