Nefret: Dizginlenmesi ve Saygı

Genel olarak bakıldığında nefret, en tehlikeli hislerden biridir. Nefretiniz iradenizin önüne geçerse size yaptıramayacağı şey yoktur. Maalesef nefret duygusu yüzünden yaptığımız birçok şey sonradan pişman olacağımız davranışlar oluyor. Kısa süreliğine bile nefret duygusunun kontrolünü kaybedersek; bir insanın canını yakmak, bir nesneye zarar vermek ya da sonradan pişman olacağımız sözler söylemek gibi durumlar kaçınılmaz bir şekilde meydana geliyor.

Bir kişiye, kuruma, nesneye duyduğumuz nefretin farklı sebepleri olabilir. Ancak sebepler farklı olsa bile çoğu zaman sonuçtan biz de zarar görürüz. Nefret duygusu oluştuğu an sakin kalamaz ve akıllıca hareket edemezsek, söylediğimiz sözler ve yaptığımız hareketler büyük bir hata olarak yanımıza kalır. Örnek vermek gerekirse: bu anda yapılan en büyük hatalardan biri de nefret duyulan yanlışı, başka bir yanlışla kapatmaktır.

Bir kişiye, kuruma ya da topluluğa duyduğunuz nefreti mutlaka dizginlemeye çalışın. Ben bu konuda siyasi parti ve siyasi kişilikler örneğini vermeyi çok doğru buluyorum. Her Türk bireyi gibi sizin de bir siyasi görüşünüzün oluşması ve bu görüşü savunmanız çok normaldir. Kendi görüş ve fikirlerinize en yakın hissettiğiniz partiye oy vermeniz zaten demokrasinin temelini oluşturur. Lâkin hiçbir insanın hatasız olması nasıl mümkün değilse, siyasi partilerin hiçbiri de kusursuz olamaz. Kendinize yakın hissettiğiniz partinin her hareketini desteklemek ve yanlışa yanlış diyememek, ahmaklıktan öteye geçemez.

Bu, sosyal medyada da sıkça karşılaştığımız durumlardan birisidir. Kendi görüşünü, yanlış veya eksik olabileceğini göz önünde bulundurmadan umarsızca savunan, arkasında duran insanları görüyoruz. Onlara düşüncelerinde yanlışlık olduğunu söylesek bile maalesef bunu anlamaları neredeyse imkansız olabiliyor. Hele ki bu durumu ülkemiz özelinde incelersek herkesin adeta bir siyaset adamı, siyaset profesörü olduğunu da hatırlamak gerekiyor.

Geçmişte yaşanılan olaylar ve gerçekleşen utanç verici siyaset kavgalarının da şu anki durumda büyük payı olduğunu düşünenlerdenim. Özellikle insanların, siyasi fikirleri yüzünden birbirlerini katlettikleri 1980’li yıllar insanların üzerinde siyasi açıdan çok büyük ve olumsuz bir etki bırakmış. Kendi ile aynı ideolojiye sahip insanları başta görmek istemelerinin en büyük nedeni de bu olayların tekrar yaşanmasını istememeleri. Ayrıca, sizden farklı düşünen insanların da fikirleri dinlenip akıl terazisinden geçirmelisiniz. Her zaman siz haklı olmayabilirsiniz.

Nasıl ki sizin görüşünüz sizin için değerli ve mühimse, diğer insanlarında da görüşlerinin onlara göre aynı derecede değerli olduğunu unutmayın. Ülkenin veya milletin menfaat ve çıkarlarını ilgilendiren bir konuda desteklediğiniz siyasi partinin yanlış kararlar aldığını düşünüyorsanız, onları körü körüne savunmanın da ne kadar aptalca olduğunu bilirsiniz. Karşı tarafın görüşlerinden nefret etsek bile, eğer doğruyu onlar yapıyorsa onların yanında olmak vazifemizdir. Şimdiye kadar aldığı tüm yanlış kararların, bu doğru karara gölge düşüremeyeceği gibi, bu doğru karar da şimdiye kadarki yanlışlarını örtbas edemez. (Türk siyasi partilerinden bahsediyorum, terörist partilerinden değil.)

Aslında kusursuz bir yönetici olmadığını göz önünde bulundurursak, yönetime getirdiğimiz kişinin hatalarını da ancak bu şekilde ona anlatabiliriz. Körü körüne desteklediğimiz kişi, bir süre sonra kendini hatasız ve mükemmel sanacak, yaptığı yanlışlar da artarak devam edecektir. Üstelik bu hatalardan zararı gören de büyük ihtimalle yine millet olarak biz olacağız.

Kısaca şunu söylemek istiyorum: Her kişi, topluluk, kurum hata yapar. Çoğu zaman aynı görüşlere sahip olsak bile yaptığı yanlışa yanlış diyemezsek, bu toplumda bir rolümüz yoktur demektir. ‘Ama onlarda zamanında şunu yapmıştı’ diyerek karşı tarafa duyduğumuz nefretle hareket edersek bu acizliğin göstergesi olacaktır. Karşı tarafın yaptığının nasıl yanlış olduğunu dürüstçe beyan ettiysek, desteklediğimiz tarafın da aynı şekilde beyan etmeliyiz ki, çok olan taraf değil haklı olan taraf kazansın.

Ayrıca burada bahsettiğim hiçbir olguyu, gerçekteki partiler ile ilişkilendirmedim. Buradaki doğru ve yanlışa karar verecek olan sizin iradenizdir. Lütfen milletimizi ve ülkemizi ilgilendiren konular başta olmak üzere bir siyasi görüş savunurken çok dikkatli olalım, sonradan pişman olmayalım. Olması gerekene nefretimiz değil, aklımız karar versin.