Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin)

Orijinal ismiyle “We Need To Talk About Kevin” olan bu filmi sizlere aktarmak istedim. Belki filmi izlemişsinizdir belki de konusunu duymuşsunuzdur, filmde bir kişilik bozukluğu anlatılıyor. Bu kişilik bozukluğu literatürde Antisosyal Kişilik Bozukluğu olarak geçiyor ve filmde Kevin adlı karakter üzerinde işleniyor. 2011 yılında vizyona giren bu film, ele aldığı kişilik bozukluğunu özellikle çocukluktan itibaren aşamalarını çok iyi yansıtmış. Filmde annesi ile Kevin’ın ilişkilerinin daha yoğun olduğunu görmeniz mümkün. Bunun nedeni de bizim Odipus Kompleksi dediğimiz bir meseleyle ilişkili. Yazının ilerleyen kısımlarında değiniyor olacağım.

İpucu olmadan anlatmak pek mümkün olmadığı için isterseniz hemen bir sekme daha açıp izleyin ve sonra yazıyı okumaya devam edin. Tavsiyem izlemeden önce herhangi bir siteden Freud’un psikoseksüel gelişim dönemlerine göz atmanız noktasında olacaktır. Böylelikle filmdeki sessiz, diyalogsuz sahnelerden daha fazla çıkarım yapmanız mümkün olur. Antisosyal Kişilik Bozukluğuna da bakabilirsiniz pek tabii. Sizin için ipucu olması önemli değilse elbette okuyabilirsiniz. Sadece filmde şu, bu oldu demeyeceğim. Bakacağımız daha başka şeyler var.

Kevin

kevin

Filmde Kevin’lı kısımlar gelene kadar epeyce bir silik “flashback”ler izlemiştik. Kevin geldiğinden itibaren ise taşlar daha bir yerine oturdu. Kapaktaki resimde de gördüğünüz gibi annesi doğduğundan itibaren bir tık daha ilgisizdi. Özellikle sevme noktasında. Kevin’ın bebekliğinde olan bazı davranışlarına da zemin hazırladı annesinin tutumları. Annesinin ona topu atması ama Kevin’ın buna tepkisiz kalması sahnesi gözlerinizin önüne gelsin. Hatta sonrasında hastaneye götürüp doktor kontrolünde geçirmişti çocuğu. Doktor da kulağında bir sorun olmadığını söylemişti. Peki sorun neydi? Neden tepki vermiyordu?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal Kişilik Bozukluğu (AKB) geliştiren insanlar çevrenin çok da etkisi olmadan (filmde “normal”e yakın bir aile yapısı vardı) genetik olarak bir yatkınlıkla dünyaya gelirler. Empati eksikliği gibi çok bariz, çevreyle uyumlarının çok mümkün olmadığı bir kişilik gelişimi içerisindedirler. Yani hissiz diyebileceğimiz bir durumdadırlar. Özellikle duygusal anlamda tabii ki. Mesela bir hayvanı öldürürken (filmde de bu sahne vardı hatırlayın) aslında öldürme nedenleri o eylemde bir his alamamalarından da kaynaklıdır. Yani büyük ihtimalle içlerindeki o boşluğu bu tip “antisosyal” eylemler ile doldurmaya çalışırlar.

Kevin’ın bilerek konuşmaması ve bazı istenen şeyleri yerine getirmemesinin altında yatan şey kişiliğinin gelişimi kuşkusuz. Bu yüzden söylenenlere tepki vermiyor, zıttını yapıyor vs. Şimdi asıl gelmek istediğim bölüm, kişilik bozukluğunun daha da pekiştiği belki, fallik dönem. Bu herkesçe kız babaya, erkek anneye aşık diye bilinen dönem. Freud’un aslında kuramsal olarak belirttiği dönem bu. Özellikle Odipus Kompleksi de bu dönemde gelişen bir fiksasyon sonrası oluyor. Kevin’ın tuvalet eğitiminin çok sıkıntılı olduğunu da hatırlayın. Annesi ve babası çok zorlanıyordu. Özellikle annesi. Zaten evde sürekli annesiyleydi ve ona karşı zaafı da bu dönemde (fallik dönem) artmaya başlamıştı. Aynı zamanda davranışlarıyla annesini sinir etmeye de çalışıyordu. Altını bezlediği sahneyi hatırlayın. Çocuk 5-6 yaşlarında ve annesi altını bezledikten hemen sonra bilerek tekrardan altını pisletiyor. Hem de annesinin yüzüne baka baka. İlgiye böylesine ihtiyacı var ama annesinin ilgisine. Hatta sonra çok kötü bir şekilde annesi onu darp ediyor. Babasına da bunu söylemiyor asla. Bu da annesi için yaptığı şeylerden başka biri.

Kardeş

kevin

Odipus Kompleksi genel hatlarıyla daha farklı bir başlıkta konuşulur. Çok uzun bir mesele çünkü. Denklem olarak annesine olan ilgisinin artması şeklinde düşünmemiz şu anda olayı aydınlatacaktır. Filmde Kevin’ın tuvalet eğitiminde sıkıntı yaşadığı dönemlerde annesi hamile kalıyor ve ardından bir kardeşi dünyaya geliyor. Bu kardeşin dünyaya gelmesiyle birdenbire(!) tuvaletini yapmayı öğreniyor. Bunun nedeni kuşkusuz artık ilgiyi bu şekilde toplayamaması. Bir kardeşi oldu ve kendine yeni bir şey bulması gerekiyor çünkü annesi sürekli kardeşine bakıyor. Haliyle Kevin gerek babasının aldığı ok ile oynuyor ve annesine bakışlar fırlatıyor gerekse daha düzgün bir çizgi çizmeye çalışıyor. Bu dönemde anne karakterini canlandıran Eva’nın yeni doğan çocuğuna karşı daha ilgili ve umutlu olduğunun da altını çizelim.

Süperego, ego ve id üçlüsüne azıcık bakacak olursak Süperego’nun kişinin ahlaki düzenini sağladığını söyleyebiliriz. Ego ise mantıklı çıkarımlar yapmamazı sağlar. İd ise cinsellik ve saldırganlık yani tamamen ilkel eylemleri kapsar. Hayvanlar idleriyle hareket eder örneğin. Kevin ise tahmin edeceğiniz üzere süperegosu çok az gelişmiş bir kişilik geliştiriyor. Bu yüzden ahlaki muhakemeyi yapmıyor bile. Egosu tabii ki devrede. Yoksa hani okula gidemezdi, dışarı çıkamazdı. Yüzde yüz ilkel demek yanlış olur. Tabii filmin son sahnelerine doğru bunu desek yeridir belki…

Son

kevin

Kevin’ın belki de yıllardır yapmaya çalıştığı “kötü şey”i tam olarak gerçekleştirmesi 16 yaşına basınca oldu. Son sahne gerçekten çarpıcıydı. Buna rağmen hâlâ gülümsüyor olması, pişmanlık duymaması bize daha çok AKB’yi göstermiştir. Belki Eva bu antisosyal davranışlarını ilk fark ettiğinde psikolojik destek alsaydı böyle bir tablonun canlanması daha düşük bir ihtimal olurdu. Filmden bahsederken babasından çok az söz ettim, çünkü tamamen Eva’ya yönelikti Kevin’ın yaptıkları. Babasının anlaması çok da mümkün değildi. Annesine ayrı babasına ayrı oynuyordu. Manipüle yeteneği zaten oldukça fazla. Bu yüzden filmde de baba karakteri çok silikti.

Filmin sonu ne yazık ki Kevin’ın ailesini de katletmesiyle ve annesiyle “sonsuz bir birliktelik” yaşamasıyla bitti. Ona göre doğru ve yanlış ayrımı çok mümkün değildi. Pişman olmamasının, yaşamaya devam etmesinin nedeni biraz bu yüzden. Anlattıklarım elbette ki gerçek bir analizin yanından geçmez ama belki bu konuları değerlendirmenize bir yol açar.

Sevgiler.


Nida Nur Yağız
Araştıran, öğrenen ve aktarmayı seven; bilginin paylaşılması gerektiğine inanan biri. İletişim için: [email protected]