İşletmeler Açılıyor, Türkiye Normale Dönmeli Mi?

Malumunuz ki işletmeler açılıyor ve hayat Türkiye için yavaş yavaş eski haline dönüyor. Ancak alınan bu normalleşme kararında çok dikkatli olmalıyız. Tabii bu kararın artıları olduğu gibi eksileri de mevcut. Bu salgın krizini Sağlık Bakanlığı çok iyi yönetti. Sağlam altyapının desteğiyle beraber erken ve etkili kararlar alındı. Vaka sayısının da diğer ülkelere göre kıyasla az olması da işimizi çok kolaylaştırdı ancak, alınan tedbirleri bırakıp rahatlamak yine yanlış olur. Evet sayısal olarak birçok Avrupa ülkesinden iyiyiz, başarılıyız ve daha sağlıklıyız. Öyle ki Avrupa Birliği bile bu krizde sadece bir ad olarak kaldı, herkes kendi derdine düştü ve ülkeler içine kapandı. Eskiden olsa dünyanın neresinde olursa olsun insanına sahip çıkan Amerika şimdi kendi sınırları içerisindeki vatandaşlarına yardım bile edemiyor, büyük bir ekonomik kriz içerisindeler.

Peki biz Türkiye olarak ne durumdayız?

Amerika’da gerçekleşen protestoların amacı ekonominin tekrar düzelmesi, çünkü insanların paraları yok. Haliyle Türkiye’de de bu tehlike mevcut. Halihazırda ekonomimiz salgından önce de iyi değildi. Sonuçta ihracattan çok ithalat yapıyoruz, Dolar ve Euro’nun TL’ye göre bazının hepimiz farkındayız.

Peki şimdi kademeli olarak işletmeler açılıyor, evet, yani ekonomiyi ayakta tutmak için bir normalleşme şart. Bir şekilde geri dönüş lazım ancak bir çuval inciri berbat etmenin de tam eşiğindeyiz. İşte bu noktada her şey bizim elimizde. Ne olur çok dikkatli olalım. Sağlıkçılarımızın verdiği emekler boşa gitmesin. Virüsü hala ciddiye almayan bir kesim mevcut, sosyal medyada yapılan paylaşımlarda görüyoruz. Her şey yine eski haline dönebilir. İşletmeler açılıyor, insanlar normal hayata dönüyor, hatta AVM’ler bile açıldı ve uzun kuyruklar oluştu. İhtiyaç mı gerçekten?

işletmeler açılıyor
İstanbul Beylikdüzü’nde bir AVM

Evet, belki de gerçekten ihtiyacı olanlar var ama unutmayın ki kurunun yanında yaşta yanar. Eğer bu yazıyı okuyorsanız zaten bir şeylerin farkındasınızdır. Acil bir ihtiyacınız yoksa dışarı çıkmayın, tedbiri elden bırakmayın. Salgın bitmiş değil, geliştirilen etkili bir ilaç yok. Hastalığı atlatıp tekrar yakalananlar var. Sakın bize bir şey olmaz demeyin; bu virüs din, dil, ırk ya da coğrafya tanımıyor. Şu zamana kadar iyiysek bu şansımızın yanında erken tedbirlerin de sonucudur. O yüzden aslında daha yeni başlıyoruz. Geçerli bir tedavi bulunana kadar corona virüsüyle birlikte yaşamayı öğreneceğiz.

Ve unutmayın ki…

Yalnızız. Şu ana kadar neredeyse 60 ülkeye yardım gönderdik ancak, bu yardıma bizim ihtiyacımız olsaydı kim bu dönüşü bize yapardı? Müttefik dediğimiz devletler kendine bile yardım edemezken, ellerinde olsa bile bize yardım etmezlerdi. Parası ödenmiş F-35’ler hala ortada yok, yıllardır yardım gönderdiğimiz Filistin’de bile sözde Ermeni soykırımının 100.yıl dönemi nedeniyle pul basıldı, -çıkıp resmi bir açıklama bile yapmadılar, öyle bir şey yok demediler- bunları sakın unutmayın.

Ama şu anlık muhtaç da değiliz ve olmamamız için kendi sağlığımıza dikkat etmeli, şu zamana kadar yönetilen salgın krizini çöpe atmamalıyız. Bu zamana kadar çok iyi geldik, evde kalarak biraz daha dişimizi sıkmalıyız. Anlayacağınız ne yaparsak kendimize, iyisiyle kötüsüyle. Hele ki dünyanın çivisinin çıktığı bu günlerde ayağımız bir takılırsa kaldıranımız olmaz. Her şey bizim elimizde. Unutmayın ki kendinize dikkat etmeniz, ailenize ve çevrenizdekilere olan borcunuzdur. Çözümün olmadığı, sadece ekonomik faktörlerin galip geldiği ve normale dönmeye çabalama niyetinde gerçekleşen geri dönüşün olduğu şu günlerde alacağınız her tedbir çok gerekli ve çok önemlidir.

Yazılarımızın devamı için bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip etmeyi unutmayın.