Neden Hikayeli Oyunları Oynuyoruz?

Hikayeli oyunlar, oyun piyasası ortaya çıktığından beri var. Çoğu oyuncu hikayeli oyunlara karşı olumsuz bir tavır içinde. “Hikaye istesem açar film izlerim” ya da “hikayeli oyuna da para mı verilir?” gibi gibi. Oyunun sadece rekabet üzere olması gerektiğini savunanlardan da var. Burada tabi ki de bir doğru veya yanlış ortaya çıkarmayacağız, savunmayacağız. Herkesin kendi zevki doğrultusunda ilerlemesi her zaman en iyisidir.

Biz sadece neden bir oyun bize bu kadar dokunuyor ya da bağlayabiliyor? Kısaca bahsedelim.

Assassin's Creed 2
Assassin’s Creed 2

Bir film izlediğinizde ya da kitap okuduğunuzda belli bir süre sonra, o karakter hissetmeye başlarız. Kendimizi onun yerine koyarak, maceraları biz yaşarız. Karakteri üzen, sevindiren olayları biz de hissederiz. Tıpkı oyunlarda da olduğu gibi.

Hatta hikaye unsurunun bizim elimizde olduğu oyunlarda, karaktere yön veren kişinin biz olduğunu da düşünürsek özdeşleme konusu daha da açık hale geliyor. Normal hayatımızda yapmayacağımız davranışları, oyunlarda ahlaki sınırları göz ardı ederek yapabiliyoruz. “Aman, oyun sonuçta canım. Ne olacak?” düşüncesi bunun nedeni. Oynadığımız karakteri, doğrusuyla yanlışıyla canlandırıyoruz. Bu karakter ile kendimizi özdeşleştirdiğimiz manasına da geliyor işte. Bir örnek verecek olursak, Hitman oynarken, hedefinize sessiz gitmek yerine, masum NPC’leri de kana doyurmak. Hatta bunu isteyerek yapmak. Gerçek hayatta bunu yapamayız ama 47’nin bunu yapabilecek kapasitede olması bizi o davranışa yönlendiriyor.

Hitman Absolution
Hitman Absolution

Evren

Hikayeli oyunları tercih etmemizin bir nedeni ise bizi içine çeken evrenleri. Bazı oyunlara ait evrenler başlı başına bir şaheser. Hatta hikayeyi göz ardı etmemize neden olacak kadar güzel olabiliyorlar. Buna da örnek verirsek The Witcher evreni. Hele ki 3. oyunuyla, ana, yan fark etmeksizin tüm görevlerin detaylarıyla, karşılaştığımız her karakterin kendine ait bir hikayesi olmasıyla bize çok büyük bir dünyanın parçasıymışız gibi hissettirmeyi başardı. Ekran başındaki oyuncu için koskoca bir evrene ait hissetmek iyi bir duygudur.

The Witcher 3: Wİld Hunt
The Witcher 3: Wild Hunt

Merak

Bir kitabı okurken, uykuyu dahi hiçe sayacak bir neden; merak duygusudur. Bir sonraki sayfada neler olacağının, neler hissedeceğinin merakı. Oyunlarda bize bu hissi vermekte başarılı işte. Tabi hepsi değil. Bazı oyunlar şunu yap, sonra buraya git gibi zorlamaları dayatınca oyundan soğumamıza neden oluyor. Lakin bazı oyunlarda bize öyle hikaye anlatımı sunuyor ki, açık dünya olmasa bile kendimizi özgür hissediyoruz. Bu bölümden sonra acaba yolumuz nereye düşecek, neler yaşayacağız, ne hissedeceğiz soruları kafamızda yerini alıyor. İşte bu tarz şeyler bize aslında hikayenin ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oluyor.

Beyond: Two Souls
Beyond: Two Souls

Sonuç olarak; hikayeli oyunlar bu aralar rekabetçi oyunlara nazaran daha az tercih edilebilir olsa da bu tür oyunların seveni de az değil. Çoğu oyunun hikayesi bizi o kadar etkiledi, o hikayeyi yaşayan karaktere biz de eşlik ettik. Oyunu bitirdiğimizde bile etkisinden çıkamadık. Bunlar değerli duygular.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip etmeyi unutmayın!


Fatma Kevser Aktuğ
Hitman'e gönül vermiş, oyun sever.