fbpx
DünyaGenelHayatSpor

Satranç Size Ne Katabilir? Fischer’in Öyküsü

Kimi için sadece bir oyun olan, kimine göre beyinlerin savaştığı bir spor olan satranç, çok özel birisi için tüm yaşamın anahtarıydı ve bu dünyayı yaşanabilir kılıyordu. O, 6 yaşından ölümüne kadar satranç oynayan ve satrancın dünyasında sonsuzluğa karışan bir usta…

Amerika’da yahudi bir ailede doğan annesi hemşire olan Bobby Fischer, babasız büyüdü. Satranç ile ablası aracılığıyla tanıştı. Bir süre sonra ablasından daha iyi olan Fischer turnuvalara katılmaya başladı. Daha 13 yaşındayken 100 yılın oyunu olarak adlandırılacak bir oyun oynadı ve 15 yaşında ABD şampiyonu oldu. Küçüklükten beri içine kapalı bir hayat yaşayan Fischer kendine en iyi arkadaşı olarak satranç tahtasını seçmişti. Bir röportajda kişisel soruları yanıtlarken “tek isteğim satranç oynamak” demiştir.

Fischer, 50 kişi ile aynı anda satranç oynuyor. Yıl 1964

Ayrıca Asperger sendromu denen bir psikolojik rahatsızlığa sahip ama doktora gitmeyi reddettiğinden hiçbir zaman tam tanı koyulamadı. Fischer in IQ’su 187’dir ve bu seviye Einstein’dan bile yüksektir. Bir satranç tahtasına bakıp, saniyeler içinde oyunu kafasından oynayarak sonuca varabilen eşsiz bir insandan bahsediyoruz.

Tabii o zamanlarda satranç şimdiki gibi değil. Daha popüler, daha sade ve çok daha zevkli, çünkü insanlardan daha zeki olan robotlar henüz yoklar. Hatta öyle ki, Fischer’in yaşadığı soğuk savaş döneminde satranç, bir güç gösterisi olarak görülüyor ve Ruslar tarih boyunca dünya şampiyonluklarını ellerinde bulunduruyorlardı. Satrançta SSCB’ den daha iyi bir ülke yoktu. Çocuklar daha küçücük yaşlarda okullarında ders olarak satranç eğitimi oluyordu. Fisher bu desteklerin hiçbirini alamadı, ama Ruslar bu oyunda iyi oldukları için, onların kitaplarını okuyarak kendini geliştirdi. Sırf bu satranç taktik kitaplarını okuyabilmek için küçük yaşta rusça öğrendi.

Dünya Şampiyonası

Fischer, giderek daha çok tanınmaya başladı ve ABD’nin bir numaralı oyuncusu oldu. Dünya şampiyonu olmak için İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te o dönemdeki Sovyet Dünya Şampiyonu Büyük Usta (GM) Boris Spassky ile karşı karşıya geldi. Bu tür maçlar asla tek seferlik maçlar değildir. Puan sistemine dayalıdır. Spassky’nin devlet desteği vardı, Sovyetler bu oyuna ciddi bir önem veriyordu. Öte yandan zaten kendisini bildi bileli satranç oynuyordu. Tüm bunların yanında Fischer’in ne bir sponsoru vardı, ne de devletinden aldığı bir destek… O, kendisini finanse etmek zorundaydı. Öte yandan, Rus sporcular özel olarak eğitilirken; Fischer kapitalizmin başkentinde daha çok kendi çabalarıyla bir yerlere gelebilmişti.

Biraz ön bilgi olarak, günümüzde her satranç Büyük Ustasının (GM) bir çalıştırıcısı vardır, olası birden çok pozisyon ve senaryolar üzerine tartışır ve hesap yaparlar, hatta çoğunun bir ekibi vardır. Yani hiçbir oyun rastgele gelişmez, bir oyunda oluşacak olası konumlar, daha oyun başlamadan oyuncular tarafından bilinir. Bu olay günümüzde robotların da gelişmesiyle tatsız bir hale gelmiştir, Alexandr Grischuk’ un da deyimiyle satranç artık berabere biten bir oyundur.

O zamanlarda teknoloji böyle değildi, ama ekipler ve çalıştırıcılar yine vardı ve Spassky bu oyun için resmen bir ordu ile hazırlanmıştı. Soğuk savaşın gölgesinde oynanan bu oyunu herkes merakla izliyor ve analiz ediyordu. Fakat Fischer maalesef yine tek başınaydı. Tek başına koca bir orduya karşı mücadele edecekti…

Fischer, psikolojik sorunları olan biriydi. İlk maç yenildi ve ne yapacağını şaşırdı. Maç sırasında sürekli takıntılı bir şekilde sandalyesiyle uğraşıyordu. Maçtan sonra sandalyedeki bir şeyin onu rahatsız ettiğini söyledi, hatta öyle bir dereceye geldi ki en sonunda sandalyeyi X-Ray cihazından geçirdiler, sonucunda bir şey bulamadılar. Bu olaydan sonra oynanan ikinci maçta Fischer tekrar yenildi ve durum 2-0 oldu. Fischer çaldırmak üzereydi. Öyle bir noktaya geldi ki, kendi elleriyle dişini çekti. Sebebi ise, Rusların dişinin içine o uyurken bir verici yerleştirdiğini düşünmesi ve buna inanmasıydı. Dişini çıkardıktan sonra bir verici olmadığını gördü, artık toparlanması gerekiyordu. Odasına kimseyi kabul etmedi, kimseyle tek kelime konuşmuyordu. Bir süre sonra kendini toparladı çünkü bu onun hayatıydı ve maçlar sonra erdi. Turnuva sonucu 12.5-8.5 oldu ve Fischer, Spassky’i yenerek Dünya Şampiyonu oldu. Bu maç, soğuk savaş nedeniyle en çok yankı uyandıran maçlardan biridir. İşte bu isim, ABD’nin ilk ve tek Dünya Satranç Şampiyonu’dur. Aslında Fischer, Spassky’i değil koca bir orduyu yenmiştir.

Ortadan Kayboluşu

Artık bir dünya şampiyonu olan Fischer, 3 yıl sonra bu unvanı koruması için Karpov ile bir maç oynayacaktır. Fischer bu maçı oynamak için FIDE’ye (Dünya Satranç Federasyonu) birkaç şartının olduğunu, eğer sağlanmazsa maça gelmeyeceğini belirtmiştir. FIDE bu istekleri kabul etmedi ve maçın hiç oynanmamasına rağmen Karpov’u yeni Dünya Şampiyonu ilan etti. Bu olayın ardından Fischer, ortalıktan bir anda kayboldu ve 20 yıla yakın bir süre hiç görülmedi. Ardından o dönemde ambargo uygulanan Yugoslavya’ya gizlice girerek bir satranç şampiyonasına katıldı. Bu sebeple Birleşmiş Milletler tarafından resmen kanun kaçağı olmuştur.  Aynı yıl içinde ABD kendisine karşılaşmalara katılmamasını söyleyen bir mektup yollar, Fischer bu mektuba basın mensuplarının önünde tükürür ve eski rakibi Spassky ile tekrar karşılaşıp bu sefer 10-5 yenerek 3.35 milyon dolar para ödülünün sahibi olur ve bu macera onun 12 senelik bir kaçak hayatının başlamasına sebep olmuştur.

Daha sonra Tokyo’da bir havaalanında pasaportunun geçersiz olması nedeniyle tutuklandı. Kendisinin haberi olmadan ABD tarafından pasaportu iptal edilmiş ve Japonya’da suçlu konumuna düşmüştür. Fakat zaten kendisi ambargoyu deldiği ve kendisine yollanan mektuba tükürdüğü için bir suçluydu ve Filipinler, Macaristan gibi ülkelerde dostlarının yanında hayata tutunmaya çalışıyordu. Tüm bunların üzerine Fischer 9 ay hapis yattı. 

Chess960 – Fischer Satrancı

Bu günlerde oldukça popüler olan ve normal satrancın ezberlenmiş ruhsuz hamlelerinden arındırılan, Fischer in icat ettiği, piyonların gerisinde olan tüm taşların simetrik olarak (siyah ve beyaz) tamamen karışık şekilde dizilerek oynanan bir satranç oyunudur. Günümüzde resmi turnuvaları olan ve açılış teorilerinin hepsini yıkmaya yönelik bir oyundur. Günümüz Dünya Şampiyonu da bu oyunu oynamaktadır ve satrancın berabere biten bir oyun olmasının önüne geçmektedir. Tam 960 farklı açılış kombinasyonu barındırdığından adına “Chess960” denmiştir.

Olası 960 başlangıç konumundan sadece birisi

Ölümü

Evrenden tek isteği satranç oynamak olan Fischer, ömrü boyunca bunu gerçekleştirmek için her türlü zorlukla tek başına mücadele etti. Hayatın ona dayattığı hiçbir şeyin kölesi olmadı ve yapmak istediği şeyin uğruna ömrünü adadı. Kimine göre bi dahi, kimine göre bir deli olan Fischer, Dünya Şampiyonu olduğu Reykjavik’te 2008 yılında bir İzlanda vatandaşı olarak bizlere veda etti.

Yazar hakkında

Kocaeli Üniversitesi 3. sınıf (Mühendislik Fakültesi) öğrencisiyim. Anlatmak istediklerimin bir kısmını yazıyorum.
Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir