fbpx
GenelHayat

“Kadın İstediği Yerde İnebilir”

Yazıyı tek bir konu ile sınırlandırmaktan kaçındım. Fakat tartışmaların çoğu bir noktadan dallanıp budaklandığı için tek bir konu etrafında ele almak mantıklı geldi. Daha önceden İETT otobüsleri için de bu konu gündeme gelmişti. Şimdi de Kocaeli’deki bir uygulama ile gündeme gelmekte: Kadın akşam olduğunda istediği yerden (durak dışı) inebilsin şeklinde bir uygulamadan söz edilmektedir. Bu konu hakkında yorumlara baktığım zaman haklı bulduğum birçok farklı düşünce vardı. Aslında bu düşüncelerden çok, asıl düşünmemiz gereken şey kadına niçin bu ayrıcalığın verilmiş olduğudur. Yani niçin sadece kadınlar akşamları otobüsten istediği yerde inecek? Böyle bir uygulamanın artısı ne olacaktır?

Kadına Uygulanan Şiddetin Temeline Ulaşılmalı

Şiddetin temeline inmeden yani müdahaleler üzerine çalışılmadan önlemler üzerine yoğun bir çalışma var ülkemizde. Belki de şöyle bir düşünce hâkimdir: “Bu ülkeyi değiştiremeyiz. Bu yüzden kadınları koruyalım.”. Ülkenin bu duruma gelmesi ya da hep bu durumda olması da ele alınılması gereken bir konu. Şiddet aslında gizil olarak varlığını sürdüren bir şeydi. Herkes bir şekilde şiddetin içindeydi, yine cinayetler, tecavüzler, tacizler olmaktaydı ama kimse “Oluyor.” şeklinde bir beyanda bulunmuyordu. Çok uzağa gitmeden bu konularda herkesin birebir yaşadığı ya da çevresinde gözlemlediği şeyler olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda ise başta feminist hareketle birlikte kadına şiddet konusu daha çok gündemde yer almaya başladı. İnsanlar da bu konuda bilinçlenmeye başladı. Bu seslerin artması sonucu ilgili kurumlardan da yankıları geldi ama bu söylenenden çok farklı bir yankıydı. “Şiddet oluyorsa biz de kadınlara istediği saatte inme hakkı tanıyalım. Bu sorun da çözülmüş olur.”. Yankının yanlış olmasıyla birçok insan tepki gösterdi: Neden sadece kadınlar?

Bu uygulamanın feminist bir uygulama olduğunu düşünen bir grup var. Yanlış.

Bu uygulamanın kadınları koruyan ve doğru bir uygulama olduğunu düşünen bir grup var. Yanlış.

Bu uygulamanın kadınları yücelttiğini düşünen bir grup var. Yanlış.

Bu üç ya da daha birçok grupta yer alarak düşüncenizde ısrarcı olmayın. Bence bu gruplardan bir çıkın ve birlikte düşünelim. Gerçekten birlikte düşünmemiz gereken ve sonunda hemfikir olacağımız bir konu. Bu konuyu konuşurken “pembe tramvay” olayını da bir hatırlayın derim.

Kadın ve Feminizm Bu Olayın Neresindedir?

Öncelikle feminizmi böyle bir uygulama aramak doğru değildir. Feminizm kadının korunmasını savunan bir görüş değildir. Aynı şekilde birçok pozitif ayrımcılığa karşı bir görüştür. Sebeplerinden biri kadının kendini var edip yaşayabileceğini savunmasındandır. Bu yaşamak ise toplumun her bireyi ile eşit bir şekilde olacaktır. Kadına şöyle ayrıcalık böyle ayrıcalık diye direten bir yapı değildir. Feminizmin derdi eşitliktir. Peki bu baskı nereden gelmektedir?

Feminizm hakkında detaylı okuma için bu linke tıklayabilirsiniz.

Geleneksel bir toplum olduğumuz için ülkenin büyük bir çoğunluğu, kadınların narin olduğunu düşünür. Hatta çalışma gibi iş gücünü içeren sistemler içinde yer almamasını savunmaktadır. Çoğumuz okulda ya da işte bu tip söylemlerle karşılaşmıyor olabiliriz. Karşılaşmamamız ülkenin büyük çoğunluğunun böyle olduğunu göstermiyor. Bu yüzden yazının başlığındaki uygulama ülkeyi tatmin eden bir uygulama olabilir. Açıkçası toplumsal cinsiyet ya da feminizm gibi meselerle içli dışlı olduğunuzda herkesin bundan haberi olduğunu düşünüyorsunuz. Gelin görün ki bazı kadınlar hallerinden gayet memnundur. Böyle bir kategoride yer almaktan mutluluk duyarlar.

Hayatlarını değiştirmek istemeyen, düşünmekten kaçınan birçok insan var. Bunu gönderi altına yorum yazarak, bir grubu işaret edip aşağılayarak değiştiremezsiniz. Benim gibi açıklamalar yapıp onların farkında olmalarını sağlayamazsınız. Eminim bu yazıyı okuyup yine bu eşitsizliği savunan insanlar olacaktır. Benim bu yazıyı yazmaktaki amacım ise “Durun, sakinleşin.” ve “Aynı fikirdeyiz.” demek istediğim bir kitlenin olduğuna inanmamdan kaynaklı. Birçok insan bu tip uygulamalardan rahatsız, eminim. Rahatsızlığımızı doğru bir dille ifade etmek, anlatmak gerekir.

Kadın Yüceltilmeli Mi? Yoksa Kadına İnsan Gibi Yaşama Hakkı Mı Tanınmalı?

Kadının yücelmesi, onu sarıp sarmalamakla, kendi belirlediği durakta inmesiyle olacak bir iş değildir. Her insan insanca yaşamayı hak etmektedir. İnsanca yaşamak, erkek kadın fark etmeksizin, herkes gibi belirli durakta inmektir. Sonrasında herkes gibi güvenli bir şekilde istenilen yere, istenilen saatte gidebilmektir. Belli bir grubun bu tip şeylerde yücelmeye, korunmaya ihtiyacı olmamalıdır. Bu güvenli alan herkes kadın erkek fark etmeksizin herkes için var olmalıdır. Peki bu mümkün müdür?

Halit Ayar

Kadın

Ülkede güvenli bir zamanın, güvenli bir yerin olmadığını gösteren en yakın örnek Halit Ayar. 23 yaşında bir gençti. Güpegündüz İstiklal caddesinde, tramvay durağında arkadaşıylaydı. İstenilen parayı vermediği için öldürüldü. Arkadaşı da yaralandı. Bunun sabahı akşamı, güvenli ya da güvensiz yeri yok! Evet kadına şiddet daha fazla olmakta ama bununla birlikte kadını erkeği de yok. Bu ülkede güvenli bir yerden söz etmek mümkün değil! Mesele istenilen yerde inme meselesi de değil. Güpegündüz, en işlek caddede gencecik bir insan öldürülebilirken hangi durağın tartışmasını yapmaktayız? Lütfen!

*Görsel Edvard Much’a ait bir tablodur.

Yazar hakkında

Araştıran, öğrenen ve aktarmayı seven; bilginin paylaşılması gerektiğine inanan biri. İletişim için: nidanuryagiz@gmail.com
Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir