arama

Sevr Devrimi ve Afganistan

  • paylaş
  • paylaş
  • Akif Jafarguluzade
  • Beğen
    Loading...

2. Dünya Savaşından sonra başlayan büyük Soğuk Savaş buhranı tüm Dünya’ya yayılmaktaydı. Farklı farklı rekabetler ve savaşlarla kendisini gösteren bu tehlikeli oyun Orta Asya coğrafyasında da kendisini açığa çıkarmıştı. Zira Sevr Devrimi ve Sevr Devrimi’nin ardından olan olaylar Soğuk Savaş’ın bir kanadı olarak değerlendirilmekteydi. SSCB için ise belki de “Sonun Başlangıcı” idi. Gelin Sevr Devrimi ve Sevr Devrimi’nin sonuçlarını, nedenlerini, Afganistan’daki dönemin durumunu daha yakından inceleyelim.

Devrim Öncesi Afganistan

Afganistan çok farklı siyasi yönetim şekillerine çok kısa yıl intervalleriyle ev sahipliği yapmıştır. 1926 yılında tesis edilmiş anayasal monarşi 1973’te devrilmiş ve “Afganistan Cumhuriyeti” kurulmuştur. Afganistan’da cumhuriyetin kurulmasında en büyük destek sağlayanlar Sevr Devrimi’ni yapan Afganistan Demokratik Halk Partisi- Komünistler olmuştur. Cumhuriyetin ömrü her ne kadar kısa olsa da, bölgede artık eski tip sistemler yok olmuş, modern devlet yönetimi başlamıştır. Cumhuriyet yönetimi ABD ve SSCB tesirlerinden kurtulmak istiyordu, bu yüzden Davud Han pusulasını İslam ülkelerine çevirmişti. Pakistan’la Peştu sorunu üzerine anlaşma imzaladı. Her iki hegemondan tesiri kaldırmak istese de, ABD’ye daha fazla yakınlaşıyor ve SSCB’yi karşısına alıyordu.

Sevr Devrimi’nin Nedenleri

1975 yılında komünistleri ülke yönetiminden uzaklaştıran Davud Han devrim sonrası önemli aktörlerden olacak N.M.Terakki ve B.Karmal’ı hapse attı. Bu olaylar ülkedeki örgütlü komünistlerin sabrını taşırıyordu. Darbe tecrübesi olan bu kişiler arkalarına bölgenin esas gücü SSCB’yi de alarak büyük darbe planına başladılar. Lakin bu darbe planına Çin karşıydı. Komünist dünyasında Çin-Sovyet rekabeti, Sovyetin yönetimi daha da yumuşatması ve Mao Çini’nin buna karşı çıkması bu iki komünist devletin karşıtlığını derinleştirmekteydi. Bu devrim ve daha sonra süren savaşta bu iki devlet perde altından kapışmıştır. Çin-SSCB anlaşmazlığını başka bir yazıda daha derinlemesine ele almak daha mantıklı olacaktır. Tarihler 1978’e geldiğinde komünist parti ve ordu işbirliği yaptı ve devrimin “tuşuna bastı”.

Muhammed Davud Han

1978 Sevr Devrimi

Afgan Demokratik Halk Partisi’nin Perçem kanadının lideri Mir Ekber Hiber’in Davud Han tarafından suikastle öldürülmesi barutu ateşleyen olay oldu. Sevr Devrimi fikri akıllara yatmaya başlamıştı. Lakin bunun devlet tarafından yapılması inkar edildi. Parti üyeleri bu olayın kendi başlarına gelmesinden korkmuştu. Davud Han artık komünistlere acımıyordu. Bu suikast sonrası ülkede küçük çaplı itirazlar olsa da, kısa sürede yatırıldı. Devrimde ön planda olacak Amin, Terakki ve Karmal hapsedilmemişti. Bu durum darbenin örgütlenmesi ve planlanması adına büyük bir şanstı. Lakin bu durum 25 nisana kadar sürdü. Amin, Terakki ve Karmal’la beraber bir kaç parti üyesi yakalandılar. 5 saat ev hapsinde tutulduktan sonra 26 nisan tarihinde hapse gönderildiler. Orduda onları destekleyen çok fazla insan vardı, bu yüzden her türlü yardım alınıyordu ve ev hapsindeyken tüm örgütlemeler tamamlanmıştı. Ve darbe 28 nisan sabah günü resmen başlatılmıştı. Sırf bu tarihin seçilmesi stratejik öneme sahipti. Çünkü cumaya tesadüf ediyordu ve müslümanlar için ibadet günüydü. Bu darbeye karşı mücadele edebilecek birçok kaba kuvvet kurumu yeterli çalışma düzeyine sahip değildi. Askerler Kabil Havalimanı’nda bulunan askeri üsten hareket etmeye başladılar. Onlara Afgan Hava Kuvvetleri de havadan destek vermekteydi. Önemli noktalar kısa sürede tutulmuş ve bir tek rejimin kalbi olan Davud Han’ın sarayı kalmıştı. Bu darbede rejimin başı Muhammed Davud Han öldürüldü ve Afganistan Cumhuriyeti resmen düştü.

Darbeden Sonra Afganistan

Afgan Hava Kuvvetleri komutanı Abdul Qadir 30 nisan tarihine kadar Devrim Konseyi başkanlığını üstlendi. Ama bu üstleniş muvakkati önem taşımaktaydı. Gerçek devrimciler: Amin, Terakki ve Karmal hapisten çıkarıldı. Yeni hükümet ülkenin ismini “Afganistan Demokratik Cumhuriyeti” olarak değiştirdi. Daha sonra ülke bayrağı, arması ve diğer öğeler de buna esasen değiştirildi. Devrim, beklenildiği gibi Çin ve bir sıra Batılı devletler tarafından pek hoş karşılanmadı. N.M.Terakki Devrim Konseyi başkanlığı görevini Abdul Qadir’den devraldı. Halkçıların lideri olan Terakki bundan ziyade devlet başkanlığı ve parti genel sekreterliği görevlerini de aldı. Başka bir Halkçı olan Amin Dışişleri Bakanlığına getirildi. Parçam fraksiyonunun lideri olan Karmal Bakanlar Konseyi ve Devrim konseyi başkan yardımcılıklarına atandı. Darbeci yönetimin diğer büyük ismi Vatancar de bakanlar konseyi başkan yardımcısı yapılmıştı. Hem Karmal, hem Amin, hem de Vatancar bu görevi üstlenmişti. Bu yüzden burada istikrarsızlık oluşmuştu. Hükümet 3 farklı kanada bölünmüştü sanki. Halkçılar Amin’i, Parçamcılar Karmal’ı, çoğu Parçamcı olan ordu mensuplarıysa Vatancar’ı destekliyordu.

Hükümette ilk Çatlaklar

Devrimden kısa zaman geçmesine rağmen, artık Parçam-Perçemcilerle Halkçılar arasında ayrılıklar başlamıştı. İlk olay Halkçıların partinin Merkez Komitesine devrimde rol almış subayları da getirmek istemesiyle başladı. Parti yönetimine ordudan birilerinin de eklenmesine Amin ilk başlarda karşı çıksa da, sonra tarafını değiştirdi ve kendi fraksiyonunun bu düşüncesini desteklemeye başladı. Afganistan Demokratik Halk Partisi Politbüro’sunda subayların Merkez Komitesi üyeliğine alınmasına pozitif karar çıktı. Bu, Halkçıların Perçemciler karşısında ilk “zaferi”ydi. Bu zaferden cesaret alan Halkçılar kavgayı daha da derinleştirmeye başladı. Onlar Perçemcileri devrimi kendi lehine kullanmaya çalışan, ama gerçek anlamda devrime katılmayanlar olarak itham ediyorlardı.
Temmuz ayında yapılan Merkez Komite toplantısında Amin Perçemcilere karşı üstünlük elde edebildi. Toplantı sonucunda Halkçılar genel olarak tek söz sahibi halinde gelebildiler ve Karmal’ı-Perçemci fraksiyon lideri sürgüne gönderdiler. Amin, daha sonra başında Karmal’ın bulunduğu Perçemci bir darbenin planlandığını ifşa etti. Devletin sonlarına doğru çokça duyacağımız Necibullah da Karmal gibi Afganistan’a geri dönemeyerek bulundukları ülkelerde kaldılar.

Amin Terakki Rekabeti

Sevr
Hafizullah Amin

Halkçılar esas yönetimsel olarak iki kişiden oluşmaktaydı. Biri Amin, diğeri ise N.M.Terakki. İlk dönemlerde Amin Terakki’nin ön planda bulunmasına gayret gösteriyordu. Lakin liderliğin “zehri” Terakki’nin damarlarına nüfuz etmişti. Bu yüzden zaman geçtikçe artık o Amin’in tavsiyelerini göz ardı ediyor, kendisini tek kişi olarak kabul ediyordu. “İki kaptan bir gemiyi batırır” derler ya, Afganistan’da da 2 kaptan bu gemiyi uzun süre birlikte yönetemedi. Gün geçtikçe araları açıldı. 1979’da gerçekleşmiş Herat isyanından sonra “Anavatan Savunma Konseyi” kuruldu. Bu konseyin de başkanı Terakki, yardımcısı ise Amin’di. Amin’in resmen aldığı görevlerin neredeyse tümü arkaplan görevlerinden ibaretti. Yapılan çeşitli yönetimsel reformlar onu devlet yönetiminde etkisiz kılmaya yönelikti. Amin bu durumu seziyor, kendisine karşı yapılan etkisizleştirme operasyonunun karşısını almaya çalışıyordu. Vatancar ve yandaşlarının kurduğu 4’lü çete Amin’e karşı başarısız suikast girişiminde bulundu. Bu, kesinlikle Amin’i yönetimden tamamen silme girişimiydi. Amin’le Terakki’nin bağlantısı bu olayla birlikte tamamen koptu. Nur Muhammet Terakki Küba gezisi sonrası görevden alındı ve Amin’in emriyle öldürüldü.

Amin döneminde Komünist rejime karşı muhalif olanların sayı artmış, 100.000’lik Afgan ordusu kaçak askerler yüzünden 50.000’e kadar düşmüştü. Amin hükümeti kırsal kesimlerde idareyi kaybetmişti. Bunlardan ziyade de onun koltuğuna göz dikenlerin sayı da gitgide artıyor ve güçleniyordu. Vatancar ve çetesi, Karmal, Necibullah ve diğerleri Amin’den intikam almak istiyordu. Bunu desteksiz yapamazlardı. Bu yüzden bunu hedefleyenler Doğu Bloğu devletleriyle ilişkileri geliştirmeye başladı. Karmal SSCB yetkilileri ile görüşüyor, Afganistan’a askeri müdahale teklif ediyordu. SSCB’de Sovyetlerin Amin’in politikalarını desteklediğine dair oluşan izlenimi silmeye çalışan komisyon üyeleri de Afganistan’a askeri müdahale edilmesi ve Amin’in yerine Karmal’ın getirilmesi fikrini destekliyordu. Bu üyeler arasında KGB başkanı Yuri Andropov da vardı. Bu baskılar kendi sonucunu verdi ve SSCB 12 aralık 1979 tarihinde Afganistan’a müdahale edileceğini duyurdu ve 15 gün sonra ilk aşama olan “Fırtına-333” harekatını başlattı.

Sovyet Müdahalesi: Fırtına-333

Sevr
24 aralık 1979-KGB’in Grom(Alfa Grup’un birliği) birliği askerleri Sarayın karşısında

Fırtına-333 Harekatı SSCB’in Afganistan’a müdahalesinin ilk aşamasıydı. Bu aşamaya esasen 660 kişilik ordu Tacbek Sarayı’na saldıracak, Amin’i öldürecek ve yerine Karmal’ı getirecekti. Saray Afgan Ulusal Ordusu tarafından korunmaktaydı. Başkan korumaları ve Ulusal Ordu mensupları birlikte 2.200 kişiydi. Bu kadar fazla kişiye karşı tam donanımlı, içerisinde KGB’nin Zenit ve Alfa grubu, Kızıl Ordu’nun 154. Spetsnaz Batalyonu ve 345. Hava Alayı askerleri mevcuttu. Böyle yüksek donanıma sahip bir ordunun sarayı ele geçirmesi işten bile değildi.

Saldırı zamanı bile, Amin SSCB kuvvetlerinin kendi tarafında olduğunu ve başka bir saldırıya karşı kendisini koruma amaçlı geldiklerini düşünüyordu. Ona saldıranın SSCB olduğunu söyleyen emir subayına “yalan söylüyorsun!” diye bağırmıştı. Lakin Amin’in yanına gelen Genelkurmay Başkanı emir subayının doğru söylediğini, SSCB’in onlara saldırdığını söyledi. Amin duyduklarından şoka uğramıştı ki, sarayın etrafından çatışma sesleri yükselmeye başladı. Bu çatışmalarda SSCB askerleri 200 Ulusal Ordu askeri ve başkan muhafızını öldürdü, 1.700’ünü ise teslim olduktan sonra tutukladı. Bundan başka ölenler arasında Amin’in 11 yaşındaki oğlu da vardı. O mermiyle öldürülmemiş, şarapnel yarası alarak ölmüştü. Amin’in kızı da yaralanmıştı, lakin sağ olarak ele geçirilmişti.

Amin o saraydan sağ çıkamadı. 27 nisan 1979 tarihinde Kabil radyosundan Amin’in öldürüldüğü anons edildi. Lakin ölümüne tanıklık eden biri olmadığından tam olarak nasıl öldürüldüğü bilinmemekte. Ölümüyle ilgili olan hikayelerden biri ona karşı suikast girişiminde bulunan 4’lü çetede bulunmuş Sait Muhammet Gulabzoy’un onu öldürdüğü. Bu olay daha sonra Gulabzoy ve Vatancar tarafından doğrulandı. Teslim olan askerlerden yaklaşık 150’i saldıranın SSCB olduğunu görünce teslim oldu. Bununla birlikte SSCB’in 10 senelik Afganistan süreci ve yeni Karmal devri başlamış oldu.

Sevr
yıkılan Tacbek Sarayı yıllar sonra

Amin sonrası Afganistan

Sevr
“Biz Hep sizinleyiz. Sevgili Afgan dostlar!”

Bu hükümet değişikliğinden sonra artık SSCB kuklası bir yönetim ülkede yerleşmişti. Lakin bu yeterli olmadı. ABD, Pakistan, Suudi Arabistan ve hatta Çin’in desteklediği yeni bir grup aktör çıktı: İslamcı Mücahitler. Bu mücahitler çok fazla gruplardan ibaretti, lakin tek amaçları vardı: Afganistan’dan SSCB’yi kovmak. Bu amaç doğrultusunda 9 sene savaşmış ve isteklerini elde etmişlerdir. 1986 yılında zamanında Amin’in öldürülmesiyle SSCB tarafından getirilmiş Karmal, yine SSCB’in baskısı yüzünden istifa etmek zorunda kaldı. 1989’da SSCB Afganistan’dan çekileceğini açıkladı. Sovyet’in baskısıyla istifa etmiş Karmal’ın yerine gelmiş Necibullah için SON başlamıştı. Necibullah’ın da istifasından kısa süre sonra Kabil mücahitler tarafından ele geçirildi ve “Afganistan Demokratik Cumhuriyeti” tarihe gömüldü. Yerine İslamcı bir devlet gelse de, savaş ve kan bu coğrafyada hiç bitmedi…