arama

Cengiz Han: Portre

  • paylaş
  • paylaş
  • Ahmet Karakurt

Asya’nın kadim imparatoru, umutsuz ve küçük Moğol halkının yüce lideri, bozkır milletlerinin büyük hanı Timuçin, namıdiğer Cengiz Han. Orta ve Doğu Asya’ya tamamen hükmetmiş, Avrupa içlerine kadar girmiş ve dünyanın gördüğü bitişik sınırlara sahip en büyük imparatorluğun sahibi. Bir Ortadoğu veya Avrupa insanı için bu kadar övmek çok yanlış olabilir. Bir Asyalı için ise daha yüce ve büyüktür Cengiz Han’ın namı. Biz ise tarafsız bir gözle bakacağız onun yaşamına.

Cengiz Han, 1162 yılında bozkırın az nüfuslu Moğol milletinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. Hayata diğer Moğol çocuklarından önde başlamasında ilk etken babası Yesügey’in kabilenin şefi olmasıydı. Çocukluk yıllarında babasından aldığı yönetim tecrübesi şüphesiz ona çok şey katacaktı. Bir diğer etken ise elinde kan pıhtısı ile doğduğu efsanesidir. Halk bunu, Timuçin’in kutsallığına ve büyük bir komutan olacağına yordu. Aslında haksız da çıkmadılar. Ayrıca Timuçin hakkında, sözünden çıkan kardeşini öldürdüğü iddiaları olsa da bunlara kanıtlanabilirliği olmayan iddialardır diyebiliriz.

Timuçin’in ilk eşi olan Börte ile evliliği de yüzlerce efsaneye konu olmuştur. Ancak kaynaklarda komşu kabilelerden birinin şefinin kızı olduğu yazmaktadır. Timuçin’in Börte aşkı ise dillere destan olmuş ve hatta askerlerine ‘Ben sizin hânınızım. Börte de benim hânım.’ dediği birçok kaynakta doğrulanmıştır. Börte ile aşkı nasıl güzel başladıysa, o kadar da kötü bitti. Merkitler tarafından kabilesine yapılan gece baskınında Börte kaçırılmıştı. Timuçin’e neden karısının peşinden gitmediği sorulduğunda ise ‘Ben kazanamayacağımı bildiğim savaşa girmem.’ cevabı, yine onunla ilgili akıllarda kalan sözlerden biri oldu. Börte, bu olaydan bir süre sonra hamile olarak Timuçin’in yanına döndü. Halk olayı duyunca Börte’yi kınasa da o, hem Börte’yi hem de doğacak çocuk olan Cuci’yi bağrına bastı. Bu çocuğa koyduğu isim ‘Cuci’ ise Moğolca ‘misafir’ anlamına geliyordu Timuçin, Cuci’yi çocuklarından hiç ayırmadı ve hatta devletin kuzey topraklarını ona miras bıraktı. Cuci oğlu Batu Han ise bu topraklar üstüne Altın Orda devletini kurdu. Diğer eşlerinden diğer eşlerinden ise toplamda 13 tane çocuğu olduğunu biliyoruz. Kendisinden sonra yerine geçen oğlu Ögeday da bunlardan biridir.

Babası da genç sayılabilecek bir yaşta zehirlenerek öldürülen Timuçin, karısına ve kendisine yapılan bu hareketten sonra elindeki küçük bir asker birliği ile bir diğer kabile şefi Camoka’nın yanına gider. Camoka ile eskiden gelen bir dostluğu olduğundan, onu kısa sürede kendisine yardım etmeye ikna eder. Bir süre hazırlıktan sonra Camoka ile birlikte Merkitler üzerine yürür. Önce Merkitleri sonra da birkaç kabileyi daha kendisine bağlayan Timuçin, bozkırda bir güç merkezi haline gelmiştir. Gittikçe kalabalıklaşan halk arasında da zaferleri ile güven veren komutan, yapılan bir toyda ‘Kağan’ ünvanını almıştır.

Timuçin’in kağan olması Camoka ile aralarının açılmasına sebep oldu. Bu durumu çekemeyen Camoka, birçok kabile ile ittifak kurdu ve Timuçin’in üzerine yürüdü. Timuçin’in zayıf noktalarını bilen düşman çok ustaca savaştı ve onu yenmeyi başardı. Timuçin bu savaştan yaralı olarak kurtuldu. Esir düşen kardeşi ve 70 kadar adamı, Camoka tarafından vahşice öldürüldü. Timuçin bir süre sonra tekrar Camoka’ya savaş açtı, rehavete kapılan Camoka ve adamları bu kez yenilgiden kaçamadı. Timuçin, savaşta kendisini yaralayan okçu Jirko’yu yakalattı. Doğrusu onun bu becerisinden etkilenmişti. Jirko, ona itaat edeceğine söz verdi. ‘Eğer beni öldürürsen torağa karışırım, eğer beni yaşatırsan senin için dağları denizleri aşarım.’ cümlesi onu çok etkiledi. Jirko affedildi ve kendisine ‘Cebe’ ismi verildi. Cebe, Moğolca’da okçu anlamına gelir. Gelecekte Türkistan, İran ve Rusya fatihi olacak olan Cebe Noyan işte bu kişidir.

1206 yılında bozkırdaki neredeyse tüm göçebe kabileleri himayesine almış olan Timuçin Kağan, büyük bir kurultay topladı. Onon nehri kıyısındaki bu kurultayda Timuçin’e Cengiz ismi verildi. Cengiz Han da bütün halkına Moğol halkı ismini verdi. Eski Türk ve Moğol geleneklerinde kağan olduktan sonra ismi değiştirilen birçok komutan bulunduğundan bu durum Cengiz’e has değildir. Cengiz ise Moğolca güçlü anlamına gelen Çing kelimesinin çoğulu Chingghis’dir.

Artık daha büyük hayaller ve istekler içinde olan Cengiz, gözünü Çin topraklarına çevirdi. Şu anki Çin torakları üzerinde o zaman 3 ana devlet vardı. Batıda  Xi Xia hanedanı, kuzeyde Jin hanedanı ve güneyde Sung hanedanı. Moğolların ezeli düşmanı olan Jin hanedanın üzerine yürümeden önce stratejik bir plan ile Xi Xia hanedanına savaş açtı. Böylece Jin hanedanının ittifak yapabileceği dostunu ortadan kaldırmak istiyordu. Ancak şehrin büyük surları ve Sarı Irmak’ın son baharda taşan suyu, Cengiz’i barışa zorladı. Şehri fethedemedi ancak Xi Xia’ları kendine tabii kıldı.

Jin hanedanı üzerine sefere çıkmak amacında olan Cengiz’e, düşmanın kalabalık ve silahlanmış olması engel oluyordu. Bu olayı da yine zekası ile çözdü. Bu dönemde mükemmel işleyen Moğol istihbaratı, Jin sarayından kendine ittifak bulmayı başardı. Çin seddine güvenen Jin Kralı, kendisine ihanet edilmesi ve seddin kapılarının açılması ile büyük bir hüsran ve mağlubiyet yaşadı. Devamında Pekin kuşatıldı, ele geçirildi.

Asya’da siyasi birliğini sağlayan Cengiz Han, gözünü Türkistan, İran ve Anadolu’ya dikti. Mükemmel askeri örgütlenme ve en başta Cebe ve Sobutay olmak üzere başarılı komutanlar sayesinde devlet kısa süre içerisinde çok büyük sınırlara ulaştı. Sınırları Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir imparatorluk oldu. Bu bağlamda sizi daha fazla sıkmamak için savaş kısmını kapatıyorum. Daha fazla ve detaylı bilgiye internet başta olmak üzere birçok kaynaktan ulaşabilirsiniz.

Son olarak,

Cengiz Han’ın fiziksel görünüşü hakkında hiçbir elle tutulur bilgiye sahip değiliz. Ancak karakteristik bakımdan acımasız ve sert bir tavrı olduğu herkesçe duyulmuştur. Mezarının nerede olduğu bilinmemektedir, hatta cenazeye katılanların öldürüldüğü bile söylenir. Oğullarına büyük bir devlet bırakmıştır. Her zaman onlara birlik olmayı öğütlemişse de devleti oğulları arasında paylaşılmış ve parçalanmıştır. Eskiden beri barbar bir hükümdar olarak tanıtılan Cengiz Han, yerine göre bir o kadar da merhametlidir. Her ne olursa olsun o, dünyaya gelmiş en büyük hükümdarlardan biri, belki de birincisidir.  

Ayrıca Cengiz’in belirlediği ve devlet yönetiminde esas aldığı yasaları, incelemek isteyenler için: http://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/belgeler/347.pdf