arama

JOKER – Spoilerlı İnceleme (+18)

  • paylaş
  • paylaş
  • Enes Ergovan
  • Beğen
    Loading...

Son zamanların bu tarz incelemelerinde; büyük harflerle “Bu film çok iyi” cümlesini pek görmemişsinizdir. Joker’in bu incelemesinde bu cümleyi birçok defa cümlelerimle betimlemeye çalışacağım. Neden mi? Çünkü Joker gerçekten çok iyi!

Joker’e giriş!

Filmimiz aşağıda gördüğünüz sahne ile başladı. Aslında üzgün bir adamın mutlu gibi gözükmesi. Bu, nereden baksanız palyaço makyajının bir temsili objesi. İtalyanca kökenli bir sözcük olan palyaço (pagliaccio) kelimesinin Türk Dil Kurumu‘na göre tanımı; “Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu” şeklindedir. Palyaço şeklinde şehrin sokaklarında işini yapan karakterimiz Arthur‘un saldırıya uğraması, bir sonraki sahnesinde bu durumun dünyada bulunan bir delilik olduğuna değiniyor. Çocukları eğlendirmek, insanlara neşe vermek, sevgi ve şakanın mahrum olduğu şehirde bu görevi yapıyorsun fakat, şehirdeki insanlar tarafından aptal olarak tepki alıyorsun, dayak yiyorsun… Bu noktada benim bir şey demeye hakkım yok. Çünkü Arthur abimiz bu güzel repliği ile noktaya koymuş.

“Bana mı öyle geliyor, yoksa dünya daha çılgın bir hâl mi alıyor?”

Joker

Joker’in Mekan Kavramı

Gotham City. 1980’lerde geçen şehrimizin hikayesi, tam olarak filmde gösterildiği gibiydi. Sokaklarda bekleyen çöp sorunu korkunç bir hal almış, isyanlar her gün sokaklara taşmış, metrolarda öldürülen insanlar, fareler tam olarak seksenlerin Gotham City ortamını direkt olarak filme aktarmış. Ben şahsen Gotham City’e ne çok dikkatimi çeker, ne de ilgi duyardım. Bu zamana kadar bir çok dizi ve film Gotham City‘de geçti. Ama yansıttıkları bu şehir ortamı; durun bir ya, böyle bir şehir de vardı dedittirdi. Gotham City, artık aklımızın bir köşesinde duracak gibi duruyor.


Gerçek Hikayelerin Uyarlaması

Sinemada izlenmesi en keyifli olan metro sahnesinde Arthur‘un öldürdüğü üç Wall Street iş adamı, New York‘lu insanlar için çok büyük bir anlam ifade ediyordu. Nedeni ise, o yıllarda aynı olayın yaşanması… Bir genç, dört kişi öldürerek halk tarafından kahraman ilan edilmiş, metrolarda polisler cirit atmış. Bu durum, o öldürülen dört kişinin de siyahi olmasını öğrenen halkın desteğinin kaybolmasıyla son bulmuş. Bu olay, New York‘da çok konuşulduğu için direkt olarak filme uyarlanmış. Uyarlamışlar uyarlamasına da, öldürülen kişiler zenci değildi diye düşüneceksiniz. Buradaki felsefe; filmde öldürülen üç kişinin halkın sevmediği şirkette çalışan iş adamları olması, onu öldüreni sevmeleri, ama Arthur‘un bu sebeple öldürmediğini öğrenen halkın desteğini çekmesi olarak ilişkilendirebiliriz. Uyarlama tam yerinde ve senaryo işleyişine tam olarak uymuş sanırım…

Joaquin Phoenix ve Mükemmeliği

Joaquin Phoenix… bu adam gerçekten harika, muazzam, muhteşem, fevkalede bir oyuncu. Daha ilk saniyesinden son saniyesine kadar karakterinin deli, ruh hastası, mazoşist ruh hallerine bürünmesi, sinema sırasında bi’ an bile ‘bu adam Oscar‘ı alır’ düşüncesini aklımdan çıkarmadı. Ne yapsa harika, o kahkahasının altındaki hüzünü, bir yandan gülüyorken içten içe ağlaması…

Peki o banyo odasındaki dansına ne demeli? Arthur’un Joker’e dönüşmesindeki en önemli etken; üç Wall Street çalışanını öldürdükten sonra banyo odasına girmesi ve o muazzam dansını yaparak panik halinden çıkmaya başlaması. Joaquin Phoenix’in müthiş oyunculuğu ile daha da unutulmaz bir hâl alan bu sahnede Arthur Fleck’in adım adım Joker’a dönüştüğüne şahit oluyoruz. Görsel olarak da oldukça etkileyici olan bu sahne, filmin en önemli anlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak Phillips’in açıklamaları, senaryoda bu sahnenin çok daha farklı ilerlediğini ortaya çıkardı. Phillips ve Scott Silver’ın kaleme aldığı senaryoda Arthur banyoya girdikten sonra önce silahını saklıyor, sonra makyajını temizleyip aynada kendisine bakarak…

“Ne yaptım ben?” diyor. Tam anlamıyla panik hâlinde olan Arthur, bu sefer silahı kendisine doğrultuyor ve tetiği çekiyor, ama kurşunlarının bittiğini fark ediyor. O sahneyi çekmek için sete geldikleri gün Joaquin Phoenix ile bunun pek Arthur’un yapacağı bir şeye benzemediğini düşündüklerini söyleyen Phillips, bunun yerine ne yapabileceklerini bulmak için uzun süre düşündüklerini söylüyor. Filmde gördüğümüz sahnenin ortaya çıkışı ise Joaquin Phoenix’in doğaçlama yapmaya başlamasıyla ortaya çıkmış.

Phillips bu süreci şöyle anlatıyor: “Bir saat geçmişti ve ‘Bestecimiz Hildur Guðnadóttir’in bir parçası var’ dedim ve bunu Joaquin’e çalmak istedim. Bu müzik eşliğinde dans etmeye başladı. Bu banyoda sadece ikimiz vardık. Dışarıda ekipten 250 kişi bekliyordu. Bu şekilde dans etmeye başladı ve birbirimize baktık, sahnenin bu olacağını anlamıştık. Bize mantıklı gelmişti. Joaquin ile ilk tanıştığımda ona Arthur’un içinde müzik olan insanlardan olduğunu söylemişti. Müzik ve dans filmin bir teması hâline geldi. Bu sahnede ikinci kez dans ettiğini görüyoruz ve Joker ortaya çıkmaya başlıyor.

…açıklaması ile Joaquin Phoenix‘in ne kadar muazzam bir adam olduğunu bir kez daha anlamış oluyoruz sanırım.

Joker’e Derinlemesine Bakış

Arthur‘un çocuksu halleri, şaka defterindeki notların ne kadar baskılı ve düzensiz yazısı onun ruh halinin içten içe bir delilik bulundurduğunu bize anlatmıştı. Her ne kadar annesinin ona sürekli gülümsemesini istemesine razı kalsa da, kötülük onu mutlu ediyordu ve kendini değerli olduğunu hissetmesine vesile oluyordu. Annesinin bir yalan üzerine kurduğu ilişkisi, halkın gözünde kahraman ilan edilmesi onu değerli kıldı ve bundan zevk almıştı. Metrodaki cinayetin ona zorla bunu yaptırılması, şansının yaver gitmesi sanki kötü olmak istemeyen bir insanı bize gösterdi. Kader adeta onunla dalga geçip, zorla buna ittiğini bize hissettirdi.

Komşusu ile zihninde sevgili olarak yaşamasının bize gözümüzün içine sokarak anlatılmasının aslında bir sebebi olabilir: bu sahnenin sinema kültürü olmayan insanlara anlatır gibi anlatmaları bazı kişilerin hiç hoşuna gitmemişti. Ama bizim gözümüze sokulmasının sebebi; annesini kendisine yalan söyleyerek yaşamasına vesile olduğu için öldürmesi, Gotham City‘de kahraman ilan edilmesi, film boyunca yaşadığı bütün olaylar aslında Joker’in kafasında yaşadığını zannettiği hikayesi olabilirdi. Çünkü bu zamana kadar Joker‘in ana hikayesi hiçbir zaman anlatılmadı. Kendisi bile hayattaki önemli olabilecek hikayelerini yalan söyleyerek anlatıp, bizi kötü bir insana sevmemize neden olmamıza sebep olmuştu. Belki de bu film Joker‘in aklındaki bir çeşit yalandı. Ben şahsen böyle olmasını isterim.

Çünkü bu filmin en kötü eksisi, kötü bir adamı bize sevdirmeleri oldu. Joker‘e üzüldük, sevdik, hayatımızda ona yer edindirdik. Bu, istenilen bir şey değil. İsyanlar çıkaran, masum insanları öldürmesinde ön ayak olan, filmin sonundaki psikiyatristini öldürmesine hiç üzülmedik. Buna üzülmemiz ve sevmemiz lazım. Eğer bu hikaye tamamen bir delinin kafasında kurduğu hikayeden ibaret olmaz ise, birazdan anlatacak olduğum; Joker-Batman ilişkisinde bizi çıkmaza sokmamıza vesile olabilir. Batman‘i Joker‘den daha az sevebilir. Kötülük kalbimize ve aklımıza daha güzel anlatabilir. Ve ister istemez, dünyada önemli değişiklikte sonuçlar doğurabilir.

Joker vs Batman

Batman. Filmin ilk yarısı bittiğinde, aklımdaki tek soru ‘acaba?’ demekten başka bir şey olmamıştı. Çünkü filmin ilk yarısının son sahnesinde, Arthur ile Bruce (Batman)‘in kardeş olduğunu bize anlatılmış tüylerimizi diken diken eden yeni bir DC hikayesine yol açmışlardı. Daha sonrasında, Bruce Wayne‘in babası Thomas Wayne ile diyaloglarında annesinin kendisi gibi bir deli olduğunu, hayal gördüğünü, böyle bir şey olmadığını ve Arthur‘un başka bir akıl hastasından evlatlık olduğunu söylemişti. Belki de aslında gerçekten babası Thomas Wayne idi ve bunu annesinin akıl hastalığı problemi ile geçiştirmek istenildi. Bunu ilerleyen zamanlarda Robert Pattinson‘un oynayacağı yeni Batman‘in ana hikayesinde belki bize gösterebilirler.

DC, her zamanki gibi Marvel ile olan farkını koydu ve çok güzel bir iş ortaya döktü. Peki bundan sonra ne olacak? DC, eğer Joker filminin tutar ise bu tarz filmlere devam edeceklerini söylemişlerdi. Şu anda elimizde merakla beklediğimiz Batman filmi var. İlk gelen bilgilere göre film, Joker‘in olduğu dönemin yaklaşık 10 yıl sonrasında geçeceği açıklanmıştı. Bu demek oluyor ki, Joker filmi yeni bir DC evrenin ilk filmi oldu.

Son sahnedeki o unutulmaz ‘İnci Kolye’ sahnesine birçok kez izledik. Bruce Wayne ve ailesi sinemadan çıkar, ara sokakta bazen maskeli bir hırsız, bazen bir mafya adamı ailesini öldürür ve Batman hikayesi o noktadan sonra başlar. Bu sefer mantıklı bir şey yapıp, Bruce‘un ailesini Joker‘in başlattığı isyana katılan Joker maskeli bir adamın öldürmesi, Batman ile Joker savaşının başlangıç hikayesini en güzel şekilde göstermeyi başardılar. Tabi diyeceksiniz; herkes o gün isyan olacağını biliyor, o saatte neden sinemaya gider ve ara sokağa girersin diye düşünmeden edemiyorsunuz, anlıyorum fakat ne yapalım, bu kadar düşünmeyelim, göz ardı edelim ve yaklaşık son yirmi senede en iyi on film skalasına girmeyi becermiş yeni filmimizin birazcık tadına varalım.

Joker’in Eksi Yanları

Filmin hiç eksikleri yok muydu? Tabii ki vardı. Joker‘in usta oyuncu Robert De Niro‘yu öldürdüğü ve tam anlamıyla JOKER olduğu o en önemli sahnede bazı sıkıntılar vardı. Joker‘in konuşmasını bir tık kötü buldum, Robert De Niro‘nun hiç korkmamış tavırlarını da keza aynı şekilde. Suçlu olduğunu öğrendiklerinde yayını hemen kesmemeleri… Bu söylediklerim, filmin genel sanatsal yönünü, çekim kalitesini, oyunculuk performanslarını, müziklerini ve atmosferini gram zedelemese de, hiçbir şeyin mükemmel olmadığını belirtmek adına yazma gereğini kendimde buluyorum. Hiçbir film 10/10 olamaz.

Sonuç

Uzun lafın kısası; bu film ile aynı dönemde olmamızı şanslı buluyorum. Daha en az on yıl konuşulacak ve bazı filmler bu filmi örnek alarak bir şeyler yapmaya çalışacak. Hatta belki Marvel bile bunu yapabilir. Sanatsal ve karanlık yapımlar her zaman 18 yaşından büyük insanlar için daha cezbedici olmuştur. Süper-kahraman kavramını; günümüz dünyasındaki gerçekliğe, yani ‘deliliğe’ yansıtılması, normal bir insanın bile bilinçaltında anormal deliliğini saklı kalması. Filmi izledikten sonra kafasının karışmasına, etkilenmesine vesile olduysa eğer, aslında bütün insanlığın arkasında bıraktığı anormalliğine maske takmasına ve kendi oluşturduğumuz maskemiz ile göründüğümüzü sinema perdesinde bir çocuğa gibi anlattı. Günümüz dünyasında delirmemek ve normal bir insan olmak maalesef ki ‘normal’ bir şey değil. Maskelerimizin altında saklanmaya devam ettikçe bir gün Joker‘in durumuna düşmemiz içten içe beni asıl korkutan durum. Delirmeye ramak kala, anormal dünyada normal yaşamaya devam etmeye devam edelim dostlarım. Devam edelim ki, maskemizi çıkardığımızda kendi benliğimizden bile korkmaya cesaret edemeyecek duruma gelmeyelim.

Ayrıca Film Otağ sayfamızın yapmış olduğu Son 10 Yılda Yapılmış Birbirinden Kaliteli 10 Film Önerisi yazımıza göz atmayı unutmayın. Esen kalın.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.
  • Kerim
    2 ay önce

    Joker film incelemeni okudum. Bulguların çok doğru. Bu film kesinlikle muhteşemdi. Sahnelerde zaman zaman joker in ruh halini zaman zaman ise joker in karşısında ki karakterin ruh halini çok iyi hissettim. Içi kan ağlarcasına gülüşü, ruh sağlığı bozukluğunun resmen görsel anlatımı dansları… Beni şaşırtan tek şey seyircilerdi. Cüce’nin sahnesine gülenler (Arthur un evinde iş arkadaşını makasla öldürmesi), metro da polislerin linç edilirken joker in verdiği dansla selamlamasına gülüşleri ve daha niceleri. Bunlara insanlar nasıl güler bu bildiğin vahşet. Ama kesinlikle şu öğüdü insanların anlaması gerekiyor. Kim olduklarını bilmediğiniz insanlara Kim olduğunu bilir gibi davranmayın. (ne pozitif ne de negatif önyargı açısından)

    1
    yorum beğen