arama

Modern Yoksulluk

  • paylaş
  • paylaş
  • Emrecan Ulu

Yoksulluk size göre nedir? Yoksul olduğunuzu düşünüyor musunuz? Üzerinize bir çift kıyafet alamamak mı yoksulluk, yoksa ekranı kırılan telefonunuzu hemen ertesi gününde yenileyememek mi? Askıdan alınan tek ekmekle günü geçirmek mi, yoksa güzel bir biftek yiyememek mi? İçecek su bulamamak mı, yoksa alkol fiyatlarından dolayı marketten eli boş çıkmak mı? Bütün bu sorulara eleştirel yaklaşacağım; kimi okuyucuya göre açgözlü, kimilerine göre de haklı olarak yorumlanacağım yazıma hoş geldiniz. Bu yazıda yazılanların verilen bilgilerden yola çıkılarak şahsi yorumlarıma dayandığını belirtmek isterim.

Yoksulluk: Kimsenin Farkında Olmadığı Gerçek

Günümüzde yoksul dendiği zaman çoğumuzun kafasındaki imaj Afrika’da aç ve susuz yaşayan insanların durumunu canlandırmakta. Ancak modern yoksulluk bu durumu tamamen reddediyor. İnsanların yoksulluğu açlık, susuzluk ya da evsizlik olarak yorumlaması gibi refahı da buzdolabı, çamaşır makinesi ya da akıllı telefon olarak yorumlaması oldukça yanlıştır. Fiziki yoksullukların yanı sıra modern yoksulluk, kullandığınız arabanın ya da giydiğiniz kıyafetin markasından sizi ele veriyor. Dışarı çıktığınız zaman -metroda, otobüste vb- çevrenizi analiz edin. İnsanların çok eski ya da fiziksel hasar görmüş elektronik cihazlar kullandıklarını, kalitesiz sayılabilecek markalar giydiklerini, sahte ürünler kullandıklarını vb. fark edeceksiniz. Bunlar yoksulluğun belirtileridir.

yoksulluk

Bir başka örnek olarak, şu anda Türkiye akıllı telefon pazarına Çinli firmaların akın akın girmesinin en büyük sebebi aslında yoksulluktur. Biz yoksullara ucuz fiyattan güzel alternatifler sunabilen Çinliler, Türkiye gibi ülkeleri büyük para kapısı olarak görmektedirler. Elbette, birazcık düz mantıkla, Çin menşeili olmayan büyük firmaların Türkiye pazarından çekilmelerinin ya da getirdikleri stokları azaltmalarının da sebebini anlayabilirsiniz; artık premium seviye ürünler alınamadığından dolayı Türkiye pazarı onlar için verimli olamamaktadır. Ayrıca büyük firmaların Türkiye’de fabrika açma girişimleri de ülkemizi “ucuz iş gücü” olarak yorumladıklarını kanıtlar niteliktedir. Daha sayısız örnek çıkartabileceğimiz bu gibi argümanlar ülkemizin aslında yoksul sayılabilecek bir ülke olduğunu bizlere göstermiş oluyor.

yoksulluk

Türk-İş’in Ocak 2020 verilerine göre açlık sınırı 2210₺, yoksulluk sınırı da 7230₺ olarak yorumlandı. Asgari ücretin -pazar günleri harici, her gün 8 saat çalışan bir kimse için baz alırsak- saatlik yaklaşık 12₺ yaptığını görürüz. Bu da Dünya Bankası’nın 2015 yılında “aşırı yoksulluk sınırı” olarak yorumladığı 2$’a hemen hemen denk oluyor, ki olası bir yeni sınır belirlenmesi durumunda bu rakamın artacağına da hiç şüphe yoktur. Bu durum aslında halimizin ne kadar içler acısı olduğunu göstermektedir. Bana göre halkımızın yoksul bir hayat yaşadığının farkında olmamasıysa büyük cahilliktir. “Telefonun, buzdolabın, çamaşır makinen varsa yoksul değilsin.” şeklinde tanıtılan manipülatif yoksulluk hiçbir şekilde gerçeği yansıtmamaktadır. Yoksulluğu kabul etmeme ve sürekli haline şükretme kültürü de halkımız için büyük bir köstektir.

yoksulluk

Yüksek enflasyonun, dalgalı kurların, düşük faizlerin ve yüksek vergilerin bulunduğu ülkemizde yoksulluk kavramını her bireyin çok iyi anlaması; hem halkımızın hem de devletimizin lehine senaryolar oluşturacaktır. Bu bağlamda artık gözlerimizi açmalı ve yaşadığımız hayatla yaşamak istediğimiz hayatın farklarını iyice anlamalıyız. Vizyonumuzu genişletmeli ve refahı yüksek ülkelerdeki insanların yaşadıkları hayatları “neden bizler de yaşayamıyoruz?” diyerek sorgulamalıyız. Haftada kaç defa et veya balık yiyebiliyorsunuz? Son model elektronik araçlara, arabalara sahip olabiliyor musunuz? Beğendiğiniz bir ürünün fiyatına bakmadan kasaya gidebiliyor musunuz? Bunlar ufak ancak yoksulluğun analizi açısından önemli sorulardır. Hayatınızı ve yaptığınız harcamaları düşünün. Hemen şimdi, bu tarz soruları kendinize sorarak, yoksul olup olmadığınıza siz karar verin.

Kaynakça