Andret Tarkovsky

Tanrılarla Cenk Etmiş Yönetmen: Andrey Tarkovski

Bu çalışmada Andrey Tarkovski ve onun sinema üzerinden kurduğu dünyanın niçin zor anlaşılır olduğunu ve Andrey Tarkovski’nin sinema üzerinden bir dünya kurarak neyi amaçladığı üzerine yoğunlaşacaktır.

Gelip geçici olmayan Andrey Tarkovski filmleri genel anlamda insanların özünde var olan insanilik, ebedilik, güzelin çağrısını duyumsanması gibi eylemleri insanlarda harekete geçirmeye yöneliktir. Bu filmlerde egzotik yerler, kahramanlar yoktur ama pragmatik gerçekliğe uymayan, tamamen içten, hesapsız insanlar vardır. Örneğin Ayna (Zerkalo) filminin kahramanı yakınlarından karşılık olarak sevgi beklemeyen, katışıksız bir sevgiyi onlara sunamamış bir adamdır. Stalker hızlı sentimental değişimler yaşayan, çabuk sinirlenen tuhaf bir adamdır. Fakat onu kendi yolundan çevirebilmek imkansızdır. İnsanların alt üst ettiği dünyadan yükselen seslere namuslu onurlu bir şekilde karşılık koyar. Domenico, Stalker gibi hayatta ki duruşunu belirlemiş ve bozulmuş toplumun önünde ilerlemektense bu toplumu değiştirmek için kendini kurban eder. Bu karakterler kendi rahatı peşinde koşmayan, bozulmuş toplumu değiştirmek ve kaybettikleri umudu onlara tekrar kazandırmayı kendilerine ideal olarak belirlemiş, sorumluluktan kaçmayan insanlardır.

Andrey Tarkovski filmlerinin anlaşılamamasının sebebini Mühürlenmiş Zaman’da bahsettiği gibi “Bir gün biri, beyazperde gerçek dünyayı seyirciye yaklaştırdığında, seyircinin onu, kokusunu burnunda, tenini teninde duyarak olanca kapsamıyla algılanmasını sağladığında, bir de bakılır ki, seyirci meğer duygusal ve estetik anlamda etkilenme, kendini estetik duygulara bırakma yeteneğini çoktan yitirmiş, bunun yerine kuşkuyla kendini sorgulayıp duruyor: “Niçin? Neden? Nasıl?” Yönetmen filmlerinin Sebastian Bach müziğini dinler gibi veya Arsenie Tarkovski şiirleri okur gibi izlenmesi tarafındadır. Çünkü yönetmen için sinemada zamanın akışının ifadesi ritimdir.

Filmlerindeki oyuncuların niçin, neden gibi sorularını karşılıksız bırakmış ve hatta Solaris’in başrol oyuncusu Donatas Banionis’in bu sorulara cevap aradığı için bir uyum sağlayamamıştır. Çünkü Tarkovski oyuncuların filmlerden önce rollerin kafalarda kurulmasına karşı bir yönetmendi. Çünkü gerçek içtenliğin o an diğer oyuncular ile beraber bir şekilde sağlanacağını düşünüyordu. Bu doğallığı oyuncuda arayan yönetmen Mühürlenmiş Zaman adlı kitabında şu örneği verir: Chaplin’e ne diyeceğiz? Komedi mi? Hayır! O yalnızca Chaplin’dir, başka bir şey değil. Tekrarı mümkün olmayan bir fenomen. Tepeden tırnağa abartı! Abartı ama, bu nasıl bir abartıysa, her sahnede, kahramanının her hareketinin, gerçeğin ta kendisini yansıtmasıyla hepimizi sarsar. En abuk subuk durumlarda bile Chaplin tümüyle doğaldır, gülünçlüğü de buradan gelir.

Andrey Tarkovski sinema seyircisini hayatında yaşayamadığı anları, sevinçleri, hisleri, heyecanı, hayata dair deneyimleri zenginleştirmek için gittiğini savunur. Çünkü sinema diğer sanatlara binaen vecd, sentimental yoğunluğu insanda en iyi tezahür ettiren kendine özgü bir yapıdadır. Andrey Tarkovski sinema sanatı ile uğraşırken neyi amaçlıyordu, insanlara sinema ile ayna tutarak seyircide bir farkındalık yaratmak mı? İnsanların içindeki karanlığa ışık tutmak mı? Toplumu iyileştirmek mi? Estetik duyguları harekete geçirmek mi? Elbette filmlerinde bu sorulara cevap verdi ama bu soruları cevaplarken tanrılara meydan okuduğunu ebediyete de kanca taktığının farkındaydı. Dostoyevski şöyle diyordu: Neymiş, sanat hayatı yansıtmalıymış falan filan. Saçmalık! Hayatı yazar (ozan) yaratır, hem öylesine ki, ondan önce bu kapsamda bir hayat asla olmamıştı

Her insan öleceğinin farkındadır ve buna karşı ne yapacağını bilmez. Sanatçılar ise ebediyet için duydukları hasreti yeni bir dünya yaratarak gidermenin peşindedir. Ölüme, tanrılara ve yazgıya meydan okumadır. Rollo May’in Yaratma Cesareti adlı kitabında dediği gibi “Yaratıcılık ölümsüzlük için duyulan bir özlemdir.” Bu özlemi duyan insan yazgıyı kabul etmeyen, sıradan, duygusuz gelişigüzel olan şeyleri gömüp bambaşka bir dünya yaratma peşindedir. Bu dünyanın tanrılarından bağımsız yeni dünya yaratarak daha özgün olurlar. Sonra kendi dünyalarının tanrısı olarak nesnelere kendi zevklerine göre anlam yüklerler ve daha orijinal, kendilerine has bir dünya yaratmış olurlar.

Bu baş kaldırmayı Rollo May şu örneklerle açıklar: Antik Yunan’da Prometheus miti vardır; bu mite göre Olimpos dağında yaşayan bir Titan olan Prometheus, insanların ateşten yoksun olduğunu görmüştü. Yunanlılar, Prometheus’un ateşi tanrılardan çalıp insanlığa vermesiyle, uygarlığın başladığını kabul etmişlerdi; sadece dokumacılık ve aş pişirmede değil, felsefe, bilim, tiyatro ve kültürün kendisinde de. Ama önemli nokta Zeus’un gazaba gelmesinde. Zeus Prometheus’un Kafkas dağında zincire vurularak cezanlandırılmasını emretti, her sabah bir kartal gelip gece olunca tekrar büyüyen ciğerini yiyordu. Mitteki bu unsur, yaratıcı sürecin akla gelen canlı bir sembolü. Tüm sanatçıların bir an günün sonunda kendilerini bitmiş, tükenmiş hissedip imgelemelerini asla dışa vurmayacaklarından emin, onu unutmaya ant içerek her şeye tümüyle başka bir konu üzerinde ertesi sabah yeniden başlamaya karar verdikleri olmuştur. Ama gece esnasında ‘ciğerleri tekrar büyür’. Enerji dolu dikelirler ve yenilenmiş umutlarıyla görevlerinin başına, ruhlarının örsü başında didinmeyi sürdürmeye dönerler”.

Andrey Tarkovski’de Rollo May’in terimiyle tanrılarla cenk etmenin deneyimini yaşamıştır. Hatta yarattığı karakterlerde bundan nasibini almıştır. Bu çalışmamıza “Tanrılarla Cenk Etmiş Yönetmen Andrey Tarkovski başlığını vermemizin nedeni budur. Tıpkı bir Prometheus gibi Andrey Tarkovski’de filmleriyle tanrılara baş kaldırmış ve ebediyete mühürlenmiştir.

Otağ oluşumu olan tarih sayfamızı takip etmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca “Cajamarca Çatışması ve Pizarro” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.

Kaynakça:

Andrey Tarkovski, Mühürlenmiş Zaman.
Andrey Tarkovski, Şiirsel Sinema.
Andrey Tarkovski, Zaman Zaman İçinde.
Rollo May, Yaratma Cesareti.
Karen Armstrong, Tanrının Tarihi.
Fyodor Dostoyevski, Budala.
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza.