arama

Manisa Davası

  • paylaş
  • paylaş
  • Fatma Atik

Manisa ilinde 26 Aralık 1995’te bir gece baskını yapılarak evlerinden alınan 16 genç, gözaltında kaldıkları süre boyunca polisler tarafından örgüt üyesi olmakla suçlanıp psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kaldılar.

Dönemin İzmir CHP Milletvekili Sabri Ergül durumu fark edip olayı basına taşıması ile olay insan haklarının çok konuşulduğu dönemde hem dünya basınında hem de ulusal basında ses getirdi.

7 yıl 4 ay süren davalar silsilesi son bulduğunda işkenceci polisler en az 5 en fazla 12 yıl olmak üzere hapis cezasına çarptırıldılar.

Şimdi gelelim ayrıntılara….

Olaylar Nasıl Başladı?

Yaş aralığı 14-17 olan 16 genç okul çıkışı bir vagona yazdıkları “ Parasız eğitime hayır!” yazı yüzünden bir sonraki gece evden alındıklarında örgüt üyeliğinden sorgulanacaklarını bile bilmiyorlardı.

Olayın mağdurları bir belgesele verdikleri röportajda

“Ben çok rahattım herhangi bir kaygı taşımıyordum çünkü neden alındığımı orada anlayacağımı biliyordum ve saçma sapan bir şey olacağını da düşünüyordum. En fazla 1-2 gün nezarette kalır çıkarım diye düşünüyordum ama silah, el bombası,roket atar gibi şeyler istemeye başladıklarında durumun öyle olmadığını anladım.”

İçeri alındıklarından beri hakaret, tehdit, göz bağlama, yüksek volümlü marş dinletme, çırılçıplak soyma, elektrik akımı verme, hayaları sıkma, su ve yemek vermeme, uyumalarına izin vermeme, ıslak battaniyeye sarmak, kızlara cinsel taciz, duvara yaslanmak suretiyle beden gücünün dayanamayacağı hareketler yaptırma, makata cop sokma, fiziksel cebir ve diğerlerine yapılan işkenceyi seyrettirme gibi çeşitli fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakılarak zorla ifadeleri alınılmaya çalışılmış.

Gençlere İşkence Yapıldığı Fark Ediliyor

 Dönemin CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül karakola gittiği Av. Sema Pekdaş ile gençleri savunacağını düşünürken duyduğu çığlık sesleriyle gidip gördüğü bu vahim tablodan sonra bu olayı basında duyurmaya karar vermişti.

manisa

Yine Av. Sabri Ergül yine aynı belgeselde gördüğü manzarayı tarifi şöyleydi:

“ O koridorda birden gördüğüm bir manzara: banklar var, gözleri bağlı çıplak çocuklar. Çığlık sesine odaklanmışım, ağlayanlar var.”

Sabri Ergül gördüğü bu manzaradan sonra karakolun kapısına “Bu karakolda işkence vardır” yazısını yazarak basına olayı duyurmuş ve büyük yankı uyandırmıştır.

Gençler ilk duruşmalarında işkence sırasında dayanamayıp verdikleri ifadelere göre yargılanmış ve hakim tarafından 10 genç toplam 76 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmışlardı. Çünkü denilenin aksine doktorların verdikleri raporda ‘darp izi yoktur’ ibaresi yer alıyordu.

manisa
Türkan Şoray, gençlerin aileleri ile

Özellikle değinmek istediğim nokta olayın geçtiği tarihlerde düşünceleri yüzünden gözaltına alınıp işkenceye maruz kalan yüzlerce insanın olmasıdır. İşkencenin genel nedeni olarak da ulusun içinde bulunduğu siyasi gerginlik ve bazı polislerin kendilerini cezalandırıcı güç sanmaları gösterilebilir. Manisa davası gibi özellikle de daha çocuk denebilecek yaşlarda gençlerin işkence görmesi basını, halkı ve bazı siyasetçileri harekete geçirmiş sanat dünyasından, AB’ye kadar geniş çapta takip edilen bir dava olup bu yüzden üzeri kapanamamıştır.

O, daha çok küçük!

Olayın sembolü haline gelmiş bir annenin oğlunun cezaevine minibüsüne bindirilirken “Götürmeyin evladımı! O, daha çok küçük” feryadı kulaklardan silinememiştir.

Olayın 8.Ceza Yargıtay Dairesine taşındığında M. Fahri Ilgız verilen kararın aksine çocukları suçlandıkları “ molotof kokteyli yapmak ve atmak, silah taşımak, örgüt üyesi olmak” suçlarını düşürmüş sadece duvar yazısından yargılayarak beraat kararı verdi.

manisa

Polislerin duruşmalarına ise Komiser Levet Özvez haricinde gelmesi gereken Turgut Demirel, Engin Erdoğan, Fevzi Aydağ, Musa Geçer, Mehmet Emin Dal, Turgut Özcan, Atilla Gürbüzcü, Ramazan Kolat ve Başkomiser Halil Emir tebligatların adreslerine iletilmediği bahanesiyle duruşmalara katılmıyor ve duruşmlar da ertelendikçe erteleniyordu. İfadelerin alınması, tebligat gönderilmesi gibi olayların çok yavaş ilerlemesi olayın üzerinden zamanın geçmesini sağlamış ve olay basından yavaş yavaş silinmişti. Devlet duruşmaya gelmeyen polislerinin nereye tayin olduğunu bulamamış ifadesini alamamıştır. Olayların yavaş işlemesini açıklayacak olursam:

24 Haziran 1996- Manisa Cumhuriyet Savcılığı, işkenceci polisler hakkında dava açtı.

4 Mart 2002- Tüm sanıkların ifadesi ancak toplandı.

7 Yıl 4 Ay Sonunda Adalet

Davanın zaman aşımına 1 ay kala Mayıs 2003’te dava sonuçlanmış işkenceci polisler sonunda cezasını almıştır. Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararda

  • Levent Özvez’i 12 mağdur için 120 ay
  • Turgut Demirel’i 6 mağdur için 60 ay
  • Engin Erdoğan’ı 11 mağdur için 110 ay
  • Fevzi Aydağ’ı 11 mağdur için 110 ay
  • Musa Geçer’i 11 mağdur için 110 ay
  • Mehmet Emin Dal’ı 11 mağdur için 110 ay
  • Turgut Özcan’ı 7 mağdur için 70 ay
  • Atilla Gürbüz’ü 10 mağdur için 100 ay
  • Ramazan Kolat’ı 11 mağdur için 110 ay
  • Başkomiser Halil Emir’i de 13 mağdur için 130 ay hapis cezasına çarptırmıştır.

Geçmeyecek Yaralar

Bu olayda her ne kadar geç de olsa az da olsa işkenceci polisler cezaya çarptırılmıştır ama mağdurların yaşadıkları kolay olmayıp hayatlarına zor da olsa devam etmişlerdir. Aralarından avukat, öğretmen, oyuncu, yazar, mühendis çıkmıştır. Manisalı Gençlerden Hüseyin Korkut, yaşadıklarını yazmış ve Can Dündar’ın da katkısıyla kitap haline getirmiş.

Ateş Manisa’ya Düştü adlı romanının ön sözünde,

manisa

“Ülkemin her karakolunda, bu ülkenin gençlerinin işkence çığlıkları var. Yaşam, düşünme ve savunma hakları ellerinden alınmış, vücutları işkencecilerin ellerinde yoğurulmuş, cezaevlerinde çürütülmüş binlerce, yüz binlerce genç…”

Olayla alakalı haberler, röportajlar ve belgeselden kesitler:


  • BPT HAYRANI
    2 ay önce

    Manisa Davası ve daha nice olay ülkenin ne gibi durumlardan geçtiğini gösteriyor ki bu yaşanan olaylar bizim bölünmemiz yerine bir bütün olup tüm bu kötü durumlara karşı tek yürek olmamız gerektiğini gösteriyor. Bu güzel yazı için teşekkür ederim.

    0
    yorum beğen