Suriye’de Bir Şeyler Olacak

Barış Pınarı dönemi ve teröristler

Tarih 09.11.2019, saat 16.00 Türkiye Cumhuriyeti Fırat’ın doğusuna teröristleri temizlemek için bir operasyona başladı. Barış Pınarı Harekatı.

Bilindiği üzere BPH başladığı zaman ABD PYD/YPG’ye gerekli desteği vermekten kaçınıyordu. Türk ordusu da vurucu bir etki ile ilerliyordu bu sebeple teröristler daha fazla zaiyat vermemek için ABD’den ümidi kesip yeni müttefiklerine koştular. Suriye Rejimi.

10-16 Ekim 2019 zamalarında kamuoyuna deşifre olan bu sözleşmede teröristler adına Siphan Hamo ve Mazlum Abdi’nin imzası var ancak rejimin imzası yok. Peki bu sözleşme ne anlama geliyor?

Yazılana göre Rejim’in Kuzey Suriye ‘ye üç bölgeden girişi söz konusu :

  • Tabka ve Ayn İsa güzergahlarından Türkiye sınırına kadar Tel Abyad’ın batısına
  • Menbiç güzergahından Ayn El Arap’a kadar
  • Tel Tamir ve Resulayn üzerinden Haseke’de; Kamışlı ve Malikiye’ye kadar


Hatırlandığı üzere bu harekat sonrasında uluslararası kamuoyunda çok ciddi bir kaos vardı ülkemize ve ordumuza karşı propagandalar düzenleniyordu. Nitekim hatırladığınız gibi Trump’ın ”Fake News!” tweetiyle bu propagandalar tescillendi.

Amacım sizlere o günleri hatırlatmaktı, az çok bunu başardığımı düşünüyorum. Anlaşılacağı üzere terör örgütü ABD’den umudu kesip rejime ve pek tabi Rusya ve Iran’a yanaştı.

Hatırlar mısınız, Mazlum Kobani ve Donald Trump’ın cilveleşmelerini? Bakın o Mazlum Kobani 1 Şubat’ta neler söyledi:

ABD, Kuzey-Doğu Suriye’deki güçlerle (QSD ve MSD) Suriye sorununu çözmek zorunda. Bu çerçevede ilişkilerimiz sürüyor. Bazı gelişmeler var fakat henüz istediğimiz sonuca ulaşamadık.
Bu çelişkiler içerisinde genel olarak hiçbir gücün tarafı değiliz, hiçbir güce taraf olmayacağız.
Rusya, Suriye’nin çözümü konusunda temel aktör, hatta başlıca aktördür, diyebiliriz. Suriye’nin çözüm dosyası Rusya’nın elinde.

Rusya

Terör örgütünün operasyondaki manevralarını anlattık. Şimdi gelelim Rusya’ya. Fırat’ın doğusuna yaptığımız operasyonlarda Rusya’nın hal ve hareketlerini biliyorsunuz tam bir müttefiktiler. Peki biz Fırat’ın doğusuna harekat planı açıklayınca Rusya’ya ne oldu? Bir anda ortalık karıştı çünkü Türkiye’nin Fırat’ın batısını kontrol etmesi, Rusya’nın Türkiye’ye karşı gösterdiği en büyük tehdit olan Idlip sorunun çözülmeye yaklaşması anlamına geliyordu. Yani bugünün Suriye’sinde Rusya’nın attığı adımların başlıca sebebi bundan kaynaklıdır.

Peki ABD neden bizim yanımızda?

Rejimde söz sahibi olan iki ülke var, bunlardan biri Rusya diğeri ise Iran. Idlib’de ise sayısı hiç azımsanmacak kadar Iranlı milis var.

Aslında bakarsanız sahada savaşanların çoğu Iranlı, yani onların ”başına bir şeyler gelmesi” ABD’nin bölgede en çok istediği şey.

Garip olan şu ki ne zaman Israil bizim ikinci söz sahibi ülkemiz Iran’ı ve Iran destekli grupları hedef alıyor. Bizim tatlı diplomatik ayıcığımız saklanıyor, silahları çalışmıyor… Bu da tabii ki tesadüf değil nasıl ki ABD, Iran’ı istemiyorsa; Rusya’da Iran’ı istemiyor bu da apaçık bir gerçek.

Gelelim ABD’nin asıl hedefine ve asıl yanımızda bulunma sebebine. Yazıma YPG’nin saf değiştirdiğini, ABD’den uzaklaştığını anlatarak başladım. Bu ne kadar uzun sürer? Ben çok uzun olacağını zannetmiyorum, ilerleyen zamanlarda YPG’nin yine şekil ve saf değiştirdiğini göreceğiz tabii ki bunu ABD sağlayacak. Sağlayacak ki Iran ve Esed milisleriyle kuklalarını çarpıştırabilsin. Asıl amaç, yeni bir mezhep savaşı…

Gelelim bize…

Öncelikle şunu söyleyelim biz Suriye’deki toprağın da, petrolün de bilmem nesinin de peşinde değiliz, orası vatanımızın toprağı değil müdafaamızı gerektirecek bir bölge de değil. Bizim Suriye ‘ye neden girdiğimizi hatırlayınız. Sebebimizi hatırlayınız. Bizim derdimiz Idlib, Rusya, ABD, NATO değil.

Tavrımızı çok net koyduk, çevremizde TERÖRİST, ülkemize gelecek yeni MÜLTECİ OL MA YA CAK. Biz anlaşma yaptık. Anlaşmayı bozdular, yetmezmiş gibi yeni kurmayı planladıkları masada bize üstünlük sağlamak için ateşkes bölgesine saldırılar düzenlediler. Biz de aynı ”diplomasiyle” tamam o zaman dedik ve sevkiyatlara başladık.

Rusya zannetti ki bu diplomasi onlara çok büyük avantajlar sağlayacak ve ardından istediklerini bu sefer gerçekten elde edecekler. Ancak işler öyle ilerlemedi, heyet yolladılar, heyet ağırladılar, teklif sundular. Sonuç yine istedikleri gibi olmadı çünkü Türkiye, ”R” yapmadı.

Az önce anlattığım gibi her iki ülke de bölgeye silahlı gücünü yığıyor ve bu sayede diplomasi yapmaya çalışıyor. İşin komik tarafı bunu yaparken aralarındaki ilişkilerin aynı düzeyde kalabileceğini düşünüyorlar.

Sıcak gündemde, Türkiye için asıl önemli olan Idlib’in düşmesi, batması, çıkması değil oradan gelecek olan mülteciler ve şundan eminim ki eğer Türk Ordusu’nun orada bulunması kimseye caydırıcı gelmiyorsa, Türkiye yeni mültecileri kabul etmemek adına caydırıcılık seviyesini yükseltecektir.

Yazımı Sakallı Nurettin Paşa’nın bilindik bir sözüyle bitirmek istiyorum.

Meseleyi barış yoluyla da çözebiliriz fakat şimdi bu kadar asker toplandı, ben buraya kadar geldim. Bir şeyler yapılmazsa olmaz…


Bülent Can AKSU
Milliyetçi temelde fikirler. Bir Parça Tuhaftık