Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat konusu

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ile Kadın Figürü

Bu yazının birinci kısmında “Tanzimat Döneminde Roman Anlayışını” incelemiştik. Fakat dönemi daha iyi anlatabilmek adına, zamanına ayna tutmuş eserlere de bir göz atmamız gerektiğini düşündük ve ortaya ikinci kısım çıktı. Yazımızın bu bölümünde, 7 farklı eserden detaylıca bahsetmek istediğimiz için hortkuluk misali yedi kısımda incelenecek. I. kısmı için hazırsak, buyurun başlayalım. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat konusu ve işlediği kadın figürü.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

Şemsettin Sami Bey, çok yönlü edebiyat çalışmalarının yanı sıra roman sahasında verdiği ve “Talat ve Fitnat’ın Aşkı”nı anlattığı bu eserinde, görücü usulü yapılan evliliklerin trajik sonuçlarından bahsetmiştir. Bu konunun çevresinde ise toplumun birçok aksaklığına değinmiş, her ne kadar kısık sesle de olsa eserinde kadın ve kadınların mücadelesini işlemiştir.

Ders verme amacı güdülen bu eserde de sık sık gözlem ve detaylı betimlemelere başvurulmuştur. Realist bir çerçevede ele alınan eserde, dönemin diğer romanlarında da rastladığımız tesadüf , kitabımızın temelini oluşturan yıkılmaz bir duvar gibi karşımıza çıkmaktadır. Ne yazık ki, bu romanımız da kendi seyrinde akıp gitmesine izin verilmeyen eserlerden biridir. Yazarımız, sürekli olarak kurguya müdahale ederek karakterlerini, kalemine hapsetmiştir.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Eserinin Konusu ve İçeriği

Romanımızın ana karakterleri, başlığa da yansıyan Talat ve Fitnat’tır. Başrollerimiz haricinde sahnede Fitnat’ın üvey babası Hacı Mustafa ve Fitnat’a görücü olarak gelen Üsküdarlı Ali Bey göze çarpar. Eser, 6 yaşında babasını kaybeden ve 18 yaşına geldiği vakit; üvey baba elinde büyümüş olan Fitnat’a aşık olması üzerinde akıp gider. Burada, birinci tesadüfümüz bize göz kırpar: babasız büyümek.

Fitnat da bu delikanlıya gönlünü kaptırır lakin üvey babası, genç kızımızın sokağa çıkmasına bile izin vermez. Eh, gönül bir müftüdür ki istemediği şey için pek de kolay fetva vermez. s.20, fakat istediği uğrunda da yapmayacağı şey yoktur. Tüm bu engellerin üstesinden bir şekilde gelmeyi başaran Talat, sonunda Fitnat’a, büyülü aşkına kavuşur. Nasıl mı? Üzerine geçirdiği çarşafla kadın kılığına girerek!

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

Ama ne kılık değişikliği, ne risk… Talat çarşafla beraber şehrinin sokaklarında ilerlerken tedirgin adımlarına mahalle erkeklerinin rahatsız edici bakışları ve şu düşünceler karışır: “Ah biçare kadınlar, neler çekerlermiş. Biz erkekler, onları kukla gibi kullanıyoruz. Yolda serbestçe yürümelerine bile mani oluyoruz. Bu ne rezalet! Bu ne küstahlık! Bir erkek, tanımadığı başka bir erkeğin yüzüne bile bakmaz. Lakin tanımadığı hatta hiç görmediği bir kadına gülerek, konuşarak, yüzüne bakarak rahatsız etmekten de çekinmez!” s.39

Tüm bunların üstünden biraz zaman geçtikten sonra, Üsküdarlı Ali Bey isimli zengin bir adam, üvey babasından Fitnat’ı ister. Fitnat’a söz hakkı verilmez, fikri sorulmaz. Ali Bey’e Fitnat’ı öylece verirler. Kendini Ali Bey’e hiç yakıştıramayan ve Talat’a olan aşkının üstesinden gelemeyen Fitnat, kalbine sapladığı hançerle ölür. O sırada, çarşafla gelmiş olan Talat da bu görüntüye dayanamaz ve düşüp ölür. Bu olaylar yaşanırken Fitnat’ın boynundan çıkan muskanın içinden Fitnat’ın annesinin yazdığı yazıyı okuyan Ali Bey, evlenmek istediği kızın babası olduğunu anlar. Delirir ve altı ay sonra o da ölür. İkinci tesadüf.

Eser Üzerine Son Sözler

Baştan sona romanı tekrar inceleyecek olursak, aslında yazarın sadece yapılan görücü usulü evliliklerden yakınmadığını görürüz. Eserde, “kadın” figürü başarıyla işlenmiştir. Biraz önce alıntıladığım kısımda da bunun en net örneğini görüyoruz: Günümüzde bile kadınlar üzerinden boşboğazlık eden, “ee, o da öyle açık saçık neden giyinmiş canım!” zihniyetinde olan insanlara bir cevaptı o. Rahatsız edilmenin nedeninin kıyafetler olmadığı; kadının, vücudunun her yerini örttüğünde bile rahatsız edildiğinin en büyük kanıtı. Ki, 1875’te kılık-kıyafette değişikliğe gidilmediğini biliyoruz.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

İkinci olarak kadının evdeki ve toplumdaki yerinden söz etmek doğru olacaktır. “Evlilik” gibi ciddi bir durumda bile kadınlara söz hakkı verilmediğini, onların yerine de düşünüldüğünü ve en doğru(!) karara varıldığını anlatıyor yazar. Yaşananlara karşı çıkamayan kadın, yine kurtuluşu ölümde arıyor. Buluyor da. 150 yıl önce de, sonra da…

Sonuç olarak; 106 sayfalık bu eser, aşktan ve evlilikten daha ciddi konular üzerinde durarak Türk toplumundaki kadına yeni bir pencere daha açıyor. Kapağını açtığımız, ortasına gelmeden sıkılıp bıraktığımız bu dönem eseri, türünün ciddi anlamda ilk çalışmalarından biri olmasına rağmen toplumu ve insanlığı en betimleyici şekliyle gözler önüne seriyor.

Fitnat yine ölüyor evet. Fakat bu kitap, Fitnat’ın dramatik ölüşünün değil söylenenlere kulak asmadığımız sürece daha birçok Fitnat’ın öleceğinin “fermanı”dır.

“Evet, kendimize ait değiliz lakin yaşamımız ve ölümümüz elimizde! Kendimizi yokluk çölüne atabiliriz. Orada daha hür de yaşayabiliriz… Bu dünyada hürriyet yokmuş. Dünyanın en hürleri esirlermiş!

Yüreğindeki kuşu bir kafese hapsedilen her Fitnat için…

‘Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ile Kadın Figürü’ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram veTwitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


aleynadilara
Konya’18 BEU/Türk Dili ve Edebiyatı ✍️