İnsan Kitap İçin Vardır veya Kitap İnsan İçin Vardır

Birbirini besleyen düşünceler esas alındığında, kitap okumanın yaşamı sevdirdiğini veya yaşamı sevmenin kitap okumaya neden olabileceğini söyleyebilmekteyiz. Yaşam sevgisinin yanı sıra da okumak, bireylerin de tek tek deneyimleyeceği gibi nice durumlara vesile olabiliyor. Bunların başını çekenin, kişinin kendi benliğinin farkına varması konusunda yardımcı olması söylenebilir. Neticede de fikirler diretmekten ziyade, yaşam üzerinde yol gösterici olmak kanımca bir kitabın en iyi yapacağı şey olacaktır. Kitap okumanın getirisinin, değer boyutunda bu denli yüksek olması okumak eylemine olan bakış açımızı da kuvvetlice şekillendirmektedir. Aşırılığa yol açan okuma süreci veya kitap okumadan geçilen günün ‘boşluk’ hissi yaratması gibi, yapay bir bağımlılığa da yol açabilir. Söz konusu bu yazımda da Kitap İnsan içindir veya İnsan Kitap içindir düşünceleri üzerinden okumak eylemine olan bakış açısına değinmek istemekteyim. “İnsan Kitap İçin Vardır” Sizce bu doğru mu? Gelin beraber inceleyelim.

İnsan Kitap İçin Vardır

İnsan Kitap İçin Vardır Düşüncesi

Kitapların faydası ve getirisi üzerine konuştuğumuzda, vardığımız noktalar çoğunlukla olumlu olmaktadır. Olumsuzluk fazlaca dile getirilemez ve getirildiğinde de en çok öne sürülen ifade ‘bilinçlenmenin oluşturduğu farkındalık sonucu mutsuzluk’ ifadesi olmaktadır. Ancak olumsuzluk olarak öne sürülebilecek diğer ifade kanımca okumak eylemine gösterilen aşırılığın yol açtığı zarar olarak ifade edilebilir. Arthur Schopenhauer, durmaksızın okumanın birey üzerindeki etkisi konusunda şunları yazmıştır:

Sürekli yiyerek bir kimse midesini bozar ve böylelikle bütün bedenine zarar verirse, zihin de düşünce malzemesiyle lüzumundan fazla beslenerek boğulabilir (…) okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir, nasıl ki aldığımız gıdalar bizi yemekle değil sindirimle beslerse.

Arthur Schopenhauer / Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine

Schopenhauer ayrıca okuduklarımız üzerinde düşünmeden, okumaya durmaksızın devam etmemizi, sürekli at üzerinde duran birisinin sonunda yürümeyi unutmasına benzetir. Kişinin aşırılık sonucunda düşünmeyi unutacağını düşünür.

İnsanın eksikli bir varlık olduğunu ve bu eksikliği giderme çabasında ona yol gösterici olabilecek kitapların, öğretilerin okunmasının gerekliliğini düşünen kişilerde İnsan Kitap İçin Vardır düşüncesi oluşabilmektedir. Bu düşünce, anlamsızlık içinde anlam arayışında olanlara, öğrenmek ve bilmek neticesiyle mutluluk hissedenlere de uğrayabilmektedir. Bireyin öznel sebepler nedeniyle bu düşünceyi benimsemesinden dolayı ‘bu düşünce yanlış’ ithamı esas yanlışlık olacaktır.

Bu düşüncenin benimsendiği koşullarda kişinin motivasyonu, eksikliğinin giderilemeyeceğinin farkına varmasına rağmen eksikliğini giderme çabası olacaktır. Sonucu olmayan süreç, kişinin motivasyonu olabilmektedir. Söz konusu bu düşüncede, Schopenhauer’un yukarıdaki betimlemesinin gerçekleşmesi daha da mümkün olabilmektedir. Çünkü İnsanın Kitap için var olduğunun düşüncesini benimsemiş kişilerde, aşırılık olasılık dahilindedir. Bu düşünce bazında ilerlersek tercih edilen okuma yelpazesinin çoğunlukla kişiyi düşünmeye sevk eden, düşünceleriyle düşünmelerine olanak sağlayan yazarların tercih edildiğini söyleyebilmekteyiz. Elbette ki bu durum bir genelleme olarak düşünülmemelidir. Kişinin, kitapları ön plana koyduğunu ele aldığımız bu düşüncede, bir şeyler öğrenebileceğini düşündüğü herhangi bir kitabı tercih etmesi çok daha olası olacaktır.

İnsan Kitap İçin Vardır

Kitap İnsan İçin Vardır Düşüncesi

Bu düşünce sisteminin karşıtı ile ayrıldığı en ayırt edici özellik, insanın ön planda olmasıdır. Karşıtı ile diğer konularda ortaklık çokça göstermektedir. Tercih edilen kitap kategorileri yine bir genellemeye indirgenemez çünkü öznel koşullar, öznel istekler doğrultusunda her şey değişkenlik gösterebilir. Ya da bu düşüncenin benimsenme sebebi olarak yine anlam arayışı gibi sebepler öne sürülebilir. Bu düşüncenin esas aldığı farklılıklardan diğeri ise, yalnızca okumaktan ziyade bu cevap arayışının yaşanarak, deneyimlenerek yapılmasını düşünmektedir. Yaşanarak edinilen düşüncelerin ve deneyimlerin, okuduklarımız sonucunda edindiğimiz düşünceler doğrultusunda karşılaştırılması ve söz konusu cevap arayışımızı bu şekilde bulmamız gerektiği, ön planda savunulan fikirdir.

Söz konusu bu düşünce Schopenhauer’un ‘okuduklarımızın düşünülmesi’ gerektiği düşüncesini destekler nitelikte olarak ele alınabilir. Şayet kişi, kitapların insanlar için yol gösterici olarak ele alındığını kabul ederse, ancak tüm bunlara rağmen yalnızca onları ön planda tutmanın edinilen bilgilerin denenmesi veyahut incelenmesi konusunda eksiklik sağlayacağını düşünürse okuduklarını yaşam ile paralel götürmek isteyecektir. Kitaplarına verdiği değerler doğrultusunda, kendi yaşam deneyimlerine de imkan tanıyacaktır. Ancak bu anlatımımdan karşıt düşünceyi benimseyen insanların asosyal oldukları anlamı çıkmaması için şunu belirtmek isterim ki, sıklıkla okumaya eğilim gösteren kişiler sosyal çevrelerine ayırdığı zamanı kısmaları sonucunda yaşam deneyimlerini aza indirgenmiş olabileceklerdir. Bu bağlamda da asosyallik-sosyallik kavramından ziyade, yaşama ayrılan süre bağlantısını kurmak daha uygun olacaktır.

Sonuç Olarak

Kişi hangi düşünceyi benimserse benimsesin, esas önem arz edenin okunulan kitapların ve okuduklarımız üzerine kişinin gösterdiği tutum olduğun düşünmekteyim. Zamanımızın kısa olduğu göz önünde olduğunda, özverili ve özenli biçimde kitap arşivimizi oluşturmak ve okunulan bu kitaplar doğrultusunda da karşılaştığımız düşüncelere körü körüne bağlılık gösterilmemesi, aksine düşünülmesi gerektiği konusunda sağlıklı bir tutum sergilemeyi savunmaktayım. Okumak, düşünerek anlamlara bürünebilmektedir. Okumaktan, düşünmekten vazgeçmeyeceğiniz günler dileğiyle.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Kaynakça

  • SCHOPENHAUER, Arthur, Okumak Yazmak Ve Yaşamak Üzerine, Say yayınları Çev: Ahmet Aydoğan
  • VASSAF, Gündüz, Kitap Okumasaydık?, TUHAF Dergi, Şubat 2018 Sayı:11

Mert Can Ay
Düşünmekten ve düşlemekten hoşlanan, kendi çapında da felsefeye, edebiyata ve sanata dair beslediği bitmek bilmeyen merakıyla düşüncelerini aktaran birisi. [email protected]