arama

Machiavelli: Osmanlı-Fransa Karşılaştırması

  • paylaş
  • paylaş
  • behramb behramb

Machiavelli; Platon’dan farklı olarak siyaseti “ütopik, kurgusal olan”dan kurtarıp salt eylemlere bağlayan, olması gerekeni değil de salt olanı inceleyen çok önemli bir düşünürdür. Siyasal düşünceyi a priori(deney öncesi) kuramlardan kurtarıp a posteriori(deney sonrası veri)ye bağlamasıyla bir nevi Francis Bacon’dan önce deneysel yöntemi getirmiş, bu nedenle felsefede önemli bir noktayı temsil etmiştir.

machiavelli

Biz bu yazımızda Il Principe’de Machiavelli’nin Osmanlı-Fransa karşılaştırmasını ele alacağız. Bu bağlamda yazıda, öncelikle bir soru üzerine Machiavelli’nin monarşinin iki türünü açıklaması, daha sonra buradan hareketle Osmanlı-Fransa tipi monarşinin ayrımlarını açıklaması ve son olarak baştaki soruya bu ayrım üzerinden cevap vermesi ele alınacaktır.

“kim ki Türk’le (padişahla) savaşmak ister, hasmının güçlerini karşısında birlik halinde bulmaya hazır olmalıdır.”

Machiavelli, Il Principe’nin 4. bölümünde, İskender’in işgal ettiği “Dareios Krallığı, İskender’in ölümünden sonra onun ardıllarına niçin baş kaldırmadı?” sorusuna cevap olarak monarşileri ikiye ayırır:

“Ya bir prens ve başka herkesin emir kulu olduğu bir yönetim; ya da bir prens ile baronların ortak yönetimi. Bu baronların topraklarını kendi toprakları, baronları da efendileri bilip onlara doğal olarak sevgi besleyen uyrukları vardır. Bir prensin ve emir kullarının yönettiği devletlerde (ise) en büyük yetki prenstedir; çünkü prensin bütün bölgesinde ondan üstün görülebilecek kimse yoktur ve insanlar bir başkasına itaat ediyorlarsa, ona prensin bakanı ya da görevlisi olarak itaat eder, o kişiye özel bir sevgi beslemezler.”

Alıntıdan anlaşılacağı üzere monarşileri “merkezî” ya da “feodal” olarak ikiye ayıran Machiavelli, birinci yönetime örnek olarak Osmanlı İmparatorluğunu, ikinci yönetime örnek olarak da Fransa Krallığı’nı gösterir ve aralarındaki farkı açıklamaya girişir:

“Günümüzde bu iki farklı yönetimin örnekleri, Türk (sultanı) ile Fransa Kralıdır. Türk monarşisinin tamamını tek bir kişi yönetir; ötekiler onun kullarıdır; hükümdarlığını sancaklara bölmüş olup bu sancaklara çeşitli yöneticiler gönderir ve onları canı istediği gibi değiştirir, yerlerine başkalarını atar. Ama Fransa Kralı, o devlette uyruklarınca bilinen ve sevilen birçok köklü soylu arasında yer alır: Bu soyluların mirasa dayalı ayrıcalıkları vardır, kral kendini tehlikeye atmadan bu ayrıcalıkları onların elinden alamaz.”

machiavelli

Machiavelli, buradan yola çıkarak merkezî monarşinin sahibi monarkın, virtù’sunu(yetenek, beceri. Güç, kararlılık, azim gibi anlamlar da içerir)kimseyle paylaşmaması, tam bir yetkinliğe ulaştırması nedeniyle egemenliğinin tehdit altında olmadığı, bir işgalle ele geçirilmesinin çok zor olduğu sonucuna varır. Fransa Kralı ise bu bağlamda, merkezî monarşiyle yöneten monarktan daha güçsüzdür. Zira o, egemenliğini, virtù’sunu birçok senyörle paylaşmaktadır ve onların ayrıcaklarını kendisini tehlikeye atmadan ellerinden almaz.

Machiavelli, buradan hareketle iki devleti işgal edebilmenin zorluklarını açıklamaya girişir:

“Türk’ün ülkesini işgal edebilmedeki zorlukların nedenleri şunlardır: O ülkenin derebeyleri tarafından oraya çağrılman olanaksızdır, keza hükümdarın çevresindeki kişilerin başkaldırısının, senin girişimini kolaylaştırmasını umamazsın.”

Bunun nedenini de üstteki açıklamasıyla birleştirerek, Osmanlı’daki derebeylerin padişahın kulları olması dolayısıyla “satın alınmaları” zordur. Ayrıca alınsa dahi halkın gözünde bu derebeyler sadece padişahın hizmetkârı olduğu için ve halk yalnızca padişahı dinleyeceği için satın alınsalar dahi hiçbir işe yaramayacaktır. Bu nedenle;

“Türk’e saldıracak olan kişi, onu tam bir birlik içinde bulacağını düşünmek zorundadır ve oradaki kargaşalar yerine kendi güçlerine bel bağlamak durumundadır.”

Fransa’da ise işgal edecek kişi için iş tam tersi olacaktır. Çünkü;

“krallığın kimi baronlarını kendi yanına çekerek buraya kolayca girebilirsin; çünkü durumundan memnun olmayanlar ve yenilik olmasını arzulayanlar her zaman bulunur; bu kişiler, belirtilen nedenlerden ötürü, sana o devletin yolunu açabilir ve zaferini kolaylaştırabilirler.”

Machiavelli, feodalitede kralların her zaman virtù’sunu artırmak üzere birtakım yenilikler getirdiğinin farkındadır. Krallar, soyluların kendisinde yarattığı baskıyı kırmak için birçok yola başvurabilirler. Bu da çıkarlarını korumak isteyen senyörü mutsuz edeceğinden yenilik arzusunu alevlendirir ve bu durumda işgalciye kapı açıp kralı kendisine mahkûm etmeye zorlayabilir. Fakat böylesi bir durumda iş başarıya ulaşsa dahi işgalci burasını elinde tutmak istediğinde işi oldukça zordur:

“Ne var ki, daha sonra burasını elinde tutmak istediğinde, gerek sana yardım etmiş olanlarla, gerek ezdiklerinle aranda bitmek bilmez sorunlar baş gösterir. Prensin soyunu ortadan kaldırman da yeterli olmaz, çünkü yeni hiziplerin başına geçen senyörler kalır geriye ve onları ne hoşnut edebileceğin ne ortadan kaldırabileceğin için, ilk fırsatta o devleti yitirirsin.”

machiavelli

Osmanlı’daysa durum başkadır. İşgalci işi tamamladığında, Fransa’daki gibi zorluk çekmeyecektir. Çünkü işgalci “bir kez Türk’ü yener ve ordularını yeniden toparlayamayacağı biçimde onu bozguna uğratırsa, hükümdarın soyu dışında çekineceği bir şey kalmaz: Hükümdarın soyu ortadan kaldırılınca, korkulacak hiç kimse kalmaz, çünkü başkalarının halk nezdinde hiçbir itibarları yoktur ve galip olanın nasıl zaferden önce onlara bel bağlaması olanaksız idiyse, aynı şekilde zaferden sonra da onlardan korkması gerekmez.”

Machiavelli, tarihteki örneklere çok önem veren bir siyaset felsefecisidir. Zira o, Platon ve Aristoteles gibi “döngüsel tarih” anlayışını benimser. Bu nedenle de dönemini ve ileride olacakları “tarih tekerrürden ibarettir” mantığıyla geçmişe bakarak çözümlemeye çalışır. İşte bu örneklerden biriyse, kendi dönemindeki iki devlet üzerinden monarşinin merkezî ve feodal yapısıdır. Bu iki devletten yola çıkarak da baştaki “Dareios Krallığı, İskender’in ölümünden sonra onun ardıllarına niçin başkaldırmadı?” sorusuna yanıt verir. Yanıtı da İskender öncesi Dareios Krallığı’nı Osmanlı’ya benzeterek verir. Zira İskender işgal sırasında zorlanmış fakat işgali tamamladıktan ve Dareios öldükten sonra, kendisine baş kaldıran hiç kimse olmamıştı.

“Ama Fransa gibi örgütlenmiş devletleri böyle rahatça elde tutmak olanaksızdır. İspanya, Fransa ve Yunanistan’da Romalılara karşı sık sık ayaklanmaların nedeni de, bu devletlerde bulunan çok sayıdaki prenslikti: Bu prensliklerin anısı yaşadığı sürece, Roma oralardaki egemenliğinden asla emin olamamıştı”.

Büyük düşünür Machiavelli’nin Osmanlı ve Fransa tipi monarşi arasındaki belirlediği farkları Il Principe’ye bağlı kalarak açıklamaya, bu açıklama üzerinden de asıl amacımız olmayan Dareios Krallığı’nın İskender’den sonra neden ayaklanmadığını açıklamaya çalıştık.

KAYNAKLAR:

MACHIAVELLI, Niccolo. Prens(çev. Kemal Atakay). Can Yayınları, İstanbul, 2012. s.83-89.

AĞAOĞULLARI, Mehmet Ali. Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler. İletişim Yayınları,  İstanbul, 2015.

AĞAOĞULLARI, Mehmet Ali. Tanrı Devletinden Kral-Devlete. İmge Kitabevi, İstanbul, 2008.