arama

Kementle Uçak Düşüren Adam: Osman Batur

  • paylaş
  • paylaş
  • Mehmet Oğuz Turan
  • Beğen
    Loading...

Altaylar… Puslu ufukların ötesinden yeni doğan bir güneş gibi yükselen sonsuz doruklarıyla Altaylar… Esir Türk illerinden yükselen acı türkülerin biteviye dövüp durduğu Altaylar… İşkenceler altında inleyen bir milletin yüce mazisini hatırlatan o hürriyet ateşi…

Altaylar ki bundan tam 120 yıl önce sinesinden Osman Batur’u çıkarmış, belki de yetiştirdiği son büyük kahramanla Türklüğün ölüme mahkum olmuş akıbetini diriltmeye çalışmıştı. İstiklal umudunun kalmadığı şu harap coğrafya, bir zamanlar Mete’nin buyruğuyla ülkeler fetheden kudretli orduların, 40 çerisiyle Çin’de ihtilale kalkışan Kürşad’ın, Kül Tiginlerin, Tonyukukların aleme nizam verdiği yegane yerdi. 1899 yılında Altay’da doğan bir Kazak, ataların ruhundan bir parça olmuş, ilahi bir lütuf ile kendi benliğinden sıyrılarak asil bir Göktürk kağanı yahut zeki bir Hun vezirine dönüşmüştü.

Osman Batur

Onun yıllar süren mücadelesi, halk arasında dilden dile anlatılmış; cesaret ve azminin büyüklüğünü tasvir eden rivayetler, milli bir destan hüviyeti kazanmıştır. Osman Batur’un basit bir kementle düşman uçağını düşürüşü, ister gerçekdışı bir anlatı isterse hakikatin ta kendisi olsun; milletinin ona layık gördüğü bu kabiliyet ve üstün meziyetler, onun Uygurlar üzerinde ne büyük tesirler bıraktığını ortaya koymaktadır.

Mücadele Başlıyor

Osman Batur, 12 Şubat 1940’ta Akit Hacı Camii’ne yapılan saldırılar üzerine Çin’e karşı başlatılan büyük protestolara katıldı. Çinli yetkililer, Osman Batur’un babası İslam Bey’den silahların toplanıp teslim edilmesini isteyince babasının ısrarına rağmen silahını teslim etmedi. “Bugün silah veren yarın canını da verir, istiyorlarsa gelip alsınlar.” dedikten sonra yıllardır süregelen Çin işgalini bitirmek üzere dağa çıkarak bir milli bağımsızlık hareketi başlattı. Bu milli ayaklanma, başlangıçta Rusya ve Çin’in ortak saldırılarıyla ortadan kaldırılmaya çalışıldı lakin hiçbir sonuç elde edilemedi. Doğu Türkistan’ın istiklal ateşi günden güne büyüyor ve Asya’nın kalbinde esaretin zincirlerini kıran bir millet, geleceğin aydınlık günlerini düşlüyordu.

Siyasi ve jeopolitik sebeplerden ötürü Çin üzerinde emelleri olan SSCB ve Moğolistan da, 1942’den sonra Osman Batur hareketini desteklemeye başladı. Gittikçe güçlenen Osman Batur, düşman birliklerine ani baskınlar yaparak ağır zayiatlar verdiriyor, giriştiği her savaştan yeni bir zaferle çıkıyordu. Hür Altay / Erikti Altay teşkilat divanı, 22 Haziran 1943’te Osman’a “Han” rütbesi ve kahramanlıklarından dolayı da “Batur” unvanını verdi. Aralık 1943’te şiddetlenen çatışmalar nedeniyle yapılan toplantıda Osman Batur, “Başkumandan” seçildi.

Osman Batur
Osman Batur ve Moğolistan Devlet Başkanı Çoybolsan

Moğolistan’dan gelen büyük yardımlar, Osman Batur’un Çin birlikleri karşısındaki başarısında etkili oldu. Moğolistan Devlet Başkanı Çoybolsan ve bazı Rus asıllı komutanlarla gerçekleştirilen toplantılar neticesinde bağımsızlık elde edilinceye kadar mücadeleyi bırakmama kararı alındı. Osman Batur’un komuta ettiği milli ayaklanma, Altay’ın her noktasına sıçramış, Çin yönetiminin taarruzları ise geri püskürtülmüştü. Doğu Türkistan’ın dört bir yanında müthiş bir diriliş hamlesi görülüyor ve özgürlüğe adım adım yaklaşılıyordu.

İli’de (Kulca), Ali Han Töre liderliğinde ikinci bir mücadele başladı. Çok geçmeden başarıya ulaşan bu isyan neticesinde Kulca Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurularak cumhurbaşkanlığına Ali Han getirildi. Akabinde, yeni kurulan devlet, Osman Batur’u Altay Valiliğine tayin etti. Yaşanan bu gelişmeler üzerine gözleri dönen Çinliler, Osman Batur’un on sekiz yaşındaki kızı Kabiyra ile on dört yaşındaki oğlu Baydolla’yı anneleri Mamey’in gözü önünde hunharca katlettiler. On bir yaşındaki oğlu Kariy ve dokuz yaşındaki kızı Sapiyan’ı da bir kuyuya attılar. Evlâtlarına yapılan bu muamele karşısında Mamey intihara teşebbüs etti.

Kesin Zafer

6 Eylül 1945’te yapılan bir törenle, savaşın kazanıldığı ilan edildi. Artık korkunç karanlıklar ortadan kalkmış, Orta Asya’nın kara göğünde yer yer ışıklar belirmeye başlamıştı. Zulüm ve işkencenin acımasız elleri kırılmış; huzur ve refahın narin çiçekleri, Doğu Türkistan’ın her yanında açıvermişti. Moğolistan ve Rus konsolosu, Osman Batur’u tanıdıklarını bildirdi. Doğu Türkistan Milli Ordusu’nun Manas’a kadar ilerlemesi, Çin’i ateşkes ilanına mecbur bıraktı. 14 Eylül’de başlayan müzakereler neticesinde taraflar arasında bir barış anlaşması imzalandı. 1946’da cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Ali Han Töre’nin ortadan kaybolması (ortadan kaldırılması), karışıklıkların yeniden başlamasına sebep oldu. Yaşanan bu beklenmedik hadiseler, Osman Batur’un Kulca Hükümeti’ne olan güvenini sarsmış, bu güvensizlik nedeniyle tüm görevlerinden alınmış ve hükümetle olan irtibatını kesmesiyle sonuçlanmıştır.

Sona Doğru

1949 yılında Çin İç Savaşı artık sona eriyor ve Komünistler, kesin zafer için gün sayıyorlardı. Komünist Çin birlikleri, aynı yıl Doğu Türkistan’ı işgal etmeye başladılar. Bölgedeki Müslüman Türk liderler, bu gelişmeler karşısında dış ülkelere göç kararı aldılar fakat Osman Batur, işgalcilerle mücadele etmeye kararlıydı. Bölgenin kukla valisi, 26 Eylül 1949’da Doğu Türkistan’ın savaşsız bir şekilde Komünist Çin’e teslim edildiğini ilan etti. Ülkenin geri kalanında kontrolü sağlayan Kızıl Çin birlikleri, Doğu Türkistan’ı da ele geçirdikten sonra Osman Batur’u yakalamak üzere görevlendirildiler.

Osman Batur, son savaşını yaptığı Kayız’da 1951 yılının 17-18 Şubat gecesi, Çin Kurtuluş Ordusu’na esir düştü. Vahşi işkencelerden sonra idama mahkum edildi. Kararın infazından önce Urumçi sokaklarında dolaştırıldı. Kızı Azapay’ın da esir olarak çalıştırıldığı bir elbise imalâthanesine götürüldü. Türklüğün Altaylardaki son büyük kahramanı, eziyet ve hakaret içinde oradan oraya sürükleniyordu. Nihayetinde, 29 Nisan 1951’de kurşuna dizildi.

Onun ardından yükselen acı bir seda, Çin Denizinden Tuna kıyılarına dek yankılandı:

“Guzel Türkistan senge ne boldı? / Sebeb vakitsız güllering soldı / Çemenler berbad kuşlar hem feryad / Hemmesi mahsun bolmaz mi dilşad?”

“Kozgal (uyan) halkım yeter şunca cevru cefalar / Al bayrağinı kalbin oygansın, / Kullik, esaret berçesi yansun, / Kur yengi devlet, yavlar (yağı=düşman) örtensin / Ösib Turkiston kaddin kötersin!”

Kaynakça

Yazıda verilen bilgilerin tamamına yakını TDV İslam Ansiklopedisinden alınmıştır. https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-batur