arama

Meraklısına: Minimal ve Düşündüren 10 Oyun

  • paylaş
  • paylaş
  • Mina Durhasan Mina Durhasan

Teknolojinin yaygınlaşması ile birlikte her geçen gün insan hayatında daha geniş ve kalıcı yerler edinen oyun sektörü sevenlerine yeni tecrübeler sunmayı çok seviyor. Şimdilerde çoğu genç için hayatının bir dönemine adını kazımış bir oyun vardır. Zaman aktıkça bu oyunlar kendilerini her anlamda geliştirip çılgın seviyelere erişse de bir zaman bu çılgınlığa ortak olduktan sonra, nedendir bilinmez, daha mütevazı ve alt metni zengin oyunlardan, “düşündüren oyunlardan” daha çok zevk aldığımı fark ettim. Benimle benzer zevkleri taşıyan ve arayışta olan okuyucular için, sektör devlerini bir köşede çekirdek çitleyerek izleyen 10 mini-oyunu takdim ediyorum.

1) Isoland

Platform: Android, iOS, Nintendo Switch, Microsoft Windows, Mac OS

Isoland, oynama hızınıza göre 2-4 saat arası bitirebileceğiniz, puzzle oyunlarından hoşlanıyorsanız tadından yenmeyecek bir CottonGame oyunu. Güncel olarak App Store‘da 1.99 ₺, Google Play Store’da 3.59 ₺, Steam‘de ise 2.10 ₺ fiyatında. Şahsen ben önüme iki bulmaca atıp aradan çekilen oyunlardan ziyade beni uğraştırırken bir yandan da bir şeyler öğretmek isteyen oyunlardan hoşlanıyorum. Hal böyle olunca gerek hikayesi gerek uygun fiyatı gerekse sıkmayan görsel içerik ve müziği ile Isoland imdadıma yetişti.

Oyundaki ana karakterimiz Dr. Cotton, bir arkadaşından; Atlantik’in doğusundan, 4 numaralı fenerden bir mesaj aldıklarını ve işlerin sandıklarından daha karmaşık olduğunu söyleyen bir mektup alır. Görevimiz, “global gizli enerji araştırmalarında yüksek itibarı olan biri olarak” orada neler döndüğünü öğrenmek.

Oyunun başlangıcından, adaya girdiğimiz andan itibaren çeşitli puzzle’ları çözerek ve kodları bulmaya çalışarak oyunu bitiriyoruz. Puzzle’lar genel anlamda orta seviyeli olsa da istisnaları da yok değil. Bazı bölümlerde haritaya serpiştirilmiş ipuçlarını fark etmemiz gerekiyor, en zorlayıcılarının onlar olduğunu düşünüyorum şahsen.

Oyunda sınırlı karakterle çok uzun olmayan sohbetlerimizde de güzel mesajlar alabiliyoruz, bu arada unutmadan, Türkçe dil desteği ne yazık ki yok fakat İngilizce halini anlamakta da çok sıkıntı çekeceğinizi düşünmüyorum, nadiren çeviriye ihtiyacınız olabilir.

Oyunumuz hikayesini Isoland 2: Ashes of Time ile devam ettiriyor. İlk oyunu bitirirseniz çok beklemeden diğerine geçersiniz zira hikaye ne kadar basit olsa da içine çekiyor ve merak ettiriyor. Ayrıca “Gattaca” filmini önceden izlemiş olanları Isoland 2’de tatlı Easter Egg’ler bekliyor.

Özetle Isoland minimal çizimleri, sakin atmosferine uygun müzikleri ve küçük küçük diyalogları ile sizi 2-3 saat ekran başına kitleme potansiyeline sahip bir oyun. Deneyin derim… Sıradaki!

2) My Memory of Us

Platform: PlayStation 4, Nintendo Switch, Xbox One, Microsoft Windows

2 numarada zamanın ve dostluğun el ele verdiği bir oyunumuz var: My Memory of Us. Oyun size 4-5 saat sürecek, çocuk saflığında bir macera sunuyor. Oyunun güncel fiyatları Steam’de 49₺, PlayStation Store‘da ise 84₺.

My Memory of Us savaşın renksiz yıllarında hayata tutunan iki küçük karakterimizin başından geçenleri flashback’ler, sıcak bir anlatım ve minik ara sahneleriyle oyunculara aktarmış. Günümüze yakın bir tarihten başlayan oyunumuz, karakterimizin kitapçıda gezerken eski bir fotoğraf albümü bulması ile başlıyor. Bu albümü dükkanın sahibi dedemize götürüyor ve onun çocukluk yıllarına inip onunla birlikte biz de çocuk oluyoruz…

Genel itibariyle savaş soğukluğunda çocuk olmak gibi bir konuya sahip olsa da oyunun alt metninin çok daha dolu olduğunu düşünüyorum ama siz yine de şizofren olma ihtimalimi de göz önünde bulundurmak isteyebilirsiniz. Savaşın “kötü karakterleri” bana kalırsa şu an bile aramızda olan insanlar, belki de biziz. İnce düşündüğünüze farklı anlamlar ve detaylar çıkarabileceğiniz, kestane sıcaklığında bir oyun.

My Memory of Us’ı bir kategoriye koymam gerekseydi puzzle’dan önce macera kategorisini seçerdim, sağ olsunlar Steam çalışanları da benim gibi düşünüp öyle yapmışlar fakat bu oyunun puzzle içermediği anlamına gelmiyor tabii ki. Oyun sizi alt metin olarak da oynanış olarak da düşündürecektir.

My Memory of Us Türkçe dil desteğine de sahip. oyun içinde ihtiyacınız olacak olmasa da ara sahneleri altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

Oyunu anlattık, e biraz da övdük, gelelim can sıkıcı bir ayrıntıya: fiyat. Ne kadar kaliteli ve oynılası bir oyun olsa da oynanış süresi göz önüne alındığında fiyatının fazla olduğunu düşünüyorum, istek listesine atılıp ilk indirimde kapılması gerektiği kanaatindeyim… Gelsin sıradaki:

3) We Were Here

Platform: Microsoft Windows, Linux, Mac OS

Listemizin ilk ve son multiplayer oyunu We Were Here, Steam’de ücretsiz. Basit çizimleri ve hata yaptığınızda yerinizden zıplatan rahatsız edici ses efektleriyle ‘Arkadaşın ne kadar gerizekalı?’ havasında devam eden oyunu sevgilinizle oynamanızı kesinlikle önermiyorum… Oyun terk edilmiş bir kalede partnerinizle farklı odalarda uyanmanız ile başlıyor. Telsizleriniz aracılığıyla iletişim kurup farklı puzzle’ları birlikte çözmeniz gerek.

Oyunun Türkçe dil desteği şaşırtıcı bir şekilde (!) yine yok. İngilizce bilmiyorsanız da oynanabileceğini düşünüyorum, oyuna başlamadan önce dört ana yönü İngilizce olarak öğrenirseniz altından çok kolay kalkabilirsiniz.

oyun

Puzzle zorluklarına gelecek olursak sizi çok da kolay bir oyunun beklediğini söyleyemem. Arkadaşınızla uyumunuza göre 2-4 saat arası bitirebileceğiniz düşüncesindeyim. Oyunun ortalarını geçtikten sonra finalini çok merak ettiğim için arkadaşıma devam etmesi için psikolojik baskı yapmam gerekmişti ama değdi. (Dipnot: Oyun oynama süsüyle sadakat testi yapmak isteyenler için bu oyun birebir.)

Oyunda kütüphaneci ve araştırmacı olmak üzere iki rol var. İkisi aşağı yukarı eşit zorluklarda fakat kütüphaneci rolündeki oyuncunun genel olarak neler döndüğünü anlayıp arkadaşını yönlendirmesi gerekiyor. Kütüphanedeki gerekli kitapları, sembol ve haritaları fark edip anlaması gerek. Tabii araştırmacı rolü de sadece komutları dinlemekle kalmıyor; nasıl bir odada, etrafta hangi puzzle’lar var, hangi semboller var… Araştırmacı olduğu yeri anlatır ve puzzle’ın ne olduğunu kavramaya çalışırken kütüphanecinin ise cevapları bulunduğu odadan çekip çıkarması gerekiyor. Kısacası oyun biraz beyin yoruyor. Sürekli aynı oyunları oynamaktan sıkıldığınız ve ne yapacağınıza karar veremediğiniz bir arkadaşınızla güzel zaman geçirebilirsiniz.

oyun

Partnerinizle uyumunuzu kanıtlayıp oyunu başarılı bir şekilde bitirebilirseniz oyunun ‘We Were Here Too’ ve ‘We Were Here Together’ gibi devamları da mevcut yalnız ücretliler. Steam sayfalarını isimlerinin üzerine tıklayarak görebilirsiniz.

(Yazar Notu: Bence en sağlam iki kişilik puzzle oyunu Portal 2’dir fakat yazımda ‘piyasa devlerini çekirdek çitleyerek izleyen’ oyunlara yer verdiğim için Portal’a haksızlık etmiş olacağımı düşündüm. Hala bilmeyeniniz varsa oyunun steam linkini bırakıyorum; oynayınız, oynattırınız.)

4) 103

oyun

Platform: Microsoft Windows, Linux, Mac OS

Steam’de 18.50₺ fiyatındaki kamu spotu tadındaki oyunumuz istek listesine atılıp ‘İstek Listenizdeki Bir Ürün İndirime Girdi’ bildirimini alınca usulca sepete eklenmesi gereken türden. 1-2 saatlik oynanış süresine sahip olan 103, puzzle’ları açısından sizi pek zorlamayacak olsa bile sanatsal yönü ve farklı finali ile bu eksiğini pek de hissettirmiyor. Birkaç koridor iç içe geçmiş gibi görünen loş ışıklı bir evde uyanıyoruz. Duvarlardaki ilginç fotoğraflar ve yazılar dümdüz koridorumuza ilginç bir atmosfer katıyor. Lily adlı karakterimiz ile koridorlarda dönüp durarak, minik oyuncak ayımızı kovalayarak ve koridora her dönüşümüzde değişen şeylerin peşine düşerek hafızamızı geri kazanmaya ve neler olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz.

Oyunsever dostlarım, ne yazık ki Türkçe dil desteği mevcut değil… Üzgünüm ama İngilizcesine güvenmeyen oyuncularımızın pek bir şey anlayamayacağı bir oyun. Anlatım ne kadar ağır olmasa da bütün alt metin repliklerden çıkacağı için, neyse siz anladınız…

oyun

Oyunun sanatsal kısmına gelirsek, sürrealizmin hafif bir izi var gibi gördüm ben. Renk seçimleri, müzikler, karşılaştığımız yazılar ve resimler atmosferi harika bir şekilde tamamlıyor. Belki de listenin ismine en uygun oyunu 103 olacaktır zira hikayesi hayatınızın herhangi bir zamanında karşılaşabileceğiniz ‘minik’ bir hikaye, mekan tam olarak ‘minik’ ve gerek atmosferi gerekse finali tam anlamıyla ‘düşündürücü’.

Adım adım geçmişte yaşanan ve hatırlamadığımız olayların benzerlerini tekrar yaşayacak ve hafızamızı yerine getireceğiz. Oyun bittiğinde kapatmadan önce 3-4 dakika ekrana bakakalabilirsiniz… Sıradaki!

5) Friday the 13th: Killer Puzzle

oyun

Platform: Nintendo Switch, Android, iOS, Microsoft Windows, Mac OS

Ki ki ki… Mo mo mo… Friday the 13th: Killer Puzzle Steam’de ücretsiz, App Store’da ücretsiz (uygulama içi satın alımları var), Google PlayStore’da ücretsiz (uygulama içi satın alımları var); kırmızı, siyah ve beyaz bir puzzle oyunu. “Abi animede kan var kan” muhabbetinin oyun hali… Bol bol kanının ve oyunun amacının ana karakterimiz Jason ile herkesi öldürmek olmasının dışında çok tatlış bir oyun… Hikaye ve görsel olarak pek zengin bir içeriği olmasa da oynanış süresi gayet uzun ve puzzle’ları sıkmıyor. Bölüm bölüm zorlaşıyor ve farklı oyun modları var. Oyunun bir alt metni olmadığından anlatılacak pek bir şey yok açıkçası, puzzle mantığını anlamanız için oyunun bir fragmanını bırakıyor ve 6 numaraya geçiyorum… Sıradaki!

6) Cube Escape: Paradox

oyun

Platform: Android, iOS, Microsoft Windows, Mac OS

Cube Escape: Paradox, Steam’de ücretsiz, App Store’da ücretsiz, Google Play Store’da ücretsiz bir puzzle oyunu. Yine Steam’den veya Youtube’dan bulabileceğiniz Rusty Lake adlı kısa filmden uyarlanmış. Kısa film 15 dakika sürüyor, dilerseniz oyundan önce zaman ayırıp izleyebilirsiniz. Oyun zevkini artırıyor biraz. (Bu arada mobil mağazalarda Cube Escape’in çeşitli oyunları var, ilk oyunu severseniz bir göz atmak isteyebilirsiniz.)

oyun

Ana karakterimiz Dedektif Vandermeer olarak bilmediğimiz bir odada uyanıyoruz. Nerede olduğumuzu ve neler döndüğünü hatırlamaya çalışırken yeni odaları keşfediyor ve bulmacaları çözmeye çalışıyoruz. Anahtar kelimeler, yeni objeler ve ipuçlarıyla uğraşırken bir yandan da araştırdığımız eski davaların birinden tanıdığımız bir kadını görüp duruyoruz sağda solda.

Oyunun hikayesi gerçekten sürükleyici. Görseller ve müzikleri şöyle böyle idare etse de puzzle’larını çok beğendim. Psikolojik gerilim havası her saniye devam ediyor. Özellikle aynaya bakıp kendimizle etkileşime geçme olayı beni çok çekti.

Şaşırtıcı bilgilerde bugün: Cube Escape: Paradox’un Türkçe dil desteği var!

Ayrıca Cube Escape: Paradox’un hikayesini tamamlayan ikinci bir oyunu daha var. (Bu oyun Steam’de 6.20₺ , kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum.) Oyunlar karmaşık değil gibi görünse de fark etmek için biraz ince düşünmeniz gereken gizli başarımları var, detayların üstünde durulmuş. Kısacası başlarsanız hem hikayesine hem puzzle’larına kendinizi rahatlıkla kaptırabileceğiniz, minimal, düşündüren bir oyun Cubse Escape: Paradox. Kefilim…

Listemizin sonlarına geliyoruz, gelsin 7 numara!

7) Detention

oyun

Platform: Nintendo Switch, PlayStation 4, Android, iOS, Microsoft Windows, macOS, Linux, Mac OS

Detention; Steam’de 20₺, Google PlayStore’da ücretsiz (uygulama içi satın alımlar), App Store’da 4.99$ (anladığım kadarıyla Türkiye mağazasında mevcut değil), PlayStation Store’da 49.99₺ tek oyunculu macera-puzzle-korku oyunu.

1960’lar Tayvan’ında geçen oyunumuzda Çin-Tayvan mitolojisini ve kültürünü buram buram hissediyoruz. Dağlık bir arazideki Greenwood Lisesi’nde başlıyor hikayemiz. Sınıfta uyuyakalan karakterimiz, uyandığında okuldaki tek kişinin kendisi olduğunu fark eder. Ne olduğunu çözmeye çalışırken dışarıda tayfun riski olduğu için herkesin evlerine döndüğünü anlar. İnsan içinden “Ulan bu çocuk yetim mi neden kimse uyandırmadı?” demiyor değil. Yıkıklıkta dünya markası olmuş ana karakterimiz ile belki üstümüzü örtecek, sıcak tutacak şeyler; biraz da yiyecek buluruz düşüncesiyle okulu gezmeye başlıyoruz. Tiyatro salonuna gelince bir de ne görelim, sahnenin ortasında sandalyede bir kız uyuyor, en az bizim kadar habersiz her şeyden. Onu da uyandırıp adının Fang Ray olduğunu öğrendikten sonra yolumuza birlikte devam ediyoruz.

oyun

Hanım ablamızı bulmamızla birlikte kontrol ettiğimiz ana karakter o oluyor ve macera yavaş yavaş başlıyor. Bizi tiyatro salonunda uyandıran arkadaşımızın ortadan kaybolması ve onu ölü bulmamız, okulun etrafında gezinen türlü mitolojik karakterlere yem olmama çabamız üstünden devam ediyor hikaye. Okulu gezdikçe anılarımızdan parçalar buluyor, kendi ailevi hayatımıza iniyor ve geçmişte yaptığımız şeyleri tekrardan gözden geçiriyoruz.

Detention’ın ne yazık ki resmi bir Türkçe dil desteği yok fakat kısa bir google aramasıyla yama bulabilirsiniz. Şahsen ben İngilizce oynadığım için çeviriler nasıl yapılmış bilemiyorum fakat şans vermeye değecek bir oyun.

oyun

Şahsen ben oyunun psikolojik gerilimini aşırı beğendim. Puzzle’ları tam ayarında, ne beyin yakıyor ne ilkokulda yaptığımız şekil eşleştirmelerini hatırlatıyor. Anıların yavaş yavaş gelmesi ve oyun aktıkça ağırlaşan karamsarlık, karakterimizin yaşadığı kültürün tam olarak yansıtılması, kendiyle yüzleşmesini oyuncuya tam olarak hissettirebilmesi… Gözyaşlarımı tutamıyorum sayın seyirciler… Aşağı yukarı 3 saatte bitirebileceğiniz, seçimlerinize göre final veren, damakta tadını bırakan şahane bir oyun. Oynayınız, oynattırınız…

Sıradaki oyunumuz bu kadar gerilim ve kasvetin üzerine iyi gidecek pamuk gibi bir oyun, gelsin!

8) Last Day of June

oyun

Platform: PlayStation 4, Nintendo Switch, Microsoft Windows

Last Day of June, PlayStation Store’da 89₺ , Steam’de 31₺ , konusu ve sanatsal yönleri ile sıcacık bir oyun. Hayatın en tatlı ve acı anlarını harmanlayıp önümüze sunuyor…

Oyun Steven Wilson’ın Drive Home şarkısının klibinden esinlenilmiş. (Tıklayarak Youtube’dan izleyebilirsiniz, oyunu oynama düşüncesindeyseniz oyun bittikten sonra tabii). Ana karakterimiz Carl ve eşi June tatlı evlerinde huzurlu bir hayat sürmektedirler. Komşuları ile gayet iyi anlaşmaktadırlar, June ressamlık yapmaktadır ve her şey sorunsuz devam etmektedir. Derken bu huzurlu günlerden birinde June Carl’a göl kenarına gitmeyi teklif eder. Göl kenarında biraz vakit geçirdikten sonra June Carl’a bir hediye paketi verir fakat Carl paketi açamadan yağmur yağmaya başlar, arabalarına binip evlerine dönerler. İşte tam bu anda sahne kesiliyor ve biz Carl olarak bir gece vakti evimizde uyanıyoruz. June’a seslensek de bizi duymuyor ve ayağa kalkamadığımızı, yanımızda da bir tekerlekli sandalye olduğunu fark ediyoruz.

oyun

Her şeyden bihaber sandalyemize binip evi dolaşırken, June’un kendini resmettiği bir tabloyu görüyoruz ve olanları hatırlamaya başlıyoruz. O yağmurlu günde eve dönerken kaza yaptığımızı ve June’u kaybettiğimizi hatırlıyoruz. Bunun nasıl olacağını düşünüp dururken tabloların sırayla ışıldadığını fark ediyoruz ve maceramız başlıyor. Oyunda kazanın olmasında etkili olan her etmeni sırayla değiştirerek June’un hayatta kaldığı bir kombinasyon elde etmeye çalışıyoruz. Az değişken olsa bile gerçekten çok farklı sonuçlar elde edebiliyoruz oyunda.

Dil desteğine gelince, bu sefer ihtiyacımız olmayacak arkadaşlar… Oyunda diyalog yok ve sembollerle ilerliyor. Anlayacağınız, not today…

Gelelim olumsuz yanlarına. Benim oyunda beğenmediğim birkaç şey var. Bunların ilki oyunun zaten izlediğimiz bazı ara sahneleri tekrar tekrar izletmesi. Öyle ki zamanı geri sardıkça sabırsızca space’e basarken buluyorum kendimi. Hiçbir etkisi olmuyor ne yazık ki. Onun dışında bir de oyunun sonuna yaklaştıkça sıkan ve bizi tekrar tekrar oynattıran bazı sahneler var, oyunu tek oturuşta bitiremedim o sahnelerden dolayı. Son sıkıntı ise fiyat. Steam fiyatı makul olsa da PlayStation için 89₺ edecek bir oyun gibi durmuyor, alacaksanız indirimlerden almanızı tavsiye ederim (hatta Ocak ayı indirimlerinde 22 lira PlayStation Store’da, kaçırmayın derim).

Finali, alt metni, müzikleri ve o tatlı atmosferiyle Last Day of June yer yer sıksa da harika bir oyun. Oynayınız, oynattırınız… Övmelere doyamadım, birinden diğerine atlıyorum, gelsin 9 numaramız!

9) Oxenfree

oyun

Platform: Microsoft Windows, Xbox One, PlayStation 4, Linux, iOS, Android, Nintendo Switch

Oxenfree App Store’da ücretsiz (tam erişim 35₺), Google Play Store’da 18₺, Steam’de 18.50₺, PlayStation Store’da 44₺, tek oyunculu macera oyunu. Life is Strange, the Walking Dead tarzı choices matter oyunlarını sevenler için birebir.

Oyunun Türkçe dil desteği yine yok fakat ihtiyacınız olacak. İngilizcenize güveniyorsanız hodri meydan fakat sıkıntı çekeceğinizi düşünüyorsanız bilgisayarınızdan oynayıp Türkçe yama yüklemenizi tavsiye ederim.

oyun

Hikayemize ana karakterimiz Alex ile üvey kardeşimiz Jonas’ı arkadaşlarımızla tanıştırmak ve yaşadığımız yeri göstermek için eski bir askeri adaya, Edwards Adası’na götürerek başlıyoruz. Sahil kenarında biralarımızı yudumlarken en yakın arkadaşımız Ren, bir yerde durup radyomuzu bir frekans ile açtığımız zaman garip ışık ve ses oyunları olduğunu gösteriyor. Bir süre sonra üvey kardeşimiz Jonas bunun kaynağını öğrenmek için ışığın geldiği yere gidiyor ve burada ilk seçimimizi yapıyoruz: onu takip etmek ya da etmemek.

Kendimizi adanın farklı bir yerinde baygın halde bulurken aslında bütün arkadaş grubumuzun bu durumda olduğunu fark ediyoruz ve onlarla kulede buluşuyoruz. Adadan bir şekilde kaçma, yardım çağırma uğraşlarına giriyoruz, bunları yaparken yanımıza kimi alacağımızı seçmemiz gerekiyor, ortam geriliyor, herkes olmayan şeyler görmeye başlıyor ve oyunun finaline doğru artık dananın kuyruğu kopuyor.

oyun

Hikaye ilerledikçe geçmişimizi öğrenmemiz, flashbackler yaşamamız, bir olay olduktan sonra “Ulan bu gerçek miydi şimdi?” sorgulamalarımız ve diğer karakterlerle yaptığımız minik ve derin konuşmalar oyunu aşırı sürükleyici yapıyor. Ben şahsen bu oyunu PlayStation’da oynamayı nedense daha çok sevdim, sanırım kol hissiyatı çekici geldi.

Seçimlerinizle finali kendi ellerinizle yazmanız, gittikçe artan gerilim, geçmişle yüzleşmeler, flasbackler ve sıkı dostlukları ile Oxenfree okuyuculara “şiddetle önerdiğim” oyunlardan biri. Oynayın, oynayalım, sevelim, sevilelim…

Gel gelelim listemizin en sevdiğim, en etkilendiğim, aşık olduğum ve finale sakladığım oyununa. Minimal ve Düşündüren 10 Oyun listesinin baş tacı, göz bebeği, kıyamadığı yavrusu, bomba finali… GELSİN!

10) Gorogoa

oyun

Platform: PlayStation 4, Nintendo Switch, Android, iOS, Xbox One, Microsoft Windows, Mac OS

Oyunun sanat hali Gorogoa, Steam’de 25₺, Google Play Store’da 22₺, App Store’da 35₺, PlayStation Store’da ise 70₺. Dil desteği yok, dile ihtiyacı yok; bütün anlatımlar görsel.

Gorogoa oynadığım günden beri her fırsatta arkadaşlarıma ve yayıncılara önerdiğim, sizi oturduğunuz yerden alıp farklı dünyaların farklı hikayelerine götüren, 2-3 saat sürecek bir puzzle oyunu. Görselleri ve müziği gerçekten eşsiz, mükemmel bir uyum içerisinde. Sanat filmi izler edasında oynuyorsunuz adeta, içinde kaybediyor sizi.

Oyun ekranımız kare ve kendi içindeki dört eş karede geçiyor. Bu karelerde geçişler yaparak, yerlerini değiştirerek, eşyalarla farklı etkileşimlere girerek yeni sokaklara, yeni caddelere, yeni dünyalara yolculuk yapıyoruz. Puzzle’ları, müziği, atmosferi, hikaye akışı, çizimleri ve her şeyiyle bir bütün. Kendine has, daha önce böyle bir oyunu hiç oynamadınız; belki de hiç oynayamayacaksınız! Her şeyiyle yaratıcılığın sınırlarını zorlayan oyun unutulmaz 1-2 saat verecek size.

Oyunu oynarken kendinizi şu düşünceden alamıyorsunuz: Bu insanlar bunu nasıl düşündü, nasıl hayal etti, nasıl bu kadar uyum içine sokabildiler, bunlar nasıl insanlar yahu?

Oyunla ilgili tek olumsuz şey bitmesi. Söyleyecek daha fazla söz bulamıyorum. Şahsen en iyi deneyimin bilgisayarda olacağını düşünüyorum, büyük ekran görsellerin tadını daha iyi almanızı sağlarken mouse kullanımı da oyun zevkini artıracaktır. Beklemeyin derim, alın derim, oynayın derim, oynatın derim…

oyun
oyun



Acısıyla tatlısıyla Minimal ve Düşündüren 10 Oyun listemizin sonuna geldik. Hepinize keyifli oyunlar diliyorum. Oyunlarla ilgili düşüncelerinizi, listede neyin eksik ya da fazla olduğunu yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Sonraki yazıda görüşmek üzere…

  • Ahmet
    1 ay önce

    Mükemmel bir içerik. Başarılarınızın devamını dilerim

    0
    yorum beğen