fbpx
EdebiyatGenel

Modern Eleştiri Kuramları/ Yeni Eleştiri (New Critisism)

     ÖZ: Yeni Eleştiri diğer adıyla New Criticism, Angolo Amerikan Biçimciliği diye de bilinir. Russian Formalism yani Rus Biçimciliğinin makyajlı hali olan Yeni Eleştiri, bir dönem Amerikan edebiyat eleştirisinde önemli bir yer tutmuştur. Rus Biçimciliği ile aynı temel üzerine oturan Yeni Eleştiri’de defarmiliarization ( Rus Biçimciliğinde alışkanlığı kırma ) Rus Biçimciliğine nazaran önemli bir yer tutmaz. Ayrıca Rus Biçimciliği, Yeni Eleştiriye göre metne daha teknik yaklaşır. Kısaca Yeni Eleştiri içerik ve biçim ayrımı yapılmadan, metnin bu ikisi de dikkate alınarak incelenmesidir.

     Anahtar Kelimeler: Yeni Eleştiri, T. S. Eliot, Blackmur, Richards, Rus Biçimciliği.

“Ham bir muhteva ile onun üzerine geçirilmiş, tamamen harici bir şekil. Açıktır ki bir sanat eserinin estetik etkisi çoğu zaman onun muhtevası denen şeyde bulunmaz”  (Wellek-Warren 2005: 116)

A) YENİ ELEŞTİRİ

Yeni Eleştiri kuramı Amerika ve İngiltere’ de 1920’lerde başlayıp 1970’lere kadar varlığını devam ettirmiştir. Önemli şahsiyetleri T. S. Eliot, Richards, Wellek, Warren Beardsley, Wimsatt gibi eleştirmenlerdir. Metnin toplumsal, ideolojik ve tarihsel bağlamda yorumlanmaması gerektiğini savunan Yeni Eleştiriciler metnin sadece kendinden, kendi iç ilişkilerinden yola çıkarlar. ” Bizce önemli olan metindir, Onun çözümlenmesinde semantik, dilbilim ve gramerden, yaşamakta olduğumuz dilden, edebiyat yapıtlarından, kültürü yapan her şeyden yararlanırız. Yararlanabilirsek yazarın kişisel durumlarından da yararlanırız ama bunlar çokluk metne dönük olmadıklarından bizi ilgilendirmez. ” ( Cöntürk 2006: 66 ).

   Yeni Eleştiri’nin temelleri İngiltere’de I. A. Richards, ve T. S. Eliot tarafından atılmıştır. “Edebiyatı ahlaki ve toplumsal sorunlardan soyutlayan ve değerini okurda uyandırdığı zengin ve ahenkli bir yaşantıda bulan” I. A. Richards, ile “şiiri şiir olarak okumak gerektiğini” belirten T. S. Eliot, bu düşünceleriyle edebi metni ön plana çıkarırlar. ( Moran, 2002: 160).

   T.S.Eliot, “edebî eserlerin objektif bir yaklaşımla incelenmesinin sonucu olan değerler ve normlar sisteminin, edebiyat teorisinin eleştirideki fonksiyonuna inanır. Eliot’a göre bir eleştirmenin en önemli görevi, organik bir bütün, bir değerler hiyerarşisi olan bir sanat eserini objektif bir şekilde incelemek, önce onu en ince ayrıntılarına kadar tahlil etmek, eserin özünü oluşturan perspektifi ortaya çıkarmak.”tır (Kantarcıoğlu 2007).

   Modern eleştirinin en belirgin yönü şiirde akılsal bir birlikteliğe, bir mantık silsilesine verdiği önemdir. Leaves, Ransom, Blackmur gibi önemli İngiliz ve Amerikan eleştirmenleri, şairin duygularına anlam katıp bir mantık çizgisine oturtan nesnel ögeyi kendilerince gerçek şiirin temel özelliği sayarak T. S. Eliot’un görüşlerinde aşağı yukarı birleşirler.  Brooks da “şiiri şiir yapan şey” ile ilgilenir. Bahsedilen nesnel öge neredeyse eleştirmen bu ögeye yönelmek zorundadır.

   Yeni Eleştiri kuramı İngiltere’de hazırlığını yapmış olsa da Amerika’da benimsenmiş ve kitlelere hitap etmiştir. Rene Wellek, Austin Werren de Edebiyat Kuramı adını verdikleri yapıtlarında ” Şiirin muhtemel birçok işlevi vardır. Onun  ilk ve esas işlevi kendi tabiatına sadık kalmaktır.” diyerek Yeni Eleştiri kuramını açıkça ifade etmişlerdir.

   Yeni Eleştiri’ye göre edebi eser, yazıldığı dönemden ve yazarından bağımsız bir sistemdir. Yani metin merkezli eleştiridir. Warren ve Wellek’e göre, çeşitli tabakalardan oluşan sanat, bu tabakalara ait öğelerin mükemmel bir şekilde kaynaşıp, birleşmesinden oluşan bir bütündür yani bu ögelerden ayrı düşünülemez.

B) ESERİN YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ

1)  Eserde yer alan ve yukarda bahsedilen nesnel ögelerin işlevleri

   2)Kant ve Coleridge estetiğine uyumluluk

   3)Eserin katmanlara ayrılması ve incelenmesi.

   Leavis’in uygulamalarıyla Pratik Eleştiri ve Yakın Okuma adı verilen yöntemler gelişmiş ve “Eserin katmanlara ayrılması ve incelenmesi ” öncülünde önemli yer tutmuştur.

   Eliot da, Batı’da edebiyat teorisine mal olan teknikler geliştirmiştir. Bu teknikler Yeni Eleştirinin sorunsallarını çözümlemek açısından önemlidir. “Objektif karşılık, Dramatik Monolog, Ortak Şuur ve Mito-poetik” (Kantarcıoğlu 2007) gibi teknikler, eserin evrensel kalıplarla yansıtılarak, ortak duyguların objektif olarak değerlendirilmesini sağlar. Böylece eleştirmen organik bir bütün olan sanat eserini bütün detaylarıyla tahlil edip, eserin özünü yakalamayı başarır.

C) BİÇİM VE İÇERİK TARTIŞMALARI

Yazının evvelinde yapılan tanımlamalar Yeni Eleştiri’yi ve eleştirmenlerini doğal olarak bir biçim ve içerik tartışmasına götürür. Çünkü konuya biçimsel açıdan bakıldığında şiire duygusal yönden değil yapısal yönden yaklaşmak gerekliliği hissedilir. Çünkü herhangi bir dildeki şiiri anlayabilmek için o dili çok iyi bilmek lazım gelir.

   “ Şimdiye kadar, sanat eserinin özünü biçimde arayanlar, ‘önemli olan söylenen değil, nasıl söylendiğidir’ kuralına gelip dayanmışlardır. Ama nasıl söylendiği bir üslup sorunu olarak kaldıkça ve anlamın rolünü açıklamadıkça biçim-içerik ikilisinden kurtulamaz. ” (Moran 2002: 164)

   Bazı Amerikan biçimcileri ise eseri değerlendirirken estetik kaygının dışına çıkmadan eserin büyüklüğünü  biçim sorunu çerçevesinde değerlendirmişlerdir. Eserin yapı bakımından incelenmesi başlıklı bölümde belirtildiği gibi eser tabakalara ayrılır; sesler, cümleler, bunların meydana geldiği anlam birlikleri gibi. Yeni Eleştiriye göre eserin büyüklüğü bu tabakaların zenginliğiyle ve derinlikleriyle doğru orantılıdır.

   Rus biçimcileri ise eseri ikiye bölen biçim ve içerik çatışmalarına tamamen karşı çıkarlar:

   “Ham bir muhteva ile onun üzerine geçirilmiş, tamamen harici bir şekil. Açıktır ki bir sanat eserinin estetik etkisi çoğu zaman onun muhtevası denen şeyde bulunmaz”  (Wellek-Warren 2005: 116)

   İşte tam da bu noktada Rus biçimciliği ile başlayıp Yeni Eleştiri’ye sonrasında da Akademik Eleştiri’ye uzanan bu kuramda Yeni eleştiricilerin Rus biçimcilerden ayrıldığı nokta ortaya çıkar:

   Yeni eleştirmenler, Rus biçimcilerin aksine biçim – içerik ayrımını değil, biçim içerik sentezini savunurlar.

   “Başarılı sanat yapıtında malzemeler biçime bütünüyle sindirilmiştir.” (Wellek-Warren 2005: 333-335).

   Aynı şekilde T. S. Eliot da şiirde biçim ve içeriğin ayrımını kabul etmeyerek biçimin içerikten, içeriğinse biçimden doğduğu görüşünü taşır. Eser, kendi içinde bir bütündür fakat birbirinden farklı ve küçük nesnel ögeler birleşerek oluşur.

D) METİN MERKEZLİ KURAM OLAN YENİ ELEŞTİRİDE YAZARIN BİYOGRAFİSİ VE DÜNYA GÖRÜŞÜ

Yeni Eleştiri daha önce de belirtildiği gibi metin merkezli bir kuram olduğu için mevzubahis kuram eseri yazarın amacıyla, biyografisiyle ölçmez ve değerlendirmez. Ayrıca şiirin hatta herhangi bir edebi eserin kendine özgü var olma gerekçeleri olduğundan herhangi bir felsefi görüş eserin yerini alacak derecede yoğunlaştırılamaz.

   Yazarın o eseri hangi duygularla yazdığını kesin olarak bilemeyiz. O yüzden eseri, yazarın dünya görüşüyle değerlendirmeye çalışmak olanaksız ve mantıksızdır. Zira ” ben hiçbir görüşü benimsemiyorum diyen insan dahi liberal-hümanist olup öyle değerlendirileceği için ” böyle bir şeye gerek de yoktur.

   Yazar maneviyatının dikkate alınmamasını şöyle bir paradoksla daha iyi anlayabiliriz:

   Mitolojide Kral Theseus, gemisiyle sayısız savaşa giriyor ve girdiği savaşlardan da zaferle ayrılıyor. Girit’ ten de muzaffer dönen Theseus’ un gemisi Atina’da hatıra olarak uzun süre muhafaza ediliyor. Gel zaman git zaman, gemi eskiyor. Önce dümeni, sonra çapası derken tüm gemiyi söktürüyor kral, yeni parçalar taktırıyor. Bir yandan da yanındaki ustalar, sökülen parçalardan bir gemi daha yapıyorlar. Felsefi olarak bir paradoks haline gelen olaydaki sıkıntı şu: 

Kral’ın savaşlara katıldığı gemi hangisi? Yeni gemi hangisi?

Eğer mevzubahis kuramda önemli olan geçmiş, maneviyat olsaydı Kral’ın savaşlara katıldığı gemi, işçilerin tüm sökülen parçalarla yaptığı gemi olurdu fakat Yeni Eleştiri’ye göre Kral’ın savaşlara katıldığı gemi, tüm parçaları değişen gemidir.

     E) ÖZNELLİK VE NESNELLİK KONUSUNA BAKIŞ

T. S. Eliot nesnelliğin manifestosunu şöyle vermiştir:

   “Şiirde bulunan duygunun şahsi olmaması, estetik veya objektif duyguya dönüştürülmesi şarttır. Duygunun objektif veya evrensel olabilmesi ise şairin kendi şahsiyetinden kaçabilmesi ve dimağını bütün bir medeniyetin değerlerini ifade eden kolektif bir şuura, yani geleneğe teslim etmesi ile mümkündür.”

   “Yeni Eleştiri”deki nesnellik “ …içeriği belirsiz bir tarafsızlık, anlatımdan önce ve öte, eserin yaratıcısı özneyi gözeten biyografik ve psikanalitik eleştirel anlayış ya da öznenin ideolojisini ve niyetini gözeten toplumcu gerçekçi anlayış değil; nesneyi (yaratılan eseri) inceleme uğraşısı olarak seçen bir anlayış ” tır. (Ünal 2010: 283-293).

     F) YENİ ELEŞTİRİYE YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER

Yeni eleştiri bir eserin sanatsal yönünü vurgulamakta çok başarılı olsa da bazı eleştirilere maruz kalmıştır. Bunlar:

   1) Yazınsal açıdan yapılan eleştiriler

   2) Politik, ideolojik eleştiriler.

   Yazınsal açıdan yapılan eleştirilerden en önemlisi Yeni Eleştiri’nin edebiyat eserini toplumsal çevre ve tarihten soyutlayarak ele almasıdır. Tarihe ve çevreye bakmak bazen bir edebi eserin anlaşılmasında önemli rol tutabilir. Tıpkı aralarında bir iki yıldan fazla olmamasına rağmen Ahmet Haşim ve Ziya Gökalp şiirlerindeki farklar gibi. Ziya Gökalp, Milli Edebiyat uğraşı kafasıyla eserler verirken Ahmet Haşim, Fecr-i Ati’nin bireysellik ve ferdiyetçilik kolunu yürütmüştür. Bunda Sare Hanım’ın etkisi aşikardır.

Diğer bir eleştiri ise, eserin anlamının tek ve okurdan bağımsız olduğudur. Bu düşünce okur merkezli kuramlar açısından bakıldığında tamamen yanlıştır. Metnin okurdan bağımsız olamayacağını, hiçbir fikre bağlı olmadığını söyleyen bir kişinin bile liberal – hümanist olarak nitelendirileceğini ” D) METİN MERKEZLİ KURAM OLAN YENİ ELEŞTİRİDE YAZARIN BİYOGRAFİSİ VE DÜNYA GÖRÜŞÜ ” başlıklı kısımda anlatmıştım.

   KAYNAKÇA

ELİOT , T. S. ( 2007 ), “Eleştirinin Sınırları”, Edebiyat Üzerine Düşünceler,   ( çev. Sevim Kantarcıoğlu ) , Paradigma Yay. , İstanbul, s. 254-262. 

   KANTARCIOĞLU, Sevim (2007) , “ T.S.Eliot’ un Edebiyat Teorisi ” ( Önsöz ), Edebiyat Üzerine Düşünceler, Paradigma Yay. , İstanbul.

   MORAN, Berna ( 2002 ) , Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, İletişim Yay. , İstanbul.

   WELLEK, R-WARREN A. (2005), Edebiyat Teorisi,( çev. Ö. F. Huyugüzel ), Akademi Kitabevi, İzmir.    

Yazar hakkında

Türk Dili ve Edebiyatı.
Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir