Modern Para Teorisi

Modern Para Teorisi: Kısa Bir Bakış

İktisat ile ilgili okumayı ve araştırmayı sevenlerin karşılarına Modern Para Teorisi (Modern Monetary Theory) başlığının gelmesi oldukça muhtemel. Son bir iki yıl içerisinde ortaya atılan ve uygulanması durumunda ekonomiye etkileri ön görülmeye çalışılan bu teorinin öncülerinden Stephanie Kelton, 9 Haziran 2020’de bu konu hakkında detaylı bir kitap çıkardı.

Günümüz iktisat anlayışından belirgin bir şekilde farklı olan ve heterodoks kabul edilen bu teoriyi bu yazımda kısaca inceleyeceğim. Teori, temel olarak ABD ekonomisi için ortaya atıldığından dolayı ben de yazımda ABD ekonomisini ön planda tutacağım. Bu sebeple, bazı ekonomik durumların diğer ülkeler için uyarlanabilir olmadığını da hatırlatmak isterim.

Modern Para Teorisi

Alışılagelmiş Yanılgı: Borç Almak Kötü Müdür?

Modern Para Teorisi temel olarak hükümetlerin alışılagelmiş bütçe anlayışına yeni bir perspektif kazandırıyor. Yüzyıllar süregelen anlayışa göre hükümetler, topladıkları vergiler kadar harcama yapmalılar ve bütçe açığı oluşturmamaya kesinlikle dikkat etmeliler. Örneğin, ABD yeni ekonomi politikaları belirlerken ilk olarak bu politikaların bütçe açığına olan etkilerini belirlemelidir, en azından günümüze kadar kabul gören anlayış bu yöndeydi.

Ancak bütçe açığı oluşturmamak bizim düşündüğümüz kadar önemli mi? Modern Para Teorisi’ne göre cevap hayır. Stephanie Kelton, bir sene önce CNBC’ye verdiği bir röportajında bütçe problemine farklı bir bakış açısıyla bakıyor. Hükümetler; vergilerle elde ettikleri bütçenin üzerine çıkmak istediklerinde çeşitli borçlar alıyorlar, tahvil satıyorlar, vb.

Evet, borca giriyorlar ancak elde ettikleri bu yeni bütçeyle yine kamu harcamaları yapıyorlar. Yeni hastaneler inşa ediyorlar, altyapı çalışmaları yapıyorlar, eğitime yatırımlar yapıyorlar, yeni fabrikalar kuruyorlar… Dolayısıyla hükümetlerin borç alarak yaptığı bu fazladan harcamalara her ne kadar olumsuz yaklaşsak da aslında bu harcamalar sayesinde belirli ölçüde yaşamlarımız iyileşebiliyor. Dolayısıyla Kelton, borç almanın özü itibariyle kötü olmadığına dikkat çekiyor.

Modern Para Teorisi

Borç Almak Ne Zaman Problem Yaratabilir?

Peki borç almak ne zaman kötü olabilir? Hatırlatayım ki Modern Para Teorisi’ni bu yazımda ABD ekonomisi bağlamında değerlendiriyorum. Yani, Amerikan doları rezerv para olduğu ve bu para birimine dünya üzerinde talebin azalmasının neredeyse imkansız olduğunu göz önünde bulundurursak aslında ABD’nin borçlarını ödeyememesi gibi bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla, hükümetin borçlarını ödeyememesi ve bu sebeple borç faizlerinin arttırılması ile borcun daha da artması gibi bir durumu değerlendirmeyeceğim.

Bunun yerine, Kelton’un da bahsettiği, borç almanın ekonomiye olan etkisine değineceğim. Yukarıda da belirttiğim üzere, bugüne kadar Amerikan Meclisi’ne yeni bir ekonomi politikası sunulacağı zaman bunun bütçeye olan etkileri değerlendirildi.

Ancak Modern Para Teorisi, yeni ekonomi politikalarının bütçeden ziyade enflasyona olan etkilerinin değerlendirilmesinin gerekliliğine inanıyor. Çünkü benzer şekilde hükümetler açığa dayalı harcama yaptıklarında aslında ekonomiye yeni para eklemiş oluyorlar. Dolayısıyla borç alıp fazladan harcama yapmanın oluşturabileceği temel sorun talep yönlü bir enflasyona sebep olması olabilir.

Peki Bu Ne Kadar Olası?

Amerikan ekonomisinde yaklaşık son yüzyılda bir kere bile talep çekişli enflasyon yaşanmadı. Amerikan hükümeti her ne kadar bütçe açığına dayalı harcamalar yapmış ve piyasaya para girmesini sağlamış olsa da bir kere bile bu talep yönlü bir enflasyona sebep olmadı. Tam tersi, Amerika’da yaşanan enflasyonların neredeyse hepsi maliyet yönlü oldu. Peki bu neden önemli?

Modern Para Teorisi

İşte Modern Para Teorisi’ne Kısa Bir Bakış

İşte şimdi Modern Para Teorisi’nin asıl iddiasına geliyoruz. Bu teoriye göre, hükümet bütçeleri aslında alışık olduğumuz ev halkı bütçeleri veya firma bütçeleri gibi değildir. Yani, her ne kadar böyle bir genel anlayış olsa da, hükümetler vergiden kazandıkları para kadar harcama yapmaya çalışmak zorunda değillerdir. Denk bütçe oluşturmaya çabalamalarına gerek yoktur.

Hükümetler, merkez bankaları üzerinden, kendi yerel paralarını basabilen tek kuruluşlardır. Yani Amerikan dolarını Amerikan Merkez Bankası dışında hiçbir kurum piyasaya sağlayamaz. Bu da aslında Amerika’yı dolar kaynağında bir tekel yapmaktadır.

Buna ek olarak, Amerikan doları bir rezerv paradır. Yani dünya üzerinde dönen ekonominin çok büyük bir kısmı dolar ile yapılıyor, bu da dolara oldukça fazla bir talep duyuluyor demek. Amerika’nın, pandemi ile başa çıkabilmek için piyasaya yaklaşık 3 trilyon dolar daha sürmüş olmasına rağmen Amerikan dolarının uluslararası piyasalardaki değerinde bir düşüşünün olmaması da unutmamalıyız.

Stephanie Kelton’un iddiası da, Amerikan hükümetinin borçlarını kapatmak istediği durumda istediği kadar para basabileceği. Yani hükümetin asla bütçe açığı ile endişelenmesine ve buna göre politikalar oluşturmasına gerek yok. Bunun yerine enflasyon riskine ve ekonominin hızlanmasına dikkat ederek yeni politikalar belirlemeli. Ancak Amerikan ekonomisinin geçmiş 100 yılına da baktığımız zaman talep yönlü bir enflasyonun da neredeyse hiç gerçekleşmediğini görüyoruz.

Bu da aslında Amerikan hükümetinin borçlarını kapatmak için istediği kadar para basmasının ekonomide kolay kolay bir enflasyon oluşturamayacağını gösteriyor. COVID-19 süresinde basılan paraların da doların uluslararası piyasalardaki değerini kaybettirmediğini de göz önünde bulundurursak bu teori aslında günümüzdeki pek çok veri ile destekleniyor.

Modern Para Teorisi

Enflasyon Yaşanırsa Ne Yapabiliriz?

Peki olur da enflasyon olursa ne yapılabilir? Kelton, her ne kadar enflasyon oluşmasının çok düşük bir ihtimal olduğunu söylese de gelin bu durumun yaşandığını varsayalım. Bu durumda Amerikan Meclisi vergilerde bazı düzenlemelere giderek paranın ekonomiden çekilmesini sağlayabilir. Gerekli düzenlemelerle birlikte bu sayede ekonomideki talep yönlü enflasyonun da önüne geçilecektir.

Sonuç olarak, bunun bir teori olduğunu unutmamalıyız. Amerika’nın demokrat siyasetçileri, bu teoriyle yakından ilgileniyor. Kelton’un, 2016’da Bernie Sanders’ın seçim kampanyasına danışman olarak yardım ettiğini ve yakından gerçekleşecek 2020 seçimleri için de demokratlarla çalıştığını unutmamalıyız. Joe Biden’ın başkan olması durumunda belki de demokratlar Modern Para Teorisi’ni Amerika’da deneyebilirler. Ancak teorinin ekonomiye öngöremedikleri etkileri olabileceğinin ve hiç beklenmedik sonuçlar doğurabileceğinin de farkında olmak gerek.

Son bir hatırlatma. Yazımın başında da belirttiğim gibi bu teoriyi Amerikan doları üzerinden inceledim. Çünkü bu teori de temel olarak Amerika için öne sürüldü. Yani bir hükümetin borçlarını sınırsız para basarak kapatması sonucunda talep yönlü enflasyon oluşmaması ya da para biriminin devalüe olmaması her ekonomi için mümkün değil.

Bunun için para biriminin uluslararası piyasalarda büyük talep görmesi ve ekonomide de talep yönlü enflasyonların nadir olarak yaşanması gerekir. Tam da bu sebeplerden ötürü gelişmekte olan ülkelerin bu politikayı uygulaması mümkün değildir. Sonuçları çok kötü olacaktır. Almanya’da 1. Dünya Savaşı sonrası hükümetin borçlarını kapatmak için sürekli para basması ile ortaya çıkan hiperenflasyon ve bunun sonucunda yaşananlar da buna iyi bir örnektir. Bu konuyla ilgili yazıma da siteden ulaşabilirsiniz.

Umarım yazım ilginizi çekmiştir. Sağlıcakla kalın.

Modern Para Teorisi

Modern Para Teorisi’ne Kısa Bir Bakış” adlı yazımızın sonuna geldik. Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın.


Hasan Berk Zengin
Merhaba, ben Hasan Berk Zengin. Robert Koleji'nde 11. sınıfa gidiyorum. Ekonomi ve tarih alanlarında araştırmayı ve yazmayı seviyorum.