Tüm Zamanların Sorunu: Yozlaşma

Lord Acton kürsüye yürüdü ve İngiliz Parlamentosu’na şöyle seslendi: ‘’Dostlarım! Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.’’ Bu sözler geçerliliğini söylendiği ilk andan günümüze kadar gelerek yozlaşma kavramını ispatlamıştır. Her ülkenin üzerinde yükselmiş olduğu değerler, yozlaşmış iktidar sahipleri tarafından kesintisiz olarak dinamitlenmektedir.

yozlaşma

Peki bunun nedeni nedir? 1980’li yıllardan itibaren küresel ölçekte uygulanan Neoliberal politikalar ile kamu yararı amacıyla hareket eden devlet aygıtı, kar amacıyla hareket eden özel sektörle anlaşmak zorunda kaldı. Bu anlaşmanın temel mantığı şuydu: Devlet, özel sektörün küresel ölçekte her alanda önünü açacak ve maksimum kar etmesi için bir araç görevi görecekti. Özel sektörde elde etmiş olduğu karın bir kısmını vergi olarak vererek devleti finanse edecekti. Ancak her konuda olduğu gibi burada da temel bir mesele göz ardı edilmiş bulunuyor; insan doğası. Bu anlaşma zamanla kamu yararının, özel çıkar tarafından işgal edilmesi sonucunu doğurdu. İşte yozlaşma tam da bu noktada karşımıza çıktı. Kamu yararı amacıyla hareket edenler birer birer kendi çıkarlarının sözcüsü haline geldiler. Çıkarlarının gerçekleşeceği zemini oluşturmakta pek bir mahir bürokrat ve siyasetçiler, iktidar alanlarının genişlemesiyle birlikte ülkenin üzerinde yükselmiş olduğu değerlerde dahil olmak üzere etik ve ahlaki bütün normları yıktılar.

 Ancak bu karamsar tablonun çizilme nedeni yese kapılıp, umutsuzluk içinde ahvalın karanlığına gömülmekten ziyade her an önümüzde gerçekleşen hadiselerin daha sağlıklı ve akılcı bir şekilde kavranılabilmesinin önünü açmaktır. Her geçen gün geleceğin ‘hak edenleri’ hak ettikleri yerlere yaklaşma ve bozuk çarkın bir dişlisi mi yoksa bu çarka bir çomak mı olmak istediğine karar vermek aşamasına gelmektedir. Ülkemizin üzerinde yükselmiş olduğu değerlere yönelik her saldırı da söz konusu değerler güçlenmekte ve beşeriyetimizin muhtevasında hayat bulmaktadır.

Lord Acton’un sözlerinden hareketle gücün olduğu her yerde yozlaşmada kaçınılmaz olarak olacaktır. Burada önemli olan, tarihimizin ve kendilerine bu ülkeyi en iyi şekilde devretme mesuliyetine sahip olduğumuz kuşakların üzerimize yüklediği sorumluluğun bilincinde olmak ve bu yozlaşmayla mücadele de gerekli gayreti göstermektir. Aksi takdirde Lord Acton’un sözünde olduğu gibi, bizler de yozlaşmaya mahkum olacağız.