Osmanlı Dönemi Cadı ve Vampir Hikayeleri

Osmanlı Dönemi Cadı ve Vampir Hikayeleri

Günümüz Türkiye’sinde cadı ismini duyunca kafamızda oluşan uzun burunlu, mor gözaltları olan, şapkalı iri ve uzun boylu kadın oluşsa da Osmanlı zamanındaki cadılar için aynı şeyleri söyleyemiyoruz. İlk olarak incelememiz gereken konu Osmanlı arşivlerinde cadı ya da benzeri bir vakaya yer verilmiş mi? Osmanlı dönemi cadı ve vampir hikayeleri nasıl anlatılmıştır? Cadılar ve vampirler gerçek olabilir mi?

Osmanlı Dönemi Cadı Şikayetleri

Osmanlı, 15.yy’da Avrupa’yı ve Orta Doğu’yu kapsayan bir coğrafyaya sahipti. Cadı vakalarının bildirildiği yerler ise genelde Balkan bölgesidir. Vakaların bildirildiği zaman aralığı çoğunlukla 15. yüzyıl ve 16. yüzyıl olsa da 19. yüzyılda da bu vakalara rastlanılmıştır. Bunun yanında günümüz Caddebostan semtinin Osmanlı zamanında Cadıbostan olması da bu iddiaları güçlendirmekle beraber cadı olayının var olduğunun bir işaretidir.

Osmanlı’nın sahip olduğu Balkan topraklarından 15. yüzyılda saraya bu konuyla alakalı onlarca şikayet mektubu gelmiştir. Osmanlı hükümetinde üst merkeze kadar varan bu şikayetlerin genel konusu geceleri yaşadıkları evin içine kadar giren, süt, bal ve su çaldıklarını daha sonrasında da toprakla bu gıdaları karıştırıp yediklerini ifade ederler. Saray yetkilileri ilk başta bu şikayetleri ne kadar göz ardı etseler de ileriki zamanlarda bu konu ile ilgili gereken adımları atmışlardır.

Evliya Çelebi ve Cadı Hikayeleri

Cadı olayını direkt olarak cadı diye geçirmese de ilk olarak Evliya Çelebi’nin on ciltlik Seyahatnamesi bizi bu olaylar üzerinde biraz daha somut ispatlarla konuşmamıza imkân tanıyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ne kadar kendi yaşadığı olayları yazsa da cadı olayını bizzat görmediğini fakat cadı benzeri topluluk gördüğünü not düşmüştür. Evliya Çelebi kitabının Çerkezler başlığı altında bahsettiği bu konuda cadı demez, bunun yerine “Obur” denilen bir yaratıktan bahsetmiştir. Bahsettiği bu yaratığın özelliklerini de tasvirlemekten kaçınmamıştır.

Osmanlı Dönemi Cadı ve Vampir Hikayeleri

Öldükten sonra mezarlarından dirildiklerini ve günümüz vampir dizilerindeki gibi gece vaktinde yakınlarındaki bulunan yerleşim yerlerinden birini seçerler ve gördükleri kişinin kanını emerler. Evliya Çelebi bunun yanında bu oburlara karşı oluşturulan birlikten de söz eder. Obur tanıtıcı. Yaşları almış bu insanları da aynı şekilde günümüzdeki vampir veya ruh avcılarıyla karşılaştırmak yanlış olmasa gerek. Obur tanıtıcıları buna çözüm olarak oburların mezarlarını tespit edip gövdelerine kazık saplarlar daha sonra da mezarı yakarlar.

Yakmalarının sebebi ise verilen fetvalarda yazılan talimat neyse odur. Zamanın kadısı Ebusuud efendinin fetvası şu şekildeydi:

“Olayın olduğu gün mezara gidip önce çıplak bir sopayla [uğurlu sayarak] kalbine ulaşacak şekilde yere çaksınlar, beklenendir ki [hortlak/ölü] defedilsin. Eğer olmazsa, benzinde kızıllaşma olursa [yani tenine kandan kırmızılaşmışsa] başını kesip ayağının olduğu yere atsınlar. Eğer bozulmayı bırakmışsa [yani ceset çürümemiş ise] başını kesip ölünün ayağının ucuna koysunlar). Olduğu kadar bu aşamalarla ortadan kaldırılamamışsa, cesedi çıkarıp ateşte yaksınlar. Selef-i sâlihin zamanlarında [yani İslam’ın ilk yüzyılında yaşayan Müslümanların döneminde] ateşte yakmak pek çok kez olmuştur.”

Mehmet Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, Enderun Kitabevi, İstanbul 1972, s. 197-198.)

Evliya Çelebi bununla da kalmayıp yaşadığı başka bir olayı da şu şekilde not düşmüştür. Obur dağının eteklerinde Şevval ayının yirminci gecesinde obur dağının tepesinde alevlerle ve güneş renginde cisimlerle savaş görüntüsü oluştuğunu ve bu savaşın gün doğana dek kulakları sağır edecek şekilde sürdüğünü söyler. Gün doğduğunda da yerlerde at ve insan uzuvları, tekerlekler ve daha birçok cisim gördüğünü anlatır.

Cadı ve Vampirler Gerçek Olabilir Mi?

Önceki zamanlarda bu tarz vakalara ne kadar inanmasa da artık bizzat şahit olduğu için oburlara (Kara Koncoloz) yani cadılara artık inandığını ve var olduğunu söyleyerek bu konuyu kapatır. Daha sonraları Takvim-i Vekayi gazetesinde de bu tarz haberler yer alınca halk artık cadı olayının var olduğuna inanmıştır.

Peki sizce hala günümüzde cadı var mı? Cadı konusu hakkında ne düşünüyorsunuz ? Görüşlerinizi yorum kısmına bırakabilirsiniz. Sağlıcakla…

‘Osmanlı Dönemi Cadı ve Vampir Hikayeleri’ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram veTwitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Serhat Kadir Demir
Bir şeyler yazmaya çalışıyorum hayatta kalmaya çalıştığım gibi .