Modern Klasikler

Kitap Önerileri Serisi: Modern Klasikler -1-

Kitap önerileri serimizin üçüncü kısmındayız. İlk kısımda Psikolojik/Gerilim kitaplarına yer vermiş; ikinci kısımda ise Postmodern önerilere geçmiştik. Bu içeriğimizde ise modern klasikler önerisinde bulunacağız.

Modern Klasik Nedir?

Daha önce Edebiyat Dünyası için ”klasik” adında bir kavram vardı. Bunlar kült eserlerdi. Ağır dil içerirlerdi. Daha sonra yirminci yüz yıla girmemizle birlikte klasik kavramı da dünyamızla birlikte gelişmeye başladı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı‘nın patlak vermesinden sonra başta yazarlar olmak üzere sanatçılar büyük buhranlar yaşadılar ve bunları da sanatlarına yansıttılar. Böylece Edebiyat açısından Modern Klasikler ortaya çıkmış oldu.

1-Anton Çehov- Altıncı Koğuş

Altıncı Koğuş, mekan olarak bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde geçiyor. Felsefe bilgisi oldukça üstlerde olan, bilime merakı sonsuz genç İvan Dimitriç buraya kapatılıyor. Hastanede yatan üst kesim yalnızca İvan Dimitriç. Geri kalanlar ise orta ve alt kesim olarak bölümlere ayrılıyor. Burası oldukça pis, malzemeleri eksik, hastaların her gün çalışanlardan şiddet gördüğü bir hastane. Bir gün bir doktorun tayininin çıkmasıyla İvan Dimitriç her şeyin düzeleceğini umuyor peki ama öyle mi oluyor?

Modern Klasikler
Anton Çehov

Aslına bakarsanız burada Anton Çehov usta hiciv yeteneğiyle dönemin Rusya hiyerarşisini eleştirmiştir. Üst kesim her zaman alt kesimin sırtından geçinmiştir. Haksızlıklar gözle görünen biçimdedir herkes gördüğü halde kimse sesini çıkarmamıştır. Anton Çehov, Rusya’yı bir akıl hastanesine benzetmiştir. Modern Klasikler önerileri serisinin olmazsa olmaz kitaplarından Altıncı Koğuş mutlaka okunmalı diye düşünüyorum. Bu kitapla ilgili detaylı incelememi şuradan okuyup, daha net bilgi alabilirsiniz: https://birparcatuhaftik.com/anton-cehov-altinci-kogus-kitap-incelemesi/

Namuslular kıt kanaat geçinirken, namussuzların karnı tok sırtı pektir.

Anton Çehov- Altıncı Koğuş

2- Stefan Zweig- Mecburiyet

Stefan, Hitler dönemini yaşamış yazarlardan biridir. Bu yüzden bu psikolojik etkiden kurtulamamış ve intihar etmiştir. Savaş psikolojisini işlediği kitaplarından biri de Mecburiyet eseridir.

Romanın başkahramanı ülkesindeki savaştan kaçıp başka bir ülkeye sığınmıştır. Kendine eşiyle birlikte yeni bir hayat kurmuştur. Fakat bir gün hiç ummadığı bir anda bir belgeyle hayatı sarsılmıştır. Çünkü ülkesi onu savaşa geri çağırmaktadır. Karısı gitmemesi konusunda ısrarcıdır, kendisi ise gidip gitmeme konusunda adeta muallaktadır. Çünkü vatan kavramı bir yanda ağır basmaktadır. Peki ne yapacaktır? Sıkıştığı bu durumdan nasıl kurtulacaktır? Ölecek veya öldürecek mi yoksa bambaşka bir ülkede yaşamaya devam mı edecektir? Stefan’ın eşsiz anlatımıyla mecburiyet nedir bunu sonsuza kadar hissedeceksiniz.

Sen onlar için bir rakamdan, bir sayıdan ibaretsin, bir alet, anlamsızca ve vicdansızca ölüme gönderilen bir askersin yalnızca!

Stefan Zweig- Mecburiyet

3-Jack London- Ademden Önce

Modern Klasikler Serisi dediğimiz zaman Jack London‘a yer vermemek kendisine büyük hakaret olurdu. Ademden Önce kitabı okuduğunuz diğer London kitaplarından biraz farklı gelebilir. Kitabı Darwin’in Evrim Teorisi’ne giriş olarak düşünebilirsiniz aslında. Çünkü evrim teorisini psikoloji ve sosyoloji ile harmanlayıp bize sunuyor London. Felsefi düşüncelere dalıp, Darwin’i anlamak adına kitabı edinebilirsiniz. Erkeğin eşini öldürdüğü tek hayvan türü insandır.

Erkeğin eşini öldürdüğü tek hayvan türü insandır.

Jack London, Ademden Önce
Modern Klasikler

4- Franz Kafka- Babaya Mektup

Uzun, çok uzun bir mektup düşünün. Bir ömre kaç sayfa mektup sığarsa o kadar sayfa mektup sığdırmış aslında Kafka. Söylemek isteyip söyleyemediklerini, yapmak isteyip yapamadıklarını, içinde biriktirdiği her şeyi bu mektupta anlatmış babasına. Okurken kendinizden birer parça bulacaksınız çünkü hepimizden bir parça bulundurmuş satır aralarında. Hepimizin içinde sustuğu cümleler yok mu hayatında? İşte hepsi saklanmış bu kitapta.

Biraz desteklenmeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun.

Franz Kafka- Babaya Mektup

5- Antoine De Saint Exupery- Küçük Prens

Küçük Prens aslında yazarımızın kendi hayat hikayesidir. Pilot olan yazarımız 1935 yılında bir kaza geçirir ve Sahra Çölü’ne düşüyor. Kazadan sağ çıkan yazarımızın yanına Küçük Prens adında başka birisi geliyor ve aralarında bir dostluk başlıyor. Bu dostluğu yazarımız kitap haline getiriyor. (İlerleyen zamanda geniş bir inceleme yazacağız.)

Kitap aslında çocukların gözünden biz yetişkinlerin dünyasını anlatıyor. Ama o kadar tatlı dil kullanılıyor ki bence çocuklardan ziyade bu kitap yetişkinlere okutulmalı. Ve her yetişkin kendini bir kez olsun bir çocuğun masum gözünden sorgulamaları. Okumadıysanız çok şey kaybedeceğinizden eminim. Okuduysanız bir kez daha okumanız için hatırlatmak isterim.

En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.

Antoine De Saint Exupery- Küçük Prens
Modern Klasikler
Küçük Prens

Modern Klasikler Serisi içeriğimizin sonuna geldik. Hepinize şimdiden keyifli okumalar dileriz. Sizler bu kitaplardan kaçını okudunuz? Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!