fbpx
DünyaEdebiyatGenelHayatİncelemeMüzikSanat

Neşet Ertaş Anısına

Anadolu’nun içinden çıkmış, ruhunu sözlerine yansıtmış, Abdal geleneği içinde yetişmiş halk ozanı. Alçak gönüllüğü, sözlerini bağlamasıyla insanların kalbine iletmesi sebebiyle unutulmayacak sanatçılarımızdan.

Aslen Kırşehirli olan Neşet Ertaş, annesinin ölümü üzerine Yozgat’a gitmek durumunda kalır. Bunun sebebi babasının yeni bir evlilik yapmasıdır. İlk tecrübelerini babası ile gittiği düğünlerde edinir. Keman ve bağlama çalmayı burada öğrenir. Hatta köçeklik de yapmıştır. Kendisi de babasının etkisinde kaldığını dile getirmiştir.

Gençlik yılları

60’lı 70’li yıllarda fırtına gibi eser. Birçok eser ortaya koyar, sevilir, tanınır. En bilinen parçalarını Gönül Dağı, Cahildim Dünyanın Rengine Kandım, Yazımı Kışa Çevirdin, Karadır Bu Bahtım Kara, Ah Yalan Dünya, Şu Garip Halimden … şeklinde yazabilirim. Kendisine Bozkırın Tezenesi lakabının yanı sıra Türkü Baba, Son Abdal… da denilmiştir.

Burada kısaca Neşet Ertaş’ın da içinde yetiştiği abdallık geleneğinden bahsetmek istiyorum.

Abdallık Geleneği Nedir?

TDK abdal kelimesini gezgin derviş olarak açıklıyor. Abdallar bir topluluk aslında. Abdal geleneği kendi içinde bir de Abdal müziğini oluşturmuştur. Abdal kültürünü inceleyen akademik yazılarda aslında Orta Asya’dan gelen bir kültür olduğu yazılı. Baktığımızda da zaten “saz” kullanma, saza eşlik halinde söz söyleme ve bunu usta-çırak ilişkisi içinde yürütmeleri göze çarpıyor.

Fuat Köprülü Abdal toplulukları için tasavvuf, din tarihi, edebiyat ve etnografya olarak ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini söylemiştir. Bu gelenekte Abdallar Yaratıcı hariç her şeyden vazgeçme felsefesi yer alır. Yani dünya malına değer vermeyip insana insan olduğu için değer verirler. Yunus’un da dediği gibi ” Yaratılanı severim yaratandan ötürü.” Bu yaklaşım onların temel geçim kaynağını oluşturan müziklerine de yansımıştır.

Abdallar Kırşehir, Afyon, Mersin, Çorum, Antalya, Tokat, Gaziantep, Adana… gibi birçok şehre dağılmış haldedir. “Düğüncülük” terimi de Abdalları anlamak için önemlidir. Çünkü gittikleri düğünlerde bu geleneği kuşaktan kuşağa aktarmışlardır. Üzülerek söylüyorum ki “Abdallar” ötekileştirilmiştir.

Babası ve ustası Muharrem Ertaş ile birlikte

Neşet Ertaş ve Abdallık Geleneği

Neşet Ertaş da bu geleneğin içine doğmuş ve bu gelenekle yoğrulmuştur. Babası Muharrem Ertaş onun için hem baba hem de bu kültürü ona öğreten ustasıdır. Yukarıda söz ettiğim gibi babasının yanında düğünlere gitmiştir. Bu düğünler çevre illeri de kapsar. Yani nerede iş bulmuşlarsa oralara gitmişlerdir.

Neşet Ertaş’ın ülkemizde ve dünyada bağlı olduğu bu geleneği temsil etmesini, akademik sempozyumda sunan Ahmet Keskin’e göre üç nedeni vardır. Bunlar ” Neşet Ertaş’ın içinde yaşadığı tarihsel dönem ve bu dönemin özellikleridir. İkincisi, Neşet Ertaş’ın içinde yetiştiği gelenek ve bu geleneğin özellikleridir. Üçüncü ve son etken ise, Neşet Ertaş’ın bireysel özellikleri ve sanatçılık kapasitesi aracılığıyla geleneğe kattıklarıdır. “

Evet, Neşet Ertaş bu geleneğin içine doğup büyümüştür ama onu bence asıl Neşet Ertaş yapan onun kendisidir. Çünkü bağlamayı sadece çalmakla kalmamış, ona bir de ozanlık katabilmiştir.

Hayatı

Annesini kaybetmesi, içinde olduğu Abdallar ile büyüyen Ertaş ilk plağını babasının eseri “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül?” ile İstanbul’da çıkarır. Daha sonra Ankara’da gazinoya çıkmaya başlar. Burada 10 yıl evli kalacağı Leyla Hanım ile tanışır. Bu birlikteliğe Neşet Ertaş’ın babası karşı çıkar ve aralarının açılmasına sebep olur. Sadece Neşet Ertaş’ın babası değil, diğer aile de istemez bu evliliği. Neşet Ertaş bununla ilgili babasına bir türkü yazmıştır. (Bir bölümünü aşağıya yazacağım.) Bu evlilikten 3 çocukları olur. Bir kızına Ertaş’ın vefat eden annesinin adını -Döne- verirler. Sonuç olarak evlilikleri biter ama Neşet Ertaş Leyla’sına türküler yazmaya devam eder.

Yazımızı felek yazdı mevladan değil,
Senin dediklerin evladan değil,
Her hata suç bende, Leyla’dan değil.
Aslı bozuk deme gel şu insana ya dost…

Neşet Ertaş – Aslı Bozuk Deme

Ayrılık sonrasında kardeşinin çağırması ile Almanya’ya yerleşir Ertaş. Burada bir süre kaldıktan sonra 2000’li yıllarda tekrar ülkeye dönmüş ve konserler vermiştir.

25 Eylül 2012’de ise hayata gözlerini kapamıştır. Ölümünden önce kendisine Devlet Sanatçılığı teklif edilmiş fakat bunu kabul etmemiştir. UNESCO tarafından “Abdallık Geleneği” adına kendisi, Yaşayan İnsan Hazinesi olarak belirlenmiştir. Bu olaydan sonra İTÜ tarafından da fahri doktora ilan edilmiştir.

Ölüm haberini duyduğum günü çok net hatırlıyorum. Yukarıda demiştim öteleştirildiklerini. Bunu yazdığı türkülerde de görebilirsiniz çünkü sözlerine de yansımıştır. Bununla ilgili talihsiz bir anımı da paylaşmak istiyorum. Ataması yapılmış bir öğretmenin dersine girdik. 5. sınıflar ileydi dersimiz. Bu öğretmen çıkıp çocukların karşısına Neşet Ertaş’ın öldüğünü söyledi. Haliyle çocuklardan kim olduğuna dair sorular geldi. Öğretmen kısaca bahsetti ve sonuna “…Aleviydi.” dedi. Çocukların anlamayan soruları ve bizim arkadaşımla “Ne dedi bu?!” bakışlarımızla konuyu geçiştirip kapattı. Hala hatırladıkça bu kutuplaştırıcı ifadesini ne diyeceğimi bilemiyorum. Bunu söyleyenin sözde 4 yıl eğitim almasını mı, öğretmen olmasını mı, yoksa geleceği şekillendirecek çocuklara bunu söylemesini mi? Değil çocuklara herhangi bir yerde bunu söylemesi bile…

Böylesine tevazu sahibi, dünyanın bile dikkatini çekmiş yetenekli bir ozanı şöyleydi, böyleydi demek yerine; ortaya koyduğu muhteşem eserleriyle anmak ve yaşatmak gerekir düşüncesindeyim.

Ayrıca hayat hikayesini kendi dilinden anlattığı videoyu da aşağıya eklemek istedim fakat boyut sebebi ile ses dosyası ekliyorum.

Yazar hakkında

Evli barklı, bilgisayar oyunlarını seven, Ankaralı bir pisi annesi.
Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir