Into the Wild: Yaşamak için insanlardan ne kadar kaçmak zorundayız?

Çoğumuz hayatımızın bir bölümünde her şeyi ve herkesi bırakıp kaçmak istedik. Bu durum bazen sonsuza dek sürmeliymiş gibi doğru ve gerekliyken, bazen de etimize saplanan bıçağın daha derine doğru batması gibi gelir. Bazı sürü şeklinde yaşayan hayvanlarda bu durum çokça gözlenir. Biz, insanlar olarak aslında sürü olarak yaşayan hayvanlardan farklı değiliz. Doğamız bizi birbirimize muhtaç bırakırken, biz neden kaçmak istiyoruz?

kaçmak

Hepimiz bir şekilde içgüdülerimize bağımlıyız ama hayvanlar gibi tek gayemiz üremek ve hayatta kalmak değil, aslında temelde bunlardan ibaret olsak bile sosyal zekamız ve hayal gücümüz bizi bir tık ileriye taşıyor. Bununla beraber sürekli değişen ve düz bir çizgide gitmekte zorlanan bir ırk haline geldik. Çünkü nerede olursanız olun çevrenizdeki herkes sizinle gereksiz bir savaş halinde. Hayvanlardan farklı olarak bunu hemen orada şiddetle çözmek yerine birbirimizin kuyusunu kazıyoruz. Hangisinin daha insansı bir hareket olduğundan şahsi olarak emin değilim.

kaçmak

Neden ihtiyacımız var?

Peki tüm bu hırslardan, bencillikten ve anlayış yoksunluğundan usanıp; insanlığı terk etmek istersek ne kadar dayanabiliriz? Her şeyden nefret etsek bile, duymak istemediğimiz o uğultuya her zaman muhtacız. Sadece kalıtımımıza işlenen mağara adamlarının yaşadıkları yüzünden değil. Hayattaki rolümüz yüzünden de değil. Ne kadar mükemmel olduğumuzu düşünsek de aslında basit canlılarız ve tüm bu saçmalıklara bu yüzden ihtiyacımız var. Gülmek, eğlenmek, ortaya bir şeyler koymak; benim bu yazıyı yazmam ve sizin bunu okumanız da dahil, tüm bunlara muhtacız. Seve seve yapmasak da, nefes almak gibi bir ihtiyaç bu. Birbirimizi gereksiz bir şekilde çekiyoruz.

Into the Wild

Into the Wild filmi, tam olarak bunu konu almıyor olsa da, bu konuya farklı bir açıdan ve çok daha tatmin edici bir cevap veriyor. Gerçekten yaşanmış olan bir hikayeden uyarlanan bu film, önemli bir üniversiteden yüksek dereceyle mezun olmuş bir gencin, belki de hepimizin yapmak istediği ama cesaret edemediği bir şekilde tüm ailesini, arkadaşlarını, şehrin uğultusunu terk edip kendini bulmak için çıktığı bir yolculuğu anlatıyor. Filmin sonunda geçen ve karakterin kendi ağzından yazılan şu söz ise her şeyi özetler nitelikte;

kaçmak

Mükemmellik yanılgısı

Neticede zamanın geçmesini ve ölmeyi bekleyeceğiz, oturup bunun için saniyeleri sayabilir veya her an ölmekten korkarak yaşayabilirsiniz. Ama bunu yapmıyorsunuz çünkü içinde bulunduğumuz durumu kabullendik ve yaşıyoruz. Tıpkı bunun gibi, insanları da içlerindeki iyilik ve fesatlıklarıyla kabul etmemiz gerekiyor. Bu yazı da, ben de dahil olmak üzere; hiçbir şey mükemmel değil, sadece kabul etmemiz gerekiyor


Mertcihan Özdemir
Kocaeli Üniversitesi 3. sınıf (Mühendislik Fakültesi) öğrencisiyim. Anlatmak istediklerimin bir kısmını yazıyorum.