Oruç Tutmanın Tarihteki ve Diğer Milletlerdeki Yeri

‘Oruç’ Farsça “ruze” kelimesinden Türkçe’ye geçmiştir. Önceleri “Oruze” olarak kullanılmış; daha sonra “Oruç” şeklinde söylenmeye başlanmıştır. Arapça karşılığı “savm” ve “sıyam”dır. Savm; ‘yiyip-içmemek’, ‘hareketsiz kalmak’ ve ‘her şeyden el etek çekmek’ anlamlarına gelir. Terim olarak oruç, “ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmak”tır. Müslümanlara göre Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar aslında tek bir din vardır: Peygamber adlarından hareketle Musevî, İsevi (Hıristiyan) gibi isimler alsa da, hepsi aynı inancın aşamalarıdır. Bu doğrultuda ilk orucu, ilk insan ve ilk peygamber, Hz. Adem’in tuttuğuna inanılır. Kim bilir belki de bu sebeple, Âdem’den itibaren, orucun tüm dinlerde karşımıza çıkmasına da şaşırmamak gerekir.

Birçok farklı dinde, farklı sekillerde karşımıza çıkan oruç kültürü özünde ortak olan nokta yemek, içmek ve cinsel ilişki gibi dünyevi hazlardan uzak durmaktır. Hz. Âdem ile başlayan oruç serüveni, eski çağda da devam ediyor. Şimdi bunları inanılan din ve kurulan krallıklara göre ayırıp inceleyelim;

Yahudilik

Musa, bir gün Mısır’da gezerken bir Mısırlı’nın, İsrailoğulları’ndan birini haksız yere döverken gördü, buna dayanamayan musa mısırlı adamı bir yumrukta öldürdü. Elinden böyle bir kaza çıktığı için artık Mısır’ da duramazdı, kaçarak Medine’ye gitti. Şuayip Peygamberin kızı ile evlenip baba oldu. Hz. Musa, Allah’ın emri doğrultusunda oruç ve daha sıkı ibadetle geçirdiği otuz gün süresini tamamladıktan sonra, Allah’ın manevî huzuruna varmak üzere Sina yarımadasında Tur Dağı’na çıktı. Kalan on günü de orada hususî ibadet ve oruçla geçirecekti. Ancak kavminin buzağıya taptıkları haberi verilince -kırk günlük süresini tamamlamadan- kavminin yanına geri döndü. Ardından bu süreyi tamamlamak için on günlük bir süre için yeniden Tur-i Sina’ya çıktı. Hz. Musa’ya On Emir’in bu sırada geldiği söylenir.

Tevrat’ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi terbiye etmek, inanç için acı çekmek için bazende Allah’a yaklaşmak için tutulur. Tevrat’a göre, Hz. Musa Tur Dağı’nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir.

Yahudilikte oruca çocuklar, 12’nci yaşlarından bir ay alınca başlar. Yahudilik’te tutulması mecbur kılınan tek oruç Yom Kippur adı verilen kefaret orucudur. Kippur pişmanlık anlamına gelmektedir. Yahudiler bu günde günahlarından pişman olurlar. Allah da onları affeder. Yom Kimpur İbranice’de ‘tövbe günü’ anlamındadır. Yahudilerin en büyük ibadet günlerinden olan Kippur, büyük oruç günü olarak kabul edilir. Yom Kippur denen ve 19 Nisan’da başlayıp ve bir hafta süren Pesah Bayramı orucu ise genellikle Hamursuz Bayramı’ndan sonra gelen pazartesi ve perşembe günleri tutulur.
Yahudilikte, Yom Kippur’da oruç tutmanın mecbur kılındığını söylemiştik. İmsak önceki akşam güneş batarken başlar. O gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar da yemek, içmek yasaktır. Bu süre yaklaşık 25 saattir. Yom Kippur orucunun Hz. Musa’nın Allah’tan buyruklarını almak üzere Tur Dağı’na gittiğinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu bilinmektedir.

Yahudilerde oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk yıldızın görülmesine kadar sürer. Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar ile bir akşamdan ertesi akşama kadar devam eder.

Sümerler

Fırat-Dicle arası yani mezopotamyada ortaya çıkan, yazıyı bularak dünyanın yönünü değişen, astronomi, matematik, fizik dallarında dönemin şartlarına göre şaşırılacak derecede gelişmişlik gösteren sümerlerde oruç kültürüne kısaca değinelim.

Her ne kadar inanç konusunda farklı bir çizgide olsalar da, oruç kültürünün Sümerlerde de karşımıza çıktığını görüyoruz. Bu konuda dünyanın bilinen en iyi sümer tarihi araştırmacısı sayın Muazzez İlmiye Çığ’ın cümlelerine kulak vermek gerekiyor…

“Sümer dininde ay kültünün önemli bir yeri vardır. Ayın göründüğü gün, 15 günlük olduğu ve görünmediği günlerde törenler yapılır. Hatta bazı yiyecekler yenilmezdi. İslamiyet’te de oruç ve bayramlar Ayın görünüşüne göre düzenlenmiştir.”
Görüldüğü gibi, oruç kültürü farklı bir şekilde, Sümerler’de de göz çarpıyor.

Antik Yunan

Yunanlarda oruç ile alakalı benzerlik gösteren uygulamalara rastlamak mümkün. Bunlardan birine göz atacak olursak; “Ovidius’un Dönüşümler adlı eserinde Ascalaphus’un bir baykuşa dönüştürülmesi anlatılmaktadı . Efsane’ye göre Ascalaphus , Hades’in bahçesinde dolaşan Persephone’nin bir nar tanesi yiyerek orucunu bozduğunu görür . Orucunu bozan Persephone , bu yüzden gün ışığına çıkma umudunu iyice yitirmiştir . Ascalaphus Persephone’yi ihbar eder ve bu duruma kızan Demeter Ascalaphus’u bir baykuşa çevirir.”

İşte bu bilgiye göre oruç kültürünün yunan tarihinde de izlerine rastlamak mümkündür. Yunan kültüründe oruç tutmak ve cinsellikten uzak durmak dini kuralların bir parçası olarak görülmektedir. Böylece tanrıların etkilenebileceği ve onlardan gelebilecek felaketlere karşı önlem alınabileceği düşünülmektedir.

Zerdüştîlik

Zerdüştîlik de oruç uygulamasına karşıdır. Hatta Vendidad’ın bir ifadesinde, midesini etle dolduran kimsenin kendini iyi bir ruhla doldurmuş olacağı ve böyle kimselerin gün boyunca hiçbir şey veya sadece et yemeden duran kimselerden daha iyi oldukları vurgulanmaktadır (Vendidad [Zend-Avesta, I], IV, 46).

Zerdüştler gerçek orucu yemekten içmekten kaçınmak değil fiil, düşünce ve konuşmalarda hataya düşmekten kaçınmak şeklinde tanımlar. Konfüçyüsçülük ve Taoizm gibi Çin dinlerinde de atalara tapınma seremonisi veya evlenme törenine hazırlık olarak ya da zihni belli bir konu üzerinde yoğunlaştırma arzusu gibi değişik amaçlarla oruç tutulur.

Budizm

Güneydoğu Asya dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm’in kurucusu Buda’ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vezgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir.

Buda’ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana’ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır.

Hinduizm

Hinduizm dini Budizm’den farklı bir vahiy dinidir dolayısıyla çeşitli kutsal metinlerin doğaüstü varlıklarla veya Tanrı ile ilgisi olduğuna, Tanrı’dan kaynaklandığına inanılır. Hinduizm dininde “peygamberlik” yani Rişi kavramı vardır, ancak bu kavram, ortadoğu dinlerinde algılanan “peygamberlik”ten oldukça farklıdır. Ortadoğu dinlerinde peygamber, Tanrı tarafından özel olarak seçilmektedir. Hinduizm’de ise peygamberlik, “kazanılan” bir olgudur, pek çok doğum-ölüm döngüsünden geçen, oldukça “yaşlı” ve deneyimli, çok daha üst seviye olan az sayıda ruh, Tanrı ve Deva’lar ile çeşitli şekillerde iletişime geçebilir, vahyi, gizli bilgileri, Tanrısal hakikatleri alır.
Hindistan’da, Hindu ermişler, çeşitli sebepler ile tek başlarına oruç tutarlar. Ayrıca nefsi terbiye için yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur. İbadet amacıyla da duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm’de oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz şeklindedir.

Hristiyanlık

Hristiyanlıkta oruç kilisenin üçüncü emridir. İncil, oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı ve uyulacak kurallar Hristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir.
Hristiyanlık’ta 21 yaşına gelince oruç tutma cağı başlamış olur ve 60 yaşına kadar devam eder. Oruç konusunda 1966 yılında alınan Roma kararlarında bu konu yazılı olarak belirtilmiştir.
Hristiyanlıkta iki çeşit oruç bulunur. Okaristi orucu yani şükran orucu ve ekleziyastik oruç yani kilise orucu. Bu iki çeşit orucu Katolik’ler tutar, Protestanlar tutmaz. Hristiyanlık, çarşamba, cuma ve cumartesi günleri ile bazı yortuların arefe günlerinde oruç tutmayı teşvik eder. Hristiyan inancına göre, Hz. İsa, çarşamba günü ele verilmiş, cuma günü çarmıha gerilmiş ve cumartesi günü de gömülmüştür.

Hristiyanlikta paskalyada oruç tutmak önemlidir. Paskalya Hristiyanların inancına göre Hazreti İsa’nın öldükten sonra dirildiği gündür. Paskalya öncesinde iki gün oruç tutmak dindar Hrıstiyanlar arasında yaygın bir uygulamadır.

İslam

Tek tanrı inancına dayalı en yaygın Semavi dinlerden biri olan İslam, peygamberi Hz. Muhammed aracılığıyla 7. yüzyılda ortaya çıkmış ve yayılmaya başlamıştır. İslam dinine inanan kişilere iman etmiş, inançlı anlamında mü’min veya Allah’a teslimiyet gösteren anlamında Müslüman denir.

İslam’ın beş şartı vardır. Şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve hacca gitmektir. Görüldüğü gibi, Oruç, İslâm’ın beş esasından biridir. İslam kaynaklarında rivayet edilen; Kur’an’daki oruç emri gelmeden önce Hz. Muhammed ve ona tabi olanların tutmuş olduğu Pesah/Aşûrâ orucu vardı ve yalnızca senede bir gündü. Ancak, İslam ile Orucun gün sayısı olarak değil, ay olarak farz kılındığına ve bütün ay boyunca oruç tutulması gerektiğine inanılmıştır.
Yazıya şu ayetle son verelim;

Ey iman edenler, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de korunasınız diye farz kılındı.”

Bakara 2/183

Altan Günay
Hiçbir kişisel çıkar bulunmadığı zaman; iyi yazılır, iyi düşünülür.