The Last Dance öncesi Michael Jordan İncelemesi

Netflix, geçtiğimiz günlerde yaptığı duyuruyla Mayıs ayı sonunda yayımlanması beklenen Michael Jordan belgeseli olan The Last Dance adlı yapımın 19 Nisan’da seyirciyle buluşacağını açıklamıştı. Gelin birlikte basketbol tarihinin en iyilerinden, en iyisinin, hayatına, kariyerine, başarılarına göz atalım. Ayrıca The Last Dance öncesi bir inceleme olduğunu da unutmayalım.

Liseli Jordan

Michael Jeffrey Jordan, 17 Şubat 1963’te Brooklyn’de Deloris ve James Jordan çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Jordan henüz yürümeye başlamışken Kuzey Karolina’ya taşındılar ve Jordan burada lise öğrencisiyken beyzbol, futbol ve basketbola başladı. 1.80 boyu sebebi kısa görüldüğünden okul takımına alınmayan Jordan, aynı yaz ciddi bir boy uzaması yaşayınca üçüncü senesinde okul takımında kendine yer buldu. Son senesinde 29 sayılık triple-double ortalaması tutturmayı da başardı.

Kolej Yılları

Mike, 1981’de üniversite için Kuzey Karolina Üniversitesi’ni seçti. Yeni bir koç ile yeni bir takım kurulurken Jordan o takımın ilk üyelerinden biri oldu. İlk yılında Atlantik Konferans’nda yılın çaylağı olmayı başardı. 1982’de Kuzey Karolina NCAA şampiyonu olurken Jordan şampiyonluk maçında ileride tekrar rakip olacağı Patrick Ewing’in Georgetown’unu maçı kazandıran atışla deviriyordu. Kolejdeki 3. yılının sonunda 1984 NBA Draftı’na katılacağını açıkladı. Lige adım atma vakti gelmişti.

Bir Yıldız Doğuyor

MJ, ‘84 Draftı’nda 3. sıradan Chicago Bulls tarafından seçilerek NBA kariyerine başladı. Aynı yaz ABD Milli Takımı’na çağırıldı ve kariyerinin ilk altın madalyasını kazandı. Ve yine aynı yıl, NBA’de en büyük değişimlerin öncüsü olacak bir kıvılcım ateşlendi ve Jordan Nike ile sözleşme imzaladı.

Jordan, çaylak sezonunda geleceğin habercisi olacak bir performansla All-star seçiliyor, Yılın Çaylağı ödülünü kazanan isim olurken Bulls’un 3 sezon aradan sonra Playoff yapmasının da öncüsü oluyordu. Bulls bir önceki sezona 11 galibiyet ekleyerek Playofflara girse de 4 maç sonunda Bucks’a 3-1 yenilerek sezonu kapadı.

Ligi Değiştiren Adam

Basketbolun, özellikle de NBA’in, dünya genelinde popüler bir spor olmasında en büyük pay şüphesiz Michael Jordan’a ait. Ligde geçirdiği yıllar boyunca hem kendini hem bu sporu tüm dünyaya tanıttı. Ve bunun dışında ligde bir çok şeyi Jordan değiştirdi diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse, Jordan ve Nike kuralın değişmesini sağlayana kadar ligde renkli ayakkabı giymek yasaktı. Jordan’ın lig kuralları dışında giydiği her ayakkabı Nike’a 25000$ ceza olarak geri dönüyordu ancak Nike onun adına ürettiği ayakkabılardan o kadar büyük gelir elde ediyordu ki bu cezayı ödemek onlar için bir sorun olmuyordu. Kezâ NBA yönetimi de sonunda bunu görecek, kuralı değiştirecekti. Yine NBA’in isteklerinin aksine uzun şort giymeyi tercih etmesi, kafasını kazıtması, kamera ve medya ile yakınlığı oyuncular için tamamen değişen bir ortam oluşmasını sağladı. Bugün izlediğimiz basketbol, medyatik oyuncular, dev anlaşmaların ilk öncüsü Mike oldu.

Air Jordan

The Last Dance

Ligdeki ikinci yılında sol ayak kemiğini kırarak maalesef altmış dört maç kaçırıyor. Ancak Play-off’lar başladığında O da geri dönmüştü. Rakip dönemin en güçlü takımlarından Celtics. Jordan bir maçta altmış üç sayı kaydederek günlerce manşet süslese de Celtics Bulls’u üç maç sonunda süpürerek evine yolluyordu. Ligdeki üçüncü sezonunda ise lig bir canavarla tanıştı. Jordan o sezonu tam 37 sayı ortalamayla tamamladı. Aynı sezon All-Star haftasında smaç yarışmasına boy gösteren Jordan, smaç yarışması tarihinin en etkileyici performanslarından birini göstererek ödüle uzandı. Hepimizin bildiği o ikonik amblem ve “Air Jordan” lakabını burada kazandı. Kendisinden sonra bu ortalamalara ulaşan olmadı. Ancak Jordan’ın o sezon MVP ödülünü Lakers’ın yıldızı Magic Johnson’a kaptırdığını da belirtelim. Playofflar geldiğinde rakip yine Celtics olurken Bulls için son değişmedi, 3-0 ile Celtics turu geçen taraf oldu.

Ligin En Değerlisi

Bir sonraki sezon başlamadan takıma Scottie Pippen ve Horace Grant katıldı. Jordan için 1987-1988 sezonu, hala NBA tarihinin en iyi bireysel sezonlarından biri olarak gösterilecek sezon oldu. 35 sayı ortalama tutturdu. 1988 All-Star maçı MVP’si oldu, MVP ve DPOY’u kazanarak uçuk seviyede görkemli bir sezon geçirdi. Playoffların ilk turunda Cleveland’ı 5 maç sonunda 3-2 geçmeyi başardı Bulls. Ancak ikinci turda rakip muhteşem koç Chuck Daily önderliğindeki “Bad Boys” Detroit oldu. Pistons, Jordan için mükemmel hazırlanmıştı. Onu durdurmak için hazırladıklar “Jordan Rules” onlara yetmişti ve bu yalnızca başlangıçtı.

’89 sezonunda yine etkileyici istatistiklere imza atsa da MVP ödülü Magic Johnson’a gitti. Playofflar ise kariyerinin o döneme kadarki en iyisi olarak öne çıkacaktı. İlk turda Cavaliers’ı bir kez daha 5 maç sonunda geçerlerken Jordan son maçı ikonik “The Shot” ile kapattı. İkinci turda New York Knicks’i de 4-2 ile dışarı iten Bulls’un önünde finaller için son engel tekrardan Bad Boys oldu. Jordan, Jordan Rules’u yenemedi ve 4-1 ile sezonu kapattı. ‘90 sezonu için senaryo değişmiyor, Bulls konferans finalinde Pistons tarafından saf dışı bırakılıyordu.

The Last Dance

Eksik Parça Tamamlanıyor

1990-1991 sezonu büyük bir değişimle geldi. Takımın başına koç Phil Jackson getirildi ve efsanevi bir dönem böylelikle başlamış oldu. Bulls ve Jordan’ın artık tek ihtiyacı olan Pistons’u alt etmenin yolu, Phil Jackson’da vardı: Üçgen Hücum. Tamamen yeni bir hücum formulü olan üçgen hücum Detroit’i afallattı. Konferans finalinden Bulls rakibini 4-0 ile geçti, finalde Lakers’ı da 4-1 ile geçen Bulls için altın devir böylelikle başladı. Jordan ise sezonu hem normal sezon hem de finaller MVP’liği ile tamamladı.

The Last Dance

Three-Peat ve Dream Team

Michael’ın Bulls’u için ‘91 şampiyonluğu sadece başlangıçtı. ‘92 sezonu da pek farklı olmadı. Normal sezonda MVP oldu, playofflar’da önce Heat’i 3-0 ile, sonra Cavaliers’ı 4-2 ile ve ardından Knicks’i yine 4-2 ile geçerek finallere ulaşan Bulls’ta Jordan her maç ortaya farklı bir şov sunuyordu. Finallerde Portland Trail Blazers’ı da 4-2 ile geçen Bulls ikinci kez mutlu sona ulaşırken Jordan bir kez daha finallerin en değerlisiydi.
1992 yazında Barcelona’da düzenlenen olimpiyatlara ABD basketbol takımı “Dream Team” ile katıldı. Jordan da dahil 12 kişilik bu yıldızlar topluluğu halen bir araya gelmiş en iyi basketbol takımı olarak kabul görüyor. Haliyle altın madalya onlar için hiç de zor olmadı.

The Last Dance


1993 sezonu başarı açısından tek bir farka sahipti, Jordan MVP ödülünün sahibi değildi. Ancak geri kalan kısmında pek de bir değişim olmadı. Finallere sırasıyla 3-0, 4-0 ve 4-2’lik serilerle giden Bulls’un son rakibi normal sezon MVP’si Charles Barkley’in Bulls’u oldu. Jordan finallerde inanılması güç bir şekilde 41 sayı ortalama tutturdu ve 6 maç sonunda Bulls bir kez daha gülen taraf olarak Three-Peat’i tamamladı.

İlk Veda ve Beyzbol

23 Haziran, Jordan’ın hayatının en kötü günlerinden biriydi şüphesiz. Babası James Jordan, silahlı bir soygun sırasında vurularak öldürüldü. Jordan bunun üzerine sezonun sonunda basketbolu bıraktı. Gelen baskılara ve sorulara pek aldırış etmedi, sonrasında tekrar spot ışıklarının altındaydı ancak tek farkla: Bu kez sahası bir beyzbol sahasıydı.

The Last Dance


James Jordan tam bir beyzbol fanıydı, oğlunun da ileride beyzbol oynamasını istemişti ancak Mike kendi hayalinin peşinden yürümeyi tercih etmişti. Babasının ölümü sebebiyle bir karar verdi, babasını gururlandıracaktı. Beyzbol oynayacaktı.
Ancak işler pek de istenildiği gibi gitmedi. Jordan bu sporu başaramıyordu. Çok kötü bir sezon geçirdi. Ardından 1995 sezonunun sonlarına doğru basketbola dönme kararını “I’m back” diyerek duyurdu. Basketbolun en büyüğü dönüyordu.

Geri Dönüş, İkinci Three-Peat ve Yeni Rekorlar

Jordan o sezonun son 17 maçında parkelere döndü. 23 numaralı forması emekli olduğundan 45 numara ile normal sezonu tamamlayan Jordan, o kısa süreçte bile Knicks’e 55 sayı atarak hala aynı olduğunu kanıtladı. Playofflarda ilk turda Charlotte ile karşılaştı Bulls. 3-1 ile ikinci tura ilerlenirlen Jordan 31 sayı ortalamayla oynadı. İkinci turda rakip Shaq’li Orlando oldu. İzin çıkmadı. Jordan döner dönmez yüzükle buluşamadı. Orlando 6 maçın ardından yola devam etti.
1995-1996 sezonu ortaya tarihin en iyi takımlarından birini çıkardı. Chicago Bulls normal sezonda 82 maçın 72’sini kazanarak inanılmaz bir rekor kırdı. Bu rekor tam 20 yıl sonra Golden State Warriors tarafından kırılana kadar ulaşılamaz görünüyordu. Jordan rekorun öncüsü olmasının ödülü olarak 4. kez MVP ödülünü kazanan isim oldu. Playofflarda sadece 3 maç kaybeden Bulls, Supersonics’e karşı Babalar Günü’nde oynanan 6. maçın sonunda bir kez daha şampiyon olurken Jordan maç sonrası gözyaşlarını tutamadı. Kameralar karşısında da aklından babasını çıkaramadığı belliydi. Onu bir kez daha onurlandırmıştı.

The Last Dance

‘97 sezonunu Bulls 69 galibiyetle kapatsa da MVP ödülü Utah’ın yıldızı Karl Malone’a gitti. Jordan ödülünü finallerde Utah ile karşılaşıp onları altı maçta geçerek geri aldı. Bulls bir kez daha mutlu sona ulaşırken, Jordan 5. yüzüğünde 5. FMVP ödülünü aldı.

Jordan 1998 sezonun ortasında 35 yaşına girdi. O yaşta sezonu maç kaçırmadan tamamladı, 28 sayı ortalama tutturarak MVP oldu. Playofflarda ilk iki turda Brooklyn ve Charlotte’u rahatlıkla geçen Bulls, konferans finallerinde Pacers’ı 7 maçla eledi. Finalde rakip bir kez daha Stockton ve Malone’lu Jazz oldu. Bir kez daha kıran kırana bir final izletti bu iki takım bize. 6. maçın son dakikasında Bulls 3 sayı gerideyken sahneye Jordan çıktı. Önce savunmayı delerek basketi buldu ve farkı bire indirdi, sonrasında savunmada Malone’dan topu çaldı, hücumda Bryon Russel’dan kurtulup 5 saniye “The Last Shot” ile Bulls’u 1 sayı öne geçirdi. Jordan 45 sayıya ulaşırken Bulls maçı kazandı, ikinci kez three-peat başarısına ulaşıldı.

İkinci Emeklilik, İkinci Geri Dönüş

‘98 sezonunun bitişi, Jordan’ın yaşının ilerlemiş olması, Bulls’un dağılması artık bazı şeylerin sonunun habercisiydi. 1999 sezonunun başlarında Jordan bir kez daha emekli olduğunu duyurdu. Herkes bunun son olduğunu düşünürken, 3 sezon aradan sonra, Jordan tekrar döndü ancak bu sefer giydiği forma başkent ekibi Washington Wizards formasıydı.
NFL efsanelerinden Ray Lewis’e göre bu Jordan’ın kariyerinin tek pişmanlığı. Jordan burada başarısız geçen iki sezondan sonra playoff göremeden tekrar emekliye ayrıldı. Bu defa bir geri dönüş olmadı.

Ondan Kalanlar

Jordan, şüphesiz bu oyunu oynamış en büyük oyunculardan. Ve daha da kesini, bu oyuna onun kadar büyük etki bırakan biri daha gelmedi. Bizlere tamamen değişmiş, dünya çapında popüler, zengin bir spor bıraktı Jordan. Kariyerini 6 şampiyonluk ve buna eşlik eden 6 FMVP, 5 MVP, 1 DPOY ile tamamladı. 14 defa All-Star olurken 3 defa bu organizasyonun da en iyisi oldu. Ve tabii Jordan markasıyla harika ayakkabılar sunmaya da devam ediyor.

The Last Dance

The Last Dance

The Last Dance, kariyerinin en önemli anlarını, en bilinmeyenlerini içeren bir belgesel olarak bizlerle bu gece buluşuyor. TSİ 04.00’da ilk kez ESPN’den yayınlanacak olan bu belgeseli izlemeyi sakın unutmayın. Basketbolla kalın! The Last Dance belgeseli/mini dizisi hakkında inceleme yazımızı da sizlerle paylaşacağız.

Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip etmeyi unutmayın.