arama

Öykü: Plansız Cinayet

  • paylaş
  • paylaş
  • Timurtimbuktu

“Beni böyle hatırlamaması için yüz barınak hayvanını evime getirip ömrüm boyunca bakmam lazım. On inşaat işçisini tuğla asansörünün altından kıl payı kurtarmam, huzurevlerini alfabetik sırayla her gün dolaşıp…”

Polislere ne diyeceğiz? Anneye, babaya ne diyeceğiz? Hadi onlar uzakta, bulunur bir bahane. Elif teyzeye ne diyeceğiz lan üç gün yemek koyulmasa önüne açlıktan ölür kadın. Kimsenin ruhu bile duymaz.

Saat sabaha karşı dördün bilmem kaç geçesi. Kan sıçramış saatin camına. Tabancadan çıkan boş kovan koluna sıçradı Salih’in.Yanıp kabarmasın diye su arıyor yana döne. Anne dezenformasyonu… Nasıl geleceğiz onunla bir daha yüz yüze? Gelsek nasıl bakacağız yüzlerimize? Beni böyle hatırlamaması için yüz barınak hayvanını evime getirip ömrüm boyunca bakmam lazım. On inşaat işçisini tuğla asansörünün altından kıl payı kurtarmam, huzurevlerini alfabetik sırayla her gün dolaşıp alzaymırlı yaşlıların çocuğu taklidi yapmam gerek. Yine iyiyi görmez de kötüyü hatırlar insan.

Elif teyzeyi mahallenin cemevinde yolculadılar diyelim, Salih’le bir daha hiç karşılaşmadım diyelim; Salih, Elif teyzeyi unuttu, beni de bir daha görmedi varsayalım. Kendimize ne diyeceğiz? Beynim ölüm duygusunu kabul etmiyor ki delirip unutsam! Şimdi tüm hayatımı Muharrem orucu tutar gibi aynalara bakmadan mı geçireyim? Çok iyi kitapların ergenliğinde paslanmış ayraçlarım var. Beyazı da siyahı da renk saymıyorlar, haklılar. Elimde, tatile çıkmış rütbeli asker üst komşunun beylik silahı, önümde ceset, inşaatı bitmemiş caminin içindeyim. Salih, abdest almak için yapılmış şadırvanda kovan değmiş kolunu yıkıyor. Cami, öğrenci evinin mutfağında altı aydır değiştirilmemiş sarı bez renginde. Krem rengi desen, içinde siyah var gibi; kahverengi desen, içinde sarı var gibi.

Uzun yolda virajlı dağı tırmanmışım gibi basınçtan patladı kulağım. tetiği çektiğim anda oluşan geçici sağırlık geçmek üzere demek ki. Ulus’ta bir durak adından başka bir şey ifade etmiyor ya, Opera’da yoktur böyle akustik. Üzerine tuz yerine entellik atılmış soğuk pirinç yemeğinden farkım yok. Yakışmamış üstelik. Adam nasılsa ölü. Avludaki tuğlaları alıp kafama vursam? Bize saldırıp kaçtılar desem? Yok, yapamam. Dizime vursam? Kaval kemiği kafamdan fazla acır. Cinayet işlemiş bir adam, tırnağını bile kıramıyor. Bireysel hümanizm herhalde. Manifestosunu yazsam silahlanma dolardan hızlı yükselir. Kubbenin içini bordoya boyamışlar. Kafamı, omzuma paralel tutacak kadar bile yüzüm yok gerçi. Yere damlamış boyalar.

— Salih! Polisi arayıp da inşaat halindeki camiden silah sesi geldi diyen her kimse, ışığı açmadan da olsa perdeyi aralayıp buraya bakabildi mi sence?

— Nasıl yani?

— Neyi açıklamamı istiyorsun Salih? Cümledeki hiçbir sözcük mecaz anlamda değil ki.

— Niye bakamasın?

— Ben hep bunu düşünürüm oğlum, evin önünde çatışma çıksa kafayı çıkarıp kim bunlar diye bakmaya cesaret eder miyim? Bu.

— Gideceğimiz yerde bunu yaşamayacağımız için artık düşünmezsin herhalde.

— Salih! Sılahı bırak da memur yeniyse heyecanlanıp üzerimize ateş açmasın. Salih!

— Efendim?

— Şimdi kelepçeyi düz mü takacaklar, ters mi?

(…)

Salih: İtmesene abicim, biniyoruz işte. Abi, abi nolcak şimdi? Abi cevap versene nolcak? Abi niye cevap…

Turgay: Oğlum sussana artık. Ne n’olacak? N’olacağını biliyorsun, iyi bir şeyler duymaya mı ihtiyacın var?

S: Abi senin bu en zor anlarda gelen gereksiz soğukkanlılığın seni de germiyor mu artık?

T: Ne yapayım Salih? Kolumdaki kelepçeyi parmağımı kırıp çıkarayım mı? Ayak bileğime sakladığım silahla polis mi vurayım ne bekliyorsun benden? Dizilerde oğlum onlar dizilerde!

Polis Hüseyin: Oğlum saat beşe geliyor bak, vardiyamın bitmesine bir saat kala başımıza bela açtınız kesin sesinizi.

T: Kusura bakma memur bey hayatımızı söndürürken senin vardiya saatini hesaplamayı unutmuşuz!

S: Abi sen ne yap.. Turgay Abi!

T: Ne oğlum yalan mı? Adam polis memuru, bizi mi kurtaracak neyin nezaketi bu?

S: Benim okulum var! Ne diyeceğim evdekilere?

P: Uzadı dersin, 30 sene kadar!

T: Eve gitmene bir saat kala formundasın memur bey.

S: Abi bittim ben. N’olcak şimdi?

P: Olacak şu: Ufak tefek ayrıntılar dışında nöbetçi hakim tutuklu yargılayacak, hop Sincan F tipi, öğleden sonra geri getirirler buraya olayı canlandırın derler oradan geri içeri falan bilirsiniz böyle şeyleri.

S: Beni mahvettin Turgay Abi!

T: Lan Salih, kafana silah mı dayadım oğlum gel benimle diye? Malı kendi motorunla gidip alıp gelmedin mi? İçelim diye yalvarmadın mı?

S: Ben adamı çek vur mu dedim?

T: Evde içelim dedim yok perdelere siniyor, yok kız arkadaşımla kapışıyoruz, yok camı açmazsak duman çıkmıyor, yok camdan çıkan dumanı komşular görse ne yapacağız? Ne yapacakmışız oğlum? O para verip aldığın deterjanlarla perdeleri yıkayacakmışız.

P: İsminiz ne sizin?

T — S: Turgay- Salih.

P: Bak Turgay doğru söylüyor Salih. Artık bu perde yıkama fikri nerede lazım olacaksa? Gerçi gençsin daha çıkınca…

T: Çıkınca da kalp hastalıkları; rutubetten astım, farenjit, raşitizm falan. Ama o saatten sonra çocuk yapmayacağın için kroniğe çevirmez rahat ol.

S: İçimi rahatlattın.

P: Var mı kiminiz kimseniz?

Polis: Ya Hüseyin, çocuk kabakulak, hanım desen geceden beri bunaltıyor ne zaman geleceksin diye, bin tane şey düşünüyorum. Ağrıtma oğlum başımı. N’apıcan kimlerini kimselerini? Sen mi bakacaksın içerde?

S: Abi sen ne kadar sakinsin, nasıl bu kadar sakinsin?

T: Salih aynı şeyi deyip durma artık. Ne bekliyorsun oğlum benden? Bi tane de sana sıksaydım kurtulsaydın. Ben önceki sabıkalardan dolayı yüklü bi’ ceza alırım. Senin önceden sabıkan var mı?

S: Yok.

T: Sana ne olacağı hakkında bir şey bilmiyorum. Benim olay da dediğim gibi. Avukat tutmaya kalksam hiçbiri beni savunmak istemez zaten. İçerde kira derdi yok yemek derdi yok o şekil işte.

P: Mantığına bi’ şey derdim de şimdi!

T: Ne bekliyordunuz sayın memur bey? Biliyorsun bu hayatta gerçekten cevaplamaman için sorulan sorular vardır. Bu da onlardan biriydi. Bir şeyler diyeyim deme. Yok iş bulup çalışsaydın yok 400’ü kiraya giderdi 200 de faturalar geri kalan da mis gibi falan filan. CV’ye ne yazsaydım moruk? Hobileriniz: Uyuşturucu, adam yaralama, ev sahibini tehdit. Sen şimdi iş başvurularındaki sabıka kayıtlarını niye istedikleri konusunda da engin bilgilere sahipsindir. “ Kusura bakmayın bizim aradığımız pozisyon için uygun değilsiniz. “ , “ Niye? “ ,” biz oto teyp hırsızlığı yapıyoruz da siz gayrimenkul dolandırıcılığında tecrübelisiniz. “ Ekmek çalanı içeri atan kafa işte bu Salih. Düşünceli memuriyet bunu gerektirir. Ekmek çaldı, demek ki gariban. Ha içeri alalım masrafı olmasın.

P. Hüseyin: Lan kes lan artık! Sen de şu frene yavaş bas be olum. Ha bu arada Salih, senin alacağın ceza birsürü şeye göre değişir. Sen adamı öldürmeye kastettin mi?

P: He ettim mi diyecek Hüseyin!

P. Hüseyin: Turgay’ın vereceği ifadeye bağlı yani. Sonuçta tetiği sen çekmemişsin, “ Ben yapma dedim ama yaptı. “ dersin. Ha Turgay’ın da onaylaması iyi olur tabi. Ceza almayabilirsin bile. Diyelim Turgay senin ifadeni onayladı ama yine de ceza aldın, önceden sabıkan olmadığı için 720 günden kısa olur. O da yaklaşık 75 lira olur işte gün bazında. O da 50 bine falan patlar. Gitti bi’ araba parası.

T: Salih, sakın yalvarıp gözümden düşme oğlum elimden geleni yapacağım bak. Salih! Adamların vardiya bitecek sen bayılıyorsun, oldu mu şimdi?