Sun Tzu’nun Savaş Sanatı

Savaş Sanatı

Yılların geçmesiyle birlikte teknoloji hızlı bir ivme kazanarak gelişmekte. Yaklaşık 500 bin yıl önce bulunan ateşten günümüze kadar gelen bir serüvenle her geçen gün kendine güç katan teknoloji elbette askeri anlamda da avantajlar sağlamaya başladı. Her ne kadar teknoloji gelişse de harp sanatı her zaman aynı kaldı. Bu yazımda ünlü Çin Filozofu Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı eserinden bazı cümleleri alıp günümüz askeri durumundan yorumlayacağım.

Sun Tzu Kimdir?

Sun Tzu Milattan önce 500 yılında Wu Devleti’nde (Çin) yaşamış filozof, askeri bilge ve Çinli komutandır. Savaş stratejisi üzerinde büyük bir özveriyle çalışmalar yapmış ve şimdi bile geçerli olan kuramları keşfetmiş ve yazıya geçirmiştir. Savaşan beylikler döneminde yaşadığı bilinen Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı eseri 10 Nisan 1972’de Yinqueshan Han mezarlığındaki bir inşaat sırasında çıkartıldı.

Sun Tzu’nun Savaş Sanatı

Savaş Sanatı

Sun Tzu tarafından MÖ 6. yüzyılda askeri taktikler ve savaş üzerine yazılmış bir kitaptır. Bu kitapta farklı başlıklar altında farklı konulara değinilmiş ve savaşın temel taşlarına vurgu yapmıştır. 10 Nisan 1972’de Yinqueshan Han mezarlığından çıkartılan bu kitap Mao Zedong ve Amerikalı Douglas MacArthur gibi isimleri etkilemiştir. Kitapta 13 farklı bölüm bulunmaktadır.

Sözler ve Yorumlar

Yazımın bu kısmında ise sizlere Sun Tzu tarafından yazılan Savaş Sanatı adlı kitapta nelere dikkat çekildiğini yazıp açıklayacağım.

“Zafer kapılarını açacak olan askeri taktikler, kesinlikle önceden kimseyle paylaşılmamalıdır.”

Harekât öncesi taktiklerin ve planların paylaşılmaması, muharebede ordunun hareket durumunun ifşalanmasına yol açmaktadır. Bu yüzden yanınızdaki adamları iyi seçmeli ve casusluk faaliyetlerini önlemeniz gerekmektedir.


“Güçlü bir ordu ortaya çıkarmak, güçlü bir hazineye ihtiyaç duyar”

Devletin eğer ekonomik altyapısı güçlü değilse veya hazinede yeteri kadar para yoksa savaş lojistiği ve askerlerin maliyetleri karşılanamayacağı için düşman zayıf bir orduyla karşı karşıya kalacaktır. Bu yüzden ekonomik belirsizlik ve yetersizlik içinde herhangi büyük bir askeri faaliyete girişmek bunu kaybettirir.


“Savaşla bir ülke ele geçirilecekse, orayı boydan boya tahrip etmek doğru değildir. Ordusu için de aynı şey düşünülmektedir. Tamamını veya bir bölümünü yok etmek yerine onları esir almak daha iyidir.”

Ele geçirilen ülkedeki yapıları ve toprakları kullanmak hem devlet için hem de oradaki halkın size karşı ılımlı yaklaşmasına neden olur. Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar ve diğer ülkeler için uyguladığı politikada bu sözün faaliyete dökülmüş halidir. Osmanlı gittiği her yerde ılımlı politikasıyla halkın sempatisini kazanmaya çalışmıştır.


“Giriştiğiniz her muharebeyi kazanmak, büyük başarı kazandığınızı göstermez. Büyük başarı, düşmanın direncini savaşmadan, kırarak kazanmaktır.”

Savaşları eğer ağır kayıplarla kazanıyorsanız bunu zafer saymak doğru olmaz çünkü ordunuz güçsüz duruma geçmiştir. Ağır kayıplarla savaş kazanılacağı farkında ise, ülkenin iç işlerine karışmaya çalışmak veya farklı savaş stratejileri ile düşmana kayıplar verdirmek ağır kayıplar almanızı önler. Bu söz aynı zamanda ülkenin politikacılarının ne kadar güçlü olduğu ile doğru orantılıdır. Eğer güçlü bir dış politikanız varsa o ülke üzerinde baskıyı o kadar rahat kurarsınız.


“Savunmada kalmak güçsüzlüğün, taarruz ise güçlü olmanın göstergesidir.”

Zayıf bir ordunuz varsa savunmada kalmayı seçmeniz doğru olarak gözükebilir. Fakat unutmamak gerekir savunma sadece geçici bir stratejidir. Savunma sonunda bile olsa taarruza geçmeniz size bir avantaj sağlayabilir. Eğer taarruz yapan kuvvet sizseniz düşman sizden korkacaktır çünkü taarruz bir ağırlıktır. Siz ne kadar kararlı ve stratejik yürürseniz muharebeyi kazanmanız kolaylaşacaktır.

“Komutanızda ki büyük bir orduyla savaşmak ile küçük bir orduyla savaşmak arasında hiçbir fark yoktur. Mesele sadece işaretlerin ve çağrıların belirlenmesidir.”

Komuta kademesinin güçlü olması sayıları önemsiz kılmaya yetecektir. Birçok ülkenin özel kuvvetleri timlerindeki kişi sayısını 7-8 arasında tutmaktadır. Eğer komutan başarılı ve stratejik olarak donanımlıysa çok sayıda düşmanı etkisiz hale getirmeyi başarabilir. Burada önemli olan şey komutanın donanımıdır.


“Müzikte sadece beş nota vardır ama bu beş notanın birliğiyle o denli çok melodi meydana gelir ki hepsi duyulmaz. Sadece beş ana renk vardır ama bu renkler birbirleriyle karıştırıldıklarında o denli çok renk tonu meydana gelir ki hepsi görülmez. Sadece beş ana tat vardır ama karışımlarından o denli çok lezzet gelir ki hepsi tadılmaz.”

Bana göre en önemli sözlerden birisi budur. Ordunun çeşitli sınıflarındaki birlikler orduyu meydana getirmektedir. Hepsi ayrı yeteneklere sahiptir. Tek başlarına da iş görürler ama bir araya geldiklerinde yeni bir durum ortaya koyarlar. Bu durumu bir yumruğa benzetebiliriz. Muharebe içerisinde farklı tarza ve yeteneğe sahip olan birimlerin bir araya gelmesi daha etkili ve hızlı sonuçlar almanızı sağlar.


“Nasıl olur da bir ordu, düşman taktikleriyle zafere ulaşabilir? İşte pek çok insanın anlayamadığı şey de bu.”

En zor sözlerinden bir tanesi de budur Sun Tzu’nun. Düşmanın sizin taktiklerinizi bilmesi size savaş kazandırabilir. Nasıl mı? Eğer sahte istihbaratlar verirseniz, insanlara planlarınızdan bahsederseniz düşmanınız bu yanlış bilgilere inanabilir. Bu sayede düşmanınızı istediğiniz yoldan götürebilirsiniz. Bu da size onların hareketlerini bilmenize ve asıl taktiğinizi uygulamanızı kolaylaştıracaktır.


“Komşularınızın niyetini anlamadan, onlarla ittifaka girmeyiniz”

Bu söz her ne kadar o dönem yeni kurulan beyliklerin güvenilmezliğini göstermek için söylenmiş olsa da günümüzde de komşu ülkelerin hükümetlerinin değişmesi aslında o dönemi temsil etmektedir. Komşu ülkelerin hükümetleri değişse bile tedbiri elden bırakmamak en doğrusudur. Güvenmediğiniz halde ittifak kurarsanız savaş meydanında arkalarını dönüp sizin kaybetmenizi sağlayabilirler.


“Hiçbir hükümet, sırf hınç almak için ordusunu savaş meydanına sürme kararı almamalıdır. Hiçbir ordu öfkeye kapılıp savaşa girmemelidir.”

Bu söz gayet anlaşılır bir şekilde söylenmiştir. “Keskin sirkenin kabına zararı” vardır diye boşuna dememiş atalarımız. Eğer ortada bir sebep yokken sadece hırs için bir ülkeye savaş açılacak olursa ülkede ve orduda huzursuzluk başlar ve askerler savaşmak istemeyebilir. Bu durumda ülke güçsüzlüğe sürüklenebilir.

Son Olarak

Çinli komutan ve askeri bilge Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı kitabından birkaç cümleyi sizlere bu şekilde anlatıp yorumladım. Umarım okurken keyif almışsınızdır ve her şey açıkça anlaşılır olmuştur. Savaş Sanatı kitabı her ne kadar eski olsa da gene de günümüzde bu kuramlar halen geçerli olmaktadır. Savaş teknolojisi ne kadar gelişirse gelişsin savaş gene savaştır, kan gene kandır. Savaş asla değişmez. Okuduğunuz için teşekkür ederim, sağlıkla kalın!

Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Kerem Akmil
Çankaya Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 3. sınıf öğrencisiyim. NATO, Uluslararası Güvenlik ve Uluslararası Terörizm konuları özel ilgi alanım. Aynı zamanda askeri ve modern dünya orduları konularında da bilgili ve ilgiliyimdir. Bir Parça Tuhaftık.