Salgının Bozduğu İlişki: Avrupa Birliği ve İtalya

İtalya, 22 biden fazla ölüyle II. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir felaketle boğuşuyor. COVID-19 salgınının Avrupa’daki nirengi noktası olan İtalya, vaka ve ölümlerin görülmemiş bir hızla artmasıyla kısa sürede çökme noktasına geldi. Dünyada ikinci, Avrupa’da en fazla yaşlı nüfusa sahip olan ülkedeki yoğum bakım üniteleri kısa sürede doldu ve başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkelerden yardım istendi. Fakat beklediği karşılığı alamadı, Avrupa yanlıları da dahil olmak üzere pek çok kişi İtalya’nın “kaderine terk edildiğini düşünüyor.

Bir dönem İtalya’da bakanlık yapmış şuanda ise Avrupa Daimi Temsilcisi ve Avrupa Parlamento üyesi olan Carlo Calenda bile bu konuda olumlu bir fikir beyan edemiyor. Bir televizyon kanalına verdiği demeçte şunları söyledi.

Avrupa Birliği büyük bir plan başlatamazsa artık mevcut olmayacak

Partim, ülkedeki en Avrupa yanlısı parti olmasına rağmen, partimdeki çoğu kişi bana ‘Neden hâlâ AB’de kalmak istiyoruz? Hiçbir işe yaramıyorlar.’ diyor.

Carlo Calenda, İtalya Avrupa daimi temsilcisi ve AB parlamento üyesi

İtalya’nın 78 yaşındaki cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, ekranlardan halkına seslenirken şu sözleri kullandı

Umarım herkes çok geç olmadan Avrupa’daki bu tehdidin ciddiyetini anlar.

İtalya zor bir durum yaşıyor ve koronavirüsün yayılmasını engellemek, muhtemelen Avrupa Birliği’ndeki tüm ülkeleri için yararlı olacaktır. Bu nedenle, haklı olarak, en azından ortak çıkar çerçevesinde, bunları engelleyebilecek dayanışma girişimlerini bekliyoruz.

Sergio Mattarella, İtalya Cumhurbaşkanı

Şuan bile İtalya’daki çoğu kişi, başta Kuzey Avrupa olmak üzere AB’deki ülkelerden somut bir eylemde bulunulmadığı sürece İtalya’nın sonsuza kadar “Avrupa Birliği” projesine sırt çevireceğini düşünüyor.

Halktan da tepki büyük

Beklediği yardımı Rusya, Çin gibi “düşman ülkelerden” ve Türkiye gibi ülkelerden alan İtalyanlar, haber ajansı ANSA’nın yayınladığı ankete göre, katılımcıların %42’si yapılan AB yardımların “çok yetersiz” olduğunu belirtirken %41’i ise AB’nin “hiçbir şey yapmadığını” savundu.
AB’yi yardımlar konusunda yeterli bulanların oranı ise sadece %14 oldu.

Bunun yanında Tecnè tarafından yapılan bir ankette, katılımcıların %67’si AB’nin bir parçası olmanın dezavantaj olduğunu belirtti. Bu oran 2018’in sonunda ise %47’ydi

“Hem Siyasi Hem Ekonomik”

Eski Avrupa Konseyi başkanı olan Donald Tusk, durumun olası bir Euro krizinden çok daha endişe verici olduğunu söyledi – “hem siyasi hem de ekonomik”

Her şeyin düzeleceğini düşünüyorum fakat oluşacak itibar kaybı devasa olacak.”

İtalya, İspanya ve -gerekirse- kıta Avrupa’yı kurtarmalı, bunun için olağanüstü önlemlerden korkmamalıyız. Bu acil bir durum.

Bunun yanında salgından etkilenen ülkelere -başta İtalya olmak üzere- “AB’nin verdiği desteğin Rusya ve Çin gibi ülkelerden daha önemli olduğunu söyledi “Ama siyasette algı, gerçeklerden daha önemlidir” diye ekledi.

Donald Tusk, eski Polonya Başbakanı ve eski AB Konsey başkanı

AB ve İtalya Ekonomisi

Euro Birliğinde bulunan ülkelerin kullanabileceği “Avrupa İstikrar Mekanizması” adlı bir kurtarma fonuna sahip. Fonun başkanı her ne kadar aksini iddia etse de pek çok İtalyan, bu fonu kullanmanın ülkenin adını lekeleyeceğini ve ileride ekonomiye onulmaz hasarlar verebileceği görüşünde.

İtalya maliye bakanı Roberto Gualtieri, İtalya’nın gayri safi yurtiçi hasılasında bu yıl yüzde 6 oranında düşüş beklendiğini belirtti fakat ekonomistler bunun iyimser bir tahmin olduğunu düşünüyorlar. %136 oranında Borç/GSYH’ye sahip ülkenin borç sürdürebilirliği düşüncesi büyük bir tehdit olarak görülüyor.

Bu yüzden 9 Euro ülkesi “Koronabondlar” adlı bonolar için ortak bir bildiri yayınladı. Asıl amaç, kurtarma paketlerin ödemelerine yardımcı olmak ve ülkeleri ekonomik olarak rahatlatmaktı.

Fakat büyük görüş ayrılıkları İtalya Başbakanı Giuseppe Conte’nin AB liderleriyle yaptığı telekonferans görüşmesinde ortaya çıktı. Bu “önlemlerin” en son çare olarak düşünüldüğü ve sürdürülebilir olmadığını söyledi ve ekledi “Avrupa, tarihte bu büyüklükte bir şok karşısında güçlü ve uyumlu bir tepki gösteremezse vatandaşlarımıza ne söyleyeceğiz?”

Almanya Başbakanı Merkel ve İtalya Başbakanı Conte

Görüşmeden sonra yine bir uzlaşı sağlanamadı. Avrupa Komisyonu başkanı ve eski Alman bakanı Ursula von der Leyen, “Koronabondların” birer slogan olarak nitelendirdi. Bu konuda AB’nin yükünün büyük kısmını taşıyan Almanya’nın çekimser davranmasının doğal olduğunu söyledi ama baştan savma bir üslup kullandığı için büyük tepki gördü İtalya cephesinden.

Tepkilerin ardından komisyon geç saatlerde yaptığı açıklamada İtalya’ya nakit akışının sağlanması için her türlü kapının açık olduğunu belirtti. Fakat bu yardımların ne şekilde olacağı hala belirsizdi. Hollanda da “koronabondlar” karşısında Almanya’nın yanında olacağını belirtti.

İlk Resmi Tepki: Açık Mektup

Avrupa yanlısı Calenda, başta Kuzey İtalya olmak üzere bazı belediye başkanlarının ve valilerin imzasını taşıyan bir mektubu Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’da tam sayfa ilan olarak yayımlandı. Mektupta Hollandalı ve Alman Hükümetler için ciddi ithamlarda bulunuluyordu.

Mektupta “Vergi Cenneti” olarak nitelendirilen Hollanda’nın içinde bulunduğu tutumun “etiğe aykırı ve ahlak dışı” olduğunu söylediler. Almanya, ortak Avrupa borçlarını ödememe konusundaki isteksizliği eleştirildi. 2. Dünya Savaşından sonra İtalyanların da dahil olduğu ülkeler tarafından Nazilerden kalan borçlarının iptal edilmesine de atıfta bulunuldu.

Almanlar o borçları asla ödeyemez. Sizin yeriniz Avrupa kurumlarında özgürlük ve dayanışma değerleriyle birlikte. Küçük ulusal egoizmleri takip etmek gibi bir hata yapmayın.

Angela Merkel’in Partisinin milletvekili Eckhardt Rehberg; “Böyle duygusal cümleler kullanmamalılar. Her ülke kendi içinde bulunduğu durumla ilgili sorumluluğunu sorgulamalıdır. İtalya’nın sağlık sisteminden Avrupa ve Almanya’yı sorumlu tutamazsınız. Alman bir politikacı olarak bunu haksız buluyorum.” dedi.

Eckhardt Rehberg, Angela Merkel’in partisinin milletvekili.

Aslında “Koronabondlar”ın tarihi eskiye dayanıyordu. 2012’deki Euro borç krizinde olan Güney Avrupa devletleri için öne çıkarılan eurobondlar pek çok ülke için birer can simidiydi. Ancak Merkel, 2012’de “yaşadığım sürece” asla böyle bir araç olmayacağını söyleyerek şiddetle reddetti. Almanya için AB antlaşmaları kutsaldı ve kural açıktı: “Ülkeler birbirini finanse edemez.”

Bu AB’nin “büyük abisi” olarak görülen Almanya’ya olan güveni yıktı. Yunanistan’da Merkel “Hitler Bıyığı” ile tasvir edildi. Kıta Avrupası’na egemen olmaya çalışan bir diktatör imajı çiziliyordu.

İtalya’daki Almanya Düşmanlığı

İtalya’da bu düşünceler ise dönemin Başbakanı Berlusconi’nin elindeki medya imparatorluğu ile desteklendi. İtalya’nın artık AB’de değil 4. Reich’te olduğu iddia ediyorlardı. Berlusconi’nin Merkel’e “huysuz, geçimsiz bir ihtiyar” dediği ses kayıtları basına sızdı. Berlusconi’nin kardeşinin gazetesi ise ilk sayfasına Merkel’in Nazi selamına benzer bir hareket yaptığı fotoğrafı koydu.

Bütün bu olaylar Avrupa karşıtı sağcıları cesaretlendirdi ve ülkedeki genel atmosfer, AB aleyhine değişmeye başladı.

İtalya’daki en güçlü muhalefet partisi ve en çok oy alan ikinci parti konumunda olan Sağcı lider Giorgia Meloni ise şunları söyledi;

Avrupa, karşılaştığımız zorluklardan kar elde etmeye çalışanlara karşı kesinlikle hiçbir şey yapmadı.

Virüs bahanesiyle spekülasyon yaratarak İtalya’yı zayıflatmak ve stratejik varlıklarını satın almak için bir oyun oynanıyor.

Biz ölülerimizi hesaplarken onlar tahvillerinin değer kaybetme riskini hesaplıyorlar.

Giorgia Meloni, İtalya’nın en büyük muhafelet partisinin başkanı

Kuzey Ligi Partisi milletvekili ve Avrupa İstikrar Fonu’ndan para alınmaması kampanyası yürüten Claudio Borghi, 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin İtalya için kullandığı bir propaganda resmini “Zaman geçiyor, ama taktikler değişmiyor” diyerek twitledi.

Görseldeki açıklama: Almanya gerçekten senin arkadaşın

Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Franziska Brantner açıklamasında İtalyan arkadaşlarının Almanların İtalyanlara “Koronavirüs laboratuvarı” gözüyle baktığını ve sadece izleyip deneyimlerinden yararlanmaya çalıştıklarını belirtti. AB taraftarı İtalyanlar ciddi biçimde kırgın ” “Bize böyle davranmalarını sağlayacak ne yaptık?” diyorlar.

Fakat Avrupa yanlısı İtalyanlar, COVID-19 krizinin bir şekilde Almanya, Hollanda gibi ülkeleri ikna edeceğine ve bu hasarı onarmak için tekrar bir dayanışma içerisine bulunacaklarını düşünüyorlar.

“Stres nedeniyle kapalı”

AB’den İlk Somut Adımlar

Hollanda Başbakanı Rutte, İtalya’nın acil tıbbi giderleri için 20 milyar €  değerinde bir fon önerdi ve bu fonun direkt Sağlık Bakanlığına aktarılması planlandı. Fakat aslında bu meblağ, ateşe bir bardak su dökmek gibi, sadece küçük bir kısmına yetecekti. Ama AB tarihi boyunda Euro ülkeleri arasında mali desteği “kesin olarak” reddeden bir ülkenin tutumunun bir anda değişmesi bile büyük bir olaydı.

Bunun yanında ise Fransa ise AB tarafından işletilecek bir “acil yardım fonu” kurulması çağrısında bulundu. “Eurobond veya koronabond hakkındaki ideolojik tartışmaları bırakalım. Tek bir siyasi soru var: Birlikte hareket edecek miyiz?”

Yazımı son olarak AB Konseyi Başkanının şu sözüyle bitireyim;

İnsanlar şimdi acı çekiyor – bu politik bir oyun değil. Böyle bir zamanda gerçek bir topluluk ve gerçek bir aile olduğumuzu hissetmelidir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Kaynakça


Alperen Karademir
Araştırmayı haddinen fazla seven, havacılık aşığı, hayattan bezmiş bir makine mühendisliği öğrencisi.