fbpx
GenelHayat

Mehmet Pişkin ve Biz

Mehmet Pişkin, tanıyabildiğimiz kadarıyla hayatı dört koldan hisseden, düşünmekten ve sorgulamaktan korkmayan bir insan. Çoğumuz hayattan bir şeyler isteriz. Bunlar için yaşar, bunlar için ölürüz. Aslında hepimizin içinde yaşamaya aç bir savaşçı var. Biz ne verirsek o kadarıyla beslenen bir savaşçı. Kimimiz bunun farkında, kimimiz onu görmezden gelerek yaşıyor, kimimiz henüz tanışmadı. İşte Mehmet Pişkin, bunu derinden hissediyordu. Yaşamaya devam etmemek, her şeyi sonlandıracak olan o düğmeye dokunmak onun için yeni bir şey değildi, uzun süre bununla mücadele etti, ama korktuğu için değil, ölüm bu dünyadaki her şeyi yaşanabilir kılan birkaç şeyden biri. Her sabah enerjik ve pozitif uyanan bu adam, son birkaç ayında hayatının geri kalanına devam etmek istememe düşüncesiyle uyanıyordu..

Mehmet Pişkin

Doktora gitti, arkadaşlarına danıştı, belki gereken yardımı bulamadı; belki de cevapları onu tatmin etmedi. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bu onun için yeni bir şey veya bir kırılma noktası değildi. Kendisinin de dediği gibi “illa ki bardağı taşıran birkaç damla olmuştur fakat taşan bir bardakta birkaç damlayı suçlamak anlamsız.” Hepimiz insanlardan, çevremizden, işimizden, okulumuzdan şikayet ediyoruz. O, hayatına dokunan herkesi, işini, arkadaşlarını, ailesini sevdiğini söyledi. Her şeye rağmen artık hayatın karanlık kısmında ezildiğini, toparlanmakta zorlandığını, bir şekilde motivasyonunu kaybettiğini bizlere anlattı. Hepimiz hayatın girdabında savruluyoruz, hırsımızla, zaaflarımızla, kıskançlıklarımızla yaşamaya devam ediyoruz. Bu hayatın da bir gün sonu gelecek, girdabın diğer tarafında bizi bekliyor. Mehmet Pişkin ise, bu hakkı hayata değil, kendisine verdi.

Mehmet Pişkin
İntihar etmeden bir gün önceki instagram paylaşımı

Hepimiz hayatın bu karanlık yanının farkında mıyız? Onunla nasıl başa çıkıyoruz? Savaşçımızı ne kadar tanıyoruz? Bu hayattan ne istiyoruz? Anlattığı kadarıyla, büyük bir travma yaşamadı, maddi bir sorunu yoktu, tüm bunlara rağmen o karanlık tarafa doğru gitti. Hepimiz bu karanlığın farkında olmalıyız. Aksi taktirde sadece kendimizi kandırırz. Bu karanlığı ne kadar tanırsak, onunla savaşmamız o kadar kolay olur, belki o karanlıkta yaşar, vakit geçiririz ama esir düşmeyiz. Eğer sadece ışıklar içinde yaşar ve gözlerimizi kapatmaya korkarsak, bir gün en ufak gölgede mahsur kalırız. Belki de hayatın tümünü hiçbir zaman tanıyamayacağız, Ama farkına varmalıyız. Çünkü Mehmet Pişkin gibi insanların aramızda bulunması gerekirdi. Onu yargılayamayız, bu sayede tanıştık, belki de onun sayesinde karanlık tarafla ne kadar iç içe olduğumuzu anlayabiliriz. Ölüm nedenini, sadece onun anlattığı kadarıyla bilebiliriz, yorum yapmak bize düşmez belki, ama herkes onun bıraktığı notta, kendinden bir parça bulacaktır eminim.

İntihar, hiçbir zaman çıkış yolu olmamalı. Asla onu yargılayamam, aynı hayatı yaşamadık ama sadece bıraktığı nottan bile çok şey öğrenebiliriz ve onun bize verdiği tavsiyeyle hayatımızı yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Keşke onu ölmeden önce tanıyabilseydik, umarım gittiği yerde karanlık yoktur ve umarım sizin içinizdeki savaşçı hiçbir zaman zarar görmez, ışığınız bir parça da olsa hep yanar. Unutmamalıyız ki öğrenmeye, çalışmaya ve gelişmeye muhtaç varlıklarız ve bunu en iyi şekilde yapmalıyız. Onun da bizlere söylediği gibi, “Hoşçakalın, aşkla yaşayın, çok güzel olsun hayatınız, Ella’nın şarkıları gibi; güzel, duru,sakin…”

Yazar hakkında

Kocaeli Üniversitesi 3. sınıf (Mühendislik Fakültesi) öğrencisiyim. Anlatmak istediklerimin bir kısmını yazıyorum.
Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir