Toplumumuzda Kadının Yeri

Kadınlar Üzerine: Toplumumuzda Kadının Yeri

60 günde 67 kadın… Bu yazımızda “Kadın ve toplumumuz” hakkında birkaç yere değinerek, sürüklendiğimiz uçurumdan bahsedeceğiz. Bu konu geleceğimiz ve şimdiki zamanımız için çok hassas bir mesele. Bu konuyu anlatırken, daha iyi anlaşılması için alt başlıklar kullanacağız. Toplumumuzda kadının yeri yazımızı okurken sadece gözlerinizi ve beyninizi değil, vicdanınızı da çalıştırın.

Kadına Olan Bakış Açısı:

Toplumumuzda Kadının Yeri

Ülkemizde kadına olan bakış açısı “dardır“. Kadın nice erkeğe göre sadece cinsel bir obje, kendi istekleri için bir köle veya eğlence malzemesidir. Ne kadar basit değil mi? Bu bakış açısı uzun yıllardır devam etmekte. Peki nereden geliyor bu kadının küçümsenmesi?

Orta Asya‘dan bahsederken kurultaylarda kadının varlığından da bahsederiz. Yani kadının Türk toplumunda siyasi hayatının Orta Asya’da başladığını belirtiriz. Orta Asya’dan göç ettikten sonra Türklerin etkilendiği kültür ve din, kadınlar üzerindeki algıyı değiştirmiştir. Ama din ve etkilenilen kültürden sonra kadın değişmemiş, yine kadın olarak kalmıştır. Türkler İslamiyet’i kabul ederken Arap kültüründen etkilenmiştir. Sonrasında kurulan Osmanlı Devleti‘nde kadınların sosyal hayattaki rolü iyice geriye itilmiştir. Bunun sebeplerinden biri de o zamanlar erkeklerin çok önemli olmasıydı. İş gücünde erkekler kullanılıyor, önemli yerlerde erkekler çalışıyor, savaşlarda erkekler savaşıyordu.

O zamanlarda erkek çocuk sahibi olmak kız çocuk sahibi olmaktan daha avantajlıydı. O zamanın yöneticisi olan ve devleti monarşi ile yöneten Padişahların da tek isteği erkek çocuktu. Çünkü; devleti bir erkek, bir kadına nazaran daha iyi yönetir düşüncesi hakimdi. İşte bu erkek üstünlüğü algısı hala devam etmekte. Oysaki küreselleşme ve teknolojinin ilerlemesiyle erkeklerin kadınlardan üstün olduğu fikri her defasında çürütülmektedir. Ama coğrafyamızda yaşayan insanların büyütülmesinde, eğitiminde ve öğretiminde bu erkek hiyerarşisi hala sürmektedir. Bu bakış açısı algı iyileşmesi ile düzeltilebilir. Bir kadını erkek şiddeti yüzünden kaybettiğimizde çeşitli sosyal medya mecralarında yapılan eleştiri ve yargılamalar bir süre sonra unutulmaktadır. Bu hepimizin sorumluluğu ve insanlık vazifesidir… 

Kadının Sosyal Hayatı ve Sosyal Katılımı:

Bahsetmiş olduğumuz kadına olan bakış açısı, günümüzde kadını birçok noktada kısıtlamakta ve cesaretini kırmaktadır. Bu bakış açısının doğurduğu birçok sonucu izlediğimiz haberlerle, duyduklarımızla her gün tecrübe etmekteyiz. Bir erkek tarafından katledilmiş bir kadını gören kadın nasıl hisseder? Ve düşünün bunu 2 ayda 67 kere görüyor. Dışarı çıkarken, bir iş başvurusu yaparken, kendini geleceğe ve hedeflerine adarken nasıl rahat olabilir? Kendisini öldürmeye çalışan bir erkeğin elini kolunu sallayarak dışarıda dolaştığını bilen bir kadın nasıl nefes alabilir? Bu soruları kendi kendine soran o kadar çok kadın var ki…

Toplumumuzda Kadının Yeri

Kadınlar sosyal hayatta daha çok yer edindikçe, sosyal katılımları fazlalaştıkça birçok kesim tarafından engellenmekte ve sorgulanmaktadır. Kadın bir fabrikada da çalışabilir, herhangi bir şirkette yönetici de olabilir. Kadının nasıl giyineceği, nasıl konuşacağı, nasıl bakacağı ve hatta nasıl güleceği ‘her şeyi çok iyi bilen’ kesim tarafından ayarlanmıştır. Bunların dışına çıkan herhangi bir kadın, kötü söze maruz bırakılıp o ortamdan dışlanıyor. Oysaki Ulu Önder AtatürkYeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” sözüyle kadınlarımızın sosyal ve siyasal her türlü alanda ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir. Toplumumuzun gelişmesinin sırrı kadındır. Kadın sosyal hayattan, iş hayatından dışlandıkça gelişmek mümkün değildir.

Kadının Siyasal Hayatı ve Siyasal Katılımı:

Toplumumuzda kadının siyasal hayatının Orta Asya’da, az da olsa, başladığını söylemiştik. Bu durum Osmanlı’da kısıtlanmıştır. Ama Padişahın anneleri ve eşleri saray içinde büyük bir güç kazanmıştır. Bazı durumlarda çocuklarını kullanarak devletin kaderini değiştirmişlerdir. Osmanlı son dönemlerinde hak ve eşitlik konusunda birkaç adım atmış olsa da kadınlara hak ettiği hakları tanımamıştır. Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurulmasıyla birlikte kurucu lider Atatürk, kadınların siyasal ve sosyal katılımlarını arttırmak için reformlara imza atmıştır. Günümüzde ise kadınlar sosyal katılımda olduğu gibi siyasal katılımda da zorlanmakta ve örselenmektedir. Bu durum yine algı ve bakış açısı ile ilgilidir. Kadınlar kendi haklarını savunmalı ve bu savunmayı her türlü siyasi alanda yapmakta özgür olmalıdır. 

Ne Yapılmalı:

Görünen köy kılavuz istemiyor. Her şey çok açık. Bazılarına göre şu an ülkemizde sorun yok. Ne güzel böyle yaşamak. Eğitmek, öğretmek bu kadar imkansız olmamalı. Kendi kabuklarından çıkıp doğruları görmek bu kadar zor olmamalı. Bugün sosyal medyada paylaştık, bağırdık, yargıladık peki ya 1 ay sonra? Yine toplandık yine kustuk öfkemizi. Peki ya sonra? İyi hal, takım elbise kravat indirimi? Onun kadar tüm toplum suçlu. Sustuğumuz, bir şeyleri değiştirmek için çabalamadığımız her gün bir suç biniyor sırtımıza.

Son Olarak:

Toplumumuzda kadının yeri konusundan bahsetmeye çalıştık. Daha yutkunduğumuz, söyleyemediğimiz birçok kelime, birçok cümle var. Bir gün, bir sohbette, bir yazışmada veya bir çocuğunuz olduğunda “adam akıllı, adam gibi, erkekliğe sığmaz, tam bu işin adamı, adam olana, sözünün eri, bilim adamı, erkek sözü, insanoğlu, erkeklik öldü mü?, adamın dibi; kız/kadın başına, karı kılıklı, at gibi kadın, karı gibi ağlamak, yuvayı dişi kuş yapar…”gibi cinsiyetçi kelimeler kullanmaktan kaçının. Kadın ve erkek yaradılışta eşit yaratılmamış, adil yaratılmıştır. Toplumda en önemli şey adalettir. Toplumsal olarak, devlet gözünde kadına ve erkeğe aynı mesafe ve vicdan muhakemesi ile yaklaşılmalıdır…

‘Kadınlar Üzerine: Toplumumuzda Kadının Yeri’ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram veTwitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!