Nurullah Ataç'ın Değişme Eserini Yorumlama ve İnceleme

Nurullah Ataç’ın Değişme Eserini Yorumlama ve İnceleme

Nurullah Ataç’ın Değişme Eserini Yorumlama ve İnceleme‘ yazımıza hoş geldiniz. Yorumlamasını ve incelemesini yapacağımız Değişme eseri; 2015 yılında, 112 sayfa ve birbirinden farklı 19 seçme denemeden oluşan Gene Yalnızlık eserindeki denemelerden biridir. Eleştiri ve incelemeleri içeren bu deneme kitabını okumak, daha kapsamlı düşünmeyi ve Ataç’ın yapıtları üzerine dahi konuşabilecek cesareti ve özgüveni aşılamaya yeterdir.

Değişme

Yazarın metin için çizdiği çerçeve, insanların fikirlerinin olması ve bununla birlikte fikirlerini oluşturabilmeleri için düşünme eylemini gerçekleştirmeleridir. Bu konuyu seçmesindeki en önemli sebep de kuşkusuz insanların fikirlerinin olmaması ve düşünme/fikir üretme hadisesini uzman kişilere yükleyip kendilerinin fikirsiz kalmasıdır. Biraz metin üzerinde duralım: Başlangıçta insanların fikir değiştirmesi durumuna kolay kolay inanmayacağından bahsediyor Ataç. Ki başta da belirttiğimiz gibi insanların fikirlerinin olması gerektiğini ama olmadığını eleştirdiği için bu fikir değiştirme hadisesine inanmadığı aşikâr. Çünkü insanların fikir değiştirebilmesi için iki fikre sahip olması gerekiyor. Henüz bireyde, birinin bile olmadığı bir durumda bireyin iki tane fikrinin olup bunu değiştirmesi mümkün olmayacaktır.

Olabildiğince geniş bağlamda ele alınmış konu; insanların fikirsizliğinden fikir değiştirme durumuna, fikir değiştirirken ‘ben değişmedim, onlar değişti ben de aralarından ayrıldım’ ibaresine ve bunun yanında fikir erlerinin, fikirlerinin değişmesinin ama gayelerinin stabil kalmasının ayrıntısına kadar. Tüm bunlara değinirken de evrensel bağlamda kalmış yazarımız. Ataç, birçok yere vurgu yapsa da asıl anlatmak istediği insanların fikirlerlerinin olması ve bu fikirleri nasıl, ne şekilde yapılandırdığıyla birlikte nasıl bir değişime uğrayabileceğidir. Tüm bunları anlatırken sivri kalemi ve deneme üslubu, karşılıklı konuşma havasında yazarımızın. Yani her bir düşünceyi konuştuğu gibi yazmış Ataç.

Fikirleri mi Yoksa İnsanları mı Önemsemek?

Yardımcı düşüncelerin bir düşünceye bağlanması olayına geniş bir perspektif sunmuş Nurullah Ataç. Özellikle metnin sonunda, bir fikrin değiştirilmiş olmasının sebebini niye önemsediğimiz konusu. Yazarın iddiasına göre iki seçenek söz konusu. Birincisi, fikirleri değil insanları önemsemek, ikincisi ise insanları değil fikirleri önemsemek. İnsanların tepkilerine önem veriliyorsa takdir edilir ki fikirler geri planda kalacaktır. Yani fikirlerin değişmesindeki asıl hususun, insanların kişiliklerinin değişmesinde aramak mevzu bahistir. Peki fikirleri önemsemek? İşte burada da hangi fikrin kim tarafından ortaya atıldığı değil salt fikir ortaya koyulur. Hangisinin daha makul olduğunu yazarın şu sözlerinden çıkarım yapabiliriz:

Beğendiğimiz, inandığımız bir fikri savunan kimse dün de öyle mi düşünüyordu? Yoksa dün tam tersini söylüyordu da bugün mü, ne sebeple olursa olsun, değişiverdi? Bundan bize ne? Bizi söyleyen değil, söylenen ilgilendirir: Beğenirsek, doğru bulursak alırız, beğenmezsek, doğru bulmazsak onunla çarpışırız; söyleyen kişi ile değil, söylenen sözle, ileri sürülen fikirle.

Ataç,2015

Keskin dilinin, keskin fikirlerine ve eleştirisine tesiri, hangi yolun daha anlamlı ve gerekli olduğunu gözler önüne seriyor. Ataç’ın belirttiği bu durumu şu şekilde de örneklendirebiliriz: Müzik alanında ortaya konulan herhangi bir eser, toplum adına tehdit oluşturacak herhangi bir unsur bulundurmuyorsa eserin, nasıl olduğuyla ilgileniriz/ilgilenmeliyiz. Sanatçının kişiliği, ideolojisi bu eserin üzerine gölge düşürmemelidir. Fikir dünyası da bunu gerektirir. Eseri beğenirseniz dinler, fikri beğenirseniz özümsersiniz.

Fikir Erleri

Metindeki örneklere gelecek olursak yine sivri dilinden ödün vermeden bir eleştiri yapmış yazar. Mesela insanların düşünen değil düşünebilen bir varlık olduğunu öne sürmüş. Bunun ayrımını da insanların her zaman değil işine geldiğinde düşündüğüyle yapmış. Bu hususta Ataç’ın en çok eleştirdiği nokta, çıkarları uğruna her şekilde düşünebilen insanın, fikir üretme konusunda hiçbir şey yapmamasıdır. Bir yandan hiç fikir üretmeyen insanların fikir değiştirmesi hadisesi de başlığın konusudur.

Yazar, Vauvenargues’in, ‘‘İki sözün birbirini tutmadığını kesin olarak söyleyebilmek için aralarında en ufak bir uzlaşma olamayacağını göstermek gerekiyor.’’ alıntısını sunmuş metinde. İşte hem kimsenin fikir üretmediğini hem de herhangi birinin fikrini değiştirmiş olabileceğine inancının olmadığını, Vauvenargues’i tanık göstererek iletmiş. Fakat metnin ilerleyen bölümlerinde fikir üreten insanların içerisinden fikir erleri dediği kesimi ayırmış ve bir karşılaştırma içerisine girmiştir. Bu fikir erleri dediği insanların fikirlerine önem verildiğini önemle vurgular. Onlar gibi düşünülmediği takdirde bile yaptıklarının hiçe sayılmaması gerektiğini, onların çıkar kaygısında olmadıklarını düşünür. İşte bu fikir erlerinin değişmelerini normal bulduğu gibi insanların fikir erlerinin fikirlerini önemsemeleriyle birlikte değişmelerini de önemsemeleri gerektiğini dile getirir. Bununla birlikte bu insanların fikirlerini değiştirmeleri, onları değiştirmediğini düşünmektedir. Çünkü dün de bugün de doğruyu aramaları fikirlerinin değiştirmeleri hadisesini olumlu etkilemektedir. Ataç’ın keskin ifadeleri bu karşılaştırmayı önemli kılmaktadır. Ekseriyetle düşünmekten, fikir üretmekten aciz olan insanlarla, fikir erleri dediği insanların kıyaslanması bu iki tipin arasında uçurum oluşturmaktadır. Lâkin buradaki asıl amaç, Ataç’ın olması gerekeni göstermek istemesidir.

Düşüncenin Sivriliğiyle Okuyucuya Sivrilmek

Fikrin, düşüncenin cümlelerle parça parça; kelimelerle lime lime edilmesi, bunun eleştirel bir düzlemde yapılması olayına şahit olunuyor Değişme adlı metinde ve tüm bu işlemler buyurgan olmayan, yumuşak, kesinlikten son derece uzak, konuşma havasındaki bir dille yapılıyor. Peki keskin yönü yok mu Ataç’ın? Elbette var. Savunduğu fikri nedenleriyle öyle net açıklıyor ki, düşüncenin sivrilişine resmen tanık olunuyor, hatta okuyucu da sivrilmeye başlıyor. Tüm bunlar yapılırken de verilmek istenen mesajı okur derinlemesine özümsüyor: Fikir üretilmeli, gerekirse değiştirilmeli ama tüm bunlar yapılırken neden yapıldığı noktası vurgulanmalıdır. Bununla birlikte fikirlerini değiştiren bireylerin, neden fikirlerini değiştirdiklerini anlamak için bireylerin kişiliklerine değil, fikirlere endekslenmesi gerektiğidir.

‘Nurullah Ataç’ın Değişme Eserini Yorumlama ve İnceleme’ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram veTwitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Esra Nur Zileli
Satır aralarını dipnotlarla bezeyen biri.