Tenet İncelemesi

Zaman Büken Bir Film: Tenet İncelemesi

Tenet, Christopher Nolan‘ın 2017’de çıkarmış olduğu Dunkirk filminden beri üzerinde uğraştığı ancak ilk izlendiğinde her şeyi anlaşılır kılacak bir film ne yazık ki değil. Ancak birçok film aksine bu özellik bu filmi ilginç bir şekilde eşsiz kılmakta. Nolan, düşünmemizi değil yaşamamızı istiyor, dürüst olmak gerekirse filmin anlatmaya çalıştığı şey tam da bu. Yüksek ihtimalle ilk izlediğinizde “Pekala, iyi güzel sanırım ancak ben az önce ne izledim?” diyecek, filmden soğumak ve tekrar izlemek gibi korkunç bir ikilemde kalacaksınız. İkinci kez izlediğinizde ise Nolan’ın mükemmeliyetçiliğine uymayan eksiklere rağmen filmin kendisinin başlı başına bir sanat olduğunu anlayacak ve Christopher Nolan’ın bir deli mi yoksa bir dahi mi olduğu ikilemine düşeceksiniz. Gelin beraber Tenet İncelemesi yazımıza bakalım.

  • Film: Tenet
  • Yönetmen: Christopher Nolan
  • Senarist: Christopher Nolan
  • Süre: 150 dk
  • Yıl: 2020
  • Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu
  • IMDB Puanı: 7.8
  • Oyuncular: John David Washington, Robert Pattinson, Elizabeth Debicki

Bir adamın ölme olasılığı başka bir adamın kendisi için bir hayat yaratma şansıdır.

Andrei Sator

Bu filmi anlatmaya çalışmak izlemekten bile zor. Ama biliyor musunuz, Tenet filmini çoktan anlatmaya çalıştım ve hatta anlattım bile.

Tenet İncelemesi Fragman

Konu

Nolan her zaman bir Bond filmi çekmek istediğinden bahsetmiştir. Tenet, hem Bond hem de zaman sevdasını tatmin etmek amacıyla seyirciden çok kendisi için yapmış olduğu bir film gibi. Uluslararası casusluğun alacakaranlık dünyasında, The Protagonist yani Kahraman olarak bilinen isimsiz bir CIA ajanı, Tenet adlı gizemli bir organizasyon tarafından gerçek zamanın ve algının ötesinde gelişen küresel bir görev için işe alınır. Görevi ise söylenenden çok daha zordur, önsezi yeteneğine sahip bir Rus oligarkı olan Andrei Sator‘un III. Dünya Savaşı‘nı başlatmasını engellemektir. Bu görevde başarılı olmanın tek yolu ise yakında gelecek olan tehdide karşı koymak için “zamanı tersine çevirme” sanatında ustalaşmaktır.

– Sence burada neye bakıyoruz?

– Yaklaşan bir savaşın eskimiş kalıntılarına.

Neil ve Kahraman

Tenet İncelemesi Filmin Mesajı

Filmin vermeye çalıştığı en büyük mesaj ise, Önemli olan hayatı anlamak değil, hissetmektir. Tıpkı Barbara’ın Kahraman’a söylediği gibi. “Anlamaya çalışma, hisset.” Tüm filmde bunun benzeri sözlerin tekrarlanmasının sebebi Christopher Nolan’ın sonunda zamanın işleyişini çözemediğinin ve pes ettiğinin göstergesidir belki de.

İlk saniyelerinin huzurlu ve yatıştırıcı olması seyirciyi yatıştırmakta ve bunu takiben yaklaşık otuzuncu saniye gibi kısa bir sürede muhteşem bir aksiyon sahnesine geçişiyle seyirciyi koltuğunda dikleştirmekte ve bu yolculuğun engebeli olacağının sinyalini vermektedir. Seyircide az önceki huzurdan eser bırakmayarak amacına ulaşan Tenet, hayatın belirsizliğini keskin açılarla gözler önüne sürmüştür. Bu sahnedeki aksiyonun seviyesi seyirciyi tedirgin edecek derecede yüksek ve kaç tane tarafın var olduğu anlaşılmayacak kadar karmaşık. Aslında Tenet’in değinmeye çalıştığı da bu: Hayatta taraf yoktur, en azından olmamalıdır. Biz insanlar birlikte hayata karşı tekiz, tek savaşımız ise zamana ve hayata karşı hayatta kalmak. Kanımca Tenet’in göstermeye çalıştığı soru da şu, biz insanlar olarak ne yapıyoruz? Birbirimizle olan zorumuz nedir? Tenet‘deki gibi asla anlayamayacağımız “gelecekten” bir tehdide karşı kimimiz var ki birbirimizden başka? Böyle bir tehdide karşı bütün bir dünya olarak birleşebiliyor ve hayatta kalmak uğruna her şeyi riske edebiliyoruz ancak neden en büyük zulmü birbirimize yapıyoruz?

Tenet İncelemesi
Tenet filminden Kat ve Kahraman

Filmin Felsefesi

Açıkçası Tenet’in en alt metinin zaman olduğu konusunda şüpheliyim, kanımca Christopher Nolan bu filmiyle zaman takıntısını bir ileri seviye taşıyarak başka yeni bir takıntısını dile getirmek istemiş. Birçok bilim insanı hayatımıza şekil veren teknolojik gelişmelerin insan bilincinin evriminin çok ötesinde olduğunu düşünmekte ve bu sebeple gerçekleşecek birçok teknolojik gelişmelerden ve sonuçlarından ürkmekteler. Bununla ilgili olarak Tenet‘ın işlediği asıl düşünce ve Nolan’ın yeni takıntısı, insan bilincinin yanılgısıdır. “Zamanı geri çevirme” teknolojisini elde eden adamın bu algıyı manipüle edebilmesi ancak kendi bilincinin vizyonunun bu gelişmenin oldukça geride kalması bu düşüncenin filmdeki bir örneğidir. Gerçeklik insandan insana değişmektedir ve bu aslında gerçekliğin insan bilincinin içerisinde yaratıldığı ve yaşandığı fikrini ortaya koymaktadır. Eğer durum böyleyse hayatımızın ne kadarını bilincimizin içerisinde yaşıyoruz? Ne kadarı ise kolektif bilincin bir yanılsaması? Peki, ileride bilincimiz ve algımız gerçekliğimizde nasıl bir rol oynayacak? Sanırım tam da bu soruları düşünmüş ve bunların arayışına girmiş olması sebebiyle daha önce de belirttiğim gibi Nolan’ın deli mi, dahi mi olduğu ikilemine düşmek mümkün.

Cahillik bizim cephanemiz.

Kahraman

Sinematografi

Daha önce Christopher Nolan ile beraber Interstellar (2014) ve Dunkirk (2017) filmlerinde çalışmış ve sinematografi dehalığını kanıtlamış olan Hoyte van Hoytema, bu filmle sadece kendini aşmakla kalmamış aynı zamanda standardı çok üst düzeye çıkarmıştır. Filmde birçok sahneyi sanki Kahraman’ın ayak izlerinden gidermiş gibi resmetmesi seyirciyi filmin içindeki gerçekliğe entegre etmiş ve 150 dakikayı 10 dakikaymış gibi hissettirmiştir.

Özellikle düz akışlı sahnelerde geri zaman sarımlı atış dumanları bir sinematografi ve film montajı harikasıdır. Sanıldığının aksine geri zaman sarımlı dövüş sahneleri, düz akışlı dövüş olarak çekilip geri sarılmamış, geri sarımlı dövüş olarak uygulanmıştır. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, örneğin Kahraman düz zaman çizgisinde yumruk attıysa, geri zaman sarımında o yumruğu atışının geri akması gerekmektedir. Bunu kameraya alırken yumruğu atmamış, tam da görüldüğü gibi yumruğu atış hareketinin tersini yapmıştır. Bu sinema tarihinde daha önce görülmemiş bir şeydir, hala düşündükçe bu detaya hayran kalıyorum. Sanırım bu inanılmaz tekniği ve gerçeğe bağlılığı Christopher Nolan’ın vizyonuna, bilgisayar efekti kullanmayı olabildiğince reddetmesine ve Hoyte van Hoytema’nın sanatsal görüşüne, becerikliliğine borçluyuz. Bilgisayar efekti kullanmamak için satın aldıkları koskoca bir Boeing 747‘yi gerçekten çarpmalarını, araba sahnelerinde arabayı gerçekten ters takla attırıp düzelten dublörleri de unutmamak gerek tabii ki. Kimimiz daha düz yolda kullanmakta zorlanırken bu dublörler bir sanat görüşü için hayatlarını tehlikeye atmışlar. Her şeyden öte Tenet filmi sırf bu gerçeğe bağlılık, sinematografi ve film montajları ile büyük bir övgüyü hak etmektedir.

Tenet İncelemesi
Tenet İncelemesi Boeing 747

Alacakaranlık dünyasında yaşıyoruz…

…ve gün batımında hiç arkadaşımız yok.

Eleştiri

Pekala, Tenet‘ın birçok artısına rağmen eksiği var mı? Elbette. Nolan, çoğu zaman karakter gelişimine değil kahramanların hikayede parçası oldukları yere odaklanarak filmin hikayesini ilerletir. Bu çoğu filmde göze batmaz çünkü hikaye öyle güzel detaylı ve tatmin edici anlatılmıştır ki karakter gelişiminin sığlığını fark etmezsiniz bile. Ancak bu filmde karakterlerin öneminden dolayı göze batmış. Özellikle hikayenin bir gerekçesi olsa bile Kahraman’ın hiçbir şeyden haberdar olmaması ama diğer herkesin neler olduğunu anlıyor tavırları baş karakteri fazlaca sığ bırakmıştır. John David Washington‘ın güzel oyunculuğu bile bu rahatsız edici detayı tamamlayamamıştır.

Başrolde John David Washington olsa da Robert Pattinson‘ın bu filmle iyi bir atılım yaptığını söylemek çok yerinde olur. Uzun süredir radar altında kalmış birçok iyi filmde, adını gerçekten duyurduğu The Lighthouse adlı festival filminde ve dört gözle beklenen Batman’ın yeni çevriminde yer alması oyunculuğunun çeşitliliğinin ve niteliğinin birer kanıtı.

Tenet İncelemesi
Neil ve Kahraman

Christopher Nolan harika bir yönetmen; vizyonu, dünyaya bakış açısı ve sanatına olan düşkünlüğü onu unutulmayacak yönetmenler arasına sokmakta. Özellikle bu filmle anlatmaktan çok hissettirmeyi çok ince bir şekilde başarmış ve Fransız ressam Edgar Degas‘ın, “Sanat sizin gördüğünüz değil, başkalarının görmesini sağladığınız şeydir” ünlü sözüne ulaşmıştır. Fakat, zaman takıntısını artık anlatmayı ya da anlatmaya çalışmayı bir süre bırakmalı ve kendisini tekrarladığının farkına varmalı. Zamanı her filminde başka bir açıdan incelese de birazcık farklı konulara da yoğunlaşmalı. Her filminin sonunda insanlar “Evet, yine zamanla ilgili anlaşılmayan bir şeyler işte” dememeli. Her ne kadar “Sanat sanat içindir” felsefesini benimsemiş olsa da sanat, anlamlar yüklendikçe yüceleşir ve kalıcılığını korur. Sanat sanat için olsa da unutulmamalıdır ki tekrar eden sanat sanat değil, zanaatkarlıktır.

Zaman Büken Bir Film: Tenet İncelemesi‘ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Ada Ateş
Bir Parça Tuhaftık