Tarihin Yön Verdiği Kişilik: Mustafa Kemal

Atatürk, küçük yaşlardan itibaren tarihe ilgisi olduğu bilinmektedir. Tarih, Atatürk’ün önünü aydınlatan, fikirlerine yön veren en biricik ilimlerin başında gelmektedir. Türk toplumunu yapısında onun uyguladığı inkılaplarda da tarih büyük bir rol almıştır. Tarihe olan ilgisi daha öğrencilik yıllarında başlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini kurmasından sonra özellikle Türk Tarih Kurumunu kurdurması, bu kurumun çalışmalarına katılarak yakından ilgilenmesi tarihe ve tarih bilimine verdiği önemi göstermesinin yanı sıra Osmanlıdan-Cumhuriyete geçiş sürecinde Türk milletine, millet olma bilincini aşılamak amacını da gütmektedir.

Mustafa Kemal tarihi sadece bilgi kaynağı olarak değil, o öğrendiği bilgileri kendine özgü bir tarzda yoğurarak hayatına katmış ve önünü daima aydınlatmıştır. O, tarihi sadece günlük hayatında değil Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşmalarında, Türk milletine yaptığı konuşmalarında da tarihten oldukça yararlanmıştır. Tarih bize göstermektedir ki Mustafa Kemal gibi bir milletin kaderine yön vermiş liderlerin çoğunluğu tarihe yakından ilgi duymaktadırlar. Onun gibi liderler tarihten ders çıkarıp, geleceklerine ışık tutmaya çalışmıştır. Bu liderlerde, tarih bilmeden tarih yapmanın imkansız olduğunun farkındadır.

mustafa kemal

Türk Tarihinin araştırılmasında Mustafa Kemal’in manevi kızı, Cumhuriyetimizin ilk tarih profesörlerinden olan Afet İnan’ın çok katkısı olmuştur. 1928 yılında Afet İnan bir Fransız okul kitabında Türklerin sarı ırktan ve ikinci derecede bir insan tipi olduğu yazılı idi; İşte bunun üzerine Mustafa Kemal, “hayır, olamaz, bunun üzerine meşgul olalım” diyerek Tük tarihi üzerine ciddi çalışmalara başlamıştır.

Mustafa Kemal Türk milliyetçiliğini yaratan etkenlerin başında yine Türk Tarihi ve bunun enginliği gelir. Gerçekte o unutulmuş bir alemin kaşifi olmuştur. Şöyle ki: Türk Milleti’nin tarihi unutulmuştu; yaşamakta olduğumuz yüzyılın başlarına kadar, dünyada eşi görülmemiş bir halde düşmüş, türlü tahrif ve inkarlarla neredeyse büsbütün silinip gitmişti. Atatürk, Türk milletinin tarihini tekrardan yazmak için çalışmalara başlamış ve bunun için Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nu açmıştır. Bu kurumaların başında bizzat kendisi durmuş ve ilgilenmiştir.

1930’lu yıllara gelindiğinde Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihçilik anlayışında yeni bir sahnenin açıldığı görülür. Özellikle Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun kurulmasıyla başlayan bu süreç içerisinde Türkiye’nin eski sakinlerinin de Türk olduğu temelinden hareketle gelişen bu tarihçilik anlayışı, aslında yeni kurulan Türk devletine ve Osmanlılıktan Türklüğe geçiş sürecindeki millete Türklük bilincini aşılamak, aynı zamanda dış güçlere karşı Türkiye’nin eski uygarlıkları ile bağlantılarını kurarak buranın asıl sahibi olduğu gerçeğini pekiştirmek için ortaya attığı tarih tezidir. Nitekim bununla ilgili 1 Kasım 1936 tarihli bir konuşmasında “Türk Dil Kurumunun ve Türk Tarih Kurumunun tarihimizin ve dilimizin karanlıklar içinde unutulan yönlerini dünya kültürlerine analıklarını reddolunamaz belgelerle ortaya koydukça yalnız Türk milleti için değil ve fakat bütün ilim alemi için kutsal bir vazife yapmakta.” yapmakta olduğunu söyler.

mustafa kemal

Atatürk’ün Türk Tarihi üzerinki çalışmalardan neler beklediğini gösteren bazı sözleri:

“Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şumüllü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

“Gelişigüzel bir eser vücuda getirmek hemen arkasından pişman olmaktansa hiçbir eser vücuda getirmemek yeğdir.”

“Tarih hayal mahsulü olamaz. Tarih yazarken gerçek olayları bulmaya çalışmalıyız. Eğer bunları bulamazsak bilinmezliği ve bu noktada bilgisizliğimizi itiraf etmekten çekinmeliyim.”

“Tarih Yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir hal alır.”

Türk milleti için 57 sene durmadan çalışmış ve bu milleti tekrardan diriltmiş olan bir liderdir Mustafa Kemal. O, belki de yaptığı çoğu şeyi tarihide önüne alarak yaptı. Karanlıkta ilerlerken tarihi önüne alıp onu bir el feneri gibi kullandı. O, Türk milletinin tarihi okuyup öğrenmesi, milli benliğini kaybetmeyip tarihin ne kadar elzem, önemli bir bilim olduğundan bahsetti. Son olarak görmekteyiz ki, Mustafa Kemal’i devlet adamı, asker, fikir sahibi yapan bütün bu vasıfları aslında tarih bilgisi ve tarih bilinci olmasından kaynaklanmaktadır.

KAYNAKÇA


1. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, XIV/41, (Temmuz 1998), s. 359-374.

2. Bekir Sıtkı Baykal, Atatürk ve Tarih, s. 535.

3. Afet İnan, “Atatürk ve Tarih Tezi”, Belleten, III/10, (Nisan 1939), s. 243-246.

4. Bekir Sıtkı Baykal, Atatürk ve Tarih. s. 538.

5. Haldun Eroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Tarih Anlayışı ile İlgili Bazı Görüşler, s. 81.